Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Seyfi Karaca
Seyfi Karaca

Cagir ey kalbim deli gönlüm beni bildigi gördügü duydugu dogdugu topragindan hayatin huzurunda söyleyip yazan, insan divane eylesin..!

  • tımarhane duvarı04.08.2026 - 15:58

    ..
    SOSYOLOJİK ÇÖKÜNTÜ POTPORiSİ

    Mehepe’ yi Hizbul Hüdaparı Akepe” yi ve Pekakaı yı kuran donatan kullanan ve yönetenler hepsini aynı Bop saflarında buluşup bütünleştirirken kara kutusunda yıkım istila savaş kıyamet tetikçiliği olan Trumh Nato buluşturmasında Anıt Kabir’ e gitmeyerek Tom Barrak proje yazılımını ihbar etti ve açığa vurdu. Kılıçdaroğlu yedeği Özgür Özel ise tüm buraların proje ortağı ve kurulum iştirakçisi olarak yürürlüğe konmuş olan bitenlere yıkım ve talan süreçlerine figüran fırıldaklığı etmenin dışında net samimi gerçekçi inanılır ve anlaşılır hiç bir YENİ eylem ve söylemi yoktu. Sebep..? Paranın gücün soyanın sömürenin savaş silah iletisim gıda ajan piyon tetikci enerji katliam yagma yıkımlara kurulu ofis temsilcisi, siyaset -ticaret borsasının sabika ve banka sahibi Israil ..!

    Israil, etrafinda özgür ve bagimsiz kedinden güclü büyük ulus ve üniter devlet istememe dayatmasi.

    Etkileme kuşatma ve kapsam alanı ne olursa olsun, varlığına göz diktiği ve gözetim altına aldığı her türlü baskıyı tehdidi çevirmeyi zoru zorbalığı sefaleti korkuyu istikrarsızlığı sorun ve geri kalmışlık sarmalını bölen parçalayan ayrıştırmalar çatışmalar savaşlar ve sürekli gerilimlerle kalıcı kılan işgalci ve yayılmacı dayatmalar, kurdukları ölüm zulüm çarkıyla ülkelerin coğrafyaların ve toplulukların bütün toplumsal zenginliklerini çökertir yıkar kendi çıkarlarına uygun yağmalarlarken büyürler, yağmaladıkları yerlerse Bop Eşbaşkanlığı gibi aynı maksatların sür saltanat ortakları sayesinde küçülerek kurulumu ve tasarımı sağlayan küresel zorbalığın hükümranlık otoritesine tabi olurlar.

    Nato buluşması ziyaretinde Türkiye’ ye gelip bağımsız üniter ulus devletimiz ve sevgili ülkemizin kutlu ve birleştirici ortak değeri olan Anıtkabire gitmeyerek kiminle ne amaç niyet ve maksatta olduğunu açıkça, bile bile ve göstere göstere Tom Barrak proğramlı Terörsüz Türkiye dolambaçın iz güzergahı üzerine olduğunu ortaya koyan ölüm zulüm savaş silah ive kıyamet tüccarı manyak Trumph, Çin’le bağladığı ganimet anlaşması yanısırasına, İran’ la sürdürdüğü proğramlı istikrarsızlık gerilim savaş ve her an çatışma dayatmasıyla dünyanın bağımlı olduğu ve sadece pompaya değil hayatın bütün can damarlarına katlayarak yansıyıp mecburen boyun eğdiği ve tükettiği petro kimya artışı sayesinde belirsizlik istikrarsızlık üzerinden trilyonlar kazanan Dolar, hızına yetişilmeyen çıkışla yükselmekte, siyasi ekonomik kültürel zenginliği soyulup yağmalananlarsa bölük pörçük olup artan bağımlılıklarıyla aynı hızla küçülmekte.

    Cevapsız kalan soruların bilinmezleri içinde sır olarak saklayan meraklar armağanlar ve müjdeler çeşitliliğidir henüz yaşanılmamış günlüğü ve gözlemleriyle yarın. Makamına erişip deneyimledikçe de çıkarımlarından süzümlenenlerle elde edilen bilgi beceri akıl yol fikir alışkanlık toplam iradesidir insan anlayış inanış görüş belleği bilininci.


    Eğer insan yaşam insan gündem toplum ilişki ve dünya gerçekliğinden kopuk kendi içine kapanıklığın kof hayal mahsülcülüğünü ve saplantı sanrılarını yorar fışkırırsa durmak yetinmek bilmeyen gerçek dışı platonik aşk bulantılarını, mutsuzluk acılarını, lanet kibir kahır sitemlerini veya ilgisiz alakasız soyut imgeleşme ve abartılı kurmaca yığıntılarını kusar köpürür. Yıkılan bozulan ve yerine getirilmesi kolay kolay mümkün olmayan hak hukuk vicdan eğitim doğa sanat siyaset ilim güven saygı samimiyet insan kültür iletişim ve toplum faciasını görmezden gelir veya görse bile her şeyin piyasa icabı ve doğası gereği normalleştiren kanıksama algısıyla umursamayarak gerekli ve sıradan sayar.
    Başı bozuklukluğun veya keyfi başına buyrukluğun dayattığı ve donattığı hayat , toplumsal riayeti ve liyakati olmayan kişiyi kendi bildiğine serbest bütün yolları tokalı felç ölümlülüğün kavga nizah kargaşasıdır.

    Adam veya kadın kanunu bozar, rüşvet yer, haksızlık eder, hukuku çiğner, sadistlik peşi kovalar, tecavüz ve suç işler, zorbalığanı dayatır, şiddete yönelir, baskı uygular, sapkınlık eder, dolandırır, kandırır, cinayet müptelasıdır, kötülüğü kışkırtır, ara bozar, fitne fesat kundaklar, bozgunculuğu meziyet beller, surayı bozar, daima öncelik çıkar ve imtiyaz gözetir, ahlaksızlığı leresizliği umursamaz, her yanlışını doğru bilinmesini ister, tuzak kurar, dümen vurgun soygun hile talan saldırı eziyet….dörtlüleri yaktığı yerde hayata nefes aldırmayan belasını bırakır ve buna hakkı olduğuna hır dalaşır kan gövdeyi götüren çullanmalardan ne pahasına olursa olsun üstün çıkmanın düşmanlığını ve kinini güderek düzensizlik -toplumsuzluk üzerine düzen kurulumunun yerleşik hale gelmesine sebep olur.
    Herkesin kimseyle ortak hak hukuk değer kanun dil kültür akıl birikim kaygı saygı ilişki yaşam güven sorumluluk hassasiyet aidiyet ahlak düzen dolaşım uyumu ve bütünlüğü olmadığı ve gözetmediği ‘ sen de kaçan fırsatı kollayaydın uyanık olaydın be adam ‘ gibi birbirine nispetçi yarışçı hileci baskın madikçi zorba acımasız sahtekar dalavereci dolandırıcı kuşkunun korkunun kabusun tükenişin karamsarlığın endişenin gericiliğin rüşvetin talanın kibirliliğin ahlaksızlığın yağmanın kargaşanın bozulmuşluğun sosyal çürümenin istikrarsızlığın ve toplumsal çöküşün meşru kabul ve masum görüldüğü itaatsizlik ağını örer.


    Irmağın durmaksızın akışı sırasında her damla kendi anlam değer canlılık katkı ve yükünü taşıyarak yol boyu surasında kimi ağaçları kimi sazlıkları kimi çayırlıkları kimi bahçeleri kimi bağları kimi gölleri kimi şehirleri kimi denizleri kimi barajları kimi kanalları kimi ekin ve bostanlıkları besleyip büyüterken kendine özgün eşsiz benzersiz hikayelerin yapmacıksız ve gerçek anlamda aynı yaşam yolu hiç değişmeksizin kendi tanığı olurlar. Fakat sırf başkasına nispet ve gösteriş yarışına kapılmışlığın üstün seçkin ve baskın geleni olmak için piyasa kataloğu tür ve türevi olarak değişkenlik çeşidi avı peşinde yozunmuş çürümüş insansa, her ne kadar aksesuar kılıf kalıp mekan kostüm eşya dekor değişim dönüşüm zik zakkarında hiç durmadan oynaklık ederek sürekli yeni av peşinde ( herkese mavi boncuk dağıtarak ilgi telaş takıntı ve ihtişam toplama derdine düşerse ) koşarsa o kadar sahteleşmiş değer kaybetmiş erozyona uğramış işlevden ve içerikten bozulmuş demektir.

    Hayata dünyaya kendine basacak ve duracak huzur rahat gün yüzü göstermemek için bunalmış tıkanmış ve kovulmuşluğun takibi mümkün olmayan kendini kovalamaya hiç bilinmedik veya başkasıyla yarışan imrenti açlığını karşılama çeşitliliği yetiştirmek için çırpınıp debelenmektedir … artık işlevi niteliği ve değeri tükenmiş süs ve gösteriş kölesi insanlık.

    Malum…

    Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.

    Ortak paydaşlıkları baskılanmış boğulmuş bunalmış aşağılanmış ve hiçe sayılmış sorunlu şiddetli gerilimli geçimsizliklerin hızlı tüketim ve sınırsız sömürü bağımlılığı tıkanıklıklarından planlı proğramlı kölelikten kaçışlarının doluştuğu yapay yapmacık ve gösterişli mekanlarda kabul onay ve beğeni odaklı duygularını okşayan tatmin olma züğürt tesellisidir

    Burda az gidersin uz gidersin yaz gidersin güz gidersin peşine takılan önüne düşen ve uzayıp kısalan gölgelerin bile sana söylemez aklın ağırlığıyla aşkın bedeninin aynısını giyeni ve taşıyanı olmadıktan sonra kış bahar üçüncü bahar yedinci iklimin hiç bir farkı olmaksızın her dönemeçte ben bu zamana kadar buraya nasıl dayandım ve katlandım ve sadece akşamdan akşama hortumla bahçe suvarıp sahilde güneşi öbür tarafa savuşturup yollamanın ötesinde ve kısır döngüsüne kaybolarak herkesin hiç kimse olmadığını… akşamın yokuşu asma köprüler gemilerden boşalan rıhtımlar ve sokak lambaları dahi kimseye söylemez.

