….. KOZMİK ÇIĞLIKLAR MELANKOLİSİ .. Zamanın yolcusu göçebeliğin yerlisiyiz, azgın çalkantılarda sakin sularda kızgın kavruk yaşam tarlalarında trafikte kentte tramvayda bazan buruk leylak serenatı bazan kasaba resimli pastoral kartpostal; kimi yerde orkide gölü kuğu salınımına sessizliği soluklanan moladan , kimi yerde tan yelleri esen ılgadan, kimi yerde ekmek kırıntısını paylaşan kuşlarla, kimi yerde kayık kürek denizlere kol kulaç , kimi yerde giden geçenlerin kaldırım bellim belirsiz izlerinde, kimi yerde hikayesini banklarda bırakanların izbelerine karışarak , kimi zaman kimi yerde bir fincan kahvelerin efkara aşk demleyen gül hatırına…
Herkesin ortak yalnızlığı bir aynı güneşin soğuk cansız ve gezegenleri gibi başkasının yitik hikayesinden hem oldukça yakın ve tanıdık..
Hem de hiç olmadığı kadar uzak, yabancı, eşyalar, çarşılar, markalı markasız binalar ve çardaklı çardaksız kamelyalar dolusu kent metropolü gibi, herkes kendi kafesinde tutsak camdan betondan kozmik çığlıklar melankolisi
… İNSANLA ÖZDEŞ AŞKIN ve SEVGİNİN SONSUZLUK EVRENİNDE …. Sevgi bağının duygu yoğunluğu AŞK evrenini insanla buluşturacak olan değerlere doğmalı beslenmeli büyümeli yüklenmeli İNANMALI bilmeli özümsemeli taşımalı yaşatmalı ve gerçekliğiyle yüzleşerek yaşamalı insan.
Hiç bir soyut kalıplarla kısıtlanmış engelliliğin DOGMA köhnesi adanmışlık köktencililik ve militanist bağnazlık saplantılarına kurbanı, piyasa müşterisi ve tüketim borsası kölesi olmadan kibirsiz önyargısız peşin hükümsüz çıkarsız dayatmasız KENDİNİ AŞMAKLA mümkün olan yüce duygudur sevmek ve sevmekle duygusu derinleşip yoğunlaşan söylemi eylemine özdeş insan kimliği ve sonsuz sınırsız Aşk evreni.
Karşılıklı değer bilirlik ve karışan kaynaşan denge ilişkisinin vardığı varacağı yerdir, hiç bir bağnaz saplantılarının kul kölesi kurbanı olmadan kendini aşmanın yaşama sevinci, aşk iklimi, sevgi dünyası, insanlık değeri ve tutkun serüveni. Tabi her sevgiyle uyanan merak illa ve mutlaka her şeyde ve herkeste karşılığını bulacak diye bir ilkesi yok yeryüzü yalam hikayesinin. insanlığın ve anlamlı iyi güzel kalıcı ve değerli olan hiç bir olulum da illa herkeste ve her şeyde karşılığını bulma takıntısı düzeneğine kurulu değildir.Tam tersi burada üstelenen her talepkar ısrar platonik arabeskleşmenin git gide izi semti diyarı yolu sürdürülemez kokuşmuş çorak kurak yalvar yakar tekrarlarıyla onurdan itibardan düşer, piyasa laçkası halini alır. Bu yüzden yerini bulmayan her duygu yeşertidi yahut kıvılcımı, yürek akıl irade vicdan pusulasıyla vebali aşkın sevgisinden olanların yüküyle sonuna kadar gidilmeli, varılan yerde olaki karşılığı saygınlığın yüce duruluyla yükünü aldığı yere kırıp dökmeden bırakmalı, kaldığı yerden sonsuz sınırsızlığın iyilik güzelliklere adanmış ömür sermayesiyle sevgi aşk ve insan yürekliliğinin taşıyanı yaşatanı yürüyüp gideni olmalı ki, kavuşup kutlayacak değeri anlamı erişimi inancı huzuru mutluluğu onuru dengesi döngüsü dolaşımı ve bağlamı hiç bir şeyle değişilmeyen saygın ve özgür iradeli emeklerle kazanılmış kendisini bulan tanıyan bilen olabilsin insan.
Karacaoğlan, Nesimi, Yunus, Pir Sultan’ ların her çağırıp çığırdığı aşk ve sevgi özlü saz dil gönül ve söz cevherleri adresine yollananda denge ve değer karşılığını bulmadı diye küs kurak yıkık çölleşmenin karunaqrısı arabesk kesmekeşmişliğine çöplük zibili olur, kapıyı eşiği öteyi insanı börtüyü hakkı divanı cihanı vicdanı evreni aşkı sevgiyi sevgiliyi duyup görmeden cansız cisimsizliğe nefesi kesilir, aklı duygusu duyarlılığı ve insanlığı tükenir, yüklendiği yürek yangınlarının yüküyle bu günümüze ulaşıp gelemezdi evreni sarıp kucaklayan aşk ve sevgi çığlık çırpınışları. Herkes doğru yalan yanlış suç günah iyilik kötülük ilahilik yücelik kavramlarını kendi ben ben merkezinden bakıyor algılıyor; ve güç gösteriş heves hınç şöhret şehvet lüks servet mülk konfor saplantılı çıkar ilişkisi önceliğine göre yorumluyor yaşıyor artık toplumsal değerlerini ve aidiyetliliğini yitirmiş insanlar. Çünkü..
Kibirli kirli kötü bağnaz yobaz zorba bencil batak üstenci keyfiyetçi baskıcı köktenci gerici başınabuyruk şöhret servet dekor nizah kahır ayrıcalık yarış ve kepazelik düşkünü toplum virüsü insan tipine dair ne varsa rol modeli olarak medyatik piyasadan kapış kapış tüketmenin herkesi dolaşımında her magazin kuruntusunu ve şöhretlilerini adanmışlık mabedine tapınırcasına karşı konulmaz sürüklenişlere tutsaklaştıran çöküş yağma ve yıkım tezgahı kuruldu.
Yerel sömürü sülüklerine toplumlarınızı kör cahil eğitimsiz duyarsız ilgisiz kayıtsız her ne dayatılıyorsa onu tüketen bağımlılık kölesi olmasını istiyorsanız alın bunları afyon ürün çeşitleri olarak alıştırın kullanın formatıyla uluslararası toplum mühendisliği ajansları ve ajandalarının atölye çalışması olan algı yönetimli hiddet aşağılama nefret şiddet korku kabus kutuplaşma şehvet çirkeflik rezillik hınç kin güzellemesi yaparak sorunlu bunalımlı gerilimli ve mutsuz doyumsuz bunaklığın cinsiyetsizliğini kökensizliğini değersizliğini ruhsuzluğunu geçimsizliğini kimliksizliğini kişiliksizliğini umutsuzluğunu görgüsüzlüğünü kültürsüzlüğünü yobazlığını kargaşasını ve saçma sapanlığını kovaladığı salaklaştırma yarışlarıyla boğuşan tüketim bağımlılığı dönüm dolaşım dayatmalarına karşı gelinmez kutsallık kabulü ve algısıyla ele geçirdiği ortak değerleri talan ganimeti olarak konforlu alan bilmeyi aşıladıkları toplumsal çöküşün yıkım yağmacılığını yaz boz ettiler.…
İşte sebep o sebep, artık hiç bir aşk ve sevgi özlü insani değerde ilgisi itibarı ve alışkanlığı olmayan günümüz piyasa pazar PROTOTİP popüler kültür maskarası model türeviyle, secilme beğenilme ayrıştırma kategorize etme ve reklam profilinin en gözdesi olmaya üretilen şekilli kalıplı maskeleşmeler, inancını yüzünü cismini varlığını kişiliğini kimliğini onurunu özünü ömrünü gerçeklik duygusu olmayan proğramlanmış algı dürtüleriyle çantasının cüzdanının çekmecesinin yahut torpidosunun dip bucağında herkesten öncelikliliğe çıkmak için kullandığı aksesuar ve marka çeşidi olarak kullanmakta.
Beklentilerini umutlarını inançlarını hislerini sezgilerini algılarını ve anlayışlarını sürekli değişkenlik şekilciliğine yatırımlayarak içeriği hangi yozlaşmış kokuşmuş ve çürümüşlükler çöplüğünden olsun gösterişliliğin tasarımlı ambalajını insanlık varlığıyla özdeş sayan; kıskacından çıkamadığı dürtü saplantılarıyla ekseni günü yolu niyeti akışkanlığı yörüngesi değişmeyen odaklandığı standart sabit mekaniklikte iyilik güzellik denge düzen huzur benlik çevre ilişki konfor güvenlik kişilik dünya toplum ve kendine göre ilahi yücelik bulacağına kapılmış kalıplaşmış ve şartlanmışlıkların tekrarlayan sıradanlığında proğram ve sıra dışı gelişmelerin umrunda ve farkında olmayarak neden niçin soran doğallığını ve gerçekliğini yitirmiş çorak çemberler kelepçesine sıkıştığı arayışlarla, hüsranlarla, gerilimlerle, yanılsamalarla ve mutsuzluklarla kapışır boğuşur insan.
