Safranı, lokumu, susamsız simidi, tarihi ve doğal dokusu, el işçiliği ürünleri ve dolayısıyle tadına doyamadığımız "Safranbolu Tabağı" ile meşhur bil ilimiz. Safranbolu Tabağının en ortası safranlı pilava ayrılmıştır. Etrafı tereyağda lezzetlendirilmiş yörenin kılçıksız uzun yeşil fasulyesi, etli yaprak sarması, lokum gibi dana kavurma, Safranbolu bükmesi ve 1 adet baklavadan müteşekkildir.Yanına birde nefis yoğurt tamam ama bu tabak öncesi bir Yörük çorbası hiç te fena gitmez. Yörenin lahana ve biberden yapılmış turşusu tabak yanında uygun bir beraberlik sunar.
(İng.) Treat someone well: Birisine iyi davranmak. Treat someone badly: Birisine kötü davranmak. - He treats me so well.I'm so lucy. - Why do you treat your employees so badly?
Jaywalk: To walk across a street at a place where it is not allowed or without taking care to avoid the traffic. (Yolu yasak yerde veya dikatsizce geçmek.) - " I've never even jaywalked."
Kişinin sebebini tam olarak ortaya koyamadığı iç sıkıntısı. Bağırsak ve beynin uyumlu birlikteliğinin istem dışına çıkıp dizginlenemez hâli. Hastanın beyin-bağırsak uyumunu sağlamak için her zaman elinin altında olması gereken uzman doktora/gerçek ilaca ulaşamadığı durumda, iplerin günler içinde (bir ampulün göz kırparak devre dışı kaldığı durum gibi) yavaş yavaş elinden kaydığı durum. Allah'ın insana bahşettiği ruhun, bedenle birlikteliğinin ne olduğunun gerçek anlamda farkındalığının anlaşılabildiği yaşamsal döngü.
Safranı, lokumu, susamsız simidi, tarihi ve doğal dokusu, el işçiliği ürünleri ve dolayısıyle tadına doyamadığımız "Safranbolu Tabağı" ile meşhur bil ilimiz. Safranbolu Tabağının en ortası safranlı pilava ayrılmıştır. Etrafı tereyağda lezzetlendirilmiş yörenin kılçıksız uzun yeşil fasulyesi, etli yaprak sarması, lokum gibi dana kavurma, Safranbolu bükmesi ve 1 adet baklavadan müteşekkildir.Yanına birde nefis yoğurt tamam ama bu tabak öncesi bir Yörük çorbası hiç te fena gitmez. Yörenin lahana ve biberden yapılmış turşusu tabak yanında uygun bir beraberlik sunar.
(İng.)
Treat someone well: Birisine iyi davranmak.
Treat someone badly: Birisine kötü davranmak.
- He treats me so well.I'm so lucy.
- Why do you treat your employees so badly?
Rub salt in the wound: Yaraya tuz basmak. / İng.
Cut it out: Kes şunu
Se oggi é venerdi, che giorno é stato ieri? (Bugün cuma ise dün hangi gündü?)
- Giovedi. (- Perşembe)
Jaywalk: To walk across a street at a place where it is not allowed or without taking care to avoid the traffic.
(Yolu yasak yerde veya dikatsizce geçmek.)
- " I've never even jaywalked."
"Uykulu" nun ironik karşılığı.
"Uykusuz" un ironik karşıliğı.
"Yola, yolun kıymetini bilen yoldaş gerek.Mesele gitmek olsa herkesle gidilir."
Özlü söz
Kişinin sebebini tam olarak ortaya koyamadığı iç sıkıntısı. Bağırsak ve beynin uyumlu birlikteliğinin istem dışına çıkıp dizginlenemez hâli. Hastanın beyin-bağırsak uyumunu sağlamak için her zaman elinin altında olması gereken uzman doktora/gerçek ilaca ulaşamadığı durumda, iplerin günler içinde (bir ampulün göz kırparak devre dışı kaldığı durum gibi) yavaş yavaş elinden kaydığı durum. Allah'ın insana bahşettiği ruhun, bedenle birlikteliğinin ne olduğunun gerçek anlamda farkındalığının anlaşılabildiği yaşamsal döngü.