.. KİTAPTAN KİTABA 9 . .. Yakubun , yani diğer bir adıyla İsrail’ in yokluk sefillik kuraklıkla boğuşurken mevcut durumu daha iyi bir geleceğe bağlana düşüncesiyle dağlar - çölleri aşma pahasıyla Mısır’ a yolladığı oğullarının KUYU’ ya atılma hikayesiyle kuş uçmazdan geçen kervancıların esir tezgahına koyarak sattığı Yusuf, hikayenin devamında hem sarayın yüksek seçkini Züleyhaya( Zeliha) eş olmasına hem de tüm Mısır’ a hükmeden yetkiye sahip olmasına rağmen adapte olduğu yerleşik alışkanlıkların hiç birini değiştiremediği gibi Firavun sisteminin en acımasız koşullarına esir pazarı köleleri olan kavminin kurtuluşu, aynı süreçten geçerek sistemde seçkin yüksek mertebeye erişen, fakat en acımasız koşulların kölesi olan İsrail( Yakup) Oğullarını yaşadıkları eziyete akıl fikir vicdan muhasebesiyle isyan ederek; manipülasyona ve yani asimilasyona uğramamış iradesiyle kurtuluşlarını sağlayan Hz. Musa olmuştur.
Bugun kural kaide kanun vicdan ahlak toplum dünya insanlık tanımayarak, güce hırsa servete gösterişe acımasızlığa kebire kaprise zorbalığa doyumsuzluğa sadistlik derecesinde kapılıp tapınmanın kontrolsüz bir çıldırmışlığa evrilip dönüştüğü ; ve para hükmüne bağımlı dünya kasabasının korku tehdit baskı endişe şiddet savaş ölüm zulum sarmalına bozulmuşsusmuş sinmişliğini birbirini örnekleyen benzerlerin küresel boyutlu eş zamanlılığa iş başı yapmış despotlukların en seçkinlerinden olan; ve hem haydut , hem kovboy, hem katil, hem şerif hem de takım elbisesi kırmızı gravatı beyaz gömleği siyah iskarpinine varıncaya kadar formatı aynı kafadarlığın digital diktatoryasından icat olmuş ve klonlanmış Netenyahu’ nun ( biri Alman kökenli biri İsrail ) yanında kendileriyle işbirliği yapanlara imalı alaylı övgüler parlatan Trumph, iyiyi kötü, kötüyü iyi, yanlışı doğru, yobazlığı onur, özgürlüğü manyaklık, yalakalığı sadakat, doğruyu haram, şiddeti dehşeti vahşeti ve zulümü refah payı gören ve gösteren ve Musa’ nın On Emri’ ni ters yüz ederek kendilerin tanrı yetkisiyle donatanların locasında oturtan Algı yönetimli Yeni Dünya Düzeneği ’ nin ( Bop Eşbaşkanlığı gibi de tezgahlarında yan ürünleri olan) Manipülasyon merkez karargahçılarıydı.
Çünkü hayatı doğuran besleyen büyüten geliştiren bakan gözeten koruyan geliştiren donatan ve sosyal ilişkisi sağlam ortak yarara paylaştırarak devamlılığını sağlayan bütün toplumsal değerleri, alışkanlıkları, birikimleri, kazançları, sorumlulukları ve hassasiyetleri akıl fikir özgürlük ve vicdan iradesinden çıkararak herkesi sefaletiyle sürünen köleliğe uyuşturup her dilediği sapkınlığı işlemeyi kabullendirmeyi ve en nihayetinde kendi secenceksizliğini her çarpıttığı Algı Yönetim icraatıyla ilahlaşmaya sindirip susturma istismarcılığının adı adresi, sosyal MANİPÜLASYON şirketçiliğidir.
Orta Asya’ dan çıkıp Balkanlar’a doğru giden ve sürüklenen tarihi serüvende Kıpçaklar ve Peçenekler’ in gittikleri yerel alışkanlıklara göre köklü değişim dönüşüm yapmaları uğradıkları asimilasyona bağlıdır. Tıpkı hanedanlığı dönem surasında Tüccar ve gezgin Marko Polo’ nun taaa İtalya’ lardan kalkıp uzunca yıllar orada kaldıktan sonra baharat, kumaş ve makarna ürünü Şipahetti en başta olmak üzere İpek Yolu Ticaretini doruğa ulaştırmaya aracılık ettiği Kubilay Hanlığı, tüm Çin’ e imparatorluk ettiği halde kendisi ve bütün tebaa, zamanla yerel koşullara asimile olmuştur. Hindistanda Babür dersen. Aynısının yaklaşık akıbetke bir diğer benzeridir.
Bütün batılı kapitalist emperyalist blokunun en vahşi derecede büyük emeklerle binyıllarca kazanılmış bütün insani değerlerden kopup yaratıklaşarak kendi şahsi çıkarına düşkünlüğü kutsayan en acımasız soygun sömürü zulmünü piyasa ilişkisine göre güncelleyen dayalı döşeli sistemi değiştiremeyen yazar çizer siyasetçi sanatçı bilimci akademisyen eğitimci ve sivil toplumcuların tümü, değiştiremedikleri yapının bütün inandıklarından asimile olan dönüşümle kapı kulu, tetikçi suikastçisi veya kiralık aygıtı olarak kıyamet örgütleyip çağıran sistemin savunucusu ve hukuku hakkı iyiliği doğruları olmayan yıkım yapmaların kadrolu elamanı oldu. Sovyetler’ in zaafiyetine kin ve nefret derecesinde çullanıp çökerek azgın sapkın kapitalistlerin dünyasının haklı ve kutsal olduğu fikrini yayan manipülasyonda Orwell’ in kim kalemşörlüğü aynı suikast silahından çıkan tetikçiliğe hizmet etmektedir ne yazıkkı. Gelelim Orwell’ in 1984’ üne …:
Hayvanlar Çifliği’ ndeki gibi sürreal kurguya dayalı fakat gerçek yaşamı tersine çevirerek okuma yapan; okuyucuyu da bu yönde algı yönetmeleriyle uyandırdığı kanaate etkilemeye çalışan yoğun ve maksatlı çabayı odaklanır. Sihirbaz bir aynanın içinde her şeyini yitirmiş kaybetmişleri paradan puldan posterden kitaptan mezardan hatta sigara paketlerinden; uykudayken şaşkınken sessizken uyanıkken banyodayken metrodayken yapayalnızken otururken gezerken sevişirken bile herkese her an kafa tasının dibine kovuğuna dahi her şekilde her yerden bakıyor gözetliyor ve denetliyordur bu parti devletinin sahipleri.
Eskiyi hatırlatan insani değerlerini davranılını alışkanlıklarını ve her şeyini bozmuş terketmiş bir kozmik kıskacın içinde yaşanmaktadır. Her şey cihaza bağlı suni yalam kaydındadır. Eline bulaşan mürekkebi bile sisteme karşı gelmenin suçunu işlemiş olabileceği korkusuyla okumayı yazmayı dahi bırakmıştır proğramlandığı bilgi kirliliğinin çöpünü tüketmeye mecbur herkes.
Hakikat Bakanlığı’ da düşündüğüne kendinden bile saklayarak amaca uygun kurulu bir robot ilişkisiyle çalışmaktadır Winston. İnsanlar her şeyi yaşarken robotik düzende merkeze bağlı cihazlardan verilen komutlarla yaşarlar. Bu yüzden de kapatılmış bu hücre dolaşımının aksini düşünüp davranmak kesinlikle mümkün değildir. Bilinç altında bulduğu denetim dışında kalmış olan eski boşlukta Şekspiri ve sistem tarafından imha edilen annesini kız kardeşini hatırlayarak, herkesten gizli saklı iç güdüsüne karşı koyamadığı istekle Günlük yazmaya başlar. Fakat yazdığının tümü hiç kimseye ulaşma şansı olmayacağı sebebiyle buharlaşıp boşa gideceği kesindir ve düşünce polisinden başka kimse okuyup anlamaya donanımlı erişkin ve sahip değildir.
Askında dikta otoriterliğini dayatan bütün yönetimlerin ortak bileşenlerini yazdığı halde, sadece Stalin Sovyet Rusyası’ nı yerden yere çalan; çaktırmadan da İngiliz’ liği kutsayan; doğu batı soğuk savaşları sırasında da batı blokuna anarşist militanlığı derecesinde hayli tarafgillik katkısı sunan bir maksadı vardır 1984’ ün. Kasıtlı odaklı ve tek taraflılı bu kitabı o zamanların Stalinist sovyet idaresi tarafından kendilerini hedefe koyduğu gerekçesiyle yasak getirilmiş.
Bireysel özgürlüğü olmadığı için kollektif blokçu ve yaşlara cinslere gruplara katagorize olmuş ve yüzünde aska mutsuzluk memnuniyetsizlik çağrıştıran mimiklere hayat hakkı tanımayan topluca paket halindedir yaşamın seyri. En acı veren korku dert hastalık kaza bela ihmal kaygı şikayet baskı endişe yahut yaşanmışlıklarda bile gülümsemek; aksi halde bedeli cezai işlem yaptırımıyla ödenmeye mecburi ve zorunludur. Hiç kimsenin en sıradanı dertleşmek için veya kendi normalini hatırlamak için başvuracağı hiç kimsesi yoktur. Çünkü formatlanmışların aksine en ufak bir duygu sızıntısını bile hemen anında izleyişinden kaçışı olmayan cihazlarla algılanıp fark edilmektedir. Ayrıca herkes birbirinin aykırı hareketine örgütlü ispiyoncusudur.
Londra’ yı bombalayan Almanlar olduğu halde ve Atom bombasının atıldığı ülke Japonya iken hepsini bombalanma sırasında ingiltere olarak ölüm korkusuyla metrolara doluşötuklarını ve gemisi batan Titanik’ ten sahneler anlatarak annesini nasıl kaybettiğinin suçunu histerik bir harmanlamayla Sovyetlere çıkarır.
Düşünmemek ve için, için için çöküp çürüyen kof ve kısır döngüde duyulmayan tüm acılarını bastırmaya alkolizm bataklığında boğuluyor, - göz yaşlarından dahi alkol aktığı - durmadan ( Aşırı Votka tüketen Ruslar’ dan dem vurarak) Cin içiyordu herkes .
Geçmişe dair bütün dil tarih kültür alışkanlık inanç yaşam tarzı ve toplumsal yapıya dair bütün belek birikim ve hafıza kaydını silerek kendini dayatmaktadır sistem.
İletişim bakanlığında merkezi basın yayınla ilgili ( pravda) Times’ te çıkan haberleri ve geriye dönük sistemin yanlışlarını güncelin ihtiyacına uygun manipüle işlemiyle ve eski tüm bilinenleri özel yakıp yoketme ünitelerine sevk etmeklen sorumlu ve görevlidir Smith Winston. Lazım olduğunda kenara konulan hayata baş vurup kullanmak ve başka zamanda dayatılan dışında her şeyi unutmak en temel slogandır. Mantığa karşı mantığı silah olarak kullanmak, veya ahlakı savunurken en bilinen ahlaksızlık yapıp etmek, yanlışı doğruyla büküp çarpıtarak kendi maksadına düzeltmek , ( tipik günümüz dünya toplum ilişkileri ve insan tiplemeleri gibi) sadece mecburen gerektiğinde insanlığa başvurmak ve hatta bilinçli bir şekilde bilinçsizliği aşılamak gibidir bu çarpık sapkın slogan. Çünkü yeniyi aşılayıp afyonlamak için geçmişe dair ne varsa bellekten akıldan bilinçten ve akışkanlıklardan kazınarak kasıtlı algılarla güdülebilirliğin kasıtlı empozesi işlenip donatılması, bütün zorba ve despot yönetimlerin ortak eğilimidir.
Ardında hiç bir belge kayıt tanık veya şahit bırakmayarak topluma önceden beyan edilip tutturulamayan hedeflerin veya vadedilmişlerin yerine getirilmeyenlerinin bozuk eksik hatalı olanlarını kayıttan silip, üzerinde oynanarak tamamen imha ettiğinin yerine sanki her vaadedilenin fazlasıyla karşılanmış gibiye ne nasıl ve ne ölçüde gerektiği kadarının yapay ( gazete dergi film kaset bant televizyon grafik fotoğraf radyo kitap afiş… toplumla iletişim kurulan her kültürel bağda ve iletişim alanında) dokunuşlarla düzeltilmiş olanları hatasız kusursuz olarak güncellemeye yerleştirilen hile bazlı çalışma sistemidir Winston’ un mesai günlüğü. Oysa üstünde oynanarak gerçeği değiştirilen ( her şeyde olduğu gibi) hayatta, sözde astronomik miktarda ayakkabı üretildiği arşivlere geçiyor, fakat ne hikmettir ki herkes ayakkabısızlıktan dolayı çıplak ayakla gezip dolaşıyordu. Sisteme uymama gerekçesiyle buharlaştırılarak ortadan kaldırılan insanlar da sanki hiç yaşamamışlar gibi kayıttan silinerek bu imha dolaşımının bir uygulamasıydı.Her bina ve daire katlarında görevlendirilmiş uzmanlarıyla toplumla iletişim adına ne varsa sahtesiyle çarpıtıp manipüle etmek için özel birim ve elit ekiplerden kuruluydu. Ses taklit edenler, yazma orduları, kopyalayıcılarıyla, herkes hiç kimse olarak işbaşı ve paydos bitimi yapıyordu.
Sürreal kurgulama türü sanatçıdından veya şair- yazarından geniş hayal örgü yeteneğinin derinliğini gerektirirken , diğer taraftan da ilgili kişiye dilediği gerçek veya hayal var yada yok geçmiş ile gelecek alanlarına sarkma görünme veya kaybolma imkan rahatlığı verir. 1984’ te Orwell kendi adına ördüğü bu genişliği dilediği gibi ( sanalla gerçeğe veya geçmişle geleceğe gidip gelen romanı istediği gibi getire götüre ) evire çevire kullanmaktadır. Öyle görünüyor sosyal siyasal felsefi ve kültüre bağlamıyla burayı tamamlamaya daha bir kaç başlıkla devam edecektir bu yazı silsilesi.
… KİTAPTAN KİTABA 7 .. FAKİR kavramı, ruhlar aleminin Nirvana, Hari Krişna, Şiva gibi alt başlıklar mertebesiyle tüm zorluk güçlükler sınavından katlanarak tanrısal erişilmezliğin katına çıkmaya insanı dünyadan soyutlaştıran; ve insanca yaşamanın her şeyini terkederek sefilliği her yerinden dökülen sınırsız sonsuz SABRIN kulu kölesi yapan; bununla da hiç karşı duruşlu direnme ve itirazı olmadığı gibi kendine kutsallık atfederek yıkıcı sefaletini mutluluk paydası sayan bilen inanan yaşayan ve övünen Brahmanizm’ inden gelen ve tüm DOĞU kültürlerini ve tasavvufi mistik anlayışını derinden etkileyen( fakir terimi Türkçeye ordan gelmektedir) toplumsal hiyerarşinin urumsal ve dinsel kimlik karakteridir. Buna göre ne kadar acı çeker, en dibi ölümden başka yer olmayan sefaletin kuyusuna düşersen o denli ilahi çaplı profilde ( sefaletini şartlandıran kabuğa karşı çıkmayı tanrısına karşı çıkmak günahkarlığı olağandan bilinerek) mükafat takdir ve rağbet görürsün. Oysa her toplumda sonu gelmeyen acılara zulümlere baskılara korkulara tehditlere ve sefilliklere katlanmak; yapanı güden insanını tanrılaştıran ve her türlü istismara davetiye çıkaran akıl fikir vicdan tanımaz mahluklaşma kıyamet külliyatıdır.
Bu yüzden haktan yemeden içmeden hayattan insanlıktan tümüyle kesilmiş, beti benzi kül Hint fakirleri vazgeçtikleri her şeyi soylu sınıfın akıl almaz vicdan götürmez ihtişamlı ve gösterişli imtiyazlarına terkederken; iskeleti dışarı çıkmış sefaletinin fotoğrafını çeken turistlere poz verip dilencilik payıyla ölümün gırtlaktaki nafakasını yutkunurlar. Üç aşağı beş fakirliğin amentüsü ordan gelen ve onlardan etkilenen bütün Doğu toplumlarında insanca yaşamayı kendine hak görmeyen tepkisiz duyarsız kabulün sonsuz sınırsız sabır esaretine sindirilmişliklerde durum vaziyet böyledir. Ve yine bu yüzdendir ki Gandi’ nin “ Mustafa Kemal Atatürk İngilizleri savaşla yeninceye kadar biz onları asla yenilmez tanrı biliyorduk” demesi yok yerden tesadüfi icat değildir.
Paraya çevrilebilir değer kıymetten değildi hak hukuk adalet vicdan akıl fikir bellek bilgi zihin duyarlılık cesaret özgürlük dil kültür sanat ve donatımlı kişilikli karakterli insanlık zenginliği. Hiç bir ikramiye kuponundan asla kendiliğinden çıkmayacak olan hayati ve yaşamsal bedelin iyilik sağlık huzur istikrar ulaşım iletişim güven ve mutluluğuna ilişkin her türlü sancılarını erişimlerini dolaşımlarını çabalarını kaygılarını düşüncelerini sorumluluklarını ve zorluklarını sahici kişilik ve karakterde kendi gerçekliğiyle kazandırmadıkça hiç bir çaba, güdülen niyetin ödünç soyut suni yapmacık müdahalelerle istikrarlı ve kalıcı gelişim ve zenginleşmelerini sağlamayacaktır.
Özgür aklı fikri etkinliği katılımı seçeneği İradesi kültürü sanatı içeriği farkı olmayanların hayatı, çağımızın herkesi içine hapsettiği yönlendirdiği yönettiği her hangi tüketim maddesiyle eşit gördüğü değiştirdiği alıştırdığı dönüştürdüğü asimile ettiği yalnızlaştırdığı buyurduğu ve her şartlandırdığına sonu gelmez bağımlılıklarla sürekli ihtiyaç artırımından öldürerek yaşattığı kişiliksizlik formatladığı aidiyetsizlik kışkırttığı vade biçtiği borç bataklığı fiyatlandırdığı hiçe saydığı ve algıda duyguda düşüncede bütün davranış bozukluklarını dayattığı kontrol ettiği BİRİ BİZİ GÖZETLiYOR toplumsuzluğunun ara mesafeli metalik kapsülleri içinde ruhsuzlaşma dürtüsüne bağımlı betonarmelere sığmayan kalabalıklaşmalar deposu ve modern köleliğin iç güdüleriyle yaşayan dönüm dolaşım çarkıdır.