Bu yüzden de acımasızlığın sorumsuzluğun yozlaşmanın uyuşturucunun vicdansızlığın adaletsizliğin görgüsüzlüğün duyarsızlığın yabancılaşmanın şiddetin kokuşmuşluğun kol gezdiği cinnet cenderesinde, toplumda kendini ezik yitik tüketim kölesi kabullenen toplumda gösteriş maskesi olarak giyinip takınmanın dışında artık itibar rağbet ve dolaşım değeri olmayan sevgi bağlamlı aşk yoksunluğuyla, partiler dernekler tarikatlar ajanslar kurumlar vakıflar ve sivil yahut resmi kuruluşlar, özel konfor alanı her türlü dokunulmazlıklarla korunaklı şöhret mülk otorite gösteriş lüks tantana ve servet mertebesi yüksek erişimliliğin en zahmetsiz kolay yollu imtiyaz ARPALIĞI ve her cafcaflı gösterişli erişimin sıçrama tahtası olarak kullanılmakta.
Hiç gram ağırlığa dokunmadan ihtişamlı seçkinliğin her yolu mübah servetine servet katanlar azınlığıyla , aylardır yoksulluğun dibinde sürüklenenlerin açlık greviyle ancak hayat pahalısı acilen elektriğe suya gaza ve ekmeğe dar gücün ulaşıp kavuştuğu yığınlar kalabalığının aynı çelişkili eksen düzleminde dengesini düzenini şaşırdığı derin uçurumlu sosyal travma ve toplumsal tükeniş, adalet liyakat onur vicdan ahlak özgürlük güven cesaret kültür sanat edebiyat sorumluluk saygı bilgi aşk ve sevgi evreninde artık varlık göstermeyen hızlı tüketim piyasa soytarısı murdarlaşmalarının çelişkiler ve sebepler sonucundandır. Birbirinden soğumuş sıyrılmış bezmiş bıkmış doyumsuz tahammülsüz mesafeli mutsuz sahtelik yozlaşma ve yalanlarla yaşamaya alışkın kopmuş kıyametse, günden güne daha da katlayan azgın sapkınlıklarıyla insanlığı tabutlaşmış tüketim piyasasının dolaşım vazgeçilmezine yerleşmekte.
… AZMAN ZEBAN DÜNYA DEVRAN … Georg Orwell, Lafontaine’ nin biraz efsane biraz masal özeyip karıştırıp harmanlayarak hayvanlar betimlemesiyle ( Franz Kafka ‘ nın Dönüşüm’ ünde olduğu gibi) insana baktığı ve kültürel sosyal siyasi ve toplumsal içerikli uyarlama hikayeciliğine yazıp dönüştürdüğü Hayvanlar Çiftliği, o dönemlerin yukardan aşağıya her yetkiye haizliği buyuran bağıran azan ve hükmeden tekil yapılanmanın Hitler tarifeli Sovyetler Birliği olduğunu İngiltere’ ye bağlı kapitalizmin kutsanmış şövalyesi ve Lawrence kimliğiyle çok okunanlar arasında yetmişli yılların ‘ madem hatrı sayılır insanlık ölmüştür bırakalım kim neyi nasıl diri diri ölmek istiyorsa öyle hayvanlaşsın yaşasın’ türevli boşvermişliğe bağımlılıklarının kölesi kalabalıkları ve hippi kuşağı icat edilmişti. Sendikaların partilerin sanatçıların akademik ve sivil toplum örgütlerin hiç bir anlam değer ifade etmeyerek topyekün aynı sömürü talan soygun çarkına yük taşıyıp ortaklık ettiği suç ve sabıka dosyasında muhalefet tepkisi ve yetkisi olmayan kimlik ve inanç istismarcısı Muhafazakarlık bir daha gitmemek üzere durumdan istifadeye çöküp çullanmıştı. GEORG ORWELL’ in insan hayatını kapitalist emperyal TEKELLEŞME ajanda şirketçiliğine hayvanlaştıran ingiliz Lawrence yapımlı icat, günümüze dönüşerek ve dünyadaki raf ömrü bitirilerek makinalaşmış Yapay Zeka insanlık ölüsünü zimmetine devraldı.
Modern köleliğin etkin tapınak şovalyeciliği doktrin kitabesi olarak afyonlanmış empoze edilmiş Georg Orwell’ Hayvanlar Çiftliği ise, Kapitalist Emperyalist çullanışın reçetesi sağlam uyuşturan stokluk Amentüsü olmuştu. Türkiye’ de ise faiz lobisi buralara bağımlı olarak bu köklü dönüşüm, insanı toplumu kültürü vicdanı hukuku aklı fikri iradeyi tepkiyi eğitimi duyarlılığı her şeyi soyan ezen sömürenler çıkarına anlam içerik etkinlik işlev ve değerinden düşürerek sağ sol çatışması ekseninde yerle bir eden On İki Eylül sonrası kimlik ve inanç istismarcılığı hiç gitmemek üzere çöktü ve çöreklendi.
Toplu sözleşmelerde ezen soyanın ezilen soyulan temsilcisinin olmadığı ve partilerin sendikaların yahut diğer Avrupa Birliği fosil fonlanalarına odaklı sivil toplum kuruluş ve örgütlerinin hiç bir anlam katkı değeri ifade etmediği ücretli köleliğin kaderini belirleyen topyekün ittifakta yaşam kavgasının sağlık eğitim beslenme barınma ulaşım eğitim gıda enerji gibi can yakıcı giderlerinin hiç birini karlılamayan maaşlarını aylardır alamayan madencilerin açlık grevi sonucu ancak erişip ulaştıkları kazanımı ve her ne kadar içeriği ve işlevi tekelci sömürenlerin raf ve vitrin çeşidi olmuşsa da yaklaşan işçi emekçi bayramı Bir Mayıs’ ı yürekten kutluyorum.
Mademki insanlık ölmüştür varsın robotlar bizi dilediği gibi proğramladın bozsun taksın söksün gütsün yaşatsın veya öldürsün ilgisiz kayıtsızlığına idraktan iradeden kesat Çılgın Tüketim Bağımlılığı teslimatında murdarlaşıp morg ve mahrum olmuş gitmişken güncel dönüm dolaşım pazar piyasa sarmalı…. Oyuncuların hıncını yarışını ve gerilimini alamadığı pusuda tetikte bekleyen hayatının seyircidisi sırunlu sıkıntılı kalabalıklar vay demeye kalmadan üçüncğ dakkadı bile dolmadan güüüüüüür…cast curt yıkılan yıkılanabyırtılan yırtılana öullanan çullanana Böyle giderse değil oldu bitti bile..
Zaten algı ve dürtü bağımlılığına ölüsü kendiliğinden teslim robotlaşmışken insan, hali hazırda şiimdi bundan böylesi ötesi ilerisi artık yapay zekanın her konuda yol hüner madik grafik çizim tasarım marifet maske akıl akışkanlık alet ekipmanlığını gösterdiği ayrışmış kutuplaşmış insanlık bozgununa çok sürmeyip çılkı çıkacağı kesindir ki, bizzat yapay zeka kendisi en şiddetli depremlerden tufanlardan ve elektrik çarpmalarından beter sokakları cehenneme çevren kapılara dayanmış katil sapık cellat haydut cani pisikopat suikastçi tecavüzcü ve programını kendi yapan kimselere gözükmez yakalanmaz cinayetler azmanı olarak; ne laf dinleyecek ne vicdanı sızlayacak ne akıl ne ihtiyat ne güç kuvvet yetecek ne etme yapma gitme ricasından anlayacak azman zebandır artık devransız dengesiz dünya zaman ..
Sözde eşsiz benzersiz huzuru iyiliği güzelliği bulunmazı bilinmezi mutluluğu güvenliği dayanıklılığı konforluluğu kalıcı olanı ve en seçkin gözde ihtişamlı olanı YAKALAMAK adına kurulan hayal yahut tutulan niyet, her yeltenişte yerleşik düzenli uygarlığa geçiş tarihçesinden beri insanlığın ölümsüzlüğü arayışıyla başlamış olduğu saplantısı, hızlı tüketim çağında gittikçe kendini yok etmekte belirginleşerek fiyaskoyla sonuçlanmaktadır. Çünkü artık onsuz hayatının hiç bir akıl fikir haz duygu hayal düşünce ilişki yahut eylem faaliyetinde bulunamadığı cihazlarda doğup ölüyor insanlık. Zaman ve mekan kavramı olmayan yerde yapay ve yanlışlarla yaşıyor. Çünkü erişimini kendi varlığıyla özdeştşrdşği ve hayati derecede tapınaklaştırırcasına önemsediği cihazların kamçılayıp kışkırtarak hükmettiği TİCARİ esaret ağlarında sonsuz kayboluşun tüketim tutsaklığıyla diri diri gömülmüş durumdadır insanlık.