    Tıklım tıklım kalabalıkların gün telaşesi değirmeninde ezip ufaladığı yalnızlık hücreleridir bu yüzden kimden gelirse gelsin katıksız onay takdir beğeni ve övgüler burdaki yoksulluğun yorgunluk nafakası ve esir alan tesellisidir.
    Bu kurak çölleşme ise insanı kendi olmayan kamuflajlarda beğenilmeye ahmaklaştırarak dürtü bağımlılığını kandırma ve takıntılarının doyumu için tatmin olma tipini çılgın tüketim piyasası ihtiyacına göre özenle markalayıp modelliyor.

    Çünkü özgün kişiliği kavramı anlamı değeri varlığı olmayanın aşk ve sevgi gibi yüklenip taşıyabilecekleri yaşam ortaklığı da yoktur. Saygın kişiliği olmayansa insanlığını kendine bile kabul ettiremediği huzursuz yetersiz eksik dışlanmış yoksun muhtaç aciz ezik çaresiz dengesiz zavallı ve açlık duygusuyla kamçılanarak yoksunluğunu tamamlayan değer kattığına inandığı doğallığını yitirmiş sanal sahte şatafatlı gösterişli değişme ve başkalaşma dürtülerinin proğramlanmış tasarımlılığın SIRADIŞI kulu kölesi olmaya eğilir ve yönelir .
    Seçici olmak, özgür iradesi deneyimli katkısı birikimli donanımı etkin sorgulaması ve liyakatli becerisi olmaksızın ışıltılı şatafat sahteliğinde gösterişli yer kapmak için her yolu mübah sayan kamuflaj maskarasıyla ve sürü bağışıklığının akıntısına kapılmakla olup bitecek kişilikli ve saygınlığın adresi değildir.

    Tam tersi aklın fikrin vicdanın emeğin yorup kazandığı değerlerle sakin dingin güvenli onurlu bilgili kültürlü sağlıklı huzurlu mutlu özgür topluma doğaya ve insanlığa duyarlı kendine özgün sevgi bağlamıyla özdeşleşen ve sorgulayarak erişilen çıkarım farklılığını ve farkındalığın gayretini gütmekle ilgilidir seçerek yaşama arzusu ve isteğinin temel dayanağı.
    Karamsar kötümser çekimser yılgın bunak kuşkulu endişeli umudunu gayretini inancını ve yaşama sevincini terk etmiş bunalım ve kriz müptelası kişiliksizlikler sorunlara ilişkili ve güdümlü yaşarlar ve her ortadan kalkan tıkanıklığın giderilmesine asla anlayış meyil ilgi ve yakınlık göstermezler çünkü varlık sebepleri polemiklere çelişkilere derlere acılara azaplatıra gericiliklere hurafelere ve toplumsal eşitsizliklere bağlıdır.

    Çünkü çare huzur umut ve ortak mutluluğa dair hiç bir gelişim olgunluk yeterlilik donanım deneyim güven kabul özgüven ve birikimleri yoktur. Bu yüzden de bütün günü olumsuzlukları üretip artıran çatışmaları gerilimleri nefretleri sapkınlıkları bunalımları bozgunları yıkımları kahırları şikayetleri bozulmaları gayretsiz tepkisiz yakınmakları körükler ve kovalarlar.

    Her hakkını aratana sindirme şiddeti sallayıp zindanı boylatarak muhalifsizliği zorbalığı ve keyfiyeti dayatan; toplumsal damarları çürümüş, ilişki ağları tıkanmış, akla fikre edebiyata sanata kültüre vicdana ahlaka özgürlüğe mutluluğa sevgiye saygıya söze onura duyarlılığa eğitime spora sağlığa umuda güvene dağlığa gıdaya barınmaya beslenmeye bilince sorgulamaya yaşama hakkına ve insanlığa çöküp kayyım atayan yargı; sömürü çarkına hakim olanlarca can damarı tıkanmış sosyal kokuşmuşluğun korku ve baskıya dayalı toplu sindirme ve ayrıcalıklı seçkinler sultasını koruyan toplumsal suikast aracı olarak kullanılmakta.

    Muhalifsiz seçimlerin ( muhalefetin de ne zaman nasıl işlevsizliğe şekillenmesi gerektiğini muktedir olanların belirlediği ) toplumu makaraya sarmanın dışında hiç bir anlam ifade etmediği sürekli irin iltihap ve sorun biriktiren bu hastalıklı topyekün alt üst oluş hali ise günün bitiminde kaçınılmaz bir şekilde yoğunlaşan zorbalık sultasını taşıyamayarak hayatta kalabilmenin düzen dışı radikal patlamalarına ve yıkıcı tepkilerine yol açar.
    Çünkü kokuşmuş çürümüşlük bağımlılıkları güdümlü dürtülere odaklı açlık ve muhtaçlığı artırıp çoğaltırken, akıl vicdan kültür saygı sevgiyi paylaşan birlikte yaşama inancı ve kaygısı cesaret özgürlük merak araştırma sorgulama keşif deneyim ve beceri yüreklilik ve emek gerektirir.

    Her şeye vardan yoktan gerekçe uydurup kulp takma bahaneler uydurma ve kendi varlığını kızağa çekme yahut cürümün gizli öznesi yapma sorumsuzluğuyla hep başkasına yıkma ve suçlama sabit kalıp refleksi bu kaypaklığın tipik karakteristik özelliğidir.
    Tek düzelikte yorulmuş yıpranmışlıkların enkaz birikintisi vardır ve dümdüz hareketsiz ve kımıltısız oradaki kurak boşluk herseyi emer ve yutar. Ses seda eylem ve karşı eylem yaşam canlılığını doğuran etkinlikleri yaratır. Bu etkinliklerse sabit ve standart olmayan inişli yokuşluluğun sürükleyici etkin cazibesi ve hayati önemseki çeşitliliğe boyut kazandırıp yön veren eylemsel katılımcılıkla mümkündür.

    Sınırsız ve doyumsuz güzelliklerin kaynağı doğadır. Doğa ise ruhuna aklına hayaline duygusuna düşüncedine fikrine özlemine özgürlüğüne arzusuna ve bedenine çelenk kelepçesi yahut duvarlaştıran ayrıştırma düzenekleri vurulamayacak insanla özdeştir.
    Sınırsız sorumsuz edinme ve sahiplenme duygusu insanı önce kendine hapseder sonra da hapsolduğu düşkünlüğünün sadist hastalıklı sapkın bunak doyumsuz tatminsiz tamahkarlığıyla ilişip bulaştığı her şeyi bağımlılık dürtüsünü doyurmaya hapseder, durmaksızın çitler tel örgüler ve duvarlarla her yeri birbirinden ayırıp bölerek dünyayı tanınmayacak hale talan ve işgal ettiği yıkımlar ( sınırlar kafesler ve parsellerle) örer bozar ve donatır dağa taşa denize ve ormana.

    Çok çeşitliliğin İlişkisi bağı kaynağı dengesi amacı nedeni düzeni yolu yordamı sonucu ve zaman akıntısı ırmağıdır hayat.

    Bu yüzden de her ne kadar boyalı süslü akıl çelici yahut göz kamaştırıcı olursa olsun, zamanla bıkkınlık veren sahnesi sürekli aynı kof basmakalıplarda tekrarlara rutinleşmiş değişkenlikler tatiller dekorlar kostümler bile insanı kuşatıp hapseden boğulmuşluk hissi uyandırarak itici monoton donuk kuşatılmış bunaltıcı boğucu bezdirici yorucu ve can sıkıcı gelir.

    İnsanın gerçek evi, aklının fikrinin yol ve yön gösterdiği arayışlar içinde geçen zaman zuhurdur sürecidir. Çünkü bu süreç içinde döner dolanır hayat. İnsan, ışığa yola dağa denize başka insanlara ve başka hayatlara böylece rastlar farkeder tanışır. Tercih veya reddetme becerisini burada kazanır.

    Herkese benzeyen; ama bir ortak ilgisi bağı kaygısı sorumluluğu paylaşımı sevinci sanatı edebiyatı olmayan baskılandığı dayatılanı tüketmekle mahkum yoz kültür kokuşmuş çürümüşlüğünün hazır tüketicisi tezgahına düşmüş iradesiz tepkisiz ve liyakatsiz bağımlılıklarının kölesi bu kısır ve kurak döngü sarmalını kurgulayan arka plan düzenek sahipleri, okulları meydanları trafikleri şehirleri tatilleri çarşıları mekanları tesisleri vitrinleri binaları reklamları modaları salonları şekilleri tarzları imajları maskeleri magazinleri dekorları kostümleri ulaşım ve iletişim araçlarını yani hayatın bütün ağan dönen her şeyini avladıkları insanlığın başka seçeneği asla mümkün olmayan bu lüks savurganlık ve gösteriş kuşatılmışlık ağına göre örer kurar ve donatırlar.

    Şikayet karamsarlık muğlaklık belirsizlik kuşku ve kötümserlik, hem yaşam biçimi hem de kimlik karakteri olanların sürekli ve durmaksızın değişikliğe muhtaç oldukları sebebiyle her gittikleri veya iliştikleri yer ve yapay nedende teselli olma muhtaçlığını doyurmaya dönük kendine yetişemediği kıskacın pahası eziyeti zahmeti ve yükü neye mal olursa olsun üşenmeden gösteriş bildirim ve paylaşımlarda bulunması içindir.

    Faturasına yetişilmez hızlı sınırsız savurgan sürekli ihtiyaç ve bağımlılık artıran çılgın tüketim karmaşası tutsaklığında birbirini yoran üzen ezen ve zıtlaşarak yaşayan her türlü birlikteliği ayrılık ve kopuş tezgahına düşürüp hasmani çullanışlarla beraber fakat ortak sevince dair hiç bir anlam değer amaç gayret çaba emek yakınlık duygu düşünce sorumluluk ilgi aidiyet artırım harcamasında bulunmayı gereksizlik yükü olarak görerek korkunç bir yabancılaşma cinnetinde ayrı gayrı ve her türlü yakınlaşmayı herkesin diğerinden eksik ve geride kaldığı varsayımlı kendi takıntı sarmalında ötekini suç günah yasaklı kaçak fazlalık ve sürgün saydığı içler acısı kokuşmuş çürümüşlük izolasyonunda sonsuz bir cinnet ve zindan kuyusudur, artık idaresizliği idare bilen piyasa kölesi kuru kalabalıkların gezi turları tatil furyaları değişkenlik dekorları imrendirme kostümleri kışkırtma alışkanlıkları ve herkesin gittiği yeri görmeye can atan ve gitmediğini sandığı yerden kendine özel erişimsiz ve değerlilik gösterişleri silkeleyip savurduğu yapay ve yapmacık sanal dünya kozmopolitiği.