Ne yazık ki geri dönüşü olmayan özel programlı toplum mühendislikleriyle sürüklendiği yıkım ve erozyonlara çoktan alıştı kanıksadı savruldu ve kabullendi bu herkesi kendi payınca kıyamet etme enkazını insanlık.
Kitabın ikinci bölümü ve romanın üst başlığına ismini veren Efendi ile Uşağı’nda ise, istikrarlı hiç bir işte dikiş tutturamayan ve bütün ömrü yoksulluğunu hayatının vazgeçilmezi bilerek her kovulduğu kapıdan sonrasında terkettiğinin aynısını sefil sürünerek yaşamaya hayatta hiç bir şeyin sahibi olmayan ; fakat bütün insancıl duyarlılığını gücünü enerjisini saygısını sevgisini çalışkanlığını ve tanrıya olan kulluk bağlılığını efendisine itaat etmekle birebir özdeşmiş; hiç bir şartta da bundan vazgeçmeyen; gereğini yerine getirdikçe de kendini günahsız, mutlu, memnun ve hatta zengin sayan uşak Nikita’ ya karşın, yetinme doyma ve kanaat ilişkilerini ve sınırını sahip olduğu ve olmak için de ölümü dahi göze aldığı hayatta hiç bir başkaya ilim irfan inanç görgü kural ahlak saygınlık değer avuntu kişilik kıvanç onur bedel tanımadığı ve en büyük mutluluk ideali her şartta her ne yolla olursa olsun Mirinov’ ların milyonerlik mülk ve servetine denk zenginliğin sahipliliğine ulaşıp yetişmek olduğu gözüddönmüşlüğün ardında sürüklenip giderken; kar kış kıyamet bir günde yanına aldığı sadık uşağıyla( Nikita) birlikte tipiye borana ve zifir geceye saplanıp kalırlar. İlle pazarlığına yetişmek ve yeni araziler satın alma hırsının kapılmışlığından bir türlü ölümle pençeleşmeler içinde titreyen yarınki sabahı bulamazken, ayaza buza kesik sonsuzlukta ölümün artık iyiden iyiye kendini çağırdığı yerin her yerden daha muhteşem bir yer olduğunun soğuklarına sarılarak, hayatını ve insanlığını hiçe saydığı Nikita’ nın sağ kalıp kurtulmasını hayatta yaptığı ve yapacağı en büyük kazanım olarak görüp, gövdesindeki bütün örtüleri kendi ölümü pahasına onun üstüne kapatan; uğruna yanılıp yenildiği dünyanın tanrıya dönüşün haz ve mutluluğuyla sonlanan her şeyinden vaz geçmiş toprak derebeyi Vasily’in yol öyküsü yazılıdır. Böylece de Kitap, iki zıt karakterde kendi sınıfsal özelliklerine aykırılığın bitişe yakın yerinde ölümün ve yenilmişliğin çağrıştırdığı kargaşanın girdabında sürüklenirken kabuk ve karakter değiştiren; fakat kültürel ekonomik ve somut gerçeklikte hiç bir şey değiştirmeyen ve insanlık tarihinin çağlar boyunca güncelliğini yitirmeyenler arasında sıkışıp kalmışları deşip didikleyerek sebepleriyle sonucunu zaman aşımına bırakmaksızın okuyucunun aktif katılımına bırakan en temel sosyolojik olguyu ele almakta.
-“ Bana dinden bahsetme, yaşadığınla tanrıyı göster bana” bakış açısına bitişik olarak” Eğer acı hissediyorsan canlısındır, başkasının acısını hissediyorsan insansın” gözlem ve sorgulama çıkarımıyla tanrı insan doğa dünya ve toplum kavramlarını irdeleyip toplamını ilahi bir gücün irade yetkisine yazıp yorandır Tolstoy.
Bu yönüyle de ana fikrinde ötekilerde olduğu gibi bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır .
Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump.Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir.
Bu yönüyle de bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi ana fikrinin nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır . Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump. Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir. Bozmamak adına dünyanın işleyişini kainatın saatini yaşamın vakti gelince doğan ölen kuş ağaç hayvan insan ve iklim yaşayışının tarzını türünü doğasını çeşidini yollarını işleyişini ve göçlerini…
Yani düşünmek sorgulamak sormak irdelemek yakın bakmak kökten damardan ve topraktan incelemek gerekir sebepten sonucu getiren yalanı yıkımı yanlışı, yoksa en sonuncu gidenle bitip tükenesiye bir olgu değildir, insanın doğuştan iyiye olduğundan çok kötüye meyilli kaypak değişken meraklı olmasından kaynaklı yalancı talancı hırsız yolsuz tecavüzcü despot ve zorba haramilerin kendinden karakterliliği bütün yapısal bozukluklarıyla her seferinde daha bin beterinden murdarlaşan mutasyona uğrayarak çoğalması üremesi ve döllenmesi.
Çünkü her öksüzlük yetersizlik gelişmemişlik eğitimsizlik donanımsızlık doyumsuzluk açlık eziklik eksiklik yokluk muhtaçlık ve çaresizlik duygusuyla beslenip büyüyenler kendilerinde saygın onurlu güvenli istikrarlı hayatlar kurmak üretmek büyütmek ve donatmak yerine sürekli başkalarına acındıracakları boşluklar ararlar. Bu bağımlılık onlara her türlü kişilik ve karakter bozukluğunun üstün ve baskın gelen herkesi tanrılaştırmayı ve cesareti, liyakati, sorumluluk bilinci, hayat bilgisi, irade özgürlüğü,sorgulama becerisi, akıl fikir yürütmesi kendi dinamiği ve dirayeti olmayan başkalaşmayı dayatmaların yoz kültürünü, bağımlılık alışkanlıklarını,aşağılık duygusunu, özgüvensizlik yoksunluğunu ve kendine yabancılaş değişim dönüşümlerini aşılar.
Sonuçta hayati canlılığı, coşkusu, azmi, öz kaynağı, değeri, denge karlılığı ve yaşamsal veremlililiği kendinden olmayan bütün gayret ve çabalar iyileştirme niyetiyle de olsa boşa giden zahmetin kendini tüketip bitirmesinden başka hiç bir işe yaramayacaktır. Tarım toprak sanayi ilim bilim teknoloji de bu böyle olduğu gibi, sağlıktan güvenliğe değişim dönüşümleri çağdaşlığını kuramayan kendi veremliliğiyle ve kaynaklarıyla bütün toplumsal ilişkilerde de bu böyledir.
Değilse eğer, hacizlere iğreti her kurak çöl ve muhtaçlık, kendi sınırı ötesini geçmeyen istismar endüstrisinin ham hayalinden ibarettir. Ekonomik kültürel siyasi ve sosyal hayatı iyileşme yönünde hiç bir kendi etkisi katkısı verimliliği ve karşılığı olmaksızın refah payı yükseklere değiştirilip dönüştürüleceğine dair sahtelik sarmalları döngüsünde, hamaset kuruntularıyla talan tarumara terk edilerek derin yoksulluğu ve sefaleti kalıcılığa mahkum, tohum toprak ve toplum secere sicilinin asla gerçek anlamda değerini bulmuş hükmü ve yürürlüğü yoktur .
….. KRİSTAL FANUS … Her firavunun musası..? Olmaz mı, bilmeyen piramitlere baksın, kızıl denize sorsun Hetlerin akıbetine, sezarın sonuna, mussolinin esamesine, Nero’nun tabutuna, nemrutun ateşine külüne baksın Di gene işte yine dünden bugüne, kıssadan hisseye neo liberalde böyle Direncini yitirmiş Gün be gün yaşam kavgasından azalıp kendini bitirip tüketmeye terketişlerin azap sancısıyla Her günün telaşından yenilerek çıkan Ne boş Ne dolu Ne dün Ne yarın Ne burda Ne herhangi hiç… Kırık çember içinde yüzü yere düşmüş, enkaz kalıntısı huzursuzluğu sürüklemeye kendi şahsi başının belası Yapıştığının yakasını bırakmayan Makas değiştirsin derdinde sanki bindiği yaşam hattının dünya ekseni üzerinde fink atıp gonk çalan sirenden Huy kapıp, hüner belleyip, Hiç kimseye rastlamaksızın hatırasız albümsüz anısız topraksız solup giden çiçekler gibi Eksik ve yetersizliğinin farkına vardıkça her şeyi aynı seviyeden tiksintiyle görüp bakan insan kadar aciz ve perişan Bir tökezime Bir oyalanış Bir kısır döngü Bir bile bile aldanış Bir zehir yeşili afakan Ve bir içten içe yıkım ve usulca haraba kaçış pantomimi Azap hücresi içinde ölü müye sağ mıya çarpıp bölüp artırıp çıkararak Çıkışın ucunda kaybolmak için yol bakıp fırsat arayan tarifeli tertipli inzivanın çöplüğünde helak olup Dünyasına kaçak ve dikey, Takvimine künyesine yitik ve hariç Kristal fanusta cam sızısıyla sancıyan yerinden azap deşiyor, gazap kurcalıyor, Ağaçsız ırmaksız toprağın öldüğü kuş uçmaz kervan geçmeze beton kuleler yapıp dikiyor Musadan azdıkça firavuna sapıtıyor Ötesinden berisinden kendi kendine galu bela insan
… KİTAPTAN KİTABA 3 … Özetle…: Barınması yer yurt tutması ve yol alması güç Emanet güzergahlarda ödünç yollarda idarelik odalarda ve evlerde hayata tutunabilmenin güç belalarıyla zahmetten tasadan endişeden ve bilhassa sonsuz sınırsız ve sonu gelmeyen kontrolsüz istek heves arzu hayal dilek merak bağlamında kendi kendine üstün baskın gelme dürtülerini kışkırtıp kamçılayarak hırs gayret ve çabalarla zar zor… İnsanlar genelde bulmak istediklerini merak edip arar sorarlar ve çoğu zaman arayıp sorarlarken hiç ummadıkları yaşamın sihirli hikmetinde olan sırlı gizli saklı bilinmezleri keşfederler.
Barınması yer yurt tutması ve yol alması güç kimi emanet güzergahlarda kimi sarpa yollarda kimi ödünç akıl fikir teselli tembih ve öğünlerde idarelik odalarda, geçici mevsimlerde, akıp giden aylar yıllar senelercesinde ve dünyasını oyalanıp avunulan meşakkatlerde sokaklarda eşyalarda evlerde yoksulda varsılda yoğun kalabalıkta ıssızda yalnızda hayal meyal ömür sürüncemeninde zar zor….ama bugüne kadar olup bitenler ve doğup ölenler, hep sayesinde beslenip barınarak daim devamlılığını akılla fikirle ilgiyle emekle bilgiyle sevgiyle bilinçle kararlılıkla liyakatle ve sorumlulukla yükünü taşıdıkları yaşamı sevk ve idare etmeye topraktan aldığını bozup berbat etmeden yeniden toprağa ekip biçerek, sevincin huzurun muttun duygunun düşüncenin kanaatin ilkenin kuralın aidiyetin dirayetin iradesi ve kıvancıyla süregelen onur itibar ve kıvancın ürünüydü insan ve hayat.
Fakat bugün toprağın damarına karışmadık hiç bir zehir zıkkımı zerrece zarar ziyan etmeyerek toprağın kimyasında topraktan başka her türlü ölüm zulüm kimyasallarının kök salıp canına okuduğu gibi, topraktan olup biten ve ölüsünü toprağa teslim eden insanın da içinde yüzünde dışında sayesinde ruhunda hayalinde ve hayat sürüncemeninde ve bütün yaşam dolaşımında ( benim işim görülsün de başkası sürünsün ölsün düz mantıklı mahluklaşmalarla menfaat ayrıcalık ve çıkar önceliğini kutsayarak sırf mülkten maldan paradan gösterişten servetten konuşan, sanata edebiyata vicdana saygınlığa ve ortak yaşam değerlerine hiç bir merakı ve meramı kalmamış olanlarıyla) toprağa ödeşmişliğin gereği insandan başka her şekil kimyasal, mutsuzluk, cinnet, cinayet, hastalık, hormon, alışkanlık, kibir, fitne, bağımlılık, sapkınlık, doyumsuzluk, şiddet, yetersizlik, hukuksuzluk, bencillik, algılama, hırlama, küçümseme, dışlama, zorbalık, saldırganlık, tahammülsüzlük, zalimlik vardır ve mevcuttur. Artık tüm bağışıklık direnç idrak irade etki ve yetkilerini yöneten ve yönlendiren piyasa dayatmalarına teslim etmiş kullanışlı eşyadan farsız, hastalık hamamlı , tüketim deneği, ayrışma ve çatışmalar kulu kölesi ve ecza deposudur, global soygun vurgun talan sömürü acımasızlığının kıskaç tabutunda doğup ölen insanın içinde dışında insandan başka her türlü felaket mevcutlu güncel ve aktüel fabrikasyon NUMUNE.
Hem zaten Katalonya’ ya Selam yazmalarında idealleri roman süresince tanıklık ettiği hizip çatışmalarının bütün ayrıntılarıyla( eski polisiye meslek alışkanlığıyla ) özel görevlendirilmişlik (çünkü o sıralar Almanya ile İkinci Dünya Savaşı hazırlığında olurken her türlü karşıt ittifaklaşmayı yerinde kırmak için ve özel vizesi ve bilgisi dışında Orwell’ in İspanya’ ya sorunsuz sıkıntısız gidiş dönüşü asla mümkün olmayan ingiltere tarafından ) raportörü gibi her günü ve olayları kayıt altına aldığı İspanya İç Savaşı günlüğünün hemen ertesi sonrasında idealleri uğruna savaşmanın anlamsızlığına dair bütün hayal ve düş kırıklığını cebine koyarak İngiltere’ ye geri döndükten sonra, topyekün Kapitalist Patronluğun tam da tüm beklentilerini harfiyen karşılayan ve neredeyse soygun sömürücülerin ortak Lawrence figürü olarak Sovyet Stalinist’ liğin zaafiyetleri üzerine kurgulu Hayvanlar Çifliği’ ni yazıp kapış kapış tüketilen Global piyasaya sürdü , Georg Orwell markalı edebiyatı insansızlaştıran ve insanı her şeyden mahrum ilgisiz kayıtsız muhtaç mecbur ve murdar her buyrulan dayatmaları tüketmeye tutsak insan tipini yaratma ( Dosteyevski’ lerin sosyal çelişki tıkanıklık ve çatışmaları en somut yaklaşımlarla şablonsuz gözlemleyip dertlendiği toplumcu ve insancıllığının tam tersine) kopukluğuna izole eden JAMES JOYCE gibilerin resmiyet kazandığı devamlılığını işaret eden sürsaltanat.
Hayvanlar Çitliği’yle aynı yıllarda kurgulanarak rafa dizilip tezgaha konan Kürk Mantolu Madonna’ da Sabahattin Ali, iyi niyetin nasıl kendine karşı ihtiyat ahlak vicdan had hudut tanımayan iş yeri Hamdi bey müdürlü amir memur takımı, evdeki Cihat, Vedat, Nurten, Nurettin, Ferhunde, Necla, Mihriye hanım diye giden baldız bacanak kayın biraderler akraba hısım evcek efradı, kendi öz çocukları ve hatta herkesi memnun etme işçiliğinde hiç hata kusur işlememek adına kendisiyle birlikte ölüp üzlen karısı tarafından da ister istemez kötüye kullanma çullanışını bütün sağlıklı ve saygınlık ilişkileri kopmuş sönmüş monoton anlamsız amaçsız ve arada kalan ilişkisiz iletişimsiz bütün boşlukları soğuk mesafelerin doldurup kapattığı sessiz suskun sinik sönük hımbıl ve pısırıklığın kabuğuna çekilmişliğinde artık kanıksadığı ezilmişliğe karşı hiç bir hamle atak direnç tepki itiraz gayret ve cabalarda bulunmayarak sineye çeke çeke horlanan hiçe sayılan dışlanan çıkar dünyası çağının aykırısı ve hatta hasta günlerinde dahi ( birbiriyle hiç bir ilgisi bağı ve saygısı olmayan yabancılaşmış kilitli kısıt döngüde ötekilere ters düşmesin, ayıp olmasın, kaba durmasın, günah kaçmasın adına her yükün altına girmesi sanki zorunlu mecburiyetmiş gibi görünen ) adamdan ve insandan sayılmayarak kendinden daima herkes için hiç yadırganmadan aşırı fedakarlık beklenen alışılmış kanıksanmış ezici aşağılayıcı ve acımasız rutin taşıyıcısı Raif Efendisi,nin bu boğulmuş bunalmış tüm yaşam kanalları ve itibar yolları tıkanmışlık tutsaklığındaki ( sayfa 35 ‘ ler ve sonrasında yoğun olarak anlatıldığı) hiç kimse tarafından anlaşılmayanlarıyla horlanmışlığını haklı görüp kabullenen kayıt dışılığı gündelik yaşam sermayesi edinmiş ( Anlaşılmadığı için önemsenmeyen yalnızlığı küçümsenmeyi ve dışlanmayı hoş görüyle içselleştirdiği kendine özel seçkinlik olarak benimseyen ) tek hücreli izolasyondan kaçışın çıkış yolu, sürekli güvenlik sığınağı, kaytarma bahanesi, nefes alma huzuru , tutunabilme kaynağı ve avuntu sevinci vesilesine, derme çatma memur masasındaki çekmecede saklı eskilerden -yaşanmış toplamından- kalan Kürk Mantolu Maria Puder hatıralıklarıdır. Bütün ihtimallere dahil ve dayalı Memur Günlüğü’ nün harcayıp tükettikleri arasından seçilip ayıklanan özetle, her bir muammalı metânetli işin hikmeti aslı esası sırrı gizemi, mesai sahibiyle ihtiyarlamış çekmecedeki , singer marka burgulu bıçağın yanındaki eskş püskü defterde yazılı ve saklıdır çünkü …
Ve bundan sonrası tıpkı köpek Azorka’ yı reddettiği kızı yerine koyarak bir daha ölünceye kadar yakınından ve yanından ayırmadığının peşinden gittiği ve köpeğin öldüğü aynı gün içinde sefil sürgün soğuklar arasında ölen ihtiyar adamın sürükleyici hikayesini kovalayan Dostoyevski ‘ nin Ezilenler’ nin ( ölen ihtiyarlar ardında kalanlardan) benzelen hissi kurgusu ve sezgisi hakimdir Kürk Mantolu Madonna’ sında, öykü sahibinin öldüğü yerden sürüklenip sökülenleri defterden söküp romanlaştıran anlatımıyla Sabahattin Ali’ nin.