Zaman ve mekan kavramının olmadığı yerde hazır proğramlılığın içinde herkesi hapsettiği bağımlılık alışkanlıklarıyla özgürleşmeye dair hiç bir çabayı gerektirmeyen hazır proğram ve dürtü güdümlüsü insanda aidiyetlilik duyarlılık samimiyetlilik gerçeklik duygusu ve algısı da yoktur malum. Bu bakımdan da sürekli değişkenlik ve durmaksızın hareket ve çılgın tüketim halinde olmak bu asosyal esaret tutsaklığının zorunlu mecburiyetidir. Gün boyu şiddet haberleriyle ruhu ve bedeni delik deşik edilen ablukada hayatına kayıtsız duyarsız tepkisiz ilgisiz soğuk soyut uzak sinik ve sönük kalmayı ve her türlü kötülüğü yaşamın normali saymayı alışıp kanıksamak da bu zorunluluğun hazır paket proğram dahilindedir. Çünkü sürekli değişim hareket halinde olup zaman mekan duygusundan yoksun kişi eriştiği sonsuz sınırsız sanalda her yerinde olmaya en acımasız azapla kendini örseleyip boğduğu halde hiç bir yere yetişememenin şiddetli dengesizliklerini çelişkilerini gerilimlerini bunalımlarını açlığını travmalarını yoksunluğunu ve mutsuzluğunu ezilip bozulmaktadır..
Çünkü her yerde olmak isteyen ve hiç bir yere varamayan sürekli değilen dönüşen insan; çelişkilerinin üstesinden gelemediği yenilmişlik acizlik hiçlik yoksunluk ve ezici değersizlik baskısıyla hayati derecede ihtiyaç duyduğu farkındalık- gerçeklik duygusundan temelli yoksundur; ve asla kendine yetişememekte ve yetmemektedir. Gerçeklik -farkındalık algısı ve duygusundan yoksul ve yoksun yaşayan insanınsa yaşam çeşitliliğinde kendini tüketim piyasasının kin nefret hırs kahır acı kibir üstünlük bencillik acımasızlık duyarsızlık şartlanmışlık cehalet şiddet kutuplaşma güç şatafat gösteriş ve bağnazlık kamçılayan pazar güdümlü kölesi olmanın dışında hiç bir akıl fikir niyet emek gayret çaba kaygı sorumluluk saygı sevgi onur özgür irade ve kendine özgün kişilikli karakter oluşması gelişmesi de mümkün değildir.
Kişiliği olmayanınsa sosyal zenginliklerle kurulu özgürlüğü güvenirliği hisdi inanırlığı duygusu ilgisi iletişimi ve gerçekliği olmadığı gibi, sahteliklerle örtbas edip baskıladığı sanal sarmal sürüklenişin kısır ve yapay tutsaklık döngüsünde gerçek dünyası mutluluk çıkarımı ve öğretilmiş buyrulmuş kendine yetişme kapılmışlığının ötesinde kayda değer dengesi kabulü duyumu bilgisi doyumu algısı yetkisi alışkanlığı dinginliği değeri kültür sanatı iletişimi aşk ve sevgi çıkarımlı kutlanacak sevinci ve kendine özdeş hayatı da yoktur. Durumun vahamet neticesi böyle olunca da şiddeti saldırganlığı kayıtsızlığı geçimsizliği kahrı acımasızlığı cehaleti derbederliği ve arabeskleşme oyuncusundan imrenip öğrendiği alışkanlıkların yalan yanlışlarıyla yalamaya önlenemez kapılmışlığını sürünen ve sürüklenen sosyal hayat; artık robotlara müdahaleceden değil robotların her şeyine müdahil olduğu ölü ve kısır defile döngülerde insanlığı tedavülden kalmış hayatın seyir ve defin defterini yazıp bozmakta. Burdan başa dönersek…:
Hayatın eğrisi doğrusu iyisi kötüsü dikeyi yatayı büküşü kıvrımı darı zoru genişi düzü incesi çirkefi her şartı ve gerçekliğine göre dahil ve etkin olması gerekirken sınırsız istek ve ihtiraslarının aklı fikri iradeyi idrakı ilgiyi sorguyu sorumluluğu liyakati ve vicdanı yok eden her yerde bulunma ve her şeye sahip olma ölümsüzleşme ve herkese hükmetme tanrılaşmasına hızlı tüketim bağımlılığıyla azıp sapınca insanlık makineleşmiş soyut hükümranlığın matrak maskarası oldu bitti ve öldü. Ecele el yapımın kıyametin vasiyeti yazılı vaziyet bu hali alınca da …:
Çol çocuk kız erkek kadın genç ihtiyar yerli yabancı herkesi cinsiyetsiz ve kimliksizliğe sınırsız tüketim muhtaçlığı alışkanlıklarıyla kalınlaştırarak; tahammülsüzlük nefret kin kriz saplantı tarafgirlik bencillik öfke ihtiras doyumsuzluk samimiyetsizlik kayıtsızlık torpil hile rüşvet dolandırıcılık ve çıkarcılık dayatmalarıyla bölüp kutuplaştırıp ayrıştıran hastalıklı toplumsal karmaşada hikayesizliği doğayı ortak değerleri ve hayvanları dahi dekor eşyası gibi gezme görme ve İÇERİK ÜRETME kuraklığının depo ve raf çeşitliliği sayılmakta.
Sürekli pozu şekli maskesi mekanı biçimi kalıbı ve pozisyonu değişen ilgi uyandırma acayipliklerinde bulunmayı İÇERİK üretme olarak adlandırdığı ; ve yeri vakti bilinmedik belirsizliğe kendini silkeleyip savurmayı GEZEN gören ve hızına yetişip hiç kimsenin haberdar olmadığı herkesten çok bilenmiş ve sanki yaşamsal gereklilikte beklenenmiş gibi dünyanın boşluğuna rastgeleye döküp saçma dürtüsünü kendinde muhtaç mecbur adanmış inandığı ve saydığı ;oraya buraya ve bil hasa yurt dışına kapağı atmakla bakın bende be numaralar var cinsinden herkese FARK ATMA başımlılığını adeta beğenildiği miktarda değerli olduğuna inanıp aldanan ve kapılan; kişiliksizlikte yabancılaşmada ve yüzeysellikte her türlü ilişki bozukluklarıyla sığ yapay sabit cafcaflı ışıktılı sahtelikler boğumunda donup kalmanın avuntularıyla tatmin olmayı hayatının rutin mesaisi kılan; bağımlılık tek düzeliğini yerine getiremediği zamanlarda da sorun dert bunalım gerilim mutsuzluk keder kaygı ve şiddetli kabusların şizofrenik panik atakları ve saldırganlıkları yaşamakta. Böyle giderse değil oldu bitti bile..
Zaten algı ve dürtü bağımlılığına ölüsü kendiliğinden teslim robotlaşmışken insan, hali hazırda şiimdi bundan böylesi ötesi ilerisi artık yapay zekanın her konuda yol hüner madik grafik çizim tasarım marifet maske akıl akışkanlık alet ekipmanlığını gösterdiği ayrışmış kutuplaşmış insanlık bozgununa çok sürmeyip çılkı çıkacağı kesindir ki, bizzat yapay zeka kendisi en şiddetli depremlerden tufanlardan ve elektrik çarpmalarından beter sokakları cehenneme çevren kapılara dayanmış katil sapık cellat haydut cani pisikopat suikastçi tecavüzcü ve programını kendi yapan kimselere gözükmez yakalanmaz cinayetler azmanı olarak; ne laf dinleyecek ne vicdanı sızlayacak ne akıl ne ihtiyat ne güç kuvvet yetecek ne etme yapma gitme ricasından anlayacak azman zebandır artık devransız dengesiz dünya zaman ..
.. İFLASINI SÜRÜNÜR ve SÜRÜKLENİRKEN SOSYAL HAYAT .. Düz ve pürüzsüz laflarla somut hayatın hiç bir emek zahmet sorumluluk bağlamında eder değer yüklenici sağlayıcı ve taşıyıcı gerçekliğine dair ilgisi bağı akli fikri vicdanı tanıklığı aidiyeti ve ilişkisi olmayan soyut kavramların günümüz ASOSYAL yalnızlaşma yozlaşma ve markalaşma kozmik dolaşım ağında her şeyi PİYASA dayatmaları tayin eder ve belirler.
Korkunç yalnızlaşmaların güdümlü bağımlı olduğu bu dolaşım ağında algısı ilgisi iradesi kendi seçeneği olmayan dürtü güdümlülüğü borsasında herkesi kendinin yabancısı ve makinalaşmış kısır döngülerin kulu kölesi olmaya mecbur kılıp taklitçiliğe ve özentiye tutsak eder. Yani bu sürekli etiketi değişen tezgahta gerçek değeri bulunmayan insanlık herkese artık ambalajı süslü pazar ve piyasa ürünüdür. Sürüm vadesiyse herkesin özgün farkı,ve kayda değerliği olmadığı bozulmuş benzetenleriyle raf ömrü kadardır.