    Haset fesat kin nefret kayıtsızlık karamsarlık çekememezlik görgüsüzlük böbürlenme şatafat nispet yarış üste çıkma ve herkesin erişimsiz gözdesi olma gibi yoz ve popüler kültürün bütün virüslerinin taşıyıcısı kuklası olarak kendi özgün kişiliğine ait hiç bir özgür iradesi aklı fikri birikimi tepkisi duyarlılığı olmayan sürekli çeşitlilik ve farklılık yaratma bağımlılıklarını doyurup tatmin olma ihtiyacı kendi seçimlerinin bir tercihi değil, herkesin gösterişte ve görgüsüzlükte birbirinden geri kalmama dürtüsünü ve düzenek kurgusunu körükleyerek idare ve sevk edenlerin çılgın tüketim muhtaçlığını dayatan hükümranlığın soygun sömürü çarkından beslenen ayrıcalık sınıf zümre ve imtiyaz sahipleridir.

    Seyfi Karaca… Temmuz/26

  • tımarhane duvarı04.08.2026 - 15:58

  • tımarhane duvarı02.08.2026 - 12:23


    YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE 2 ( veya alayina siir derken )

    Bir kişiden, yani tek başına kendimizden yola çıkışlı ikinci kişi dahi olsa, sözel yazınsal veya görsel her sunum, yüklendiği içeriğiyle ve iletişimiyle topluma ulaşmayı hedefleyen SOSYAL PAYLAŞIM karakterindedir. Yani paylaşılan içerik, iletişim topluma ulaşma ve etkileme gibi asal amacı vardır. Durum böyle olunca da değerler ve dolaşımın breyi olan her kişi, paylaşımdan etkilendiği oranda açık yorumlu eleştirel bakış inceleme sorgulama hakkına sahiptir. Paylaşımı sunansa burası bana özel yek başına buyruk şahsi malım yaklaşımlı kayıtsızlık lüksüne sahip değildir, içerik bağlamında yapıcı veya yıkıcı kime ne taşıyıp ilettiği kadar sorumluluğu yüzleşmesi ve bağlılığı vardır. Niye mi…?

    Çünkü ağzından dumanlı zehirler toksinler kirler salgınlar ve bulaşlar tüküren veya üfürenlerin ortak yaşam alanlarına verdiği zarar, yıkımları yerleşik düzen hal aldıktan sonra farkedildi ve ölümcül etkisinin farkına varıldı. Toplum yaşantımızda sosyolojik yapılanmayı , ortak değer kültür ve kimlik bilincini, huzurlu güvenli ve sağlıklı iletişim paylaşım döngüsünü aynı etkinlikte yapıcı veya yıkıcı etkisi vardır kültür sanat edebiyat külliyatlı yazı görsel veya konuşma dilimizin.

    Alışkanlık davranış duruş inanış ve bağımlılık nöronlarını bilinç altı çalışması nitelikli dolgu ve yerleştirme operasyonculuğunun aksam parçacığı olan ‘ herkesin doğrusu kendine’ formatındaki sergi paylaşım veya sunumun, hiç bir ortak itibar ve duyarlılığı olmayan ama herkesi kendi bildiğine çevrimlediği ve ayrı gayrılığını dayattığı müstakil yolu, özel talep ve istekleri, trafiği, kuralsızlığı, başına buyrukluğu, duruma göre değişen hükmü, yaptırımı, inancı, sorumsuzluğu, ve yanlışı doğru bilen ve yaşayan sınırsız serbestliği vardır.

    Ayni gönül bagliligin varligindan sonsuz sevincleri sevgileri coskulari hasretleri ve bereketi bitmeyen siginagi saglam mutluluklari kucaklayip sevisen ASK kiblesindeyiz sevgilim sultanim. Seni bana, bizi bize verene bin sükür. Kucaklayip öpüyorum simsicacik her bir zerrelerinden.

    Bu sebepten;

    Koltuk numarası bileti kesilmişliğe kenar köşe edilip oturtulmuş, durmaksızın sabit konumluluğun biçimsel eksik gedik kusur kambur çukur veya fazlalıklarını dikizleyen aklı fikriyle, baktığı gördüğü duyduğu yahut okuduğu her ne ise sadece ordaki varlığı samimiyetsiz hazır kalıplılığın peşin övgüye dayalı döşeli suskunluk seyircisi olmaya veya yüksek gürültülü tezahürat fanatiği modeline kalıplaşmışlık, paylaşım değeri sıfır olan standart kokuşmuş ve çürümüşlüğü doğurur üretir. Çünkü paylaşmanın saygın ve sağlıklı verisi veya göstergesi, yorulan emeği sunanla emeğe taşıdığı içerik ve amaç paydasında tanıklık eden yahut faydalanan arasındaki eleştiren sorgulayan tartışan irdeleyen katılan karşı çıkan öven veya yeren karşılıklı iletişim samimiyetidir ortak paylaşımın adı ve adresi .
    Etki tepkiyi doğurur bakın bu da kesinliği olan sosyolojik olgudur. Her gün birbirini etkileyen birbirini kapsayan birbirini kuşatan birbirini özgür iradesi olmamaya hapseden ve birbirinden etkilenen kurguların soyut hücre rahminde aynı acı kahır korku lanet acımasızlık veryansın figan bağımlılık muhtaçlık terkedilmişlik zavallılık eziklik acizlik yalvar yakar kör kötürüm ve çilekeşlik feryatları çığnayıp tepişen depodan , saygın edebiyat ve toplum asla doğmaz maalesef ve ürettiği sorunların hali diliyle boğuşarak onurlu değerlilikten uzak kronikleşmiş şiddetli geçimsizliğin karabasan tekrarlarla yaşar sosyal yıkım ve toplumsal sür savrum.

    Topluma dönük yazdığı kurduğu resmettiği tasarımladığı veya ilişkilendiği halde, ‘ ben ettim yaptım herkesin en güzeli oldum toplum ‘ bağlantısızlığının nüveleri olan kendi kuraklığını karanlığını kederkeşliğini ezikliğini sevgisizliğini düşkünlüğünü umutsuzluğunu fanatikliğini dengesiz tutarsızlığını bağımlılığını kimliksizliğini zavallılık ve muhtaçlığını öne çıkarma sebebiyle, dışarda kalan kayıtsızlığın toptancı ve piyasacı anlayış deposunda üretilen her yanılgı ve yanlış, sindirdikçe toplum katında yayılarak kanıksanır alışılır özümsenir alışkanlık yapar sağlıklı ve saygın olan her şeyin yıkıntı boşluğuna konuşma ve yaşama biçiminde dolaşım ürünü olarak bireyselcilik ve bencillik köpürtmekten başkaca tanıyıp bilmemeye kurumsallaşır.

    Bütün sosyal damarları çürümüş kopmuş, kıran kırana yılgınlığı yozlaşmayı tükenişi görgüsüzlüğü ve gericiliği işleyip köpürten ve kışkırtan bu asosyal travma, her şartta şahsına özel konforlu seçkinliğe kendinden başka hiç bir ortak paydaşlığı olmayan çıkarcılığın da algı sağlayıcı kaynağı ve kültür erozyonculuğunun temel yakıt malzemecisidir.

    Herkes her gün kullandığı kelimeleri ve dili kendi keşfedip kendi kendi e öğretmediğine göre, tüm iletişim bağımızı donatan kaynak toplumdan gelenlerimizdir. Sınırsız zenginliği ve çeşitliliği olan Burada hangi duygu yahut düşünceyi nasıl harmanlayacağımız değil , somut gerçekliği olmayan şekilci yüzeysel sahteliklere ve sadece kahır keder boğan aşırılıklara kabızlaşmaya karşı gösterilmesi gereken duyarlılıktır esas olan. Çünkü bu ölü döngülü çukurda yıkımların ve felaketlerin müptela müşterisi olarak ne dil ne bilimsellik ne hayat ne kültür ne adil ve ortak değerler bütünlüğü ne insan ne toplum asla yaşama şansına sahip değildir.

    Ve ayrıca sadece soyut duygusal çeşitliliği çok çalkantılardan ibaret olmayan insan ve toplum kaynaklı güzel sanatların; elbetteki edebiyat - şiirin de dayanıp güvendiği somut aklı fikri mantığı vicdanı özgürlüğü bilgisi deneyimi birikimi gözlemi ve kalbi vardır. Kabız ve kurak yapay taklitçilikte veya tek damarlı aşırılıklarda özgürlüğün aklın fikrin ve güzel sanatların kalbi dayanamaz çatlar ölür.
    Bu kör kütükten dolaşım ağı, cafcaflı poşet torbasına doluşmuş bireysel bencilliğin her adaletsiz eşitliksiz dayatma ve keyfiyetini haklı gerekli makul masum ve yerli yerinde gören kabullenmeyi ve sosyal salaklaşmayı aşılar ve örgütler.

    Çünkü nasıl ne gibi emeklerden ve hangi hasattan yediğimiz içtiğimiz bedensel yapı taşlarımızı örüp donattığı veya öldürdüğü gibi, hangi kelime ve cümlelerle hayatımızı kurduğumuzsa hem bireysel benliğimizi hem de ortak toplumsal kimliğimizi yaşatır veya öldürür.

    O yüzden de sadece sosyal ortamlarda değil, hayatın her alanında sunulan her paylaşım, tıpkı yapılan yorumlar gibi kişiye veya keyfiyete özel değil toplumun sağlık huzur eğitim vicdan adalet onur özgürlük özgüven aidiyet ve liyakat ekseninde iletişim kalitesini ve reflekslerini ne denli bozduğu veya değer artırdığıyla, yani kişi özelinden ayrı, toplumun sosyal yapısını ve yaşantısını etkilediğiyle ilgili alakalıdır.