Kendi evinde ve hayatında asalaklığa çökmüş çöreklenmiş hiç kimseye saygısızlık kabalık etmemeye ve hiç kimseyi üzüp incitmeden her istediğini yerine getirmeye kendini alıştırarak feda etmiş adamış kul köleliğin Raif Efendisi, içselleştirdiği tek düze sıradanlıktan sürekli sırrı kendinde saklı teselliye tutunarak avunmakta tüm yaşama sevincini saklayan; bir zamanlar Almanya serüvenli özgeçmişiyle Sabahattin Ali’ nin hantal bürokrasi çarkından ve kimi memur yıllıklarından gözlemlediklerini yazdıklarının içine katan kendisinden koparılmış alıntılar toplamı gibidir Kürk Mantolu Madonna. Ordaki sırlı çekmeceden dışarı çıkarak Almanya’ larda geçen yıllar sırasında doğurduktan sonra ölen Ressam Puder’ den olan Raşf efendi’ nin saklı gizli bilinmez sırrı ve kızı, sürükleyen hikayedeki saklı tıpkı Dosteyevski’ nin Ezilenler’ indeki sefil sürünmeler sırasında ölen annesinden geriye kalan Nelly’ nin bilinmeyen babası olsn Prens uyarlaması gibidir.
Dostoyevski’ nin Yeraltından Notlar’ ı roman tarz ve türünden ziyade her kelimesini edebi değirmenlerde titizlikle öğütüp eleyip işleyen ve dokuyan cümlelerin kıvrak zeka gücüne dayalı akıl fikir felsefe ve en çokta insan ruhunun bedensel varlığıyla ilgili kendi aralarındaki gizemli belirgin bilinen ve bilinmeyen bütün çarpık çelişki ve anlaşmaz uyuşmazlarından derinlemesine dalarak özet tembihler ve dolaylı sözler çıkardığı ; Kafka’ nın Aforizmaları’ na benzer insana , topluma ve dünyaya dair haller durumlardır. Kürk Mantolu Madonna’ da Sabahattin Ali’ de öykünen hikayeden çok roman boyunca ondan ( Dostoyevski’ den) her romanında olduğu gibi bakınıp edinerek kişilerin yeraltında ( insanın iç dünyasındakileri ) toplanmış tıkanmışlıklarını her satırda dışa vurma edebiyatını Misal, Sayfa 42 43 ve kitabın baştan sona tümünde Ankara Keçiören’ini anlatırken ve gizemli davranışlarını anlayıp bilmek ve tanımak istediği ( yataklarda kendini alıp götürecek ölümü beklemekten başka hiç kimsesi olmayan sefilliğe hastayken bile onun derdiyle değil, sadece ve ölünce evin gelir giderini kendini yok etme pahasına tedarik edip sağlayan uysal hamalından olacakları kaygısıyla evdeki asalakları tarafından yoğun bakımı ciddiye alınıp önemsenen) Raif Efendi’ yi sokaklardan okumak için gece vakti ıssız kurak kimsesiz insan uçuran kuvvetli rüzgar soğuğunda karanlığa karışmışlığı anlatırken, her betimleme soyutlama merak sorgulama bilme izah tasvir kurgu duygu söz merak ve düşünce zincirleri bağlamında en belirgin bir şekilde Dostoyevski etkisine rastlıyor ve okuyor gibidir insan ) ve psiko analizini yapmış yönetmiş bir bakıma.
… ZİLPAYDOS …. Bir Lafontaine tuali Arpa suyundan bozma kafa bulmalara küflü naralar kütürdeten bahaneden birahanelere Zürafa giyinmiş merkep Lisanslı meyhanesinde kurt iken çakallaşan uğultu ve hırıltılarla Gizli sınıf başkanını aranıyor gibi zilpaydossss Ala kargaya Kara kargaya Kızıl doğana Timsah ejderhaya Süpersonik atmacaya Kenar köşeli örümceklere Kara sineklere Yeşillenmiş kurbağalara Aynet meymenet bukalemonlara Tek kelimeden ibaret tropikal papağan
… DÜNÜ GÜNÜYLE EZELKI YARINLARA …. Elbetteki gün nerdeyse ister kum saatiyle, ister gölge adimlariyla, ister kule, ister duyar yahut kol zuhur zaman ölcerleriyle, her saniyesi süreli ömre yazili ve kayitli olan asirlar da ordadir, asirlarin nabzini tutan dakka da ordadir.
Bu yüzden zamanin haritasini arayan her seyden evvel kendine varip kim oldugunu veya olmadigini bulmaliydi. Dünyayi arayansa yüzlesebilecegi onur haysiyet vicdan özgürlük cesaret emek zahmetten dogan hakkin hukukun huzuruna varip askin sevginin hic bir seyle takasi olmayan kutsal ve saygin divanina kurulmaliydi. Sesini arayan sazin sözün muhabbet meramina ilgi alaka merak ve meyil salmali ve duymaliydi. Yüzünü arayan alin terinden kazanilan mutluluga itibar etmeliydi. Günesi arayan yesermis caglaya, sararmis yapraga, daga, ormana , denize, ekine, bostanlara, koylara kiylara, mevsimlere ve kuslara bakarak acinin müsterisi, kahrin belanin kinin fesatligin fitnenin nefretinsiddetin zorbaligin ezikligin cürümüslügün agidin yozlasmanin kötülügün saldirganligin pisikomanyakligin bencilligin ve kaderi köhnesi degismez mutsuzluklarin müptelasi olmaksizin bütün hirs ve ihtiraslarindan kendini arindirarak iyiligin barisin özgürlügün istikrari karsilikli gücveni dünyayi coktan bulmus olaliydi ….
Ey hakki ödenmez aklim sevincim utkum kivancim sevgili kalbim, güzel ülkem ve biricik ömrüm, benimle yordugunuz ve yoruldugunuz ve kilavuzlugunuzla taniklik ettigim ve yasadigim sevinci tarifsiz her iyilik güzellige sonsuz tesekkürlerimle.
… MÜMKÜN MERTEBEDE SAYGINLIĞA HAKKA HUKUKA HUZURA ve İNSANA DAİR 2 …. Aristoteles salt ve soyut “ yağmur yağıyorsa hava bulutludur” gibi mantık önermeleriyle var olan bir şeyin hiç bir zaman değişmeyeceğinin DOGMA’ larını savunur. Ona göre ideal insan ve erdemli topluma ulaşmak için üst yapının yani idealar topluluğunun (ruhlar aleminin) belirlediği değişmez kurallara uymaktan geçer. Bu yüzden bir şey doğuştan ne ise sonsuza kadar odur. Yaşamsal ilişkileri belirlenede üst yapı ( idealizmin sultası ) yani hisler istekler arzular duygular dürtüler duyumlar beklentiler belirleyicidir. Bireyler olgular olaylar toplumlar varlıklar ve sonsuz evren kesin durağan donuk ve sabit değişmez kaideler üzerine kuruludur. Her şey ideal gerçeklerin soyut yansımasıdır ve oradan yönetilen bizim sınırlı hayatımız ve algılama gücümüz asla idealar katına ( ruhlar aleminin kaynağına ) ulaşıp erişmeye yetmez. Bu sebeple doğuştan varlıklı ve zengin hep hali vakti değişmez zengindir, değişmez kaderiyle fakirse hep fakir. Zümreciliği savunur ve her türlü soygunu vurgunu adaletsizliği sömürüyü hiyerarşiyi doğası gereğince olağan sayar. Her türlü çağ dışılığı yöneten yapan ve yönlendiren dogmaları dayatan sabit fikirli ARİSTOKRASi kavramı özü aslı esasıyla buradan gelmektedir .
Hegel Diyalektiği’yse ‘ nesnel yaşamı belirleyen duygu düşüncelerimiz olmasına rağmen her şey değilir ve dönüşür’ diyerek Aritoteles soyut mantıklı ideal dogmacılığına kafa tutar. Feuerbach ise düşüncelerimizi, yani üst nicel yapıyo belirleyen ve besleyen etkenin nesnel somut ve nitel varlıklar ve olaylar olduğunu, yani manayı anlamlandıran şeyin Maddesel somut gerçeklikler olduğunu savunur.
Diyalektik Materyalizm’se Hegel’in diyalektik kuramıyla Feuerbach’ın Materyalizm felsefi düşüncesini birleştirerek yaşamın duygunun düşüncenin belirleyici etkeninde çıkar ve üretim ilişkisinin belirleyici olduğu, emek sermaye çatışması ve çelişkisiyle belirlenen bu ilişkide hiç bir şeyin durağan sabit doğma olmadığını, sebep sonuç arasında tüm olup bitenlere dair akıl fikir mantık deneyim ve gözlemlerle insanın toplumların sistemlerin yazgıların dayatmaların olguların ve okayların değişebilirliğini savunur. Bu yüzden Aristo@ nun sabit, ön yargılı peşin hükümlü hiç değişmez ve dogmacı idealist fikirliliğine karşı çıkarak üretim ilişkilerinin tüm hayatı ( yani duygu düşüncelerimizi Maddi somutluktan edindiğimiz huzuru refahı eğitimi sanatı gelişimi kalkınmayı da maddi çıkar ve fayda esasına dayakı ilişkilerimizin belirlediği ) belirlediğinin; ve maddi somut gerçekliğe dayalı bilimselliği esas aldıkça insan ufkunun ulaşılmaz erişilmez sonsuz sınırsız sanılan her şeyin bilşnmeyenlerine açıklayabileceğiyle beraber insanın evrene yabancılaşma duygusunu yenip özgüven artıracağını ve çıkarları hiç bir zaman uzlaşmayan sınıfsal çatışmada sömürenlere ve ezenlere karşı yaşam kavgasını verenlerin dayatılmış her türlü soygun sönürü kaderciliğini kökten değiştireceğini savunur.
Aristokrasinin değişmez tekdüze sabit durağan keyfiyetçi zümreci yobaz bağnaz hükümran ve buyurganlığına karşı sürekli hareket halindeki disiplin nya toplum ve evrensel dönüm dolaşım değişen durumlarının değişen tahliline aklı fikri bilgiyi deneyimi ve gözlemlemeyi danışarak sağlanan çıkarımın vazgeçilmez ilkesidir, insan toplum devlet olay olgu oluşum madde mana her etkiye karşı verilen tepki kadar, kapsamı içeriği özü esası ömrü direnci süresi dayanıklığı cürümü karşılığı tutarlılığı hayatı ağırlığı olduğu gerçekliğinin. Bu yüzden insanlık adına en büyük serveti ve sermayedi olan duygudan düşünceden ve özgür iradeden koparılarak topyekün ve bir daha kolay kolay iflah olmaza tüm dünya geneli yeni dünya düzeni dayatmasıyla ( türkiye seksenlerinde eş zamanlı oniki eylülce ) ahmaklaştırma işinde medya magazin marketçiliği soytarılarıyla fanatik düzeyde ilahlaştıran ilgiyle kendi hayatının somut gerçekliğini terketmenin ve bozulduğu sanal bataklıkta gün öldürerek itibarsızlığa çürümeye yozlaşmaya seviye toplumsuzlaştırıcı karakter ve kişilik alçaltmanın en kullanışlı zehir zemberek laboratuvar çalışması pazar edilip piyasaya sürüldü ve bu günlerin bütün yağma yıkımları dayatanların koşulsuz kayıtsız sorgulamadan kabullenen duygu düşünce ahlak fikir inanç bilgi cesaret ilim vicdan duyarlılık yoksunu çürüme ve çöküntü talan tarumarına gelindi.
Emek sermaye çelişkilerinden doğan üretim tüketim ilişkileriyle birlikte ve topyekün hayatı belirleyen vazgeçilmez etken olan üretenlerin hak ve hukukunu aramada ( eğitim gıda enerji barınma ulaşım iletişim barınma sağlık huzur güvenlik kültür sanat istihdam…) kendinden etkin yaşam mücadelesi önderliği beklenirken sadece salon süsü ve sefil yoksulluğu kalıcı ve seçkin güruhlar tarafından buyrulmuş kaderi değişmez sömürülere baskılara dayatmalara kurumsallaştırmanın ( insanlığı ucuz satışa getiren muhasebe dekoru işleviyle ) haline getirilen işbirlikçi sendikalar sayesinde tüm dünyaya eşzamanlı olarak Türkiye’ de de yeniden buyrulan dayatmaları kutsanmış kader olarak zorunlu tüketime sunan Aristotelesliğe dönüldü.
Onun içindir ki artık dürtü ve bağımlılıklarının esiri olarak kendilerine dolgulanan, buyrulan, aşılanan ve aktarılanların güdümlümlüsü ve kovalayıcısı olarak özendirildiği alışkanlıkları sorgusuz sualsiz DÜŞÜNMEDEN davranan önyargılı, peşin hükümlü ve içgüdüsel kaba taslakçılığın kendine yabancılaşmış ve dayatılanları tüketmekle mahkum kulluk köleliğe proğramlanmış piyasa deneği haline geldi insanlık.
Toplumsal dert sorun sıkıntı somut gerçekliğini hiçe sayan; sefil yoksul kalabalıkların yaşamsal hayatiliği olan her türlü itiraz tavır duruş tepki ve duyarlılığını bozuk düzen ayarına kurulu sandığın siyaseten adamlar ve kadınlarıysa, kaymağı kıyak seçkinler topluluğundaki yerini ve safını sağlama alarak bütün gerçekliklerden kopukluğun her takasa gelen milli irade temsil hakkına çökmüş çöreklenmiş vekillik vekâletini tıpkı vurguncular magazinciler medyacılar tarikatlar soyguncular talancılar sömürücüler talancılar yağmacılar kalpazanlar gibi ortak çıkar menfaat baz ve bağlamıyla tüm toplumu kendilerine alıştırıp benzettikleriyle herkes çıkar menfaatinin ortak ilişkisini gözetip kollamanın rezil rüsvasına kendine göre çıkar ortaklarını belirleyerek özendirildiği bağımlılıkların kulluk köleliğine tav talim ve teslim olarak hiç bir onur itibar denge ihtiyat sorumluluk vicdan ahlak duygu DÜŞÜNCE akıl fikir mantık sorgulama kişilik değer ve saygınlığı umursamamakta.
…. DÜNÜ GÜNÜYLE EZELKI YARINLARA ….. Baska zaman olunca horozlari da dinlemeliydi insan. Belki azgin sapkin bir devir gelir ve insani dünyaya, dünyayi sonsuza, sonsuzlugu bir saniyelik zaman birimleriyle cavan güne isiyan hayata ve bütün kaygi dert kederlerinden bozar berbat eder ihtimaliyle, nasil birlikte yasamanin sevincini, sorumlulugunu, onurunu, adaletini, özgürlügünü, hakkini, hukukunu, ahakini, sevgisini saygisini insandan insana ve hic kimseyi- ne günü yasayamak kiskacinda debelenmeye ne de gelecekten temelli yitik kayip veya kaygili mahrumiyet ( askeri ücrete mahrum muhtaclik kabusuyla ) azabinda can cekismeye hic kimseye - muhtac etmeyen ihtiyatta ve güvende tasiyip götürecegini yoran duyan gören gözeten kuran kollayan düzenleyen ve saglayan aklil fikir duygu düsüncelerle, huzuruyla ve teminatiyla yasadigi bütün agaclara baglara bostanliklara daglara derelere akar sulara saganak yagmurlara ve cümle ertafa gözü gibi bakmali; ve horozlarin ortak yasam senfonisini dinlemeliydi insan ki, üretemedigi iyilik güzelik saglik güven bilgi beceri onur cesaret huzur ve mutlulugun yerine azgin sapkinligin sicil seceresinde ne varsa oralarin hazirindan tüketen programli denetimli piyasa kulu kölesi olmadan evvela alemi beserde ihtiyatini ve gayretini gütmelidiki, dolasimdaki hayatina denk kayda deger ilmi kivanci sanati onuru degeri ve itibari olaydi günün güncenin. Cünkü eger bugün durmasizin ardi arkasi kesilmez kara bulutlarla kaplanmis saganaksa yer gök toprak ve bulut, isigi kendinde gören inanan ve bilenindi aradigi günesin kalbindeki sicakliga yuvalanip isiklar icinde hayata ve insanliga dogacagina herkesin kendi payincasi ahir ve zahir zaman . Ve kanatlarinin götürecegi kadardi ucabilmenin sevinciyle bütün uzakliklarin neresi oldugunu tasidigi dünya kadar hayatin yolunu sirrini yide güde, yasamayi göze alacak kadar kendini kesfe cikan kuslarin.
Sebebi malumaydi ki…ola ki yolunu yönünü yuvasini dingilini eksenini ayariini carkini cevrimini ve düzenini bozar yitirir de bir ihtimale diye zuhur zemberegine hileden yalandan talandan yanlistan dünyanin saati, insanin fitrati ve menfaatine düskünlere cikar cevrimli bozuk cürüklerle donanmis devran olmus haram zikkim zamane, zerre kadar bile olsa zehirlesmeye, kokusmaya, yozlasmaya, keyfiyete, bencillige, gericilige, cehalete, sapkinliga, kötülüge, kirlenmeye, kibire, ihtirasa, gösteris düskünlügüne ve güc zehirlenmesine bütün duyarliligini ve hassasiyetini sorumlu tutarak meydan ve firsat vermemeliydi toplumsal örgüde kendi akil fikir vicdan karakter kisilik ve aidiyet payinca her insan. Cünkü yarin denen sonsuzluk, cocuklugun kendi kalbinde dogan günesin saf temiz yakin tanidik bildik samimi gercek simsicakligiyla her seye yalansiz ve filitresiz bakip gülümseyebilen; ve merak edip ilistigi her seyi hic bir ön yargi esaretiyle ertelemeden cürütmeden aksatmadan ve bozmadan gülümseyisine resmeden, cocuklugun hic bir istismara ihanete sapkinliga tacize ölüme zulume ugrama kaygisi ve korkusundan uzak cocuklugun seren serüpe hayalleri kadardi sonsuzlugu kendi dengine büyütecek olan insanlik ve yalan yanlisa kurulu ayarli kol saatlerinden ibaret degildi kusursuz iyilik güzelliklerle bezeli evren ve kendi masali kadar essiz benzersiz dünya zaman.