Ortalık karışınca da ve hep ortalığın karışmasına kapanmış kilitlenmiş öfke nefret ve köyülükleriyle saldırganlıkta hiç bir değer ihtiyat sakinlik olgunluk deneyim saygı akıl duygu ihtiyat sorumluluk ve sevgi ilişkisi tanımayarak gergin bıkkın yıkık sapkın ve bozuk tecavüz ve saldırganlık sonrası olup bitenlerin harabesine çöküp çullanan magazin haberciliğiyle hiç bir toplumsal uyarı yahut iyileştirme olmadığı gibi, en düşük itibarsız değersizliklerle yaşayan insanlar seyrettiği duyarsızlıklarla felaketi alışıp kanıksamakla kalmayıp öğreten okul örneği gibi kötülüğün şiddetin ve çirkefliğin katlayan çarpanlarına kendi de dahil olup katkı sunuyor herkes.
Hal böyle olunca da faturası kontrolsüz pahalılığa soyan sömürenlerce belirlendiği serbest piyasa dayatmalarının sevk edip sürüklediği sosyal travmalar silsilesinde, hiç bir irade yetkisi olmayan ve binbir zıtlıklar çelişkiler ve zorluklarla boğuşan insan yığınlarının somut yaşam kavgası her gün daha da katlanılmaz azap yükü bindirirken unutsuzluk ve tükenmişlik salgını kronikleşen toplumsal çöküşün tüketim hammaddesine dönüşmüş durumda.
Toplum algısını yozlaşmış kokuşmuşluklarla uyuşturarak, özenti değişim dönüşüm hırs gösteriş nispet yarış tarz ve fark yaratma bağımlılık alışkanlıklarının giydiği kuşandığı yediği içtiği gezdiği tozduğu soyut iletişimsiz görsellikleri hayatın gerçekliğinden kaçarak kışkırtıp kamçılayan YAPAY EMPOZE, çıkışı tercihi iradesi ve seçeneği olmayan sosyal çöküş operasyonuyla herkesi ışınlandığı toplum mühendisliği hapsolmuşluğuyla birbirinden çoğalttı sahteliğin yalnızlığın kayboluşun ve taklitçiliğin AFYON kölesi kıldı ve özgün yaşamından kopuk özgürlüğünü edebiyatını kültürünü sanatını aklını bilincini duyarlılığını vicdanını sevgisini hukukunu eğitimini cesaretini duygusunu düşüncesini saygısını iletişimini ekmek kavgasının somut hayati gerçekliğini acımasız tekelleşmenin keyfi hükümranlığına terk ve teslim etti.
Çünkü her türlü somut içerikli sosyal siyasal ekonomik ve kültürel tıkanıklığa dair umudun ve çözümün adresi olması gereken siyasetin topyekün muhalefeti, ana muhalefetin esas talıyıcı kütle olarak tedavülde olan kısır ve kurak dolaşımları örneklediği Yeni CehePe markasıyla tüzüğünü On İki Eylül” ün yazdığı Bop Yedek Stepnesi olmaktan ve meydanları doldurup boşaltarak sanki beklentilerin hal çarecisiymiş gibi tıpkı güç zehirlenmesiyle toplum insanlık ve hayat gerçekliğinden kopuk gösterişli - ihtişamlı muhafazakarların inanç ve kimlik üzerinden siyasi istismarcılık yapmasının aynısından başka hiç bir samimi gerçek inandırıcı çözümü ve etkinliği yok maalesef. Ve bu yüzden her alanda sosyal sefaleti çöküşü ve çürümeyi tetikleyenlerin en başlıcası olan ADALETİN bilhassa gelir dağılımı eşitliğinin somut ilişkili bağlamıyla her geçen gün varsıl - yoksul arasındaki makas aralığı gittikçe bozulup kapanmaz yıkımlara uçurumlaştığı hayati ihtiyaçlar temelinde her şey soygun sömürü piyasa ilişkilerinin belirlediği ve dayattığı keyfiyete teslim olmuş durumda.
Herkes her konuda uzman , kamuflaj acenta çanta çıfıt çeşit borsasına göre iyilik şirinlik güzellik melekesi, bahsine tutuştuğu işin ehli erbabı yetişkini donanımlısı yol usül ilim irfan bileniymiş gibi en mükemmele ve en başarılı görünmeye hırs fors fiyaka akıl fikir ve caka alım satım vitrininde derin kayboluşlarla boy verildiği öne çıkmaya didişip boğuşurken, somut gerçekliği saklanamayan toplumsal bozgunda acımasız ilgisiz sevgisiz saygısız sorumsuz aidiyetsiz samimiyetsiz güvensiz karanlık kirli kaçak çarpık bencil sahte cahil saldırgan gerilimli bunalımlı sefaletin her türlü çıkarcılığın tecavüzün keyfiyetin hak hukuk tanımazlığın şiddetin ve kötülüğün tek tipliliği her yerde kol gezmekte.
Bu yönüyle Cumhuriyetle sıkıntılı mesafeli sorunlu kurak çoraklık ilişkisizliği olan Bop yazılı proğramlı figüranlık piyesinin eski makam mühür ve müdür yardımcısı DAVUT OĞLU , okul saldırılarını her zaman olduğu gibi kılıfına uyarlı ayarlı bahane gerekçesi göstererek “ hiç bir sevinçli neşeli kahkahalı Cumhuriyet kutlamalarına katılmayacağım, uykularımı kaçırdım ben, siz Cumhuriyet için ne yaptınız” diye aranır bakınır dider deşer sorarken, işin kutlama reddi ilhak kısmı bir yana , hak hukuk ilim adalet huzur liyakat güven itibar gelişme kalkınma eğitim istikrar umut özgürlük sağlık ulaşım kültür huzur eşit yurttaşlık yaşam ve geçim mücadelesi verilmesi gereken TOpLUMSAL HAYAT ve ortak değerler gerçekliğine ilişkin ittifakçı olduğu BOP EŞBŞKANLIĞI yedek kullanım ve konumlanma profiliyle muhalefetsizliği örgütleyen Yeni CEHEPE’ nin ülke devlet dünya ve CUMHURİYET’ le bütün istismar ekipmanları gibi hiç bir kaygı emek gayret etkinlik ve çabayla ilgili alakalı olmadığına dair ( bizzat kendinden de hilesini hurdasını bilip tanıdığı ) tespit tarifesi cuk diye yerli yerine oturan lendi kaderine terkedilmiş çöküş ihmal ve yıkımlardan istifade vazifesi çıkarma pozisyonculuğudur.
Bu yüzden de en başta dünya hayat toplum ve insanlık gerçekliğinden kopuk, hiç bir sosyal - siyasal inanılır samimiyette işlevi olmayan Bop işlem hatasından ibaretlik ve her iktidar iradesi yaptırımın siyasi yedek ortağı ve topyekun muhalefetsizliğin rol modeli olan Yeni Cehepe’ nin topyekün iflas beyannamesinde bulunup toplumun gazını almaların siyasi istismar işinden el çekmesi acilen ivedilikli hükmen ve hayati derecede zaruriyettir.
… SERANA EY DÜNYA SEYRANA …. Seyrana ey dünya Seyrana Boz ceketli Toprak renginde düğmesi sökük gömleğiyle saz bağrında insan Hiç bir yusufun kuyuda kalmayacağına diye bir patırtılı kütürtülü laf Var mıdır Vardır Ve burası dünya sakin ol Acele etme Burda her şey yarım kalır nasıl olsa yarının ölüleri arasında olacaksın diye bir lakırdı var mıdır Vardır var olmasına da, üç verip beş almaya saat dakkayı sayar, günler yılları sayar güder kovalar Ey zaman…! Depozitesi kundaktan yatırılmış sırayı düzeni ve arayı bozunca adaletsizlik terazisi hilelide ilim iman şaşar Niçini nedeni sormaz olur, çıkarının çarkında dünya yorar, gammazlık tezgahına düşer alışkanlık Yemin billah sürekli tekrar eden laçkalaşmış pişmanlıklarla gırla gider, düzenbazlık ve gammazlık Masumiyet karnesi halini alır Yari olmayanın derdi vardır derler ki… Ekmeğinki yarası kabuk bağlayan sızılarda daha ağır ve derin mi derin mi .. Brandacının önünde top sektirirken bir kaç çocuk Bir başkası zar zor ve yapa yalnız Ve aç Susuz tulumbadan gıcırdayan paslı sesler çıkartarak Her an her yerden her yere Bitiremediğin işler Değilken hallerde kimi zaman bulutlu Kimi zaman yağışlı güneşli Ulaşamadığın hayaller ve düşler Yarım şehirler Yarım yamalak insanlar Pazar yerleri Zabıta çıkışları Zincirin halkalarını tamamlayan kule dipleri asmalar çardaklar teraslar köprüler ve sahil plajları Yarılı tamamlayarak yarım bıraktığın bir dolu dünya olacaktır tezgahların ve kalabalıkların arasından geçerek Kör karanlık kuyulara ebediyyen kaçak ve sürgün Gel zaman Git zaman
…..
KOZMİK ÇIĞLIKLAR MELANKOLİSİ
..