    Ve toplumda ara bozgun ve yara açıklığı kapanmayan ( inanç bitmiş güven bitmiş samimiyet bitmiş yakınlık bitmiş söz bitmiş sohbet bitmiş vicdan bitmiş saygı bitmiş liyakat bitmiş hukuk bitmiş hak bitmiş sevgi bitmiş onur bitmiş ilgi bitmiş ilişki bitmiş …) o bitmiş bu bitmiş tükenmişlikleriyle ortak yaşam değerlerimiz yanıp kavrulurken, kendi gölgesini büyüterek durmaksızın her şeyi daha da aciz yılgın kaçak çarpık çilekeş karamsarlık ve kötümserliklerle boyayıp bezeyen karabasanlığın sancı sızı vaazleri veren sinema sanat resim edebiyat ve şiir lakırdısı , her yozlaşma katkısını herkese göre makul mübah gören piyasa anlayışıyla insanlık adına zıkkım yutkunup can çekişiyor demektir paylaşılan her sergi ve sunum.

    Toplumun iliğine kadar özünü sözünü ertip tüketmeye ‘ bütün dünya hayatınızı bırakın beni duyun, bana bakın perişanımı görün, alemler zavallısı sefilliğime acıyın……’ gibileri kronik söylemlerin hammaddesi kılan döngü, beylik tabirle de duygu sömürüsünün yaygın istismar ayağını proğramına yüklediği aydın ilerici çağdaş milli muhafazakar görünüşlü ve cümlesi yalnızlaşmış kalabalıkları hep beraberce aynı kafesten evrimleşip çark döner.…
    Bu yozlaşmışlık hariçlik hiçlik ve tükenmişlik çarkında kimse eğer ucu kendine dokunursa kendi çıkarından başkasını zerre miktarda samimi yaklaşımlarla düşünmüyor. Ve acıyı ezilmişliği kahrı gözyaşını hiç elden dilden düşürmeyerek, milli ve yerli görünüşü ilerici aydınmış gibi bağımlı yaşıyor.

    Sosyal iletişim ilişkilerine etkin kaynaklık eden sinema da medya da şiir de edebiyat da etkileyen arızaları sorgulamadığı sürekli yapaylığa ve kangrenler arızasına sabitliliğin toplumu kodlayan ve mayalayan algı ve alışkanlık ilgisizi yatay geçişle, ekonomide sosyolojide siyasette eğitimde inançta dilde kültürde, kısacası hayatın hiç bir yerindeki olumsuzlukları sorgulamıyor ve olup biten bütün kahır - karabasan arızalı yozlaşma kokuşma ve kötülükleri her şeyin gerçeği kendine göreceliğin anlayış ve yaklaşımıyla kabullenip, çürüme bağımlısı herkes yıkım sarmalını tükettikçe daha çok sorun üretiyor, üretip tükettikçe daha çok cehalet kargaşa ilkellik bela zorbalık şiddet eğitimsizlik ayrılık
    duyarsızlık mutsuzluk istikrarsızlık haksızlık zorbalık hukuksuzluk itaatsizlik iletişimsizlik yılgınlık tükenmişlik gerilim ve geçimsizlik gibi sorunlar yığınağını tükeniyor..

    Etkilendiği, ama sorgulamadığı yozlaşmanın tetikleyen temel sebeplerini ve doğurduğu sonuçlarını birbirleriyle ilişkilendirmekten yoksun kayıtsızlık, algıya yuvalanan yazının sözün ve görselin sirayet ettiği yoğunlukta kişiye kabulünü ve kalıcılığı sağlar.

    Bireyi değerli kılan toplumla eşdeğerlilik itibarı, sosyal her alanda kalite huzur refah sağlık eğitim barınma kültür ekonomik güvenlik gelişmişlik ve standart çağdaşlık seviyesidir. Tüm bunları sağlayan şey de seviyeyi aşağılara düşürücü yozlaşmaya keyfiyete haksızlığa ve liyakatsizliğe karşı özgür bakış açısı ve ve sorgulayıcı tepkisel duruş veya eleştirel duyarlılık hassasiyetidir.

    Sonra da hiç olumlayan müjdesi olmamaya güdümlü bağımlılıkta acıya gebe, çaresizliğe tutsak, saygı sevgisizliğe ören viran, yıkımlar ilgisizliğine dönüp ağlıyoruz, yanıp ağlıyoruz, felakete ağlıyoruz, sefalete ağlıyoruz, vara ağlıyoruz, yoğa ağlıyoruz ve sonuçta her acı sarmalından muhtaçlık kanatarak aglamak , cehaleti felaketi ve ölümü karakterleşmiş kimliğimize özdeşlikte kutsayarak yaşıyoruz.

    Soyut olan bütün öz çıkarımların somut gerçeklikle ilgisi sebebi kökeni aidiyetliliği ve bağı vardır. Aynı ilişki ve kaynak bağıyla ruh ve duygusal yapımızın ilişkilendiği bedensel varlığımızla kopmaz ayrışmaz bütünlüğü vardır. Toplum birey ilişkisinde de bireylerin sağlık barınma beslenme korunma adalet eğitim istihdam iletişim gibi sayısız ve hayati ihtiyaç gereksinimlerinin ayrışmaz kopmaz bağlayan bütünlükte dengesini kaynağını düzenlemedini kanununu ve karşılığını toplum gerçekliği vardır.

    Toplumsal dokuyu korumayı dikte etmek adına kişi özgürlük ve hakklarını kodlamak veya sansürlemek nasıl ki bireyi olmayan yığınlarca baskılanmış iradesiz ve ifadesiz kalabalıkları doğuracağı gibi, her kişinin doğrusu kendine göre haklılık yaklaşımı da herkesin kendine göre toplumu baskılayan kanunu dayatması yaptırımı uyumsuzluğu keyfiyeti olan itaatsiz sorumsuzluğu doğurur ve sosyal bütünlüğün sanat siyaset eğitim ulaşım inanç iletişim gibi soyut çıkarımlar bağlanında bireyin yaşam göstergesi, toplumsal dokuyla özseşletiği gelir dağılımı eşitsizliğini sıradanlaştıran ‘ kıskanma, çalış senin de olsun ‘ sözde kişi özgürlüğünü her şartta yücelten bilinç ve algı dolgulamasıyla adaletsizlik yolsuzluk talan vurgun soygun haramiliği normal masum sıradan sayılır. Tam bu can alıcı noktada hayata lanet kahır matem keder acı salaklaşma karabasan soğukluk uzaklık samimiyetsizli küskünlük kin nefret korku kutuplaşma bağnazlık ve bireysel bencillik saplantıları yükleyen yoz kültür külliyatı, tatlı kafa yapıcıları olarak piyasa beklentisini karşılamada magazin işlevi ve işlemi görmekte .

    Kiminki kimden daha baskınsa, herkesin doğrusunun kendine göre olduğu bireysel, otokratik ve anarşik hiyerarşide, birbirine kuşkulu güvensiz saygısız sevgisiz kayıtsız acımasız kaçak kuşkulu fırsatçı yitik ezen soyan kendinden başka kimseye yakınlığı ve samimiyeti olmayan sınırsız doyumsuzluğun menfaat kotarma ve kollama ilişkisinde , günden güne saygın bütünlüğü birbirinden ayrışmaz ve aydın çağdaş sorumlu nitelikli kültür sanat siyaset edebiyat ilim bilimlere ilgi eksilip azalarak kara cehaleti kutsayan bencillik başı buyrukluğunu ve çıkarcılığını toplum üstü tutan gösteriş zorbalık karanlık korku kayıtsızlık keşmekeşlik ve özenti furyasında kimsenin kimseyi ilgilendirmediği ve yanlışını sorgulamaya aklının fikrinin liyakatinin duygususunun düşüncedinin ve cesaretinin yetmediği dizi replikleriyle oyun kovalaşan ortak değerlerimizin tümü yok derecesinde kokuşmuş bozulmuş ve talan edilmiş durumda.

    Her zaman gözlemleyerek çıkaramladığım bildiğim inandığım sebepler in doğurduğu sonuçlar bağlamında demişimdir , bana göre aklın fikrin gözettiği duygusal örgülerle yorulan ilim bilim sanat edebiyat ve şiirin şahsa ve kişilere özel mülkiyet sahibi hanım ağası ve feriştah babası kılıflı patron tanrısı yoktur diye. Toplumundan aldığı beslendiği yaşamsal kaynaklarla kendini geliştirerek toplumunun derdi kaygısı umudu coşkusu ve sevinciyle ortak yüreklilik gösteren herkes, sosyal hayatı üretip donatan bağlamında duyarlı ve sorumlu kaldıkça birbirinden değerli liyakat ehli; ve sözün yazının da kültür sanat ustasıdır.
    Sadece yuhalamak veya şakşaklamak için toplanmış trübünleşmelerde beraberliği bile yenişmek üzere kurulu oyununun fanatikliği kışkırtarak kendi tarafının kurak kanun umursamadan kendi tarafının kazanmasına kilitlenen; ve her koşulda kendini acındıran haklı çıkarıcı mağduriyet arabeskliği bağırıp çağıran insan travmasına dönüşür söz ve sanat
    Israrla anlamayanlar veya ilke de anlamazlık numarasına yatanlar için bir daha tekrarla vurgulayıp belirtmek isterim ki…

    Kimin hangi başlıkta hangi biçimsellikle nasıl ne yoğunlukta niceyi yazma özgürlüğü ve seçimi değil, sonuç olarak toplumun hiç bir saygın değere itibar ve ihtiyaç duymadığı bu günlerin kokuşma bataklığına düşmüş olmasındaki kökleşmiş kanıksanmış YOZ KÜLTÜRCÜLÜĞÜN ayarsız düzensiz insan tipini fcırmatlayıp, değersizlik zavallılık hiçlik duyarsızlık karamsarlık çaresizlik perişanlık berduşluk lümpenlik boş vermişlik acizlik pörsüklük yenilmişlik kaybolmuşluk yokluk zorbalık kabadayılık şiddetperverlik çarpıklık kederkeşlik bağımlılık karanlık cahillik ve sorun üretmeye sınırsız karabasan külliyatı aşılayan çorak içerikler arızasıyla ilgilidir ortaya dökülüp saçılan paylaşılmışlıklara dönük sorgulama ve eleştiri hakkım. Dereye dağa ormana denize meydana sokağa … kısacası konuşlandığınız odak sizin özeliniz bile olsa, ortak hayatımıza yığıp yostuğunuz her atık kir zehir keyfiyet sorumsuzluk eziklik karanlık ve çöplük, kişiye göreceliği olmayan herkesi etkiler sorumlu kılar bağlar sorgulatır ve ilgilendirir. Bu yazıyı da şiirde edebiyatta dilde kültürde iletişimde ve sanatta artık hiç kimseye hiç bir şey konuşmayan dozajdan bilinç ve algı dağarcığımızı besleyerek ola gelen ve gelmekte olmayı sürdüren şiddete meyilli, kavga nizah ve gerilimlere her an hazır, ayrılıkların ve mutsuzlukların müptela düşkünü topyekün davranış bozuklukların köklü arıza sağlayıcılığına ilişkin duyarlılıkla, birincisinin ikinci ilave sayfasını yordum irdeledim ve yazdım.