Nasil ki kar yagacagini haber eden cümle cihan bültenlerini ayaz söyler poyraz pervaneleri mesken meyhanda saz ile sakiye dönerek dehri dünyadan haberdar eder insani, yolun yarisini böyleceden varsin kuslar kertenkeleler tosbagalar ve nazli cicekler yürüsün götürsün, kalan yarisi zamani vebale koyar `“ dünya sevenler veli degildir, candan gecenlese deli degildir“ baglaminda sirra kadim soran bulan diyen ve bilenlere firar olmus cigliklarla, ask deminde arilarsa koklastigi ciceklerden bal eylesin ilmi kitabindan okuyan fermanla dünya ahireti ve deli doluyu. O`nedenledir ki..: Gercek YOKSUNLUK ve YOKSULLUK sebeplerden sonuclari doguran veya sonuclarin sebeplerinden kaynakli olusum ve gelisimlere es zamanli olarak kendini kayitsiz ilgisiz duyarsiz sabit durgun duragan kurak döngülerde kayittan ve sicilden düsürerek etkilesimde bulunan hic bir yasamsal dokunusa ve etkilesime tepki vermeyen veya vermekte kaliplasmis ezber kodlamalarin disinda akil fikir vicdan bilgi beceri cesaret atilganlik sorumluluk irade paylasim özgürlük birikim ve bildirimlerinde bulunamayan ; ve menfaat cikarina göre yasadigi hayatin ve insanligin bütün toplumsal hassasiyetini kendine uygun dürtülerin bagnazligiyla faturalayip fiyatlandiran RUHSUZLUGUN telef ve tenesir oldugu yerdir.
Bu yüzden MAL ve SERVET bildirimiyle zaten yasanan toplumsal hayatin yaridan fazlasinin( hatta tümüne yakini ) KAYIT DISI, kacat, carpik ve ortak yasamin temel diregi olan HAK HUKUK esasliliga ruhsuz duyarsiz kalarak, günden güne herkesin kendi menfaat ve cikar önceligini bütün degerler üstünde tutan zorbaliga artik hic kimsenin kendi ruhunu ve bedeninini sahiplenmedigi mmagazin moda reklam tüketim ve kozmetik sanayisinin yan ütrünü haline gelmis topyekün intihar girimsimli insanlik ölümündeki asosyal tabutlasmalarla hinca hinca azip kuduran kisir döngüde siddet kin nefret ayrisma bogusma satasma tehdit korku kabus gibilerle ve kokusmus cürümüslüklerle güvensizligin belirsizlikgin ve istikrarsizligin hüküm sürdügü egitimden, ayardan, düzenden, istikrardan, ilimden, saygidan, sevgiden, bilgiden, ulasimdan, beceriden, üretimden, kültürden ve sanattan ilgisini alakasini kesip güce söhrete gösterise ve ESYALASMA fetisizmine azar sapar ve tapinir kendi canina kiyan insanlik.
Hep maduriyet kostüm ve kisvesine örtünerek, sonsuz degisim dönüsümlerin kaypak ve kaygan zemininde bu yüzden tutunamayan insan degerliligi, GERCEKLIGINI yitirdigi bütün dünya cevre ve toplumsal iliskilr agindan kendini soyutlayarak kendi bildig ve buyurdugu yalan-yanlislarin ezilmis üzülmüs yasam kavgasiyla ve hayatini sürdürebilme kaygisiyla disidsen bogusan kalabaliklarin her türlü caresizligini günü ve gündemi degismez ayari düzeni vbozulmus soyut yüzeysel cansiz silik tek düze ve kisir döngülü hayatin serveti ve sermayesinden bilir ve inanir. Oysa ortak yasamin ayrismaz hayati degerleridir ki, derdine sorununa acmazinia cözümsüzlügüne akil fikir kaygi gayret caba katilim emek zahmet duygu düsünce gibi bütün insani duyarliligini refleksini ve hisse payini katmadikca her yilbasi sadece duvarda asili takvim yapraklarindan yitrtilip atilarak artik tebrik kartlarinda bile olmayan gercek disiligin seneyi seneye devirdikce herseyin daha da cigirindan cikarak azgin sapkinliga müsteri ve meyilliligin sürdürülemez iliski bozukluklariyla herkesin herkese mesafe koydugu merhum ve muhterem takvim yapraklarindan baska bir sey degildir, programli paketli gösteris ve görgüsüzlüge esir tüketim cinnetindeki insan zaman.
Insan zenginliginin ve mutlulugunun en vazgecilmez kutsal kaynagi sorgulayarak deneyimlemek ve DÜSÜNEREK DAVRANMAK, adini FELSEFE diye yazdirip okutan insanligin kendisi kadar köklü ve ezeli mirasiydi. Felsefe ise Estetik, Etik ve MANTIK gibi birbirine dayanan , yaslanan ve yardimlasan üc ana alt yapi biriminden tesekküllüydü. Mantik, Etik ( ahlak ) Estetik ( iyilikle kötülügün ayirdedilebilme ince ruhlulugu, duyarliligi, farkindaligi ve zerafeti ) olmazsa hersey degerler baskalasimiyla anlamsizlasiz söner kararir silinir kokusur cürür yozlasir ve sapkinligin kötülügü kutsadigi cikar önceligi bencillikleriyle yaratiklasan ruhsuz ilgisizlikte kendine kapanarak ( dis dünyada bi habere ) sonunu getirir. Estetik, etik, mantik ve sanat olmazsa her sapkinligini dogrulayan insan zivanadan yoldan cigrdan haktan hukuktan yoldan ilimden duyfgudan akildan vicdanda felsefeden bozulup cikarak her gün derdi sorunu cehaleti kültürsüzlügü saldirganligi korkuyu güvensizligi gecimsizligi siddeti yalnizligi kimsesizligi carpikligi ve nicelerini artiran ana sebebe kayitsiz ilgisiz kalarak „ ne kadar yoksul kalinirsa o kadar saglikli yasanir „ filan falanca gibilere ( ortam icabi geregince ) beyan ve bildirimlerde bulunur.
…. HARMANSIZ BOSTANSIZ HORMONLASMALARA …. „ Tarlada izi olmayanin harmanda yüzü olmazmis „ diyen bilen ve görenlerin, derin duygusu düsüncesi hayali hissi hevesi saygisi sorumlulugu ve felsefesiyle, aklin ve vicdanin ybirlikte yoruldugu emek kaygi gayet caba ilgi sorgu ve yüzlesbilme dengesiyle ayarini dengesini ve dönüm dolasim kaynagini bulan gözlemlerin zaman- zemin baglantisinda yasayarak kazandigi hayati degerdeki cikarimlarla yeryüzü khikayesini ve insanligi özetleyen kutsal bagisiklik ve zenginlik düzenegidir; tarlada izi yoksa bir insanin kendini hic bir katkisi ve katilimcilik payini olmadigi hayattan hic bir dilek, hayal, hisse, talep hakki ve mutluluk ölcü birimi de yoktur. Harmansiz, bostansiz ve bahcesiz kimyasallarin ilimi bilimi akademiyi sanati edebiyati sözü dili yaziyi akli vicdani aidiyet duygusunu duyarliligi kullanim tedavülünden cikaran magazin kültürü seviyesinde kullanisli ahmak üretme noktasinda popülerlestirerek soyan sömürenlere kiralik arac gerec niteligi gördügü ölüm kalim araligidir artik dünya cevre doga tabiat inanc itibar hayat toplum ve insanlik. Bundan dolayidir ki üretmeden tüketmeyi özendiren her türlü sanayilesme veya endüstrilesmeler, hep tüketim bagimlisi kulluk kölelik özendiren etüt, birim, kurum,donanim, yapi, kuruus, pilan, program ve üniteleriyle icinde ONURLU YASAMA dersi coktan bütün yozlasmis kokusmuslugunu kimyasal tezgaha koyan ve gelir dagilimi adaletsizligi yüzünden ÖLÜMÜNÜ bile zar zor kurtaran ve sürekli satin alma gücünün sefil yoksul kaabaliklar artirimiyla cehennemin dibine düstügü piyasa pazarciliginin reklam ürünü halini almis gidadan barinmaya, barinmadan giyime her sey insanlarin birbrini yiyerek siddetli bozgunlara mekik sardigi sefaletinden mutluluk payi cikarma operasyonculugunu harcar tüketir kulluk köleligiyle kaniksadigi tautlasmalara bagisiklilik saglamis olan insanlik. Bu yüzden fabrikasindan henüz yeni cikmis gibi aciya mahkum, sefalete kul, gerilime ve siddete meyilli sürekli artis egiliminin dikey derinlere kök saldigi cogalmalar, topragini toplumunu izini yolunu kisiligini ailesini kendini dünyasini yurdunu ülkesini ve insanligini BÜYÜK KOPUSLARLA yitirdigi sonsuz bitimsiz kayiplarda biraktigi sosyal siyasal ekonomik felsef ve kültürel erozyonlara agitli türkülerin fosil cigligini donatan bosluk, aidiyeti ve hayati olmayan corakliga mihenk tasi görür niteliktedir. Ve bu yüzden dünya nüfusunun artisi oraninda ölümüne kontrolünü kaybetmis hizlarda yarisarak artis gösteren - cogalan mutsuzluklar nefretler catismalar doyumsuzluklar savaslar silahlasmalar hastaliklar artik tersine hayret uyandiracak derecede olagan siradandir. Cözümler yerine istikrarsizligin her türlü kendi haline terkedilmisligini kotaran kuran ve programlayan kiralik katil sürüleriye yürütülen isgaller ve vekalet savaslari, sefaleti yoksullugu gericiligi hurafeyi zavalliligi ezikligi zorlugu kayitsizligi kuskuyu karamsarligi tükenmisligi caresizligi ve her türlü labaratuarda hususi üretilmis artan sorunlarla beraber tipki yapay insann bütün akil fikir vicdan gibi her bir degerler toplamini ve bagisiklik sistemini cürüge cikarmis hastaliklara care bulmaya hic bir ilgisi alakasi olmayanlarca ve tam tersine bagimliligini hic bir zaman özgürlestiremeyecekleri kendilerine tüketim müsterisi görüp bilenlerin köken kaynaklari, insanlarin yasama hakkina cöküp cöreklenerek zaafiyetlerini kedine soygun sömürü sermayesinden kiskirtir kamcilar ve kendilerini güvenceye alirlar . Bu sebepledir ki ÖZGÜRLÜK, insanin orda asla kendini dislanmamis kücümsenmemis horlanmamis yadirgamayan ve yabanci hissetmeyen ve hic bir haksiz hukuksuzluga ugramadigi degerler toplamina ait hissetmesidir. Hal böyle olunca soru anahtarinin her zor bela kapiyi actigi `kendine inanarak` ve hic kimsenin dangalagi sayilmayan sevgi bagiyla yasama sevincine odaklanmis mutluluk cikarimini kendi emek ve katilimciligiyla kazandigi, kazandigi deger birikim ve zenginliklari hayatinin vazgecilmezleri olarak koruyup koladigi cesaretin sayginlik degeri birimi ; karsilikli güven özgüven duygususun ilimle egitimle özdesmis gelismis ve zenginlesmis olmasiyla ilgili alakalidir.
Bütün deger, birikim, hüküm, yaptirim ve yetkilerin tek elde toplanmasi sosyal siyasal ekonomik ve kültürel hayatin liyakati bilgisi becerisi olmayan ve gösteriste israfta hukuksuzlukta kanun nizam devlet ve toplum tanimayan KEYFiYET HÜKMÜNE tikanip kaldigi yerde büyük yikimlara talanlara yagmalara tecavüzlere tahriklere tehditlere baskilara vurgunlara ve soygunlara ve sömürülere ugrayarak her gün ilgisi ve iletisimi birbirinden kopan yozlasmalara kayitsizliklara duyarsizliklara ayrismalara catismalara kutuplasmalara umursamazliklara ve cürümelere terk edilen topyekün toplumsal hayat felce ugrar ve sogumalar ve uzaklasmalar yasanir. Esit yurttaslik bilinciyle kazanilmis ortak hayatin olumlu olumsuz bütün sorumluluklarini ve haklarini paylasmayi bir türlü KABULE YANASMAYAN bu kisir ve kesat döngüde hirs yaris kibir gösteris siddet gerilim bunalim cinnetinde birbirine üstünlük taslamakla bütün enerjisini harcayan toplumsal bozgun, tükenmisligin bütün kodlayici degersizlik sucluluk ve bosvermislik lümpenligiyle iyiye ve güzele dair hic bir mutluluk paydasi, özgüven duygusu ve özgürlük kazanimi doyumu yahut kivanci saglayip üretemez. Bu yüzden de tipki hastasini kendine bulunmaz labaratuar denegi ve sömürü sanayisinin kendiliginden gönüllü müsterisi sayip bilen SAGLIK ENDÜSTRiSi gibi, hayatin her can damarina sinmis sirayet etmis yagma ve yikim pazar piyasasinin güdümlü bagimli tüketicisi olarak kurgulanip programlanan insan kalabaliklarinin esaret gündemi, tükettikce bagimlilik artiran siddetle nefretle yozlasmayla gericilikle yobazlikla cinnetle zorbalikla hurafelerle beslenyen ve bütün onurlu yasam hassasiyetini kendinden tiksiniresine yabancilastiran yol kol yöntem dizi magazin ve reklam afyonlari damarlardan kiskancliga, kuskuya, endiseye, zulüme, ölüme, kindarliga, bagnazliga, hasetlige, fesatliga, hunamliga, korkuya, karanliga, fitneye , yalnizlasmaya, cehalete, bilgisizlige, liyakatsizlige, ayrismaya egilir, bozulur, yönelir azar kudurur ve sapkinlasir.
Sayginligi ve sürdürülebilirligi insanlik degerleriyle bir ve bütün olan Sosyolojik, Biyolojik, Ekolojik ve Dogal dengelerle örgütlü ekonomi siyaset hak hukuk dil kültür egitim üretim ulasim iletisim gibi hayati vazgecilmezleri sag salim devamlilikla saglayip donatan yasamsal ilkenin vazgecilmez kanunu kaidesi ve kurali, hic kuskusuz toplumuyla kazanilmis olan tüm zenginlikleri hic bir üstün seckin kollamaci kayirmaci torpilci ayricalikli üstün haydut harami imtiyazliligina tekelletirmeksizin onurda ahlakta vicdanda duyguda düsüncede tasada sevincte herkese ayni duyarliligi ve yükümlülügü pay eden GELiR DAGILIMI ESITLiGiNi ve esit YURTTASLIK BiLiNCiNi önceleyip önemseyen toplumsal kurumlasmanin emegin karsiligini gözeten dönüm dolasimdane kadar yürürlükte olduguyla ilgilidir. Esit dagitilmamis ortak deger ve kazanclara emegi ve katkisi hic olmayanlarin cöküp cöreklendigi her carpik yapilasma ve dengesiz iliskilerde üst yapiya cökmüs cöreklenmis güruhun alttaki sefil muhtac yoksul ve yoksunluklarla can cekiserek her derdin ve sorunun yükünü tasiyan kalabaliklardan soydugu sömürdügü gasp ve talanda, dönen dolasan kisir ve kurak yasam döngüsündeki ölüm kefeninini yahut mezarligini dahi yüksek fiyat endeksiyle mutluluk cikarimlari olmayan hayat pahaliligina harcayacak ; üstte cökmüs cöreklenmislerin dünya toplum ve yasam gercekliginden kopup güc ihtisam ve gösteris zehirlenmelerine taptigi ve insanligi bitmis tikanmis piyasa ve pazardaki iflas kesin ve kacinilmazdir. Yani elinde imkaninda varsa ancak, harcayacagin piyasa pazar , ürettigi kadar tüketen herkesin ortak faydasina, sevincine, kivancina, onuruna ve mutluluguna hic kimseyi ayricalikli seckin veya kücümser görmeksizin herkese ulasip eriysiyor ve hitap ediyorsa bu ugurda akil fikir vicdan emek yoran ilimin bilimin sanatin ekonominin ve edebiyatin önemi kiymeti ve gecerliligi vardir. Yoksa hayduta haramiye dönüyor ve dolasiyordur bütün hizmetini tekelci faydaciliga sunan cark ve devran.
Elektiriksiz hic bir seyin dönmedigi Edison`dan Arsimed`e Newton`dan Pascal`a, Voltair`den Dekart`a Hegel`e Kant`a…isiga, yola, yordama, düsünceye, dermana, careye, cözüme, kolayliga, iyilige, sagiliga, devaya, güvene, sefaya, huzura, mutluluga, özgürlüge, aydinliga yorulan emek ve kaygilar hep insanlik degeriyle bilgilendikce zenginligini artirip cogaltan; ve uykusuz düneksiz kalma pahasiyla bulunan akil fikir vicdan bilgi beceri liyakat ve sorumluluklarla donanmis dönüm dolasimlarin emek zahmetindendi. Cünkü yasamak, dayatmalarla sirketlesen zorunluluk degil, insanligin kendine emanet edilen en büyük kutsal mirasi; ortak kazanilan her seyi birlikte paylasarak huzur ve istikrarin saglanmasiysa, aski rehber bilenlerin bitmez tükenmezlik cevheriydi.
O yüzdendir ki yiten kaybolan ve bir daha asla yerine konulmayan ortak degerler icin yerel, mahalli, kimliklere yahut kücük ölcekli kavimere degil, akil fikir izan yol hak hukuk ahlak vicdan ve cümle YERLI YERiNDE olmayan her sey icin `burda ( almanlik italyanlik türklük rusluk degil ve dalinda aciyken incir zeyitin bostan ve yasam sofrasina doyumsuz her seyi yetistirmeyi sofrasinda tatlandiran mutlululara emeklere sorumluluklara ve cabalara dair `tarlada izi olanin harmanda yüzünün oldugu bütün emek caba gayret sorumluluk bilgi ve bercersiyle- INSANLIK tümden ölmüs denir.
… KAPIŞ KAPIŞA YIKILIR GİDERKEN SURİYE …. Suriye kapış kapış Taksitli taksitsiz ve tümden toptan zırt pırt Hususi çağrıldığı esaretin ölüsüne çullanmış çapulculuğa tapu ve zinciri sahibi Rusyanın Satıyorum Satıyorum Saaaaat…..tım ! Zımbır gümbürtüsünü dünyanın her yerinden toplanmış herkesin duyup işitleneceği şekilde tokmaklayarak Kalkışmış toplu intiharlara bezirgan, İsrail noterciliğinin zulüm hükümlü savaşları, sömürüleri ve saldırıları makul münasip görüp Her türlü cellatlıktan notercilik ettiği ve yön verdiğinin Kapıp kaçanlara resmen damgalı mühürlü pazar kurduğu açık artırmayla suriye param parça ve kapış kapış Acısı sefaleti zulmü sürgünleri katliamları ve azap öyküleri hiç dinmeyen silsile kıyamette ötekilerden akıbetli Suriye Despot kuklaların özel keyfiyetine kul kurban kan gövdeyi götürmelerine heba edilerek Dünyanın her yerinden suikastçı sabıkalı yığma toplamaları Bundan evvelcelerden mezuniyet sahibi olmuş Ve kiralık tecrübelerle vekaletlendiği siparişler faturasının her gereğini her provadan yeterince ispatlamış bilenmişlerini Pekaka ile karşılıklı paslaşmalarda ganimetten mal kırışıyor, iskambil karıyor, kumar desteliyor, oyun nöbetleşiyor Define bölüşüyor Tarım toprak aşiret devlet ve insanlık ölüsü bölüşüyor, suriyedeki acılar içinde kapış kapış kıtlık kabus kıvranarak Yerlerde sürüklenen hayatın aklına her türlü lanet ve linç işliyor, durmaksızın kan ve gözyaşı akıyor Ezilmiş bozulmuş kırpılıp kesilmelerin kenarına itilmiş dünyasına ve ayaz kalbine sonsuz evrenin Ardında vahşetin dehşetin acımasızlığın kıran kırane ve kıyasıya cinnet cinayetlerini bıraktığı insanlık dışı moloz viranesinden Sevrden sonraki sevre Says pikodan sonraki says pikoya, fransız çin japon yuroamerikan geri planlı patron tanrılar kurgusundaki Bop Eşbaşkanlığı derme çatmasından kaynaklı yapım çevrim çark ve ekseniyle Koptukça azıp kuduran kızılca kıyamet
..