Zamanın yolcusu göçebeliğin yerlisiyiz, azgın çalkantılarda sakin sularda kızgın kavruk yaşam tarlalarında trafikte kentte tramvayda bazan buruk leylak serenatı bazan kasaba resimli pastoral kartpostal; kimi yerde orkide gölü kuğu salınımına sessizliği soluklanan moladan , kimi yerde tan yelleri esen ılgadan, kimi yerde ekmek kırıntısını paylaşan kuşlarla, kimi yerde kayık kürek denizlere kol kulaç , kimi yerde giden geçenlerin kaldırım bellim belirsiz izlerinde, kimi yerde hikayesini banklarda bırakanların izbelerine karışarak , kimi zaman kimi yerde bir fincan kahvelerin efkara aşk demleyen gül hatırına…
Herkesin ortak yalnızlığı bir aynı güneşin soğuk cansız ve gezegenleri gibi başkasının yitik hikayesinden hem oldukça yakın ve tanıdık..
Hem de hiç olmadığı kadar uzak, yabancı, eşyalar, çarşılar, markalı markasız binalar ve çardaklı çardaksız kamelyalar dolusu kent metropolü gibi, herkes kendi kafesinde tutsak camdan betondan kozmik çığlıklar melankolisi
Seyfi
…
İNSANLA ÖZDEŞ AŞKIN ve SEVGİNİN SONSUZLUK EVRENİNDE
….
Sevgi bağının duygu yoğunluğu AŞK evrenini insanla buluşturacak olan değerlere doğmalı beslenmeli büyümeli yüklenmeli İNANMALI bilmeli özümsemeli taşımalı yaşatmalı ve gerçekliğiyle yüzleşerek yaşamalı insan.
Hiç bir soyut kalıplarla kısıtlanmış engelliliğin DOGMA köhnesi adanmışlık köktencililik ve militanist bağnazlık saplantılarına kurbanı, piyasa müşterisi ve tüketim borsası kölesi olmadan kibirsiz önyargısız peşin hükümsüz çıkarsız dayatmasız KENDİNİ AŞMAKLA mümkün olan yüce duygudur sevmek ve sevmekle duygusu derinleşip yoğunlaşan söylemi eylemine özdeş insan kimliği ve sonsuz sınırsız Aşk evreni.
Karşılıklı değer bilirlik ve karışan kaynaşan denge ilişkisinin vardığı varacağı yerdir, hiç bir bağnaz saplantılarının kul kölesi kurbanı olmadan kendini aşmanın yaşama sevinci, aşk iklimi, sevgi dünyası, insanlık değeri ve tutkun serüveni. Tabi her sevgiyle uyanan merak illa ve mutlaka her şeyde ve herkeste karşılığını bulacak diye bir ilkesi yok yeryüzü yalam hikayesinin. insanlığın ve anlamlı iyi güzel kalıcı ve değerli olan hiç bir olulum da illa herkeste ve her şeyde karşılığını bulma takıntısı düzeneğine kurulu değildir.Tam tersi burada üstelenen her talepkar ısrar platonik arabeskleşmenin git gide izi semti diyarı yolu sürdürülemez kokuşmuş çorak kurak yalvar yakar tekrarlarıyla onurdan itibardan düşer, piyasa laçkası halini alır. Bu yüzden yerini bulmayan her duygu yeşertidi yahut kıvılcımı, yürek akıl irade vicdan pusulasıyla vebali aşkın sevgisinden olanların yüküyle sonuna kadar gidilmeli, varılan yerde olaki karşılığı saygınlığın yüce duruluyla yükünü aldığı yere kırıp dökmeden bırakmalı, kaldığı yerden sonsuz sınırsızlığın iyilik güzelliklere adanmış ömür sermayesiyle sevgi aşk ve insan yürekliliğinin taşıyanı yaşatanı yürüyüp gideni olmalı ki, kavuşup kutlayacak değeri anlamı erişimi inancı huzuru mutluluğu onuru dengesi döngüsü dolaşımı ve bağlamı hiç bir şeyle değişilmeyen saygın ve özgür iradeli emeklerle kazanılmış kendisini bulan tanıyan bilen olabilsin insan.
Karacaoğlan, Nesimi, Yunus, Pir Sultan’ ların her çağırıp çığırdığı aşk ve sevgi özlü saz dil gönül ve söz cevherleri adresine yollananda denge ve değer karşılığını bulmadı diye küs kurak yıkık çölleşmenin karunaqrısı arabesk kesmekeşmişliğine çöplük zibili olur, kapıyı eşiği öteyi insanı börtüyü hakkı divanı cihanı vicdanı evreni aşkı sevgiyi sevgiliyi duyup görmeden cansız cisimsizliğe nefesi kesilir, aklı duygusu duyarlılığı ve insanlığı tükenir, yüklendiği yürek yangınlarının yüküyle bu günümüze ulaşıp gelemezdi evreni sarıp kucaklayan aşk ve sevgi çığlık çırpınışları.
Herkes doğru yalan yanlış suç günah iyilik kötülük ilahilik yücelik kavramlarını kendi ben ben merkezinden bakıyor algılıyor; ve güç gösteriş heves hınç şöhret şehvet lüks servet mülk konfor saplantılı çıkar ilişkisi önceliğine göre yorumluyor yaşıyor artık toplumsal değerlerini ve aidiyetliliğini yitirmiş insanlar. Çünkü..
Kibirli kirli kötü bağnaz yobaz zorba bencil batak üstenci keyfiyetçi baskıcı köktenci gerici başınabuyruk şöhret servet dekor nizah kahır ayrıcalık yarış ve kepazelik düşkünü toplum virüsü insan tipine dair ne varsa rol modeli olarak medyatik piyasadan kapış kapış tüketmenin herkesi dolaşımında her magazin kuruntusunu ve şöhretlilerini adanmışlık mabedine tapınırcasına karşı konulmaz sürüklenişlere tutsaklaştıran çöküş yağma ve yıkım tezgahı kuruldu.
Yerel sömürü sülüklerine toplumlarınızı kör cahil eğitimsiz duyarsız ilgisiz kayıtsız her ne dayatılıyorsa onu tüketen bağımlılık kölesi olmasını istiyorsanız alın bunları afyon ürün çeşitleri olarak alıştırın kullanın formatıyla uluslararası toplum mühendisliği ajansları ve ajandalarının atölye çalışması olan algı yönetimli hiddet aşağılama nefret şiddet korku kabus kutuplaşma şehvet çirkeflik rezillik hınç kin güzellemesi yaparak sorunlu bunalımlı gerilimli ve mutsuz doyumsuz bunaklığın cinsiyetsizliğini kökensizliğini değersizliğini ruhsuzluğunu geçimsizliğini kimliksizliğini kişiliksizliğini umutsuzluğunu görgüsüzlüğünü kültürsüzlüğünü yobazlığını kargaşasını ve saçma sapanlığını kovaladığı salaklaştırma yarışlarıyla boğuşan tüketim bağımlılığı dönüm dolaşım dayatmalarına karşı gelinmez kutsallık kabulü ve algısıyla ele geçirdiği ortak değerleri talan ganimeti olarak konforlu alan bilmeyi aşıladıkları toplumsal çöküşün yıkım yağmacılığını yaz boz ettiler.…
İşte sebep o sebep, artık hiç bir aşk ve sevgi özlü insani değerde ilgisi itibarı ve alışkanlığı olmayan günümüz piyasa pazar PROTOTİP popüler kültür maskarası model türeviyle, secilme beğenilme ayrıştırma kategorize etme ve reklam profilinin en gözdesi olmaya üretilen şekilli kalıplı maskeleşmeler, inancını yüzünü cismini varlığını kişiliğini kimliğini onurunu özünü ömrünü gerçeklik duygusu olmayan proğramlanmış algı dürtüleriyle çantasının cüzdanının çekmecesinin yahut torpidosunun dip bucağında herkesten öncelikliliğe çıkmak için kullandığı aksesuar ve marka çeşidi olarak kullanmakta.
Beklentilerini umutlarını inançlarını hislerini sezgilerini algılarını ve anlayışlarını sürekli değişkenlik şekilciliğine yatırımlayarak içeriği hangi yozlaşmış kokuşmuş ve çürümüşlükler çöplüğünden olsun gösterişliliğin tasarımlı ambalajını insanlık varlığıyla özdeş sayan; kıskacından çıkamadığı dürtü saplantılarıyla ekseni günü yolu niyeti akışkanlığı yörüngesi değişmeyen odaklandığı standart sabit mekaniklikte iyilik güzellik denge düzen huzur benlik çevre ilişki konfor güvenlik kişilik dünya toplum ve kendine göre ilahi yücelik bulacağına kapılmış kalıplaşmış ve şartlanmışlıkların tekrarlayan sıradanlığında proğram ve sıra dışı gelişmelerin umrunda ve farkında olmayarak neden niçin soran doğallığını ve gerçekliğini yitirmiş çorak çemberler kelepçesine sıkıştığı arayışlarla, hüsranlarla, gerilimlerle, yanılsamalarla ve mutsuzluklarla kapışır boğuşur insan.