    Yani..

    İkinci sayfa yaprağını yazdığım bu konu başlığı altında hiç kimsenin yazma okuma veya paylaşma şevkini kırmak üzmek ezmek yönetmek yönlendirmek veya incitmek gibi bir niyetin ardını kovalamaya değil, ama ille de üzülecek incinecek diye de her kim olursa olsun,rast geldiğim paylaşımlara samimiyet ve dürüstlük katılımcılığımı esirgemeyerek çok yönlü bakışın özgür iradeli aklı fikri duyarlılığı ve yüreğiyle şiir bağlamında arızalı insan ve toplum dolgulayan kültür - sanat şekilciliğini irdeleyip yormalarımı dillendirip ortaya koymayı esas almıştır. Yine de her bir magazin - medya kuşatmasının boğduğu işi gücü bırakıp şiir gönüllülüğüne emek zahmet ve zaman yoranlara selam Saygıyla.

    Seyfi Karaca… Ağustos/26

  • tımarhane duvarı02.08.2026 - 12:22

  • tımarhane duvarı30.07.2026 - 19:12

    ..
    YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE ( veya Alayina Siir derken )
    ….
    ‘ Yazdığım yapıştırdığıma alkışlamayan hiç kimseyi yanaştırmam elletmem herkese göre her an değişebilen sanatın şiirin sözün ve duygunun mutlak ve köşeli KESİNLİĞi yoktur ‘ diyen zanneden ve fena yanıldığıyla kronik karabasan fosilleşmelerine arızalı laf kalabalığı bağlayan ve hiç yüzleşemediği kendisiyle arası açık züğürt avuntu, kendini aşkışlayanlardan sonra zulayı kilidi duvarı ve kapıyı yakın bakışlı her irdeleyiciliğin samimi yorumuna tıkayıp kapatmalı .Niye mi…?

    Çünkü üçüncüsü olmayan iki şıktan biri varsa diğeri kesin değildir. Doğruysa yanlış olmayan KESİNDİR. Konuşma dilinin dahli olan şiirin de aklı mantığı duyarlılığı kararlılığı belleği bilinci onuru emeği vicdanı aklı fikri cesareti şekilsel olarak susmanın kostümü giydirilmemişse mutlaka ve kesin olmalıdır . Değilse şurdan burdan savrulmalara talip taşınır poşettir.

    Çünkü tıpkı yüklemini bulduktan sonra cümlenin diğer sağlayıcı ögelerini tanımak bilmek ve tanımlamak için sorular sorarak irdeleyici çözümlemeler yapar gibi yorumlanması gereken her şiir yahut sanatsal sunum, taşıdığı her saygın işlek ve sağlıklı yaşam örgüsünün dengeleyen düzenleyen neden ve niçin sebebi, bağdaşlığın içeriğini özünü ve tutarlılığını yitirmeksizin götürdüğü yere vardıran vardıran anlamı, niyeti, gerekçesi, duyurusu, iletisi, seyri, gelişimi, azmi, emeği, kararlılığı, ilgisi, mantığı, derdi, odaklanmadı, dermanı, duygusu, dolaşımı, işlevi, kararlılığı, düşüncesi, sorumluluğu, iradesi, özgünlüğü, özgürlüğü ve KESİN çıkarımı vardır.

    Ankara, anlamı ifadesiyle içeriği değişmez değerden Türkiye’ nin başkentidir, iki, bir artı birin toplamıdır ve kesindir. Yokluk örseler üzer, hayati ihtiyaç duyulan varlık sevindirir hiç tartışma götürmez ve kesindir. Ölçülerini mühendislik harikasından alan her bilimsel akıl fikir çizim tasarım ve sonuç elle tutulur gözle görülür netlikte somuttur ve kesindir. Hiç bir ahlaki hukuki kültürel ve toplumsal değer gözetmeksizin, acınaklı kahır bela kin ihmal karamsarlık hırs görgüsüzlük korku sitem karanlık bağnazlık doyumsuzluk kuralsızlık başıbozukluk ve çilekeşliğe odaklı güne başlayan her kabusla günü felakete bitireceği KESİNDİR. Yazılışını gerektiren tüm sebepleriyle yükü niyeti aklı mantığı vicdanı cesareti emeği özgürlüğü liyakati dirayeti kararlılığı inancı yolu yordamı değeri ifadesi dengesi birikimi gözlemi sorgulaması bilinci olan ve kesinlikle toplum sorumluluğu gütme kaidesine kurulu Şiir’ de bunun dışında ve insandan hariç değildir.

    Çünkü insanların diline pelesenk ettikleri konuşma dili ve kelimeleriyle karakterize olan kötüye ve iyiye dair ayırdımlı kişilik veya kişiliksizlikler şekillenir. Kişilerin tükettiği dil söz sohbet algı ve alışkanlıklara göreyse toplumlar ya yapılır veya yoz kültür hücre kozasında kokuşmuş çürümüşlüklere dolaşır bağlanır ve yıkılır.
    Yani şiirin toplumsal sorumluluk diye, kişinin özel hallisinasyon ve şizofrenik kuruntusuna kalmayan sorumlulukları vardır.
    Barınma, beslenme, güvenlik, sağlık, huzur, denge, düzen, mutluluk, kendini var etme, üretme, adil paylaşma, sosyalleşme ve kültür sanat iletişiminde bulunma gibi asla vazgeçilmezliği KESİN gerekliliği ihtiyacı ve yerine getirilme zorunluluğu vardır ortak hayatımızın.

    Siyasi ve sosyal alanda toplumun tüm ortak fayda eksenli otorite iradesini temsilen yasama yargı ve yürütme eliyle herkes adına ve ayrımsız imtiyazsız herkes için yapılması gereken düzenlemeler kanunlar bildirimler yaptırımlar yönetmelikler ve kurallar yoluyla sosyal hayatın sorunsuz işleyişi karşılığını bulurken, yazılı kanunları olmayan , ama yazılı kanunlardan bile toplumsal yaşamı kuran veya bozan gelenek görenek anane usül inanç kültür sanat ve edebiyatsa ortak hayatın dolaşım ağını ören ve etkileyen yapı taşlarıdır.
    Bu yüzden sosyal hayatın en odak yerinde duran bireylerin nelerden nasıl etkilenerek kişilik karakterini örenlerin en başında gelen kültür sanat YÖNLENDİRMELERİ, sayesinde değerlere kanunlara ve kurallara inanarak veya hiç inanmayarak yaşamaya yönelik tercihte bulunacağının bilinç altı duruş davranış ve alışkanlık kodlarını işler dokur.
    Yani toplumun sosyal siyasal ekonomik örgüsünü yapılandıran bireyler, bilinç altına yerleştirilen Kültür - Sanat dolgularıyla algı yönetimi başlığı altında kişiliğini oluştururken veya kişiliksizlikleri dayatılırken hayatlarını düzenlemede yaptıkları tercih etkilendikleri dolaşım ağının sunum paylaşım ve tüketim yoğunluğuyla ilişkilidir .

    Bu bakımdan insanların algılarını kimliklerini duruşlarını hayata nerden nasıl bakışlarını davranış eğilimlerini akıl fikir alışkanlıklarını seçimlerini ve toplamda kişilik karakterlerini yapan bozan yıkan ve belirleyen her somut veri gibi duygusal çağrışım ve etkileşimler de bireylerin yapısını donatan temel taşlar ve sosyalleşmenin hammaddeleridir.

    Bu yönüyle iç içe geçmiş sınırları olmayan bütünlükte her şiir bir müzik, her roman bir sinema, her resim bir yaşam galerisidir. O bakımdan da kişinin ‘ kesin doğru yoktur, herkesin doğrusu kendisine keyfine’ gibi kanunsuz toplumsuzluğun neo liberal süper marketine uygun kulluk kölelik bireyselciliğini tasarımlayan intihar güdüm toplumculuğuna kalmaksızın her yapılan sanat, her edebiyat ve şiir ‘ in taşıyıcı yüklemi emektarı öznesi olmak şartıyla yaşamın umudunu inancını duyarlılığını katılımcılığını kederini acısını endişesini sorununu inancını güvencini ortak sevincini adaletini kanununu kuralını ve hayat kavgasını değişen dönüşen koşullara göre hep aynı liyakatlilik üzerinde gören duyan bilen farkeden uyaran ve katkı sunan:

    Sorumluluk bilinci, somut dayanağı, samimi gerçekliği, özgür iradesi, özgüven birikimi, ve hiç bir etnik- mezhepsel militan fanatikliğin kişiyi nitelikli kapı kulluğuna zindanlayan karanlıklarına tabutlaşmadan sorgulayan ve gözlemleyebilen güdümsüz bağımsız aklı fikri ve vicdanı, umudu barışı sevgiyi yaşatıp yeşerten aktif etkinliği , emanet ve ödünç USTA malı kullanıcısı zavallılığından kendini arındırmış ve geliştirmiş aydın bakış görüşü, kimsenin doğma koruyucusu ve kuyrukçusu olmaksızın insanı dünyayı günü gündemi anlayıp çözümleyebilen onuru cesareti ve öz birikimi olması ve daha nice sayısız ilgisi aidiyetliliği olması KESİN ve gereklidir. Yoksa kendini ölü doğumlu bulduğu yapılmışların laçka ve moloz tekrarı mezarlık kumarcısıdır insan yoran ve insandan insan doğuran şiir sanat inanç ve edebiyat.