KİTAPTAN KİTABA 9
. ..
Yakubun , yani diğer bir adıyla İsrail’ in yokluk sefillik kuraklıkla boğuşurken mevcut durumu daha iyi bir geleceğe bağlana düşüncesiyle dağlar - çölleri aşma pahasıyla Mısır’ a yolladığı oğullarının KUYU’ ya atılma hikayesiyle kuş uçmazdan geçen kervancıların esir tezgahına koyarak sattığı Yusuf, hikayenin devamında hem sarayın yüksek seçkini Züleyhaya( Zeliha) eş olmasına hem de tüm Mısır’ a hükmeden yetkiye sahip olmasına rağmen adapte olduğu yerleşik alışkanlıkların hiç birini değiştiremediği gibi Firavun sisteminin en acımasız koşullarına esir pazarı köleleri olan kavminin kurtuluşu, aynı süreçten geçerek sistemde seçkin yüksek mertebeye erişen, fakat en acımasız koşulların kölesi olan İsrail( Yakup) Oğullarını yaşadıkları eziyete akıl fikir vicdan muhasebesiyle isyan ederek; manipülasyona ve yani asimilasyona uğramamış iradesiyle kurtuluşlarını sağlayan Hz. Musa olmuştur.
Bugun kural kaide kanun vicdan ahlak toplum dünya insanlık tanımayarak, güce hırsa servete gösterişe acımasızlığa kebire kaprise zorbalığa doyumsuzluğa sadistlik derecesinde kapılıp tapınmanın kontrolsüz bir çıldırmışlığa evrilip dönüştüğü ; ve para hükmüne bağımlı dünya kasabasının korku tehdit baskı endişe şiddet savaş ölüm zulum sarmalına bozulmuşsusmuş sinmişliğini birbirini örnekleyen benzerlerin küresel boyutlu eş zamanlılığa iş başı yapmış despotlukların en seçkinlerinden olan; ve hem haydut , hem kovboy, hem katil, hem şerif hem de takım elbisesi kırmızı gravatı beyaz gömleği siyah iskarpinine varıncaya kadar formatı aynı kafadarlığın digital diktatoryasından icat olmuş ve klonlanmış Netenyahu’ nun ( biri Alman kökenli biri İsrail ) yanında kendileriyle işbirliği yapanlara imalı alaylı övgüler parlatan Trumph, iyiyi kötü, kötüyü iyi, yanlışı doğru, yobazlığı onur, özgürlüğü manyaklık, yalakalığı sadakat, doğruyu haram, şiddeti dehşeti vahşeti ve zulümü refah payı gören ve gösteren ve Musa’ nın On Emri’ ni ters yüz ederek kendilerin tanrı yetkisiyle donatanların locasında oturtan Algı yönetimli Yeni Dünya Düzeneği ’ nin ( Bop Eşbaşkanlığı gibi de tezgahlarında yan ürünleri olan) Manipülasyon merkez karargahçılarıydı.
Çünkü hayatı doğuran besleyen büyüten geliştiren bakan gözeten koruyan geliştiren donatan ve sosyal ilişkisi sağlam ortak yarara paylaştırarak devamlılığını sağlayan bütün toplumsal değerleri, alışkanlıkları, birikimleri, kazançları, sorumlulukları ve hassasiyetleri akıl fikir özgürlük ve vicdan iradesinden çıkararak herkesi sefaletiyle sürünen köleliğe uyuşturup her dilediği sapkınlığı işlemeyi kabullendirmeyi ve en nihayetinde kendi secenceksizliğini her çarpıttığı Algı Yönetim icraatıyla ilahlaşmaya sindirip susturma istismarcılığının adı adresi, sosyal MANİPÜLASYON şirketçiliğidir.
Orta Asya’ dan çıkıp Balkanlar’a doğru giden ve sürüklenen tarihi serüvende Kıpçaklar ve Peçenekler’ in gittikleri yerel alışkanlıklara göre köklü değişim dönüşüm yapmaları uğradıkları asimilasyona bağlıdır. Tıpkı hanedanlığı dönem surasında Tüccar ve gezgin Marko Polo’ nun taaa İtalya’ lardan kalkıp uzunca yıllar orada kaldıktan sonra baharat, kumaş ve makarna ürünü Şipahetti en başta olmak üzere İpek Yolu Ticaretini doruğa ulaştırmaya aracılık ettiği Kubilay Hanlığı, tüm Çin’ e imparatorluk ettiği halde kendisi ve bütün tebaa, zamanla yerel koşullara asimile olmuştur. Hindistanda Babür dersen. Aynısının yaklaşık akıbetke bir diğer benzeridir.
Bütün batılı kapitalist emperyalist blokunun en vahşi derecede büyük emeklerle binyıllarca kazanılmış bütün insani değerlerden kopup yaratıklaşarak kendi şahsi çıkarına düşkünlüğü kutsayan en acımasız soygun sömürü zulmünü piyasa ilişkisine göre güncelleyen dayalı döşeli sistemi değiştiremeyen yazar çizer siyasetçi sanatçı bilimci akademisyen eğitimci ve sivil toplumcuların tümü, değiştiremedikleri yapının bütün inandıklarından asimile olan dönüşümle kapı kulu, tetikçi suikastçisi veya kiralık aygıtı olarak kıyamet örgütleyip çağıran sistemin savunucusu ve hukuku hakkı iyiliği doğruları olmayan yıkım yapmaların kadrolu elamanı oldu. Sovyetler’ in zaafiyetine kin ve nefret derecesinde çullanıp çökerek azgın sapkın kapitalistlerin dünyasının haklı ve kutsal olduğu fikrini yayan manipülasyonda Orwell’ in kim kalemşörlüğü aynı suikast silahından çıkan tetikçiliğe hizmet etmektedir ne yazıkkı.
Gelelim Orwell’ in 1984’ üne …:
Hayvanlar Çifliği’ ndeki gibi sürreal kurguya dayalı fakat gerçek yaşamı tersine çevirerek okuma yapan; okuyucuyu da bu yönde algı yönetmeleriyle uyandırdığı kanaate etkilemeye çalışan yoğun ve maksatlı çabayı odaklanır.
Sihirbaz bir aynanın içinde her şeyini yitirmiş kaybetmişleri paradan puldan posterden kitaptan mezardan hatta sigara paketlerinden; uykudayken şaşkınken sessizken uyanıkken banyodayken metrodayken yapayalnızken otururken gezerken sevişirken bile herkese her an kafa tasının dibine kovuğuna dahi her şekilde her yerden bakıyor gözetliyor ve denetliyordur bu parti devletinin sahipleri.
Eskiyi hatırlatan insani değerlerini davranılını alışkanlıklarını ve her şeyini bozmuş terketmiş bir kozmik kıskacın içinde yaşanmaktadır. Her şey cihaza bağlı suni yalam kaydındadır. Eline bulaşan mürekkebi bile sisteme karşı gelmenin suçunu işlemiş olabileceği korkusuyla okumayı yazmayı dahi bırakmıştır proğramlandığı bilgi kirliliğinin çöpünü tüketmeye mecbur herkes.
Hakikat Bakanlığı’ da düşündüğüne kendinden bile saklayarak amaca uygun kurulu bir robot ilişkisiyle çalışmaktadır Winston. İnsanlar her şeyi yaşarken robotik düzende merkeze bağlı cihazlardan verilen komutlarla yaşarlar. Bu yüzden de kapatılmış bu hücre dolaşımının aksini düşünüp davranmak kesinlikle mümkün değildir. Bilinç altında bulduğu denetim dışında kalmış olan eski boşlukta Şekspiri ve sistem tarafından imha edilen annesini kız kardeşini hatırlayarak, herkesten gizli saklı iç güdüsüne karşı koyamadığı istekle Günlük yazmaya başlar. Fakat yazdığının tümü hiç kimseye ulaşma şansı olmayacağı sebebiyle buharlaşıp boşa gideceği kesindir ve düşünce polisinden başka kimse okuyup anlamaya donanımlı erişkin ve sahip değildir.
Askında dikta otoriterliğini dayatan bütün yönetimlerin ortak bileşenlerini yazdığı halde, sadece Stalin Sovyet Rusyası’ nı yerden yere çalan; çaktırmadan da İngiliz’ liği kutsayan; doğu batı soğuk savaşları sırasında da batı blokuna anarşist militanlığı derecesinde hayli tarafgillik katkısı sunan bir maksadı vardır 1984’ ün. Kasıtlı odaklı ve tek taraflılı bu kitabı o zamanların Stalinist sovyet idaresi tarafından kendilerini hedefe koyduğu gerekçesiyle yasak getirilmiş.
Bireysel özgürlüğü olmadığı için kollektif blokçu ve yaşlara cinslere gruplara katagorize olmuş ve yüzünde aska mutsuzluk memnuniyetsizlik çağrıştıran mimiklere hayat hakkı tanımayan topluca paket halindedir yaşamın seyri. En acı veren korku dert hastalık kaza bela ihmal kaygı şikayet baskı endişe yahut yaşanmışlıklarda bile gülümsemek; aksi halde bedeli cezai işlem yaptırımıyla ödenmeye mecburi ve zorunludur. Hiç kimsenin en sıradanı dertleşmek için veya kendi normalini hatırlamak için başvuracağı hiç kimsesi yoktur. Çünkü formatlanmışların aksine en ufak bir duygu sızıntısını bile hemen anında izleyişinden kaçışı olmayan cihazlarla algılanıp fark edilmektedir. Ayrıca herkes birbirinin aykırı hareketine örgütlü ispiyoncusudur.
Londra’ yı bombalayan Almanlar olduğu halde ve Atom bombasının atıldığı ülke Japonya iken hepsini bombalanma sırasında ingiltere olarak ölüm korkusuyla metrolara doluşötuklarını ve gemisi batan Titanik’ ten sahneler anlatarak annesini nasıl kaybettiğinin suçunu histerik bir harmanlamayla Sovyetlere çıkarır.
Düşünmemek ve için, için için çöküp çürüyen kof ve kısır döngüde duyulmayan tüm acılarını bastırmaya alkolizm bataklığında boğuluyor, - göz yaşlarından dahi alkol aktığı - durmadan ( Aşırı Votka tüketen Ruslar’ dan dem vurarak) Cin içiyordu herkes .
Geçmişe dair bütün dil tarih kültür alışkanlık inanç yaşam tarzı ve toplumsal yapıya dair bütün belek birikim ve hafıza kaydını silerek kendini dayatmaktadır sistem.
İletişim bakanlığında merkezi basın yayınla ilgili ( pravda) Times’ te çıkan haberleri ve geriye dönük sistemin yanlışlarını güncelin ihtiyacına uygun manipüle işlemiyle ve eski tüm bilinenleri özel yakıp yoketme ünitelerine sevk etmeklen sorumlu ve görevlidir Smith Winston.
Lazım olduğunda kenara konulan hayata baş vurup kullanmak ve başka zamanda dayatılan dışında her şeyi unutmak en temel slogandır. Mantığa karşı mantığı silah olarak kullanmak, veya ahlakı savunurken en bilinen ahlaksızlık yapıp etmek, yanlışı doğruyla büküp çarpıtarak kendi maksadına düzeltmek , ( tipik günümüz dünya toplum ilişkileri ve insan tiplemeleri gibi) sadece mecburen gerektiğinde insanlığa başvurmak ve hatta bilinçli bir şekilde bilinçsizliği aşılamak gibidir bu çarpık sapkın slogan. Çünkü yeniyi aşılayıp afyonlamak için geçmişe dair ne varsa bellekten akıldan bilinçten ve akışkanlıklardan kazınarak kasıtlı algılarla güdülebilirliğin kasıtlı empozesi işlenip donatılması, bütün zorba ve despot yönetimlerin ortak eğilimidir.
Ardında hiç bir belge kayıt tanık veya şahit bırakmayarak topluma önceden beyan edilip tutturulamayan hedeflerin veya vadedilmişlerin yerine getirilmeyenlerinin bozuk eksik hatalı olanlarını kayıttan silip, üzerinde oynanarak tamamen imha ettiğinin yerine sanki her vaadedilenin fazlasıyla karşılanmış gibiye ne nasıl ve ne ölçüde gerektiği kadarının yapay ( gazete dergi film kaset bant televizyon grafik fotoğraf radyo kitap afiş… toplumla iletişim kurulan her kültürel bağda ve iletişim alanında) dokunuşlarla düzeltilmiş olanları hatasız kusursuz olarak güncellemeye yerleştirilen hile bazlı çalışma sistemidir Winston’ un mesai günlüğü. Oysa üstünde oynanarak gerçeği değiştirilen ( her şeyde olduğu gibi) hayatta, sözde astronomik miktarda ayakkabı üretildiği arşivlere geçiyor, fakat ne hikmettir ki herkes ayakkabısızlıktan dolayı çıplak ayakla gezip dolaşıyordu. Sisteme uymama gerekçesiyle buharlaştırılarak ortadan kaldırılan insanlar da sanki hiç yaşamamışlar gibi kayıttan silinerek bu imha dolaşımının bir uygulamasıydı.Her bina ve daire katlarında görevlendirilmiş uzmanlarıyla toplumla iletişim adına ne varsa sahtesiyle çarpıtıp manipüle etmek için özel birim ve elit ekiplerden kuruluydu. Ses taklit edenler, yazma orduları, kopyalayıcılarıyla, herkes hiç kimse olarak işbaşı ve paydos bitimi yapıyordu.
Sürreal kurgulama türü sanatçıdından veya şair- yazarından geniş hayal örgü yeteneğinin derinliğini gerektirirken , diğer taraftan da ilgili kişiye dilediği gerçek veya hayal var yada yok geçmiş ile gelecek alanlarına sarkma görünme veya kaybolma imkan rahatlığı verir. 1984’ te Orwell kendi adına ördüğü bu genişliği dilediği gibi ( sanalla gerçeğe veya geçmişle geleceğe gidip gelen romanı istediği gibi getire götüre ) evire çevire kullanmaktadır.
Öyle görünüyor sosyal siyasal felsefi ve kültüre bağlamıyla burayı tamamlamaya daha bir kaç başlıkla devam edecektir bu yazı silsilesi.
Seyfi Karaca…. Nisan/25
…
KİTAPTAN KİTABA 7
..
FAKİR kavramı, ruhlar aleminin Nirvana, Hari Krişna, Şiva gibi alt başlıklar mertebesiyle tüm zorluk güçlükler sınavından katlanarak tanrısal erişilmezliğin katına çıkmaya insanı dünyadan soyutlaştıran; ve insanca yaşamanın her şeyini terkederek sefilliği her yerinden dökülen sınırsız sonsuz SABRIN kulu kölesi yapan; bununla da hiç karşı duruşlu direnme ve itirazı olmadığı gibi kendine kutsallık atfederek yıkıcı sefaletini mutluluk paydası sayan bilen inanan yaşayan ve övünen Brahmanizm’ inden gelen ve tüm DOĞU kültürlerini ve tasavvufi mistik anlayışını derinden etkileyen( fakir terimi Türkçeye ordan gelmektedir) toplumsal hiyerarşinin urumsal ve dinsel kimlik karakteridir. Buna göre ne kadar acı çeker, en dibi ölümden başka yer olmayan sefaletin kuyusuna düşersen o denli ilahi çaplı profilde ( sefaletini şartlandıran kabuğa karşı çıkmayı tanrısına karşı çıkmak günahkarlığı olağandan bilinerek) mükafat takdir ve rağbet görürsün. Oysa her toplumda sonu gelmeyen acılara zulümlere baskılara korkulara tehditlere ve sefilliklere katlanmak; yapanı güden insanını tanrılaştıran ve her türlü istismara davetiye çıkaran akıl fikir vicdan tanımaz mahluklaşma kıyamet külliyatıdır.
Bu yüzden haktan yemeden içmeden hayattan insanlıktan tümüyle kesilmiş, beti benzi kül Hint fakirleri vazgeçtikleri her şeyi soylu sınıfın akıl almaz vicdan götürmez ihtişamlı ve gösterişli imtiyazlarına terkederken; iskeleti dışarı çıkmış sefaletinin fotoğrafını çeken turistlere poz verip dilencilik payıyla ölümün gırtlaktaki nafakasını yutkunurlar. Üç aşağı beş fakirliğin amentüsü ordan gelen ve onlardan etkilenen bütün Doğu toplumlarında insanca yaşamayı kendine hak görmeyen tepkisiz duyarsız kabulün sonsuz sınırsız sabır esaretine sindirilmişliklerde durum vaziyet böyledir. Ve yine bu yüzdendir ki Gandi’ nin “ Mustafa Kemal Atatürk İngilizleri savaşla yeninceye kadar biz onları asla yenilmez tanrı biliyorduk” demesi yok yerden tesadüfi icat değildir.
Paraya çevrilebilir değer kıymetten değildi hak hukuk adalet vicdan akıl fikir bellek bilgi zihin duyarlılık cesaret özgürlük dil kültür sanat ve donatımlı kişilikli karakterli insanlık zenginliği. Hiç bir ikramiye kuponundan asla kendiliğinden çıkmayacak olan hayati ve yaşamsal bedelin iyilik sağlık huzur istikrar ulaşım iletişim güven ve mutluluğuna ilişkin her türlü sancılarını erişimlerini dolaşımlarını çabalarını kaygılarını düşüncelerini sorumluluklarını ve zorluklarını sahici kişilik ve karakterde kendi gerçekliğiyle kazandırmadıkça hiç bir çaba, güdülen niyetin ödünç soyut suni yapmacık müdahalelerle istikrarlı ve kalıcı gelişim ve zenginleşmelerini sağlamayacaktır.