Bu yüzden de acımasızlığın sorumsuzluğun yozlaşmanın uyuşturucunun vicdansızlığın adaletsizliğin görgüsüzlüğün duyarsızlığın yabancılaşmanın şiddetin kokuşmuşluğun kol gezdiği cinnet cenderesinde, toplumda kendini ezik yitik tüketim kölesi kabullenen toplumda gösteriş maskesi olarak giyinip takınmanın dışında artık itibar rağbet ve dolaşım değeri olmayan sevgi bağlamlı aşk yoksunluğuyla, partiler dernekler tarikatlar ajanslar kurumlar vakıflar ve sivil yahut resmi kuruluşlar, özel konfor alanı her türlü dokunulmazlıklarla korunaklı şöhret mülk otorite gösteriş lüks tantana ve servet mertebesi yüksek erişimliliğin en zahmetsiz kolay yollu imtiyaz ARPALIĞI ve her cafcaflı gösterişli erişimin sıçrama tahtası olarak kullanılmakta.
Hiç gram ağırlığa dokunmadan ihtişamlı seçkinliğin her yolu mübah servetine servet katanlar azınlığıyla , aylardır yoksulluğun dibinde sürüklenenlerin açlık greviyle ancak hayat pahalısı acilen elektriğe suya gaza ve ekmeğe dar gücün ulaşıp kavuştuğu yığınlar kalabalığının aynı çelişkili eksen düzleminde dengesini düzenini şaşırdığı derin uçurumlu sosyal travma ve toplumsal tükeniş, adalet liyakat onur vicdan ahlak özgürlük güven cesaret kültür sanat edebiyat sorumluluk saygı bilgi aşk ve sevgi evreninde artık varlık göstermeyen hızlı tüketim piyasa soytarısı murdarlaşmalarının çelişkiler ve sebepler sonucundandır.
Birbirinden soğumuş sıyrılmış bezmiş bıkmış doyumsuz tahammülsüz mesafeli mutsuz sahtelik yozlaşma ve yalanlarla yaşamaya alışkın kopmuş kıyametse, günden güne daha da katlayan azgın sapkınlıklarıyla insanlığı tabutlaşmış tüketim piyasasının dolaşım vazgeçilmezine yerleşmekte.
Seyfi Karaca…Mayıs/26
…
AZMAN ZEBAN DÜNYA DEVRAN
…
Georg Orwell, Lafontaine’ nin biraz efsane biraz masal özeyip karıştırıp harmanlayarak hayvanlar betimlemesiyle ( Franz Kafka ‘ nın Dönüşüm’ ünde olduğu gibi) insana baktığı ve kültürel sosyal siyasi ve toplumsal içerikli uyarlama hikayeciliğine yazıp dönüştürdüğü Hayvanlar Çiftliği, o dönemlerin yukardan aşağıya her yetkiye haizliği buyuran bağıran azan ve hükmeden tekil yapılanmanın Hitler tarifeli Sovyetler Birliği olduğunu İngiltere’ ye bağlı kapitalizmin kutsanmış şövalyesi ve Lawrence kimliğiyle çok okunanlar arasında yetmişli yılların ‘ madem hatrı sayılır insanlık ölmüştür bırakalım kim neyi nasıl diri diri ölmek istiyorsa öyle hayvanlaşsın yaşasın’ türevli boşvermişliğe bağımlılıklarının kölesi kalabalıkları ve hippi kuşağı icat edilmişti. Sendikaların partilerin sanatçıların akademik ve sivil toplum örgütlerin hiç bir anlam değer ifade etmeyerek topyekün aynı sömürü talan soygun çarkına yük taşıyıp ortaklık ettiği suç ve sabıka dosyasında muhalefet tepkisi ve yetkisi olmayan kimlik ve inanç istismarcısı Muhafazakarlık bir daha gitmemek üzere durumdan istifadeye çöküp çullanmıştı.
GEORG ORWELL’ in insan hayatını kapitalist emperyal TEKELLEŞME ajanda şirketçiliğine hayvanlaştıran ingiliz Lawrence yapımlı icat, günümüze dönüşerek ve dünyadaki raf ömrü bitirilerek makinalaşmış Yapay Zeka insanlık ölüsünü zimmetine devraldı.
Modern köleliğin etkin tapınak şovalyeciliği doktrin kitabesi olarak afyonlanmış empoze edilmiş Georg Orwell’ Hayvanlar Çiftliği ise, Kapitalist Emperyalist çullanışın reçetesi sağlam uyuşturan stokluk Amentüsü olmuştu. Türkiye’ de ise faiz lobisi buralara bağımlı olarak bu köklü dönüşüm, insanı toplumu kültürü vicdanı hukuku aklı fikri iradeyi tepkiyi eğitimi duyarlılığı her şeyi soyan ezen sömürenler çıkarına anlam içerik etkinlik işlev ve değerinden düşürerek sağ sol çatışması ekseninde yerle bir eden On İki Eylül sonrası kimlik ve inanç istismarcılığı hiç gitmemek üzere çöktü ve çöreklendi.
Toplu sözleşmelerde ezen soyanın ezilen soyulan temsilcisinin olmadığı ve partilerin sendikaların yahut diğer Avrupa Birliği fosil fonlanalarına odaklı sivil toplum kuruluş ve örgütlerinin hiç bir anlam katkı değeri ifade etmediği ücretli köleliğin kaderini belirleyen topyekün ittifakta yaşam kavgasının sağlık eğitim beslenme barınma ulaşım eğitim gıda enerji gibi can yakıcı giderlerinin hiç birini karlılamayan maaşlarını aylardır alamayan madencilerin açlık grevi sonucu ancak erişip ulaştıkları kazanımı ve her ne kadar içeriği ve işlevi tekelci sömürenlerin raf ve vitrin çeşidi olmuşsa da yaklaşan işçi emekçi bayramı Bir Mayıs’ ı yürekten kutluyorum.
Mademki insanlık ölmüştür varsın robotlar bizi dilediği gibi proğramladın bozsun taksın söksün gütsün yaşatsın veya öldürsün ilgisiz kayıtsızlığına idraktan iradeden kesat Çılgın Tüketim Bağımlılığı teslimatında murdarlaşıp morg ve mahrum olmuş gitmişken güncel dönüm dolaşım pazar piyasa sarmalı….
Oyuncuların hıncını yarışını ve gerilimini alamadığı pusuda tetikte bekleyen hayatının seyircidisi sırunlu sıkıntılı kalabalıklar vay demeye kalmadan üçüncğ dakkadı bile dolmadan güüüüüüür…cast curt yıkılan yıkılanabyırtılan yırtılana öullanan çullanana
Böyle giderse değil oldu bitti bile..
Zaten algı ve dürtü bağımlılığına ölüsü kendiliğinden teslim robotlaşmışken insan, hali hazırda şiimdi bundan böylesi ötesi ilerisi artık yapay zekanın her konuda yol hüner madik grafik çizim tasarım marifet maske akıl akışkanlık alet ekipmanlığını gösterdiği ayrışmış kutuplaşmış insanlık bozgununa çok sürmeyip çılkı çıkacağı kesindir ki, bizzat yapay zeka kendisi en şiddetli depremlerden tufanlardan ve elektrik çarpmalarından beter sokakları cehenneme çevren kapılara dayanmış katil sapık cellat haydut cani pisikopat suikastçi tecavüzcü ve programını kendi yapan kimselere gözükmez yakalanmaz cinayetler azmanı olarak; ne laf dinleyecek ne vicdanı sızlayacak ne akıl ne ihtiyat ne güç kuvvet yetecek ne etme yapma gitme ricasından anlayacak azman zebandır artık devransız dengesiz dünya zaman ..
Sözde eşsiz benzersiz huzuru iyiliği güzelliği bulunmazı bilinmezi mutluluğu güvenliği dayanıklılığı konforluluğu kalıcı olanı ve en seçkin gözde ihtişamlı olanı YAKALAMAK adına kurulan hayal yahut tutulan niyet, her yeltenişte yerleşik düzenli uygarlığa geçiş tarihçesinden beri insanlığın ölümsüzlüğü arayışıyla başlamış olduğu saplantısı, hızlı tüketim çağında gittikçe kendini yok etmekte belirginleşerek fiyaskoyla sonuçlanmaktadır.
Çünkü artık onsuz hayatının hiç bir akıl fikir haz duygu hayal düşünce ilişki yahut eylem faaliyetinde bulunamadığı cihazlarda doğup ölüyor insanlık. Zaman ve mekan kavramı olmayan yerde yapay ve yanlışlarla yaşıyor. Çünkü erişimini kendi varlığıyla özdeştşrdşği ve hayati derecede tapınaklaştırırcasına önemsediği cihazların kamçılayıp kışkırtarak hükmettiği TİCARİ esaret ağlarında sonsuz kayboluşun tüketim tutsaklığıyla diri diri gömülmüş durumdadır insanlık.