    Ordan da hiç bir ortak yaşam nizam düzen değer kanun kural inanç itibar saygı sevgi önceliği uyumluluğu bağlılığı ilgisi ve riayeti olmayan herkesin kendi cinnetini dayatma intiharcılığının dönüp dolaştığı yıkım yağma çürüme ve çöküşlere ÖZELLEŞİR insanlık binası popüler kültür harabesine dönüşmüş olan birey aile ve toplum.

    Açık bir mezarlık töreni gibi, öğretilmişlerin sürekli karabasan tabutunda küflenmiş yozlaşmış ve başkalaşmış yabancı gövdeler birleşimli ağlak matemin kuşkulu korkulu kaygılı güvensiz mutsuz tutarsız fitne fesat kavga gerilim karanlık ve nizah bağımlısı ölü tortusunu hiç kimseye kaptırmamak için içine gömüldüğü uç dengesine ulaşılmaz eleştirilemez ve sorgulanamaz kendi üstüne kapanmışlıkta her türlü tenkitsel yoruma yasak ve kapalı; şakşaklanmaktan başkaya tahammülü kabulü yokların ‘ buraların en iyisi benim ‘ iç güdüsüyle soyut şekilcilikten ve baydıran imge kurmacası bulaşığından öte gitmeyen terbiyesi verilmiş usta bildiği özenti doğmalarının dışında özgün hiç bir bildirinimi duyumu tanıklığı bakışı duygusu düşüncesi ve ortak paylaşımı olmayan şiir marangozculuğu kundaklanıyor çoğunlukla.

    Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.

    “Valla iyilik senden ne haber ‘ yüzeyselliği samimiyeti sohbeti derinliği olmayan baştan savmadır. Hani eğer öylesine sayılacaksa ölü laf sıvayıp söndürmenin ayaküstü hadi bana eyvallah cinsinden soyut, kifayetsiz, ondan bundan veya oradan buradan yolup döküntü ve söküntü çeşitliliğini karışımlayan söz yazı makale tasarım resim şiir roman ve edebiyat.
    Akıl mantık fikir cesaret yürütmesinden çot ve çorak, saçma sapanlığın, ille de anlayış kabul takdir onay ve birincilik gözdesi olmayı bekleyen; hep kenardan konuşmalı ; imalı dolaylı hiç kimseye somut yüreklilikte hiç bir şey anlatıp ifade etmeyen takıntı kuruntu ve ön çalışmalı imrendiğini tırtıklayan külüstür tekrarlarını şiir çerçeveli boşlukta provalayıp deneyerek görünürlük duvarına asan takıntı, asla eleştirel bakışlı yorumlarda kendisiyle yüzleşmeye katlanamıyor, alınganlık ve sinir yapıp saldırganlık tepkileri veriyor.

    Kısa bir nottur:

    Laf süsleyip kifayetsiz cümleler giydirirken fiyakalı vitrinden görünme imgelerine ve biçimselliğine sığınıp saklanmayı şiir diye sustu Cumhuriyet öncesi külliyatın burjuva sosyetik bohemyası olarak tekrarı vitrine koyan Birinci ve İkinci Yeni. O gündür onlar her ne yaptı boyadı bozduysa sonradan ve ardından onlara özenen şimdiki nesil hep bu dar kör karanlık pist platform salon ve ofis donanımıyla stüdyo ışıltılı kıskaçta debelenip durdu dondu söndü ve anlamsız ağıtlaşma ve soyutlaşmaların iler tutarsızlığına dolanıp durmaktadır hala. Ve bu kurak künyeli hal vaziyet, kabadayı dizilerinin gölgesine bile rest çeken kokuşmuş çürümüşlüklerle aynı muhtaç düşkün insan viraneliğini ördü donattı.
    Zaten Cumhuriyet Öncesi saray ve salon vari Türk Şiiri’ nin (Divan - Tanzimat hepsi dahil ) doğal gerçeklikte nefes alıp yaşayan özgün hikayesi yoktu ve tembihli siparişleri doyurmak ve göze girmek üzere okunup yazılmıştı. Cumhuriyete geçiş ve gelişim yıllarında her defasında dönüp dolaşıp hepi topu dört beş şiirde odaklanıp omurgasını buluyor antolojik arayış. Ahmet Haşim’ in Merdivenler’ i,Beyatlı’ nın Rindleri ve Sessiz Gemisi, Faruk Nafiz Çamlıbel’ in Çoban Çeşmesi ve Han Duvarlar’ ı, Cahit Sıtkı Tarancı’ nın Yaş Otuzbeş ‘ i, neredeyse her boğum düğüm tıkanmışlık noktasında türü ne olursa olsun sınırsız duygu çeşitliliğini işleyişleriyle taze arayış ilgi ve sorgulama meraklısına pusula ivmeleri kazandırmakta .

    Onun dışında Türk toplumu Halk Edebiyatını ( tekke , aşık ) omuzlayan yüreklenen ve yüklenenlerle beraber sosyal kimliğini ören kültür özgün özgür diri ve somut cevher toprağında hem yaşadı hem de bütün değer zenginliklerinden doydu beslendi kandı; yol ilim çare sığınak belledi ve geçmişi geleceğe kurup bağlayan hayata tutundu.

    Genelde varolana karşı tepki tenkit ayrı ve protesto karşıtlısı olarak ortaya çıkan kültür sanat grupları ve AKIMLAR , savda fikirde tasarımda estetikte mimaride sinemada resimde olduğu gibi en başta bilinen belirgini olarak edebiyatta ve edebiyatın alt kolu olan şiirde de başlangıçta sıradanlığa yenilik ve tazelik kazandırmış gibi yaygınlık ve etkinlik gösterip tutunmaya çalışmış olsa da git gide hiç bir özgün karakteri olmayan laçkalaşma benzeşme ve sıradanlaşmalarla eski karşıt olduğunun akıbetine uğrayarak ya kendi kendini imha etmiş, ya topluma ulaşmadan ölü doğmuş veya diğer bir başka akım- grup tarafından sürdürülebilirliğine son verilmiş.

    Çünkü insanlığı taşıyıcı tüm ortak değerler bağlamında özgür iradesi ve benlik kişiliği olmayan her ŞABLONCU duygu düşünce eylem veya söylem, dayatılanın tüketici kulu kölesi olarak götürü ortamına uygun formatlı taklitçilikten öte kayda değer saygınlıkta duygu düşünce akıl fikir bilinç kültür sanat üretmesi ve yaşaması asla mümkün değildir.
    Bu günün her şeye müdahaleci ve her şeyin etiket fiyatını, tedavül dolaşımını, raf ömrünü ve etkinlik dozajını belirlediği piyasa koşulları ŞABLONCULUĞUNDA, dayatılanın dışında hiç bir tepkiyi toplumuyla buluşturmayan ve piyasaya özel vitrinlerin sabitlisi olarak hiç bir özgür iradeli bakışa görüşe duruşa tavra direnişe yaşama şansı vermeyen asosyallik döngüsü, çılgın tüketim bağımlısı insanını saniye bile internet erişimi kesintisi halinde kıyameti kopardığı bağımlılık köleliğiyle ve giderek her işini Yapay Zeka’ ya gördürdüğü çöküş tükeniş çürüme kokuşma laçkalaşma ve yıkımların ilkelliğe geri dönüşü yürürlüğe konmuş durumdadır.

    Sürekli değişimi yabancılaşmayı ve tüketim bağımlılığını dayatan bu asosyal travmada savrulan kalabalıklar olarak piyasanın şart koştuğu ŞABLONCULUK tek tipleştirmesi yoğunluğu üzere hiç bir ortak değeri belleği özgünlük duygusu akli dengesi vicdanı sözü özü tavrı duruşu sorumluluğu kanunu kuralı anlayışı uyumu sanatı kültürü ilişkisi iletişimi edebiyatı özgün kişiliğin şiir duyarlılığı yoktur artık.

    Yapılanlar ve yazılanlar piyasanın kurmacası ve beklentisi olan susarak konuşmanın sinik sönük kayıtsız karamsar berduş derbeder soyut hareketsiz zavallı yitik ezik donuk çöl kopuk tutarsız samimiyetsiz muğlak muhtaç sürgün tutsak aidiyetsiz kişiliksiz yenilmiş yılgın bitik kavga nizah şiddet ve magazin müptelası kendine yabancılaşmanın köklü dönüşümleriyle her konuda herkese hak veren, her konuda hiç bir KESİN doğrusu çıkarımı inancı değeri ve itibarı olmayan, imrendiği taklitçiliğin döküntüler toplayıcısı ve buyuranların tenezzülüne sığınacak aciz toplumsuzlaştırılma çaresizliğine kir ve zehir kusarak afyon işlevini gören magazinden ve dizilerden beslenen; ve medyayı magazini ve dizileri besleyen korku kuşku kahır kibir lanet salaklaşma sitem karanlık bencillik bozgun gerilim ayrışma yarışma kapışma bela kaçış sataşma ve kötülük yüklü sürüklenişlerin kof ve kısır döngüsünü yazıp oynatmakta güncel herkesin en gözdesi olmayı her şeyden çok önceleyen eleştirel tenkide yoruma kapalı sığ soyut şiir edebiyat ve popüler sanat.

    Nesil çatışmasını körükleyen sebeplere her gün ve hızla tükenerek kışkırtan toplu intihar nitelikli taşınma dönüşme değişme bozulma ve salaklaşma portalında tekerleri bir daha geri dönmeyen cep telefonu gözetimli

    diğital hegomonya çöplüğünde tekerleri bir daha geri dönmemek üzere hiç bir yerde uyumlu geçimli anlaşabilen dürdürülebilir mutluluk ve güvenlik aidiyetini bulamayan ; ve her gün ortak değerlerinden koparılanları kayıtsız ilgisiz teslimiyetle uzaktan seyreden sosyal ve toplumsal arızalar türetilmekte. Butaya uygun kahrını belasını yücelten soyut laf ve görsel çöplüğüyse etkin katılımcılığını sunmakta.