Özgür aklı fikri etkinliği katılımı seçeneği İradesi kültürü sanatı içeriği farkı olmayanların hayatı, çağımızın herkesi içine hapsettiği yönlendirdiği yönettiği her hangi tüketim maddesiyle eşit gördüğü değiştirdiği alıştırdığı dönüştürdüğü asimile ettiği yalnızlaştırdığı buyurduğu ve her şartlandırdığına sonu gelmez bağımlılıklarla sürekli ihtiyaç artırımından öldürerek yaşattığı kişiliksizlik formatladığı aidiyetsizlik kışkırttığı vade biçtiği borç bataklığı fiyatlandırdığı hiçe saydığı ve algıda duyguda düşüncede bütün davranış bozukluklarını dayattığı kontrol ettiği BİRİ BİZİ GÖZETLiYOR toplumsuzluğunun ara mesafeli metalik kapsülleri içinde ruhsuzlaşma dürtüsüne bağımlı betonarmelere sığmayan kalabalıklaşmalar deposu ve modern köleliğin iç güdüleriyle yaşayan dönüm dolaşım çarkıdır.
Ne yazık ki geri dönüşü olmayan özel programlı toplum mühendislikleriyle sürüklendiği yıkım ve erozyonlara çoktan alıştı kanıksadı savruldu ve kabullendi bu herkesi kendi payınca kıyamet etme enkazını insanlık.
Kitabın ikinci bölümü ve romanın üst başlığına ismini veren Efendi ile Uşağı’nda ise, istikrarlı hiç bir işte dikiş tutturamayan ve bütün ömrü yoksulluğunu hayatının vazgeçilmezi bilerek her kovulduğu kapıdan sonrasında terkettiğinin aynısını sefil sürünerek yaşamaya hayatta hiç bir şeyin sahibi olmayan ; fakat bütün insancıl duyarlılığını gücünü enerjisini saygısını sevgisini çalışkanlığını ve tanrıya olan kulluk bağlılığını efendisine itaat etmekle birebir özdeşmiş; hiç bir şartta da bundan vazgeçmeyen; gereğini yerine getirdikçe de kendini günahsız, mutlu, memnun ve hatta zengin sayan uşak Nikita’ ya karşın, yetinme doyma ve kanaat ilişkilerini ve sınırını sahip olduğu ve olmak için de ölümü dahi göze aldığı hayatta hiç bir başkaya ilim irfan inanç görgü kural ahlak saygınlık değer avuntu kişilik kıvanç onur bedel tanımadığı ve en büyük mutluluk ideali her şartta her ne yolla olursa olsun Mirinov’ ların milyonerlik mülk ve servetine denk zenginliğin sahipliliğine ulaşıp yetişmek olduğu gözüddönmüşlüğün ardında sürüklenip giderken; kar kış kıyamet bir günde yanına aldığı sadık uşağıyla( Nikita) birlikte tipiye borana ve zifir geceye saplanıp kalırlar. İlle pazarlığına yetişmek ve yeni araziler satın alma hırsının kapılmışlığından bir türlü ölümle pençeleşmeler içinde titreyen yarınki sabahı bulamazken, ayaza buza kesik sonsuzlukta ölümün artık iyiden iyiye kendini çağırdığı yerin her yerden daha muhteşem bir yer olduğunun soğuklarına sarılarak, hayatını ve insanlığını hiçe saydığı Nikita’ nın sağ kalıp kurtulmasını hayatta yaptığı ve yapacağı en büyük kazanım olarak görüp, gövdesindeki bütün örtüleri kendi ölümü pahasına onun üstüne kapatan; uğruna yanılıp yenildiği dünyanın tanrıya dönüşün haz ve mutluluğuyla sonlanan her şeyinden vaz geçmiş toprak derebeyi Vasily’in yol öyküsü yazılıdır. Böylece de Kitap, iki zıt karakterde kendi sınıfsal özelliklerine aykırılığın bitişe yakın yerinde ölümün ve yenilmişliğin çağrıştırdığı kargaşanın girdabında sürüklenirken kabuk ve karakter değiştiren; fakat kültürel ekonomik ve somut gerçeklikte hiç bir şey değiştirmeyen ve insanlık tarihinin çağlar boyunca güncelliğini yitirmeyenler arasında sıkışıp kalmışları deşip didikleyerek sebepleriyle sonucunu zaman aşımına bırakmaksızın okuyucunun aktif katılımına bırakan en temel sosyolojik olguyu ele almakta.
-“ Bana dinden bahsetme, yaşadığınla tanrıyı göster bana” bakış açısına bitişik olarak” Eğer acı hissediyorsan canlısındır, başkasının acısını hissediyorsan insansın” gözlem ve sorgulama çıkarımıyla tanrı insan doğa dünya ve toplum kavramlarını irdeleyip toplamını ilahi bir gücün irade yetkisine yazıp yorandır Tolstoy.
Bu yönüyle de ana fikrinde ötekilerde olduğu gibi bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır .
Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump.Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir.
Bu yönüyle de bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi ana fikrinin nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır .
Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump. Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir.
Bozmamak adına dünyanın işleyişini kainatın saatini yaşamın vakti gelince doğan ölen kuş ağaç hayvan insan ve iklim yaşayışının tarzını türünü doğasını çeşidini yollarını işleyişini ve göçlerini…
Yani düşünmek sorgulamak sormak irdelemek yakın bakmak kökten damardan ve topraktan incelemek gerekir sebepten sonucu getiren yalanı yıkımı yanlışı, yoksa en sonuncu gidenle bitip tükenesiye bir olgu değildir, insanın doğuştan iyiye olduğundan çok kötüye meyilli kaypak değişken meraklı olmasından kaynaklı yalancı talancı hırsız yolsuz tecavüzcü despot ve zorba haramilerin kendinden karakterliliği bütün yapısal bozukluklarıyla her seferinde daha bin beterinden murdarlaşan mutasyona uğrayarak çoğalması üremesi ve döllenmesi.
Çünkü her öksüzlük yetersizlik gelişmemişlik eğitimsizlik donanımsızlık doyumsuzluk açlık eziklik eksiklik yokluk muhtaçlık ve çaresizlik duygusuyla beslenip büyüyenler kendilerinde saygın onurlu güvenli istikrarlı hayatlar kurmak üretmek büyütmek ve donatmak yerine sürekli başkalarına acındıracakları boşluklar ararlar. Bu bağımlılık onlara her türlü kişilik ve karakter bozukluğunun üstün ve baskın gelen herkesi tanrılaştırmayı ve cesareti, liyakati, sorumluluk bilinci, hayat bilgisi, irade özgürlüğü,sorgulama becerisi, akıl fikir yürütmesi kendi dinamiği ve dirayeti olmayan başkalaşmayı dayatmaların yoz kültürünü, bağımlılık alışkanlıklarını,aşağılık duygusunu, özgüvensizlik yoksunluğunu ve kendine yabancılaş değişim dönüşümlerini aşılar.
Sonuçta hayati canlılığı, coşkusu, azmi, öz kaynağı, değeri, denge karlılığı ve yaşamsal veremlililiği kendinden olmayan bütün gayret ve çabalar iyileştirme niyetiyle de olsa boşa giden zahmetin kendini tüketip bitirmesinden başka hiç bir işe yaramayacaktır. Tarım toprak sanayi ilim bilim teknoloji de bu böyle olduğu gibi, sağlıktan güvenliğe değişim dönüşümleri çağdaşlığını kuramayan kendi veremliliğiyle ve kaynaklarıyla bütün toplumsal ilişkilerde de bu böyledir.
Değilse eğer, hacizlere iğreti her kurak çöl ve muhtaçlık, kendi sınırı ötesini geçmeyen istismar endüstrisinin ham hayalinden ibarettir. Ekonomik kültürel siyasi ve sosyal hayatı iyileşme yönünde hiç bir kendi etkisi katkısı verimliliği ve karşılığı olmaksızın refah payı yükseklere değiştirilip dönüştürüleceğine dair sahtelik sarmalları döngüsünde, hamaset kuruntularıyla talan tarumara terk edilerek derin yoksulluğu ve sefaleti kalıcılığa mahkum, tohum toprak ve toplum secere sicilinin asla gerçek anlamda değerini bulmuş hükmü ve yürürlüğü yoktur .
Seyfi Karaca… Nisan/25
…..
KRİSTAL FANUS
…
Her firavunun musası..?
Olmaz mı, bilmeyen piramitlere baksın, kızıl denize sorsun
Hetlerin akıbetine, sezarın sonuna, mussolinin esamesine, Nero’nun tabutuna, nemrutun ateşine külüne baksın
Di gene işte yine dünden bugüne, kıssadan hisseye neo liberalde böyle
Direncini yitirmiş
Gün be gün yaşam kavgasından azalıp kendini bitirip tüketmeye terketişlerin azap sancısıyla
Her günün telaşından yenilerek çıkan
Ne boş
Ne dolu
Ne dün
Ne yarın
Ne burda
Ne herhangi hiç…
Kırık çember içinde yüzü yere düşmüş, enkaz kalıntısı huzursuzluğu sürüklemeye kendi şahsi başının belası
Yapıştığının yakasını bırakmayan
Makas değiştirsin derdinde sanki bindiği yaşam hattının dünya ekseni üzerinde fink atıp gonk çalan sirenden
Huy kapıp, hüner belleyip,
Hiç kimseye rastlamaksızın hatırasız albümsüz anısız topraksız solup giden çiçekler gibi
Eksik ve yetersizliğinin farkına vardıkça her şeyi aynı seviyeden tiksintiyle görüp bakan insan kadar aciz ve perişan
Bir tökezime
Bir oyalanış
Bir kısır döngü
Bir bile bile aldanış
Bir zehir yeşili afakan
Ve bir içten içe yıkım ve usulca haraba kaçış pantomimi
Azap hücresi içinde ölü müye sağ mıya çarpıp bölüp artırıp çıkararak
Çıkışın ucunda kaybolmak için yol bakıp fırsat arayan tarifeli tertipli inzivanın çöplüğünde helak olup
Dünyasına kaçak ve dikey,
Takvimine künyesine yitik ve hariç
Kristal fanusta cam sızısıyla sancıyan yerinden azap deşiyor, gazap kurcalıyor,
Ağaçsız ırmaksız toprağın öldüğü kuş uçmaz kervan geçmeze beton kuleler yapıp dikiyor
Musadan azdıkça firavuna sapıtıyor
Ötesinden berisinden kendi kendine galu bela insan
Seyfi Karaca….. Mart/25
…
KİTAPTAN KİTABA 3
…
Özetle…: Barınması yer yurt tutması ve yol alması güç Emanet güzergahlarda ödünç yollarda idarelik odalarda ve evlerde hayata tutunabilmenin güç belalarıyla zahmetten tasadan endişeden ve bilhassa sonsuz sınırsız ve sonu gelmeyen kontrolsüz istek heves arzu hayal dilek merak bağlamında kendi kendine üstün baskın gelme dürtülerini kışkırtıp kamçılayarak hırs gayret ve çabalarla zar zor…
İnsanlar genelde bulmak istediklerini merak edip arar sorarlar ve çoğu zaman arayıp sorarlarken hiç ummadıkları yaşamın sihirli hikmetinde olan sırlı gizli saklı bilinmezleri keşfederler.
Barınması yer yurt tutması ve yol alması güç kimi emanet güzergahlarda kimi sarpa yollarda kimi ödünç akıl fikir teselli tembih ve öğünlerde idarelik odalarda, geçici mevsimlerde, akıp giden aylar yıllar senelercesinde ve dünyasını oyalanıp avunulan meşakkatlerde sokaklarda eşyalarda evlerde yoksulda varsılda yoğun kalabalıkta ıssızda yalnızda hayal meyal ömür sürüncemeninde zar zor….ama bugüne kadar olup bitenler ve doğup ölenler, hep sayesinde beslenip barınarak daim devamlılığını akılla fikirle ilgiyle emekle bilgiyle sevgiyle bilinçle kararlılıkla liyakatle ve sorumlulukla yükünü taşıdıkları yaşamı sevk ve idare etmeye topraktan aldığını bozup berbat etmeden yeniden toprağa ekip biçerek, sevincin huzurun muttun duygunun düşüncenin kanaatin ilkenin kuralın aidiyetin dirayetin iradesi ve kıvancıyla süregelen onur itibar ve kıvancın ürünüydü insan ve hayat.
Fakat bugün toprağın damarına karışmadık hiç bir zehir zıkkımı zerrece zarar ziyan etmeyerek toprağın kimyasında topraktan başka her türlü ölüm zulüm kimyasallarının kök salıp canına okuduğu gibi, topraktan olup biten ve ölüsünü toprağa teslim eden insanın da içinde yüzünde dışında sayesinde ruhunda hayalinde ve hayat sürüncemeninde ve bütün yaşam dolaşımında ( benim işim görülsün de başkası sürünsün ölsün düz mantıklı mahluklaşmalarla menfaat ayrıcalık ve çıkar önceliğini kutsayarak sırf mülkten maldan paradan gösterişten servetten konuşan, sanata edebiyata vicdana saygınlığa ve ortak yaşam değerlerine hiç bir merakı ve meramı kalmamış olanlarıyla) toprağa ödeşmişliğin gereği insandan başka her şekil kimyasal, mutsuzluk, cinnet, cinayet, hastalık, hormon, alışkanlık, kibir, fitne, bağımlılık, sapkınlık, doyumsuzluk, şiddet, yetersizlik, hukuksuzluk, bencillik, algılama, hırlama, küçümseme, dışlama, zorbalık, saldırganlık, tahammülsüzlük, zalimlik vardır ve mevcuttur.
Artık tüm bağışıklık direnç idrak irade etki ve yetkilerini yöneten ve yönlendiren piyasa dayatmalarına teslim etmiş kullanışlı eşyadan farsız, hastalık hamamlı , tüketim deneği, ayrışma ve çatışmalar kulu kölesi ve ecza deposudur, global soygun vurgun talan sömürü acımasızlığının kıskaç tabutunda doğup ölen insanın içinde dışında insandan başka her türlü felaket mevcutlu güncel ve aktüel fabrikasyon NUMUNE.
Hem zaten Katalonya’ ya Selam yazmalarında idealleri roman süresince tanıklık ettiği hizip çatışmalarının bütün ayrıntılarıyla( eski polisiye meslek alışkanlığıyla ) özel görevlendirilmişlik (çünkü o sıralar Almanya ile İkinci Dünya Savaşı hazırlığında olurken her türlü karşıt ittifaklaşmayı yerinde kırmak için ve özel vizesi ve bilgisi dışında Orwell’ in İspanya’ ya sorunsuz sıkıntısız gidiş dönüşü asla mümkün olmayan ingiltere tarafından ) raportörü gibi her günü ve olayları kayıt altına aldığı İspanya İç Savaşı günlüğünün hemen ertesi sonrasında idealleri uğruna savaşmanın anlamsızlığına dair bütün hayal ve düş kırıklığını cebine koyarak İngiltere’ ye geri döndükten sonra, topyekün Kapitalist Patronluğun tam da tüm beklentilerini harfiyen karşılayan ve neredeyse soygun sömürücülerin ortak Lawrence figürü olarak Sovyet Stalinist’ liğin zaafiyetleri üzerine kurgulu Hayvanlar Çifliği’ ni yazıp kapış kapış tüketilen Global piyasaya sürdü , Georg Orwell markalı edebiyatı insansızlaştıran ve insanı her şeyden mahrum ilgisiz kayıtsız muhtaç mecbur ve murdar her buyrulan dayatmaları tüketmeye tutsak insan tipini yaratma ( Dosteyevski’ lerin sosyal çelişki tıkanıklık ve çatışmaları en somut yaklaşımlarla şablonsuz gözlemleyip dertlendiği toplumcu ve insancıllığının tam tersine) kopukluğuna izole eden JAMES JOYCE gibilerin resmiyet kazandığı devamlılığını işaret eden sürsaltanat.
Hayvanlar Çitliği’yle aynı yıllarda kurgulanarak rafa dizilip tezgaha konan Kürk Mantolu Madonna’ da Sabahattin Ali, iyi niyetin nasıl kendine karşı ihtiyat ahlak vicdan had hudut tanımayan iş yeri Hamdi bey müdürlü amir memur takımı, evdeki Cihat, Vedat, Nurten, Nurettin, Ferhunde, Necla, Mihriye hanım diye giden baldız bacanak kayın biraderler akraba hısım evcek efradı, kendi öz çocukları ve hatta herkesi memnun etme işçiliğinde hiç hata kusur işlememek adına kendisiyle birlikte ölüp üzlen karısı tarafından da ister istemez kötüye kullanma çullanışını bütün sağlıklı ve saygınlık ilişkileri kopmuş sönmüş monoton anlamsız amaçsız ve arada kalan ilişkisiz iletişimsiz bütün boşlukları soğuk mesafelerin doldurup kapattığı sessiz suskun sinik sönük hımbıl ve pısırıklığın kabuğuna çekilmişliğinde artık kanıksadığı ezilmişliğe karşı hiç bir hamle atak direnç tepki itiraz gayret ve cabalarda bulunmayarak sineye çeke çeke horlanan hiçe sayılan dışlanan çıkar dünyası çağının aykırısı ve hatta hasta günlerinde dahi ( birbiriyle hiç bir ilgisi bağı ve saygısı olmayan yabancılaşmış kilitli kısıt döngüde ötekilere ters düşmesin, ayıp olmasın, kaba durmasın, günah kaçmasın adına her yükün altına girmesi sanki zorunlu mecburiyetmiş gibi görünen ) adamdan ve insandan sayılmayarak kendinden daima herkes için hiç yadırganmadan aşırı fedakarlık beklenen alışılmış kanıksanmış ezici aşağılayıcı ve acımasız rutin taşıyıcısı Raif Efendisi,nin bu boğulmuş bunalmış tüm yaşam kanalları ve itibar yolları tıkanmışlık tutsaklığındaki ( sayfa 35 ‘ ler ve sonrasında yoğun olarak anlatıldığı) hiç kimse tarafından anlaşılmayanlarıyla horlanmışlığını haklı görüp kabullenen kayıt dışılığı gündelik yaşam sermayesi edinmiş ( Anlaşılmadığı için önemsenmeyen yalnızlığı küçümsenmeyi ve dışlanmayı hoş görüyle içselleştirdiği kendine özel seçkinlik olarak benimseyen ) tek hücreli izolasyondan kaçışın çıkış yolu, sürekli güvenlik sığınağı, kaytarma bahanesi, nefes alma huzuru , tutunabilme kaynağı ve avuntu sevinci vesilesine, derme çatma memur masasındaki çekmecede saklı eskilerden -yaşanmış toplamından- kalan Kürk Mantolu Maria Puder hatıralıklarıdır.
