"Dost yüzlü çocuklarım, siz benim için her şeyden daha önemlisiniz. Tüm çocuklar gibi sizin de bahtınız açık olsun. Bir baba olarak sizlere her daim sevginin, cesaretin, dürüstlüğün, uygarlığın ve mütevaziliğin önemini öğrettim. Yaşadığınız sürece sevgi, çalışıp üretmek, bilim, sanat, güzelin ve doğrunun yanında olmak rehberiniz olsun. Mutluluk lambanız hiç sönmesin'' Volkan Konak
"If you are faithful and devoted to someone or something, you're loyal. If you refuse to buy milk from anyone other than Farmer Jersey, then you're a very loyal customer." (Eğer birine veya bir şeye sadık ve bağlıysanız, sadıksınızdır. Eğer Farmer Jersey dışında kimseden süt almayı reddediyorsanız, o zaman çok sadık bir müşterisiniz.)
"If you are faithful and devoted to someone or something, you're loyal. If you refuse to buy milk from anyone other than Farmer Jersey, then you're a very loyal customer." (Eğer birine veya bir şeye sadık ve bağlıysanız, sadıksınızdır. Eğer Farmer Jersey dışında kimseden süt almayı reddediyorsanız, o zaman çok sadık bir müşterisiniz.)
shitty (positive)
shittier: (comperative)
shittiest: (superlative)
"Dost yüzlü çocuklarım, siz benim için her şeyden daha önemlisiniz. Tüm çocuklar gibi sizin de bahtınız açık olsun. Bir baba olarak sizlere her daim sevginin, cesaretin, dürüstlüğün, uygarlığın ve mütevaziliğin önemini öğrettim. Yaşadığınız sürece sevgi, çalışıp üretmek, bilim, sanat, güzelin ve doğrunun yanında olmak rehberiniz olsun. Mutluluk lambanız hiç sönmesin''
Volkan Konak
"Gli piace" ile "a loro piace" arasındaki fark nedir?.
Arkadaş, eş, dost. / İng.
Roommate: Oda arkadaşı
He is just a rebound roommate.
A rebound: Geri tepme, sekme, yansıma, geri gelme, düştükten sonra tekrar yükselme (fiyat)
"- I don't even like him, he is just a rebound."
"If you are faithful and devoted to someone or something, you're loyal. If you refuse to buy milk from anyone other than Farmer Jersey, then you're a very loyal customer." (Eğer birine veya bir şeye sadık ve bağlıysanız, sadıksınızdır. Eğer Farmer Jersey dışında kimseden süt almayı reddediyorsanız, o zaman çok sadık bir müşterisiniz.)
"If you are faithful and devoted to someone or something, you're loyal. If you refuse to buy milk from anyone other than Farmer Jersey, then you're a very loyal customer." (Eğer birine veya bir şeye sadık ve bağlıysanız, sadıksınızdır. Eğer Farmer Jersey dışında kimseden süt almayı reddediyorsanız, o zaman çok sadık bir müşterisiniz.)
in a pickle: Zor durumda, başı belada, güç durumda. / İng.
- "You're definetely in a pickle, my friend."
- "But we are in a pickle here, and we need to talk about it." (Ama burada sıkıntılı bir durumdayız ve bunu konuşmamız gerekiyor.)
Pickle: Turşu, zor durum, tuzlayarak saklamak.
Mixed pickles: Karışık turşu
Keep your shirt on: Sakin ol, biraz sabıtlı ol, biraz sabret. / İng.
Keep your shirt on till next time : Hevesini başka sefere sakla
Have a blast: Çok eğlenmek. / İng. (English Idiom)