    Hani diyesin gelesine, senin şahsına kurduğun yutkunduğun kafası kıyaklık sofrasından ne içtiğinden kime ne, ama toplumsal konuşmalara duygu düşünce bağlayan yazılı veya özlü sözdür şiir, ortak kime ne iletmek istediğini cevaplayabilen yüklemi de vardır öznesi de o yüzden her paylaşım sana ne kime ne yazdığımdan diyemeyeceği tenkit veya takdire aklı kalbi fikri sunumu herkese açık olandır, insanı ve toplumu hayattan soğudukça kör sağır kayıtsız dilsize kıyametleştiren her türlü ağır travma talibi her gün adını dahi sorana KESİN ben değilim matem mezarlığı değil.

    Sözün özü : Kitaplı veya kitapsız Şiir yazıp portal duvarına asan neredeyse her yerde çokça karşılaştığım bir duruma Alayına Şiir’ de de hiç şaşırtmayan sadece övgüye odaklı yaklaşıldığı için zaman zaman yaptığım çok yönlü yorumlara ayaz esip sert ve köpürüp kızan tırtıklı viraj yapanlar oluyor maalesef. Bari buna tahammülleri sabırları anlayışları ÖZGÜVENLERi ve yüzleşmeleri yoktuysa yırıma kapalıyım levhaları assalardı duvarın veya kapının yanına köşesine bir yere.

    Bu yazıyı burda orda neredeyse “ her yerin her şartın her zamanın ve herkesin en iyisi benim “ pozuyla yaklaşan, ama arızasına yanaştırıp elletmeyen her yerde rastladığım bildik tanıdıklıktan sebep ve ilişkindir.
    Okumasını yazmasını bilene selam saygıyla.

    Seyfi Karaca..Temmuz / 26

  • tımarhane duvarı30.07.2026 - 12:33

  • tımarhane duvarı28.07.2026 - 12:04


    GÜZE YOLCU YAZA KiRACI
    ..
    Temmuzun eşik başındaymışım
    Nereye dolaşıp gidiyor bu ıssız gölge diye kalbine yanaşıp çarpan nefesini dinleyince tozlu yolda
    Üzümleri salkım döken bağlardan kendimi nohut yolmaya giden suç ve yol üstünde yakaladım
    Danışmanlık ücreti almadan
    Notersiz mühürsüz kuşluk vaktine gündelikçi kanarya kuşu veren satıcı gibiydik,
    Ayrıca kapıyı çalınca uykusu derinliği bozan gürültü bana bak dedim kısaca toz ol ve bilki burası dolu
    Şiddetli kızarak kibarca tabi
    Yazın kiracısı güzün yolcusu
    Büyümüş olgunlaşmışlarından kalan kalmış budakta kurumuş
    Düşen dökülmüş sergen olmuş yaz dalları gibi arazi toprağına dört koldan girdimiydi hani
    Terkedip çıkmadıkça uçsuz bucaksız nar incir…kendimi suç üstü yakaladım
    Tabipsiz
    Reklamsız
    Mumsuz çırasız
    Cüceler sıskalar ve bücürler masalına kurra çekip ad yazdırır gibi sanki kimi bahtı kara yazılı
    Kimi sararmış solmuş hazin hazan
    Kimi gül goncalar tomurcuğuna talihi çıkmış çorak kardelen
    Azatlık mührünü mektup kuşlarından alan sürgün saçın divaneliğe tek çizgiden yol bulup
    Kesekli topraklardan dönen tekerlekler gibi dairelenen aynanın ters kumaşını gösteren ibrişinden atlasın
    Dağ bayır sapağında
    Ve düzlüklerinde büyük göçlerin
    Atlara doğru kağnı gıcırtısıyla
    Heybenin yanında çalı süpürgesi
    Sürahinin yanında tığ savurmuş devran, çiy süt, bakır kazan, hozan sürmüş harman
    Sirenlerde saplanmış paslı kama gibi ödünç sessizlik
    Gitti gelmeze bileti kesilmiş ayrılıklar gibi uca öteye kupon biriktirerek gevşek bağlarını sündürdükçe
    İncelip bağrı yakası kopan sızının
    Sayfası yırtılmış
    Defteri kapanmış
    Rengi sökük
    Ömrü ıssız
    Suskun yoksul albümlerde tükenen insanları gibi toz toprağın kenarında mutlaka ölümün varlığı
    Avuçlarına hoşçakal kınası yakınmışken boz bulanık düşlerin, kendimi yol ve suç üstünde buldum
    Bastona binmiş
    Yürüyen merdivenli demir beton ve kalabalık yığını her yeri çöplük ve yangın
    Şehrin salası okunuyormuş
    Yarına dünden kalansa henüz izleri sıcak güze yolcu yaza kiracı
    Ağustosun
    Burçak destesi ve bıldırcın mevsimi

    Seyfi Karaca…. Temmuz/26

  • tımarhane duvarı28.07.2026 - 12:04

  • tımarhane duvarı25.07.2026 - 17:32


    ESKİSİNDEN DERME BOZMA AZAP ve SIKINTI DÖNGÜSÜ
    ….
    Baştan savmalarla yıllardır örseleyip kavga ve çatışmaların yorduğu yılgınlıklarla birlikte herkesin birbirine anlaşmazlık sınırları çizdiği veya temeli sağlam tıkanmalar bağladığı tedarikli tasarımlı kopuşlar, ipine un sererek yaşamın dönüm çarkını hurdaya çıkaran kirli kasıtlı ilişkilerin eskisinden derme bozma konum çevrim kurulum ve kodlanmışlığı değişmezliğe yenilenmiş BOP sermayesidir.

    Bir zamanlar ‘ sayın genel başkanım, küflü nakaratını dilinden düşürmeyen Kılıçdaroğlu yedeği ve Çantacısı Özgür Özel, Bop plan ve projeleri dahilinde her komisyon ortaklığına dahliyle söylem eylemleri Atatürk, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti değer ve kazanımlarıyla hiç bir bağlantısı özdeşliği gerçekliği refleksi ve etkinliği olmayan Yeni Cehepe eskisiniden aynısını dağıtmış bozmuş, Türkiye özdeşliği ve özgürlüğüne dair hiç bir konuyla ilgisi alakası olmayan Tom Bartak özel dosyasına bağlı yeminli varolan toplumsal siyasal ekonomik ve kültürel çöküşü sağlama alan BOP tesis ve terminalinde yeninin YENİ ‘ sini donatmış dayatmış.

    Çünkü eksik noksan yoksunluklarla boğuşan insanlar değişim gerektiren yüzleşmek diye bir sorunu derdi kaygısı yoktur farklılığı özgüvenliliği özgür iradeyi ve iyileşmeyi göremez hep hayata yabancılaşıp yaşama sevincinden uzaklaşan eksik mazeret ve mağduriyet üretir. Bu bataklıksa insanı ilkelleştirip karanlığı ve sorunu çoğaltarak geriye götürür.

    Çaresizlik zayıflık zavallılık eziklik sorunlarını çözmek yerine vitrini fukaradan fakirden kuran yöneten ve donatan sistem, sürekli acıyan ağlatan takınan yakınan ama ezikliği hiç kendi üstüne kondurmayan insan tipinin kimliksizliğini kimlik olarak dayatır. Takıntı hastalığının gereği de buralı külliyat acıdan dertten sorundan kabustan sefaletten kahırdan kurtulursa büyük kıyameti ve felaketi olacağını düşünerek kaygıda sorunda iyileşmeyi değil derinleşmeyi didinir çırpınır ve özenir. Sorunları ilkelliği çileyi ve karanlığı fanatik bağımlılığıyla kimliğine kutsanmış ve özdeş saydığı için savunur.
    Çünkü özüm cesaret emek akıl fikir inanç kararlılıktisk alma cesareti ve değiştirme eylemi gerektirir.

    Şikayetçi serzenişi ve yakınmayı değil adalet vicdan onur saygı kimlik sorumluluk bilincini ve birikimli kararlılık iradesini yaşayanındır özgür kişilik ve kimlik.

    durum girişi çıkışı olmayan süslü saydam soğuk sahte ve soyut kristal fanuslar içinde silkeleyip sarsınca kar seniz orman dağ dere manzaralı şekiller sergileyen ve hiç bir gerçekliği olmayan cansız market ve çarşı aksesuarları gibidir.

    Huzura saygıya sevgiye onura adalete idraka iradeye gelişip büyümemiş olanlar büyümedikleri geri kalmışlık yoksunluğuyla büyütemedikleri yaşama sevincini ve paylaşma duygusunu her şeyin en seçkin olanını kendilerinden başka hiç kimsede bulunmasını istemedikleri doyumsuzluk bağnazlık körlük karanlık mutsuzluk rezillik cehalet ilkellik gericilik saldırganlık hiçlik dengesizlik duyarsızlık gerilim şiddet ve istikrarsızlık dürtüleriyle düzeni bozulmuş toplumsal çöküşün iyileşmesi yönünde hiç bir kaygı çaba sorumluluk üstlenmeyip tam tersi kargaşa yağma belirsizlik ve yıkımdan beslendikleri karakterlerinin gereği sürekli açık sorun ve gedik veren hayatın kalıcılığını sağlarlar.

    Çünkü hayati sorunlarını çözmüş problemsiz anlamlı mutlu saygın adil sorumlu ve güvenli yaşamak onlar için kabulü ve tahammülü mümkün olmayan sonlanışın sebebidir.

    Çünkü sorunların çözülmesi gayret emek akıl fikir birikim cesaret vicdan ve özgürlüğü gerektirir. Her yalan yanlışa aldatıcı kılıf ve gerçek dışı dalavere bahaneleri uydurarak sırf kaygı acı sefalet keder kahır ağıt nizah çile sitem yergi ve şikayetlenmeleri kolay geçimin ana maddesi ve istismar sermayesi bilenlerse, sahtekarlığa saklayan sorumluluklarını hep başkasına veya hiç öznesi bilinmeze devrederek hurafe kaypaklığına ve yobazlık dolandırıcılığına çıkar ilişkilerini ve dünya şantiyesini kurarlar.