Bütün ihtimallere dahil ve dayalı Memur Günlüğü’ nün harcayıp tükettikleri arasından seçilip ayıklanan özetle, her bir muammalı metânetli işin hikmeti aslı esası sırrı gizemi, mesai sahibiyle ihtiyarlamış çekmecedeki , singer marka burgulu bıçağın yanındaki eskş püskü defterde yazılı ve saklıdır çünkü …
Ve bundan sonrası tıpkı köpek Azorka’ yı reddettiği kızı yerine koyarak bir daha ölünceye kadar yakınından ve yanından ayırmadığının peşinden gittiği ve köpeğin öldüğü aynı gün içinde sefil sürgün soğuklar arasında ölen ihtiyar adamın sürükleyici hikayesini kovalayan Dostoyevski ‘ nin Ezilenler’ nin ( ölen ihtiyarlar ardında kalanlardan) benzelen hissi kurgusu ve sezgisi hakimdir Kürk Mantolu Madonna’ sında, öykü sahibinin öldüğü yerden sürüklenip sökülenleri defterden söküp romanlaştıran anlatımıyla Sabahattin Ali’ nin.
Kendi evinde ve hayatında asalaklığa çökmüş çöreklenmiş hiç kimseye saygısızlık kabalık etmemeye ve hiç kimseyi üzüp incitmeden her istediğini yerine getirmeye kendini alıştırarak feda etmiş adamış kul köleliğin Raif Efendisi, içselleştirdiği tek düze sıradanlıktan sürekli sırrı kendinde saklı teselliye tutunarak avunmakta tüm yaşama sevincini saklayan; bir zamanlar Almanya serüvenli özgeçmişiyle Sabahattin Ali’ nin hantal bürokrasi çarkından ve kimi memur yıllıklarından gözlemlediklerini yazdıklarının içine katan kendisinden koparılmış alıntılar toplamı gibidir Kürk Mantolu Madonna. Ordaki sırlı çekmeceden dışarı çıkarak Almanya’ larda geçen yıllar sırasında doğurduktan sonra ölen Ressam Puder’ den olan Raşf efendi’ nin saklı gizli bilinmez sırrı ve kızı, sürükleyen hikayedeki saklı tıpkı Dosteyevski’ nin Ezilenler’ indeki sefil sürünmeler sırasında ölen annesinden geriye kalan Nelly’ nin bilinmeyen babası olsn Prens uyarlaması gibidir.
Dostoyevski’ nin Yeraltından Notlar’ ı roman tarz ve türünden ziyade her kelimesini edebi değirmenlerde titizlikle öğütüp eleyip işleyen ve dokuyan cümlelerin kıvrak zeka gücüne dayalı akıl fikir felsefe ve en çokta insan ruhunun bedensel varlığıyla ilgili kendi aralarındaki gizemli belirgin bilinen ve bilinmeyen bütün çarpık çelişki ve anlaşmaz uyuşmazlarından derinlemesine dalarak özet tembihler ve dolaylı sözler çıkardığı ; Kafka’ nın Aforizmaları’ na benzer insana , topluma ve dünyaya dair haller durumlardır.
Kürk Mantolu Madonna’ da Sabahattin Ali’ de öykünen hikayeden çok roman boyunca ondan ( Dostoyevski’ den) her romanında olduğu gibi bakınıp edinerek kişilerin yeraltında ( insanın iç dünyasındakileri ) toplanmış tıkanmışlıklarını her satırda dışa vurma edebiyatını Misal, Sayfa 42 43 ve kitabın baştan sona tümünde Ankara Keçiören’ini anlatırken ve gizemli davranışlarını anlayıp bilmek ve tanımak istediği ( yataklarda kendini alıp götürecek ölümü beklemekten başka hiç kimsesi olmayan sefilliğe hastayken bile onun derdiyle değil, sadece ve ölünce evin gelir giderini kendini yok etme pahasına tedarik edip sağlayan uysal hamalından olacakları kaygısıyla evdeki asalakları tarafından yoğun bakımı ciddiye alınıp önemsenen) Raif Efendi’ yi sokaklardan okumak için gece vakti ıssız kurak kimsesiz insan uçuran kuvvetli rüzgar soğuğunda karanlığa karışmışlığı anlatırken, her betimleme soyutlama merak sorgulama bilme izah tasvir kurgu duygu söz merak ve düşünce zincirleri bağlamında en belirgin bir şekilde Dostoyevski etkisine rastlıyor ve okuyor gibidir insan ) ve psiko analizini yapmış yönetmiş bir bakıma.
Seyfi Karaca…. Ocak/25
…
ZİLPAYDOS
….
Bir Lafontaine tuali
Arpa suyundan bozma kafa bulmalara küflü naralar kütürdeten bahaneden birahanelere
Zürafa giyinmiş merkep
Lisanslı meyhanesinde kurt iken çakallaşan uğultu ve hırıltılarla
Gizli sınıf başkanını aranıyor gibi zilpaydossss
Ala kargaya
Kara kargaya
Kızıl doğana
Timsah ejderhaya
Süpersonik atmacaya
Kenar köşeli örümceklere
Kara sineklere
Yeşillenmiş kurbağalara
Aynet meymenet bukalemonlara
Tek kelimeden ibaret tropikal papağan
Seyfi Karaca… Ocak /25
…
DÜNÜ GÜNÜYLE EZELKI YARINLARA
….
Elbetteki gün nerdeyse ister kum saatiyle, ister gölge adimlariyla, ister kule, ister duyar yahut kol zuhur zaman ölcerleriyle, her saniyesi süreli ömre yazili ve kayitli olan asirlar da ordadir, asirlarin nabzini tutan dakka da ordadir.
Bu yüzden zamanin haritasini arayan her seyden evvel kendine varip kim oldugunu veya olmadigini bulmaliydi. Dünyayi arayansa yüzlesebilecegi onur haysiyet vicdan özgürlük cesaret emek zahmetten dogan hakkin hukukun huzuruna varip askin sevginin hic bir seyle takasi olmayan kutsal ve saygin divanina kurulmaliydi. Sesini arayan sazin sözün muhabbet meramina ilgi alaka merak ve meyil salmali ve duymaliydi. Yüzünü arayan alin terinden kazanilan mutluluga itibar etmeliydi. Günesi arayan yesermis caglaya, sararmis yapraga, daga, ormana , denize, ekine, bostanlara, koylara kiylara, mevsimlere ve kuslara bakarak acinin müsterisi, kahrin belanin kinin fesatligin fitnenin nefretinsiddetin zorbaligin ezikligin cürümüslügün agidin yozlasmanin kötülügün saldirganligin pisikomanyakligin bencilligin ve kaderi köhnesi degismez mutsuzluklarin müptelasi olmaksizin bütün hirs ve ihtiraslarindan kendini arindirarak iyiligin barisin özgürlügün istikrari karsilikli gücveni dünyayi coktan bulmus olaliydi ….
Ey hakki ödenmez aklim sevincim utkum kivancim sevgili kalbim, güzel ülkem ve biricik ömrüm, benimle yordugunuz ve yoruldugunuz ve kilavuzlugunuzla taniklik ettigim ve yasadigim sevinci tarifsiz her iyilik güzellige sonsuz tesekkürlerimle.
Seyfi Karaca….Ocak / 25
…
MÜMKÜN MERTEBEDE SAYGINLIĞA HAKKA HUKUKA HUZURA ve İNSANA DAİR 2
….
Aristoteles salt ve soyut “ yağmur yağıyorsa hava bulutludur” gibi mantık önermeleriyle var olan bir şeyin hiç bir zaman değişmeyeceğinin DOGMA’ larını savunur. Ona göre ideal insan ve erdemli topluma ulaşmak için üst yapının yani idealar topluluğunun (ruhlar aleminin) belirlediği değişmez kurallara uymaktan geçer. Bu yüzden bir şey doğuştan ne ise sonsuza kadar odur. Yaşamsal ilişkileri belirlenede üst yapı ( idealizmin sultası ) yani hisler istekler arzular duygular dürtüler duyumlar beklentiler belirleyicidir. Bireyler olgular olaylar toplumlar varlıklar ve sonsuz evren kesin durağan donuk ve sabit değişmez kaideler üzerine kuruludur. Her şey ideal gerçeklerin soyut yansımasıdır ve oradan yönetilen bizim sınırlı hayatımız ve algılama gücümüz asla idealar katına ( ruhlar aleminin kaynağına ) ulaşıp erişmeye yetmez. Bu sebeple doğuştan varlıklı ve zengin hep hali vakti değişmez zengindir, değişmez kaderiyle fakirse hep fakir. Zümreciliği savunur ve her türlü soygunu vurgunu adaletsizliği sömürüyü hiyerarşiyi doğası gereğince olağan sayar. Her türlü çağ dışılığı yöneten yapan ve yönlendiren dogmaları dayatan sabit fikirli ARİSTOKRASi kavramı özü aslı esasıyla buradan gelmektedir .
Hegel Diyalektiği’yse ‘ nesnel yaşamı belirleyen duygu düşüncelerimiz olmasına rağmen her şey değilir ve dönüşür’ diyerek Aritoteles soyut mantıklı ideal dogmacılığına kafa tutar.
Feuerbach ise düşüncelerimizi, yani üst nicel yapıyo belirleyen ve besleyen etkenin nesnel somut ve nitel varlıklar ve olaylar olduğunu, yani manayı anlamlandıran şeyin Maddesel somut gerçeklikler olduğunu savunur.
Diyalektik Materyalizm’se Hegel’in diyalektik kuramıyla Feuerbach’ın Materyalizm felsefi düşüncesini birleştirerek yaşamın duygunun düşüncenin belirleyici etkeninde çıkar ve üretim ilişkisinin belirleyici olduğu, emek sermaye çatışması ve çelişkisiyle belirlenen bu ilişkide hiç bir şeyin durağan sabit doğma olmadığını, sebep sonuç arasında tüm olup bitenlere dair akıl fikir mantık deneyim ve gözlemlerle insanın toplumların sistemlerin yazgıların dayatmaların olguların ve okayların değişebilirliğini savunur. Bu yüzden Aristo@ nun sabit, ön yargılı peşin hükümlü hiç değişmez ve dogmacı idealist fikirliliğine karşı çıkarak üretim ilişkilerinin tüm hayatı ( yani duygu düşüncelerimizi Maddi somutluktan edindiğimiz huzuru refahı eğitimi sanatı gelişimi kalkınmayı da maddi çıkar ve fayda esasına dayakı ilişkilerimizin belirlediği ) belirlediğinin; ve maddi somut gerçekliğe dayalı bilimselliği esas aldıkça insan ufkunun ulaşılmaz erişilmez sonsuz sınırsız sanılan her şeyin bilşnmeyenlerine açıklayabileceğiyle beraber insanın evrene yabancılaşma duygusunu yenip özgüven artıracağını ve çıkarları hiç bir zaman uzlaşmayan sınıfsal çatışmada sömürenlere ve ezenlere karşı yaşam kavgasını verenlerin dayatılmış her türlü soygun sönürü kaderciliğini kökten değiştireceğini savunur.
Aristokrasinin değişmez tekdüze sabit durağan keyfiyetçi zümreci yobaz bağnaz hükümran ve buyurganlığına karşı sürekli hareket halindeki disiplin nya toplum ve evrensel dönüm dolaşım değişen durumlarının değişen tahliline aklı fikri bilgiyi deneyimi ve gözlemlemeyi danışarak sağlanan çıkarımın vazgeçilmez ilkesidir, insan toplum devlet olay olgu oluşum madde mana her etkiye karşı verilen tepki kadar, kapsamı içeriği özü esası ömrü direnci süresi dayanıklığı cürümü karşılığı tutarlılığı hayatı ağırlığı olduğu gerçekliğinin. Bu yüzden insanlık adına en büyük serveti ve sermayedi olan duygudan düşünceden ve özgür iradeden koparılarak topyekün ve bir daha kolay kolay iflah olmaza tüm dünya geneli yeni dünya düzeni dayatmasıyla ( türkiye seksenlerinde eş zamanlı oniki eylülce ) ahmaklaştırma işinde medya magazin marketçiliği soytarılarıyla fanatik düzeyde ilahlaştıran ilgiyle kendi hayatının somut gerçekliğini terketmenin ve bozulduğu sanal bataklıkta gün öldürerek itibarsızlığa çürümeye yozlaşmaya seviye toplumsuzlaştırıcı karakter ve kişilik alçaltmanın en kullanışlı zehir zemberek laboratuvar çalışması pazar edilip piyasaya sürüldü ve bu günlerin bütün yağma yıkımları dayatanların koşulsuz kayıtsız sorgulamadan kabullenen duygu düşünce ahlak fikir inanç bilgi cesaret ilim vicdan duyarlılık yoksunu çürüme ve çöküntü talan tarumarına gelindi.
Emek sermaye çelişkilerinden doğan üretim tüketim ilişkileriyle birlikte ve topyekün hayatı belirleyen vazgeçilmez etken olan üretenlerin hak ve hukukunu aramada ( eğitim gıda enerji barınma ulaşım iletişim barınma sağlık huzur güvenlik kültür sanat istihdam…) kendinden etkin yaşam mücadelesi önderliği beklenirken sadece salon süsü ve sefil yoksulluğu kalıcı ve seçkin güruhlar tarafından buyrulmuş kaderi değişmez sömürülere baskılara dayatmalara kurumsallaştırmanın ( insanlığı ucuz satışa getiren muhasebe dekoru işleviyle ) haline getirilen işbirlikçi sendikalar sayesinde tüm dünyaya eşzamanlı olarak Türkiye’ de de yeniden buyrulan dayatmaları kutsanmış kader olarak zorunlu tüketime sunan Aristotelesliğe dönüldü.
Onun içindir ki artık dürtü ve bağımlılıklarının esiri olarak kendilerine dolgulanan, buyrulan, aşılanan ve aktarılanların güdümlümlüsü ve kovalayıcısı olarak özendirildiği alışkanlıkları sorgusuz sualsiz DÜŞÜNMEDEN davranan önyargılı, peşin hükümlü ve içgüdüsel kaba taslakçılığın kendine yabancılaşmış ve dayatılanları tüketmekle mahkum kulluk köleliğe proğramlanmış piyasa deneği haline geldi insanlık.
Toplumsal dert sorun sıkıntı somut gerçekliğini hiçe sayan; sefil yoksul kalabalıkların yaşamsal hayatiliği olan her türlü itiraz tavır duruş tepki ve duyarlılığını bozuk düzen ayarına kurulu sandığın siyaseten adamlar ve kadınlarıysa, kaymağı kıyak seçkinler topluluğundaki yerini ve safını sağlama alarak bütün gerçekliklerden kopukluğun her takasa gelen milli irade temsil hakkına çökmüş çöreklenmiş vekillik vekâletini tıpkı vurguncular magazinciler medyacılar tarikatlar soyguncular talancılar sömürücüler talancılar yağmacılar kalpazanlar gibi ortak çıkar menfaat baz ve bağlamıyla tüm toplumu kendilerine alıştırıp benzettikleriyle herkes çıkar menfaatinin ortak ilişkisini gözetip kollamanın rezil rüsvasına kendine göre çıkar ortaklarını belirleyerek özendirildiği bağımlılıkların kulluk köleliğine tav talim ve teslim olarak hiç bir onur itibar denge ihtiyat sorumluluk vicdan ahlak duygu DÜŞÜNCE akıl fikir mantık sorgulama kişilik değer ve saygınlığı umursamamakta.
Seyfi Karaca…. Ocak/25
….
DÜNÜ GÜNÜYLE EZELKI YARINLARA
…..
Baska zaman olunca horozlari da dinlemeliydi insan. Belki azgin sapkin bir devir gelir ve insani dünyaya, dünyayi sonsuza, sonsuzlugu bir saniyelik zaman birimleriyle cavan güne isiyan hayata ve bütün kaygi dert kederlerinden bozar berbat eder ihtimaliyle, nasil birlikte yasamanin sevincini, sorumlulugunu, onurunu, adaletini, özgürlügünü, hakkini, hukukunu, ahakini, sevgisini saygisini insandan insana ve hic kimseyi- ne günü yasayamak kiskacinda debelenmeye ne de gelecekten temelli yitik kayip veya kaygili mahrumiyet ( askeri ücrete mahrum muhtaclik kabusuyla ) azabinda can cekismeye hic kimseye - muhtac etmeyen ihtiyatta ve güvende tasiyip götürecegini yoran duyan gören gözeten kuran kollayan düzenleyen ve saglayan aklil fikir duygu düsüncelerle, huzuruyla ve teminatiyla yasadigi bütün agaclara baglara bostanliklara daglara derelere akar sulara saganak yagmurlara ve cümle ertafa gözü gibi bakmali; ve horozlarin ortak yasam senfonisini dinlemeliydi insan ki, üretemedigi iyilik güzelik saglik güven bilgi beceri onur cesaret huzur ve mutlulugun yerine azgin sapkinligin sicil seceresinde ne varsa oralarin hazirindan tüketen programli denetimli piyasa kulu kölesi olmadan evvela alemi beserde ihtiyatini ve gayretini gütmelidiki, dolasimdaki hayatina denk kayda deger ilmi kivanci sanati onuru degeri ve itibari olaydi günün güncenin.
Cünkü eger bugün durmasizin ardi arkasi kesilmez kara bulutlarla kaplanmis saganaksa yer gök toprak ve bulut, isigi kendinde gören inanan ve bilenindi aradigi günesin kalbindeki sicakliga yuvalanip isiklar icinde hayata ve insanliga dogacagina herkesin kendi payincasi ahir ve zahir zaman .
Ve kanatlarinin götürecegi kadardi ucabilmenin sevinciyle bütün uzakliklarin neresi oldugunu tasidigi dünya kadar hayatin yolunu sirrini yide güde, yasamayi göze alacak kadar kendini kesfe cikan kuslarin.
Sebebi malumaydi ki…ola ki yolunu yönünü yuvasini dingilini eksenini ayariini carkini cevrimini ve düzenini bozar yitirir de bir ihtimale diye zuhur zemberegine hileden yalandan talandan yanlistan dünyanin saati, insanin fitrati ve menfaatine düskünlere cikar cevrimli bozuk cürüklerle donanmis devran olmus haram zikkim zamane, zerre kadar bile olsa zehirlesmeye, kokusmaya, yozlasmaya, keyfiyete, bencillige, gericilige, cehalete, sapkinliga, kötülüge, kirlenmeye, kibire, ihtirasa, gösteris düskünlügüne ve güc zehirlenmesine bütün duyarliligini ve hassasiyetini sorumlu tutarak meydan ve firsat vermemeliydi toplumsal örgüde kendi akil fikir vicdan karakter kisilik ve aidiyet payinca her insan.