Zaman ve mekan kavramının olmadığı yerde hazır proğramlılığın içinde herkesi hapsettiği bağımlılık alışkanlıklarıyla özgürleşmeye dair hiç bir çabayı gerektirmeyen hazır proğram ve dürtü güdümlüsü insanda aidiyetlilik duyarlılık samimiyetlilik gerçeklik duygusu ve algısı da yoktur malum. Bu bakımdan da sürekli değişkenlik ve durmaksızın hareket ve çılgın tüketim halinde olmak bu asosyal esaret tutsaklığının zorunlu mecburiyetidir.
Gün boyu şiddet haberleriyle ruhu ve bedeni delik deşik edilen ablukada hayatına kayıtsız duyarsız tepkisiz ilgisiz soğuk soyut uzak sinik ve sönük kalmayı ve her türlü kötülüğü yaşamın normali saymayı alışıp kanıksamak da bu zorunluluğun hazır paket proğram dahilindedir. Çünkü sürekli değişim hareket halinde olup zaman mekan duygusundan yoksun kişi eriştiği sonsuz sınırsız sanalda her yerinde olmaya en acımasız azapla kendini örseleyip boğduğu halde hiç bir yere yetişememenin şiddetli dengesizliklerini çelişkilerini gerilimlerini bunalımlarını açlığını travmalarını yoksunluğunu ve mutsuzluğunu ezilip bozulmaktadır..
Çünkü her yerde olmak isteyen ve hiç bir yere varamayan sürekli değilen dönüşen insan; çelişkilerinin üstesinden gelemediği yenilmişlik acizlik hiçlik yoksunluk ve ezici değersizlik baskısıyla hayati derecede ihtiyaç duyduğu farkındalık- gerçeklik duygusundan temelli yoksundur; ve asla kendine yetişememekte ve yetmemektedir.
Gerçeklik -farkındalık algısı ve duygusundan yoksul ve yoksun yaşayan insanınsa yaşam çeşitliliğinde kendini tüketim piyasasının kin nefret hırs kahır acı kibir üstünlük bencillik acımasızlık duyarsızlık şartlanmışlık cehalet şiddet kutuplaşma güç şatafat gösteriş ve bağnazlık kamçılayan pazar güdümlü kölesi olmanın dışında hiç bir akıl fikir niyet emek gayret çaba kaygı sorumluluk saygı sevgi onur özgür irade ve kendine özgün kişilikli karakter oluşması gelişmesi de mümkün değildir.
Kişiliği olmayanınsa sosyal zenginliklerle kurulu özgürlüğü güvenirliği hisdi inanırlığı duygusu ilgisi iletişimi ve gerçekliği olmadığı gibi, sahteliklerle örtbas edip baskıladığı sanal sarmal sürüklenişin kısır ve yapay tutsaklık döngüsünde gerçek dünyası mutluluk çıkarımı ve öğretilmiş buyrulmuş kendine yetişme kapılmışlığının ötesinde kayda değer dengesi kabulü duyumu bilgisi doyumu algısı yetkisi alışkanlığı dinginliği değeri kültür sanatı iletişimi aşk ve sevgi çıkarımlı kutlanacak sevinci ve kendine özdeş hayatı da yoktur.
Durumun vahamet neticesi böyle olunca da şiddeti saldırganlığı kayıtsızlığı geçimsizliği kahrı acımasızlığı cehaleti derbederliği ve arabeskleşme oyuncusundan imrenip öğrendiği alışkanlıkların yalan yanlışlarıyla yalamaya önlenemez kapılmışlığını sürünen ve sürüklenen sosyal hayat; artık robotlara müdahaleceden değil robotların her şeyine müdahil olduğu ölü ve kısır defile döngülerde insanlığı tedavülden kalmış hayatın seyir ve defin defterini yazıp bozmakta.
Burdan başa dönersek…:
Hayatın eğrisi doğrusu iyisi kötüsü dikeyi yatayı büküşü kıvrımı darı zoru genişi düzü incesi çirkefi her şartı ve gerçekliğine göre dahil ve etkin olması gerekirken sınırsız istek ve ihtiraslarının aklı fikri iradeyi idrakı ilgiyi sorguyu sorumluluğu liyakati ve vicdanı yok eden her yerde bulunma ve her şeye sahip olma ölümsüzleşme ve herkese hükmetme tanrılaşmasına hızlı tüketim bağımlılığıyla azıp sapınca insanlık makineleşmiş soyut hükümranlığın matrak maskarası oldu bitti ve öldü. Ecele el yapımın kıyametin vasiyeti yazılı vaziyet bu hali alınca da …:
Çol çocuk kız erkek kadın genç ihtiyar yerli yabancı herkesi cinsiyetsiz ve kimliksizliğe sınırsız tüketim muhtaçlığı alışkanlıklarıyla kalınlaştırarak; tahammülsüzlük nefret kin kriz saplantı tarafgirlik bencillik öfke ihtiras doyumsuzluk samimiyetsizlik kayıtsızlık torpil hile rüşvet dolandırıcılık ve çıkarcılık dayatmalarıyla bölüp kutuplaştırıp ayrıştıran hastalıklı toplumsal karmaşada hikayesizliği doğayı ortak değerleri ve hayvanları dahi dekor eşyası gibi gezme görme ve İÇERİK ÜRETME kuraklığının depo ve raf çeşitliliği sayılmakta.
Sürekli pozu şekli maskesi mekanı biçimi kalıbı ve pozisyonu değişen ilgi uyandırma acayipliklerinde bulunmayı İÇERİK üretme olarak adlandırdığı ; ve yeri vakti bilinmedik belirsizliğe kendini silkeleyip savurmayı GEZEN gören ve hızına yetişip hiç kimsenin haberdar olmadığı herkesten çok bilenmiş ve sanki yaşamsal gereklilikte beklenenmiş gibi dünyanın boşluğuna rastgeleye döküp saçma dürtüsünü kendinde muhtaç mecbur adanmış inandığı ve saydığı ;oraya buraya ve bil hasa yurt dışına kapağı atmakla bakın bende be numaralar var cinsinden herkese FARK ATMA başımlılığını adeta beğenildiği miktarda değerli olduğuna inanıp aldanan ve kapılan; kişiliksizlikte yabancılaşmada ve yüzeysellikte her türlü ilişki bozukluklarıyla sığ yapay sabit cafcaflı ışıktılı sahtelikler boğumunda donup kalmanın avuntularıyla tatmin olmayı hayatının rutin mesaisi kılan; bağımlılık tek düzeliğini yerine getiremediği zamanlarda da sorun dert bunalım gerilim mutsuzluk keder kaygı ve şiddetli kabusların şizofrenik panik atakları ve saldırganlıkları yaşamakta.
Böyle giderse değil oldu bitti bile..
Zaten algı ve dürtü bağımlılığına ölüsü kendiliğinden teslim robotlaşmışken insan, hali hazırda şiimdi bundan böylesi ötesi ilerisi artık yapay zekanın her konuda yol hüner madik grafik çizim tasarım marifet maske akıl akışkanlık alet ekipmanlığını gösterdiği ayrışmış kutuplaşmış insanlık bozgununa çok sürmeyip çılkı çıkacağı kesindir ki, bizzat yapay zeka kendisi en şiddetli depremlerden tufanlardan ve elektrik çarpmalarından beter sokakları cehenneme çevren kapılara dayanmış katil sapık cellat haydut cani pisikopat suikastçi tecavüzcü ve programını kendi yapan kimselere gözükmez yakalanmaz cinayetler azmanı olarak; ne laf dinleyecek ne vicdanı sızlayacak ne akıl ne ihtiyat ne güç kuvvet yetecek ne etme yapma gitme ricasından anlayacak azman zebandır artık devransız dengesiz dünya zaman ..
Seyfi Karaca…. Nisan/26
..
İFLASINI SÜRÜNÜR ve SÜRÜKLENİRKEN SOSYAL HAYAT
..
Düz ve pürüzsüz laflarla somut hayatın hiç bir emek zahmet sorumluluk bağlamında eder değer yüklenici sağlayıcı ve taşıyıcı gerçekliğine dair ilgisi bağı akli fikri vicdanı tanıklığı aidiyeti ve ilişkisi olmayan soyut kavramların günümüz ASOSYAL yalnızlaşma yozlaşma ve markalaşma kozmik dolaşım ağında her şeyi PİYASA dayatmaları tayin eder ve belirler.
Korkunç yalnızlaşmaların güdümlü bağımlı olduğu bu dolaşım ağında algısı ilgisi iradesi kendi seçeneği olmayan dürtü güdümlülüğü borsasında herkesi kendinin yabancısı ve makinalaşmış kısır döngülerin kulu kölesi olmaya mecbur kılıp taklitçiliğe ve özentiye tutsak eder. Yani bu sürekli etiketi değişen tezgahta gerçek değeri bulunmayan insanlık herkese artık ambalajı süslü pazar ve piyasa ürünüdür. Sürüm vadesiyse herkesin özgün farkı,ve kayda değerliği olmadığı bozulmuş benzetenleriyle raf ömrü kadardır.