    Başarısızlığı çıkışı olmayan çöküşü sosyal tıkanıklıkları ekonomik iflası yolsuzluğu hırsızlığı ahlaksızlığı kokuşmuşluğu verilmiş sözü ve toplumsal çürümeyi günün getirisine göre keyfiyet dayatması mazeretleriyle örtbas edip geçiştiren ve gündemi hiç değişmezde hiç bir şey açık adil dengeli tutarlı istikrarlı ve şeffaf değildir çünkü.

    Takıntı travmalarının bütün kof kirli karışık sorun ve sıkıntı çeşitliliğini aşıp şizofrenik sahalara girecek şekilde hatada belada ve hastalıklı tıkanıklıklarda ısrar ederek, hiç bir eleştirel sorgulamaya açık olmayan arızalı kendilerini bildikleri halde herkese eksiksiz kusursuz mükemmel ve her konuda sürekli haklı olduğunu dayatan içe ve dışa kapalı herkesi kendi dengesiz uçuk kaçıklıklarına şartlandıran hücre yaşamlarında sabırı takati dayanılmaz herkesi darma dağın ederler ve bozup berbat ettikleri hiç bir sağlıklı ilişkiyi kurup sürdüremezler.

    Yakınarak ağlaşarak sitemlerle gün öldüren uyumluluksa risksiz hatasız istismarı esas alan lümpenliğin düzen ortaklığıdır.

    Göğün tavanını yerin zeminini kavurup çatlatan bunaltıcı ve kızgın sıcaklardan sonra gerildiği büyük gürültülerden kopup çatırdayarak yağmur sel dolu kırcı yıldırım şimşek birbirine karışıp biriken yoğunluğunu yüklenip boşalttığı gibi, kaygı bozukluğuyla ilişkili gerilimlerinin ve takıntılarının bağımlısı kişiler de başkasının hak ve hassasiyetlerini hiçe sayarak kendinin gelişmiş öz güvenli ve anlayışlı kişilikten yoksunluğuna karşı çıkılmasına yüzleşmesine eleştirilmesine ve sorgulanmasına asla tahammülü olmayan çıkar güdümlü takıntı tıkanıklığını tatmin edici dürtü refleksleriyle hilenin baskının gammazlığın şiddetin sahtekarlığın tekrar eden rutinlerin manipülasyonun zorbalığın her türlüsüne hiç bir değeri umursamadan başvurur.

    Yaşamın enerjisini boşa çıkarmakla meşgul bu saplantı molozu, bileti ve hesabı kesilerek pili bitirilmiş işlevi yapay zekaya devredilmiş atık sorun ve stok posasıdır artık insanlık.

    Anti teze dayanan dinamik işlek etkin yoğun ve yıkıcı gücün kendi rızasıyla kavramını devre dışına bıraktığı, dayattılmış zora ve zorbalığa güvenen şiddetli baskılara baş kaldırmanın kaçınılmaz kırılma noktası ve sonucudur. Soygun sömürü amaçlı baskının ve keyfiyet dayatmasının geri adım atmasını bilmediği sürdürülemez zorbalıklara tepki gördükçe devreye soktuğu şiddetin dozunu sürekli artırır. Ve her sınıf ayrıcalığını ve çıkar ganimetçilerini kollayıp gözeten zorbalık güç dayatma ve baskı, nefessiz çaresiz çıkışsız imkansızlıklarla tıkantmışlığın en dayanılmaz kırılma noktasında kendi sonunu getirir

    Çünkü insanı insan yapan kalıbı hazır paket ğroğramlı kusursuzluk yarışların birincisi ve hep asla yenilmeden kazanan tek tipliliği programlayan mükemmellik dayatmasıyla taaa en başından bütün sosyal sorunlara rağmen çıkış yolu üretmeyen adaletsizliği kundaklayarak samimiyetini güvenirliğini ve gayretini bozuk düzen tezgahına koyarak yitirmiştir. Tıpkı toplumsal sıkıntı ve sancılara kurulduğunu tezgaha koyarak, aslı öznesi yüklemi özgürlüğü Atatürk’ ten, Türklükten ve Türkiye Cumhuriyeti’ nden zerre damlası olsun yolunu tavrını inancını cesaretini ilmini aklını özgürlüğünü iradesini yüreklenmeyen ve bahsetmeyen Bop eskisinin daimi yenisi, toplumuna nanik yaparak bütün tükenmişlik toksinlerini ve uyumlu köleliğini kodlayan ilgisiz kayıtsız sinik yakınmalarla özgürlüğü kazanmanın eleştirel tavrı , tepkisel hakkı karşı duruşu ve kararlı direnci değil, soygun sömürülere ayarlı kurulu yaşama savaşını çoktan kaybetmiş nitelikli ve etiketli tüketim piyasası kuklacılığıdır

    Kötülük istemeden gelişen sürüklenişlerin kaçınılmaz sonucu olduğu gibi çoğu zaman da bile isteye yapılan tercihin ürünüdür.

    Çünkü gelişimi sağlıksız kişilik bozukluğu olanlar için ahlaki değerler yükümlülükler ve zorunluluklar başkaları için geçerlidir kendisi ise sınırsız sorgusuz her hak hata suç kusur ve yetkiye seçilmiş ayrıcalı olduğuna inanır ve davranır.

    Amaçsız anlamsız cinsiyetsiz istikrarsız kimliksiz kişiliksiz sorumsuz aidiyetsiz onursuz değersiz duyarsız dengesiz mutsuz doyumsuz inançsız itibarsız ve insansızlığı örgütleyip dolaşıma süren soygun sömürü ilahları, dayattıkları izolasyon bağımlılıkları ve proğramlı formatlanmışlıklar dışında hiç bir saygın özgür değerli bilgili iradeli bilinçli ve duyarlılığa hayat hakkı tanımayarak kişiyi dolaşımda dönen bütün kof kirli kokuşmuş çürümüş şehvet özenti hırs yarış gösteriş kahır kibir kin nefret ayrışma çatışma tarz imaj seçkinlik soytarılık ve mükemmellik dürtüleriyle sürekli yıkım halini yapıp bozan serbest piyasa esaret tezgahında ilgiden edebiyattan sanattan duygudan vicdandan umuttan adaletten felsefeden mantıktan ahlaktan histen paylaşımdan düşünceden kültürden değerden akıldan ve fikirden hiç bir sorgulaması yahut toplumsal tepkisi olmayan kendine yabancılaşmaya kopmuş uzaklaşmış insanlığın ölümüyle eşdeğer fenomen furyası ve tüketim çılgınlığını çeker çevirirler.
    Burada her gün hektikli sancılı huzursuz sorunlu sağlıksız kovalaşmaların kulu kölesi ve kurbanı olanlar, kaldıkları enkazdan ölü derecesinde bağımlı tükenmiş bitkin yılgın yaralı kaygılı yozunmuş yıpranmış çürümüş ve yılmış enkazından sağ çıkması halinde ertesi vakte yine aynısıyla anlık günlük yaşar ve ölürler.

    Çünkü aidiyetinin öznesini tümlecini zarfını özgün ve gerçekçi yüklemiyle ödeşmeyen her fiil, hayatı kuran konuşan amaçlayan yaşatan her cümlesini sahtekarlık ihanet ve istismar hamasetiyle bozar öldürür. çünkü…

    Sevgidir sevmek sevilmek dileyenin yaşam kaynağı, dert ve sevincinin olması gereken yürek ortağı. Sevgilidir görmek bakmak duymak dokunmak konuşmak paylaşmak dilediği sevgili. Fakat o sebep bu sebep bütün gün yan yana fakat ikincisi olmayan, bütün gün bor arada fakat yüz yüze bakıp konuşup görüşmeyen, bütün gün yan yana fakat hiç bir kederi sorumluluğu veya sevinci paylaşmayan, bütün gün yan yana fakat hiç bir konuda beraberliğin aklını fikrini aidiyetini mutluluğunu huzur ve güven veren şeylerini bağdaştırmayan, bütün gün yan yana fakat anlaşmazlık üzerine birlikteliğini kurarak hiç bir yaşam güzelliğini keşfetmeyi yüklenip taşımayan, bir arada yan yana fakat hep soğuk uzak ilgisiz kayıtsız birbirine yasaklı gibi ayrılık gayrılık hapisliğini yaşadıkça yalnız kimsesiz kayıp asosyal alışmışlığa kronikleşen, bütün gün yan yana fakat birleşmemek için her leyin yapısını bozan , ara sıra karlılaşmalarda gerildikleri yerden patlayarak birbirlerinden kovulmak için adresi simsiyah bilinmez belirsizliğe atarak orda burda gün öldürüp oyalayan, çok özledikleri halde saplantılarının esiri alan tutsaklığıyla kendi cinnet cenderesinden dışarı çıkamayan azap sürgün ve saplantı döngüsüdür..

    Ordaki enkazda bir zamanların orta sınıfıdır şimdilerin milyarder milyoner akademik tuzu kuruları, hem yediden yetmişe hayatlarını suyun gözünde oturdukları bozuk sistemin nimetlerinden ayrıcalıklı olarak faydalanıp yararlanarak konforluluğun garantisine alırken çocuklarını burda hayat yok diye bir yolunu mümkününü ayarlayıp(!) yurt dılına paketlerler hem de kendilerinin talancılarla beraber yıkıp yağmalayıp batırdığı sistemi lanetlerler.

    Çünkü bazı şeyler ve insanlar sadece rol gereğinin karşılığıyla sınırlı eylemsiz pasif görüntüden ve vitrin görüntüsünden ibarettir ve görünenin dışında ne hayata ne topluma ne de insanlığa hiç bir çaba kaygı düşünce gayret sorumluluk katkıları yoktur. Bazı kimi buyrulan siparişe kodlanarak varlık gösteren insanların afiş gösterişi olsun diye yaşam biçimleri, kişilik gerçeklikleri, inanış iradeleri ve birikimli anlayışları da yoktur, her şeyin biçimselliğinde taşıdığı soyutluğu yaşamayı önceler ve önemserler.

    Tüm bu kıtlık kıran bozgunuysa her türlü bozulmalarda pay sahibi toplumun tümünü kendine benzeten ‘ biz buraya nasıl battık düştük’ sorusunun temel toplamına eşittir.

    Seyfi Karaca…. Temmuz/26

  • tımarhane duvarı25.07.2026 - 17:32