Ortalık karışınca da ve hep ortalığın karışmasına kapanmış kilitlenmiş öfke nefret ve köyülükleriyle saldırganlıkta hiç bir değer ihtiyat sakinlik olgunluk deneyim saygı akıl duygu ihtiyat sorumluluk ve sevgi ilişkisi tanımayarak gergin bıkkın yıkık sapkın ve bozuk tecavüz ve saldırganlık sonrası olup bitenlerin harabesine çöküp çullanan magazin haberciliğiyle hiç bir toplumsal uyarı yahut iyileştirme olmadığı gibi, en düşük itibarsız değersizliklerle yaşayan insanlar seyrettiği duyarsızlıklarla felaketi alışıp kanıksamakla kalmayıp öğreten okul örneği gibi kötülüğün şiddetin ve çirkefliğin katlayan çarpanlarına kendi de dahil olup katkı sunuyor herkes.
Hal böyle olunca da faturası kontrolsüz pahalılığa soyan sömürenlerce belirlendiği serbest piyasa dayatmalarının sevk edip sürüklediği sosyal travmalar silsilesinde, hiç bir irade yetkisi olmayan ve binbir zıtlıklar çelişkiler ve zorluklarla boğuşan insan yığınlarının somut yaşam kavgası her gün daha da katlanılmaz azap yükü bindirirken unutsuzluk ve tükenmişlik salgını kronikleşen toplumsal çöküşün tüketim hammaddesine dönüşmüş durumda.
Toplum algısını yozlaşmış kokuşmuşluklarla uyuşturarak, özenti değişim dönüşüm hırs gösteriş nispet yarış tarz ve fark yaratma bağımlılık alışkanlıklarının giydiği kuşandığı yediği içtiği gezdiği tozduğu soyut iletişimsiz görsellikleri hayatın gerçekliğinden kaçarak kışkırtıp kamçılayan YAPAY EMPOZE, çıkışı tercihi iradesi ve seçeneği olmayan sosyal çöküş operasyonuyla herkesi ışınlandığı toplum mühendisliği hapsolmuşluğuyla birbirinden çoğalttı sahteliğin yalnızlığın kayboluşun ve taklitçiliğin AFYON kölesi kıldı ve özgün yaşamından kopuk özgürlüğünü edebiyatını kültürünü sanatını aklını bilincini duyarlılığını vicdanını sevgisini hukukunu eğitimini cesaretini duygusunu düşüncesini saygısını iletişimini ekmek kavgasının somut hayati gerçekliğini acımasız tekelleşmenin keyfi hükümranlığına terk ve teslim etti.
Çünkü her türlü somut içerikli sosyal siyasal ekonomik ve kültürel tıkanıklığa dair umudun ve çözümün adresi olması gereken siyasetin topyekün muhalefeti, ana muhalefetin esas talıyıcı kütle olarak tedavülde olan kısır ve kurak dolaşımları örneklediği Yeni CehePe markasıyla tüzüğünü On İki Eylül” ün yazdığı Bop Yedek Stepnesi olmaktan ve meydanları doldurup boşaltarak sanki beklentilerin hal çarecisiymiş gibi tıpkı güç zehirlenmesiyle toplum insanlık ve hayat gerçekliğinden kopuk gösterişli - ihtişamlı muhafazakarların inanç ve kimlik üzerinden siyasi istismarcılık yapmasının aynısından başka hiç bir samimi gerçek inandırıcı çözümü ve etkinliği yok maalesef. Ve bu yüzden her alanda sosyal sefaleti çöküşü ve çürümeyi tetikleyenlerin en başlıcası olan ADALETİN bilhassa gelir dağılımı eşitliğinin somut ilişkili bağlamıyla her geçen gün varsıl - yoksul arasındaki makas aralığı gittikçe bozulup kapanmaz yıkımlara uçurumlaştığı hayati ihtiyaçlar temelinde her şey soygun sömürü piyasa ilişkilerinin belirlediği ve dayattığı keyfiyete teslim olmuş durumda.
Herkes her konuda uzman , kamuflaj acenta çanta çıfıt çeşit borsasına göre iyilik şirinlik güzellik melekesi, bahsine tutuştuğu işin ehli erbabı yetişkini donanımlısı yol usül ilim irfan bileniymiş gibi en mükemmele ve en başarılı görünmeye hırs fors fiyaka akıl fikir ve caka alım satım vitrininde derin kayboluşlarla boy verildiği öne çıkmaya didişip boğuşurken, somut gerçekliği saklanamayan toplumsal bozgunda acımasız ilgisiz sevgisiz saygısız sorumsuz aidiyetsiz samimiyetsiz güvensiz karanlık kirli kaçak çarpık bencil sahte cahil saldırgan gerilimli bunalımlı sefaletin her türlü çıkarcılığın tecavüzün keyfiyetin hak hukuk tanımazlığın şiddetin ve kötülüğün tek tipliliği her yerde kol gezmekte.
Bu yönüyle Cumhuriyetle sıkıntılı mesafeli sorunlu kurak çoraklık ilişkisizliği olan Bop yazılı proğramlı figüranlık piyesinin eski makam mühür ve müdür yardımcısı DAVUT OĞLU , okul saldırılarını her zaman olduğu gibi kılıfına uyarlı ayarlı bahane gerekçesi göstererek “ hiç bir sevinçli neşeli kahkahalı Cumhuriyet kutlamalarına katılmayacağım, uykularımı kaçırdım ben, siz Cumhuriyet için ne yaptınız” diye aranır bakınır dider deşer sorarken, işin kutlama reddi ilhak kısmı bir yana , hak hukuk ilim adalet huzur liyakat güven itibar gelişme kalkınma eğitim istikrar umut özgürlük sağlık ulaşım kültür huzur eşit yurttaşlık yaşam ve geçim mücadelesi verilmesi gereken TOpLUMSAL HAYAT ve ortak değerler gerçekliğine ilişkin ittifakçı olduğu BOP EŞBŞKANLIĞI yedek kullanım ve konumlanma profiliyle muhalefetsizliği örgütleyen Yeni CEHEPE’ nin ülke devlet dünya ve CUMHURİYET’ le bütün istismar ekipmanları gibi hiç bir kaygı emek gayret etkinlik ve çabayla ilgili alakalı olmadığına dair ( bizzat kendinden de hilesini hurdasını bilip tanıdığı ) tespit tarifesi cuk diye yerli yerine oturan lendi kaderine terkedilmiş çöküş ihmal ve yıkımlardan istifade vazifesi çıkarma pozisyonculuğudur.
Bu yüzden de en başta dünya hayat toplum ve insanlık gerçekliğinden kopuk, hiç bir sosyal - siyasal inanılır samimiyette işlevi olmayan Bop işlem hatasından ibaretlik ve her iktidar iradesi yaptırımın siyasi yedek ortağı ve topyekun muhalefetsizliğin rol modeli olan Yeni Cehepe’ nin topyekün iflas beyannamesinde bulunup toplumun gazını almaların siyasi istismar işinden el çekmesi acilen ivedilikli hükmen ve hayati derecede zaruriyettir.
Seyfi Karaca…. Nisan/26
…
SERANA EY DÜNYA SEYRANA
….
Seyrana ey dünya
Seyrana
Boz ceketli
Toprak renginde düğmesi sökük gömleğiyle saz bağrında insan
Hiç bir yusufun kuyuda kalmayacağına diye bir patırtılı kütürtülü laf
Var mıdır
Vardır
Ve burası dünya sakin ol
Acele etme
Burda her şey yarım kalır nasıl olsa yarının ölüleri arasında olacaksın diye bir lakırdı var mıdır
Vardır var olmasına da, üç verip beş almaya saat dakkayı sayar, günler yılları sayar güder kovalar
Ey zaman…!
Depozitesi kundaktan yatırılmış sırayı düzeni ve arayı bozunca adaletsizlik terazisi hilelide ilim iman şaşar
Niçini nedeni sormaz olur, çıkarının çarkında dünya yorar, gammazlık tezgahına düşer alışkanlık
Yemin billah sürekli tekrar eden laçkalaşmış pişmanlıklarla gırla gider, düzenbazlık ve gammazlık
Masumiyet karnesi halini alır
Yari olmayanın derdi vardır derler ki…
Ekmeğinki yarası kabuk bağlayan sızılarda daha ağır ve derin mi derin mi ..
Brandacının önünde top sektirirken bir kaç çocuk
Bir başkası zar zor ve yapa yalnız
Ve aç Susuz tulumbadan gıcırdayan paslı sesler çıkartarak
Her an her yerden her yere
Bitiremediğin işler
Değilken hallerde kimi zaman bulutlu
Kimi zaman yağışlı güneşli
Ulaşamadığın hayaller ve düşler
Yarım şehirler
Yarım yamalak insanlar
Pazar yerleri
Zabıta çıkışları
Zincirin halkalarını tamamlayan kule dipleri asmalar çardaklar teraslar köprüler ve sahil plajları
Yarılı tamamlayarak yarım bıraktığın bir dolu dünya olacaktır tezgahların ve kalabalıkların arasından geçerek
Kör karanlık kuyulara ebediyyen kaçak ve sürgün
Gel zaman
Git zaman
Seyfi Karaca….Nisan/26