Cünkü yarin denen sonsuzluk, cocuklugun kendi kalbinde dogan günesin saf temiz yakin tanidik bildik samimi gercek simsicakligiyla her seye yalansiz ve filitresiz bakip gülümseyebilen; ve merak edip ilistigi her seyi hic bir ön yargi esaretiyle ertelemeden cürütmeden aksatmadan ve bozmadan gülümseyisine resmeden, cocuklugun hic bir istismara ihanete sapkinliga tacize ölüme zulume ugrama kaygisi ve korkusundan uzak cocuklugun seren serüpe hayalleri kadardi sonsuzlugu kendi dengine büyütecek olan insanlik ve yalan yanlisa kurulu ayarli kol saatlerinden ibaret degildi kusursuz iyilik güzelliklerle bezeli evren ve kendi masali kadar essiz benzersiz dünya zaman.
Nasil ki kar yagacagini haber eden cümle cihan bültenlerini ayaz söyler poyraz pervaneleri mesken meyhanda saz ile sakiye dönerek dehri dünyadan haberdar eder insani, yolun yarisini böyleceden varsin kuslar kertenkeleler tosbagalar ve nazli cicekler yürüsün götürsün, kalan yarisi zamani vebale koyar `“ dünya sevenler veli degildir, candan gecenlese deli degildir“ baglaminda sirra kadim soran bulan diyen ve bilenlere firar olmus cigliklarla, ask deminde arilarsa koklastigi ciceklerden bal eylesin ilmi kitabindan okuyan fermanla dünya ahireti ve deli doluyu.
O`nedenledir ki..:
Gercek YOKSUNLUK ve YOKSULLUK sebeplerden sonuclari doguran veya sonuclarin sebeplerinden kaynakli olusum ve gelisimlere es zamanli olarak kendini kayitsiz ilgisiz duyarsiz sabit durgun duragan kurak döngülerde kayittan ve sicilden düsürerek etkilesimde bulunan hic bir yasamsal dokunusa ve etkilesime tepki vermeyen veya vermekte kaliplasmis ezber kodlamalarin disinda akil fikir vicdan bilgi beceri cesaret atilganlik sorumluluk irade paylasim özgürlük birikim ve bildirimlerinde bulunamayan ; ve menfaat cikarina göre yasadigi hayatin ve insanligin bütün toplumsal hassasiyetini kendine uygun dürtülerin bagnazligiyla faturalayip fiyatlandiran RUHSUZLUGUN telef ve tenesir oldugu yerdir.
Bu yüzden MAL ve SERVET bildirimiyle zaten yasanan toplumsal hayatin yaridan fazlasinin( hatta tümüne yakini ) KAYIT DISI, kacat, carpik ve ortak yasamin temel diregi olan HAK HUKUK esasliliga ruhsuz duyarsiz kalarak, günden güne herkesin kendi menfaat ve cikar önceligini bütün degerler üstünde tutan zorbaliga artik hic kimsenin kendi ruhunu ve bedeninini sahiplenmedigi mmagazin moda reklam tüketim ve kozmetik sanayisinin yan ütrünü haline gelmis topyekün intihar girimsimli insanlik ölümündeki asosyal tabutlasmalarla hinca hinca azip kuduran kisir döngüde siddet kin nefret ayrisma bogusma satasma tehdit korku kabus gibilerle ve kokusmus cürümüslüklerle güvensizligin belirsizlikgin ve istikrarsizligin hüküm sürdügü egitimden, ayardan, düzenden, istikrardan, ilimden, saygidan, sevgiden, bilgiden, ulasimdan, beceriden, üretimden, kültürden ve sanattan ilgisini alakasini kesip güce söhrete gösterise ve ESYALASMA fetisizmine azar sapar ve tapinir kendi canina kiyan insanlik.
Hep maduriyet kostüm ve kisvesine örtünerek, sonsuz degisim dönüsümlerin kaypak ve kaygan zemininde bu yüzden tutunamayan insan degerliligi, GERCEKLIGINI yitirdigi bütün dünya cevre ve toplumsal iliskilr agindan kendini soyutlayarak kendi bildig ve buyurdugu yalan-yanlislarin ezilmis üzülmüs yasam kavgasiyla ve hayatini sürdürebilme kaygisiyla disidsen bogusan kalabaliklarin her türlü caresizligini günü ve gündemi degismez ayari düzeni vbozulmus soyut yüzeysel cansiz silik tek düze ve kisir döngülü hayatin serveti ve sermayesinden bilir ve inanir.
Oysa ortak yasamin ayrismaz hayati degerleridir ki, derdine sorununa acmazinia cözümsüzlügüne akil fikir kaygi gayret caba katilim emek zahmet duygu düsünce gibi bütün insani duyarliligini refleksini ve hisse payini katmadikca her yilbasi sadece duvarda asili takvim yapraklarindan yitrtilip atilarak artik tebrik kartlarinda bile olmayan gercek disiligin seneyi seneye devirdikce herseyin daha da cigirindan cikarak azgin sapkinliga müsteri ve meyilliligin sürdürülemez iliski bozukluklariyla herkesin herkese mesafe koydugu merhum ve muhterem takvim yapraklarindan baska bir sey degildir, programli paketli gösteris ve görgüsüzlüge esir tüketim cinnetindeki insan zaman.
Insan zenginliginin ve mutlulugunun en vazgecilmez kutsal kaynagi sorgulayarak deneyimlemek ve DÜSÜNEREK DAVRANMAK, adini FELSEFE diye yazdirip okutan insanligin kendisi kadar köklü ve ezeli mirasiydi. Felsefe ise Estetik, Etik ve MANTIK gibi birbirine dayanan , yaslanan ve yardimlasan üc ana alt yapi biriminden tesekküllüydü.
Mantik, Etik ( ahlak ) Estetik ( iyilikle kötülügün ayirdedilebilme ince ruhlulugu, duyarliligi, farkindaligi ve zerafeti ) olmazsa hersey degerler baskalasimiyla anlamsizlasiz söner kararir silinir kokusur cürür yozlasir ve sapkinligin kötülügü kutsadigi cikar önceligi bencillikleriyle yaratiklasan ruhsuz ilgisizlikte kendine kapanarak ( dis dünyada bi habere ) sonunu getirir. Estetik, etik, mantik ve sanat olmazsa her sapkinligini dogrulayan insan zivanadan yoldan cigrdan haktan hukuktan yoldan ilimden duyfgudan akildan vicdanda felsefeden bozulup cikarak her gün derdi sorunu cehaleti kültürsüzlügü saldirganligi korkuyu güvensizligi gecimsizligi siddeti yalnizligi kimsesizligi carpikligi ve nicelerini artiran ana sebebe kayitsiz ilgisiz kalarak „ ne kadar yoksul kalinirsa o kadar saglikli yasanir „ filan falanca gibilere ( ortam icabi geregince ) beyan ve bildirimlerde bulunur.
Seyfi Karaca………..Aralik / 24
….
HARMANSIZ BOSTANSIZ HORMONLASMALARA
….
„ Tarlada izi olmayanin harmanda yüzü olmazmis „ diyen bilen ve görenlerin, derin duygusu düsüncesi hayali hissi hevesi saygisi sorumlulugu ve felsefesiyle, aklin ve vicdanin ybirlikte yoruldugu emek kaygi gayet caba ilgi sorgu ve yüzlesbilme dengesiyle ayarini dengesini ve dönüm dolasim kaynagini bulan gözlemlerin zaman- zemin baglantisinda yasayarak kazandigi hayati degerdeki cikarimlarla yeryüzü khikayesini ve insanligi özetleyen kutsal bagisiklik ve zenginlik düzenegidir; tarlada izi yoksa bir insanin kendini hic bir katkisi ve katilimcilik payini olmadigi hayattan hic bir dilek, hayal, hisse, talep hakki ve mutluluk ölcü birimi de yoktur.
Harmansiz, bostansiz ve bahcesiz kimyasallarin ilimi bilimi akademiyi sanati edebiyati sözü dili yaziyi akli vicdani aidiyet duygusunu duyarliligi kullanim tedavülünden cikaran magazin kültürü seviyesinde kullanisli ahmak üretme noktasinda popülerlestirerek soyan sömürenlere kiralik arac gerec niteligi gördügü ölüm kalim araligidir artik dünya cevre doga tabiat inanc itibar hayat toplum ve insanlik.
Bundan dolayidir ki üretmeden tüketmeyi özendiren her türlü sanayilesme veya endüstrilesmeler, hep tüketim bagimlisi kulluk kölelik özendiren etüt, birim, kurum,donanim, yapi, kuruus, pilan, program ve üniteleriyle icinde ONURLU YASAMA dersi coktan bütün yozlasmis kokusmuslugunu kimyasal tezgaha koyan ve gelir dagilimi adaletsizligi yüzünden ÖLÜMÜNÜ bile zar zor kurtaran ve sürekli satin alma gücünün sefil yoksul kaabaliklar artirimiyla cehennemin dibine düstügü piyasa pazarciliginin reklam ürünü halini almis gidadan barinmaya, barinmadan giyime her sey insanlarin birbrini yiyerek siddetli bozgunlara mekik sardigi sefaletinden mutluluk payi cikarma operasyonculugunu harcar tüketir kulluk köleligiyle kaniksadigi tautlasmalara bagisiklilik saglamis olan insanlik.
Bu yüzden fabrikasindan henüz yeni cikmis gibi aciya mahkum, sefalete kul, gerilime ve siddete meyilli sürekli artis egiliminin dikey derinlere kök saldigi cogalmalar, topragini toplumunu izini yolunu kisiligini ailesini kendini dünyasini yurdunu ülkesini ve insanligini BÜYÜK KOPUSLARLA yitirdigi sonsuz bitimsiz kayiplarda biraktigi sosyal siyasal ekonomik felsef ve kültürel erozyonlara agitli türkülerin fosil cigligini donatan bosluk, aidiyeti ve hayati olmayan corakliga mihenk tasi görür niteliktedir.
Ve bu yüzden dünya nüfusunun artisi oraninda ölümüne kontrolünü kaybetmis hizlarda yarisarak artis gösteren - cogalan mutsuzluklar nefretler catismalar doyumsuzluklar savaslar silahlasmalar hastaliklar artik tersine hayret uyandiracak derecede olagan siradandir. Cözümler yerine istikrarsizligin her türlü kendi haline terkedilmisligini kotaran kuran ve programlayan kiralik katil sürüleriye yürütülen isgaller ve vekalet savaslari, sefaleti yoksullugu gericiligi hurafeyi zavalliligi ezikligi zorlugu kayitsizligi kuskuyu karamsarligi tükenmisligi caresizligi ve her türlü labaratuarda hususi üretilmis artan sorunlarla beraber tipki yapay insann bütün akil fikir vicdan gibi her bir degerler toplamini ve bagisiklik sistemini cürüge cikarmis hastaliklara care bulmaya hic bir ilgisi alakasi olmayanlarca ve tam tersine bagimliligini hic bir zaman özgürlestiremeyecekleri kendilerine tüketim müsterisi görüp bilenlerin köken kaynaklari, insanlarin yasama hakkina cöküp cöreklenerek zaafiyetlerini kedine soygun sömürü sermayesinden kiskirtir kamcilar ve kendilerini güvenceye alirlar .
Bu sebepledir ki ÖZGÜRLÜK, insanin orda asla kendini dislanmamis kücümsenmemis horlanmamis yadirgamayan ve yabanci hissetmeyen ve hic bir haksiz hukuksuzluga ugramadigi degerler toplamina ait hissetmesidir. Hal böyle olunca soru anahtarinin her zor bela kapiyi actigi `kendine inanarak` ve hic kimsenin dangalagi sayilmayan sevgi bagiyla yasama sevincine odaklanmis mutluluk cikarimini kendi emek ve katilimciligiyla kazandigi, kazandigi deger birikim ve zenginliklari hayatinin vazgecilmezleri olarak koruyup koladigi cesaretin sayginlik degeri birimi ; karsilikli güven özgüven duygususun ilimle egitimle özdesmis gelismis ve zenginlesmis olmasiyla ilgili alakalidir.
Bütün deger, birikim, hüküm, yaptirim ve yetkilerin tek elde toplanmasi sosyal siyasal ekonomik ve kültürel hayatin liyakati bilgisi becerisi olmayan ve gösteriste israfta hukuksuzlukta kanun nizam devlet ve toplum tanimayan KEYFiYET HÜKMÜNE tikanip kaldigi yerde büyük yikimlara talanlara yagmalara tecavüzlere tahriklere tehditlere baskilara vurgunlara ve soygunlara ve sömürülere ugrayarak her gün ilgisi ve iletisimi birbirinden kopan yozlasmalara kayitsizliklara duyarsizliklara ayrismalara catismalara kutuplasmalara umursamazliklara ve cürümelere terk edilen topyekün toplumsal hayat felce ugrar ve sogumalar ve uzaklasmalar yasanir.
Esit yurttaslik bilinciyle kazanilmis ortak hayatin olumlu olumsuz bütün sorumluluklarini ve haklarini paylasmayi bir türlü KABULE YANASMAYAN bu kisir ve kesat döngüde hirs yaris kibir gösteris siddet gerilim bunalim cinnetinde birbirine üstünlük taslamakla bütün enerjisini harcayan toplumsal bozgun, tükenmisligin bütün kodlayici degersizlik sucluluk ve bosvermislik lümpenligiyle iyiye ve güzele dair hic bir mutluluk paydasi, özgüven duygusu ve özgürlük kazanimi doyumu yahut kivanci saglayip üretemez. Bu yüzden de tipki hastasini kendine bulunmaz labaratuar denegi ve sömürü sanayisinin kendiliginden gönüllü müsterisi sayip bilen SAGLIK ENDÜSTRiSi gibi, hayatin her can damarina sinmis sirayet etmis yagma ve yikim pazar piyasasinin güdümlü bagimli tüketicisi olarak kurgulanip programlanan insan kalabaliklarinin esaret gündemi, tükettikce bagimlilik artiran siddetle nefretle yozlasmayla gericilikle yobazlikla cinnetle zorbalikla hurafelerle beslenyen ve bütün onurlu yasam hassasiyetini kendinden tiksiniresine yabancilastiran yol kol yöntem dizi magazin ve reklam afyonlari damarlardan kiskancliga, kuskuya, endiseye, zulüme, ölüme, kindarliga, bagnazliga, hasetlige, fesatliga, hunamliga, korkuya, karanliga, fitneye , yalnizlasmaya, cehalete, bilgisizlige, liyakatsizlige, ayrismaya egilir, bozulur, yönelir azar kudurur ve sapkinlasir.
Sayginligi ve sürdürülebilirligi insanlik degerleriyle bir ve bütün olan Sosyolojik, Biyolojik, Ekolojik ve Dogal dengelerle örgütlü ekonomi siyaset hak hukuk dil kültür egitim üretim ulasim iletisim gibi hayati vazgecilmezleri sag salim devamlilikla saglayip donatan yasamsal ilkenin vazgecilmez kanunu kaidesi ve kurali, hic kuskusuz toplumuyla kazanilmis olan tüm zenginlikleri hic bir üstün seckin kollamaci kayirmaci torpilci ayricalikli üstün haydut harami imtiyazliligina tekelletirmeksizin onurda ahlakta vicdanda duyguda düsüncede tasada sevincte herkese ayni duyarliligi ve yükümlülügü pay eden GELiR DAGILIMI ESITLiGiNi ve esit YURTTASLIK BiLiNCiNi önceleyip önemseyen toplumsal kurumlasmanin emegin karsiligini gözeten dönüm dolasimdane kadar yürürlükte olduguyla ilgilidir.
Esit dagitilmamis ortak deger ve kazanclara emegi ve katkisi hic olmayanlarin cöküp cöreklendigi her carpik yapilasma ve dengesiz iliskilerde üst yapiya cökmüs cöreklenmis güruhun alttaki sefil muhtac yoksul ve yoksunluklarla can cekiserek her derdin ve sorunun yükünü tasiyan kalabaliklardan soydugu sömürdügü gasp ve talanda, dönen dolasan kisir ve kurak yasam döngüsündeki ölüm kefeninini yahut mezarligini dahi yüksek fiyat endeksiyle mutluluk cikarimlari olmayan hayat pahaliligina harcayacak ; üstte cökmüs cöreklenmislerin dünya toplum ve yasam gercekliginden kopup güc ihtisam ve gösteris zehirlenmelerine taptigi ve insanligi bitmis tikanmis piyasa ve pazardaki iflas kesin ve kacinilmazdir.
Yani elinde imkaninda varsa ancak, harcayacagin piyasa pazar , ürettigi kadar tüketen herkesin ortak faydasina, sevincine, kivancina, onuruna ve mutluluguna hic kimseyi ayricalikli seckin veya kücümser görmeksizin herkese ulasip eriysiyor ve hitap ediyorsa bu ugurda akil fikir vicdan emek yoran ilimin bilimin sanatin ekonominin ve edebiyatin önemi kiymeti ve gecerliligi vardir. Yoksa hayduta haramiye dönüyor ve dolasiyordur bütün hizmetini tekelci faydaciliga sunan cark ve devran.
Elektiriksiz hic bir seyin dönmedigi Edison`dan Arsimed`e Newton`dan Pascal`a, Voltair`den Dekart`a Hegel`e Kant`a…isiga, yola, yordama, düsünceye, dermana, careye, cözüme, kolayliga, iyilige, sagiliga, devaya, güvene, sefaya, huzura, mutluluga, özgürlüge, aydinliga yorulan emek ve kaygilar hep insanlik degeriyle bilgilendikce zenginligini artirip cogaltan; ve uykusuz düneksiz kalma pahasiyla bulunan akil fikir vicdan bilgi beceri liyakat ve sorumluluklarla donanmis dönüm dolasimlarin emek zahmetindendi. Cünkü yasamak, dayatmalarla sirketlesen zorunluluk degil, insanligin kendine emanet edilen en büyük kutsal mirasi; ortak kazanilan her seyi birlikte paylasarak huzur ve istikrarin saglanmasiysa, aski rehber bilenlerin bitmez tükenmezlik cevheriydi.
O yüzdendir ki yiten kaybolan ve bir daha asla yerine konulmayan ortak degerler icin yerel, mahalli, kimliklere yahut kücük ölcekli kavimere degil, akil fikir izan yol hak hukuk ahlak vicdan ve cümle YERLI YERiNDE olmayan her sey icin `burda ( almanlik italyanlik türklük rusluk degil ve dalinda aciyken incir zeyitin bostan ve yasam sofrasina doyumsuz her seyi yetistirmeyi sofrasinda tatlandiran mutlululara emeklere sorumluluklara ve cabalara dair `tarlada izi olanin harmanda yüzünün oldugu bütün emek caba gayret sorumluluk bilgi ve bercersiyle- INSANLIK tümden ölmüs denir.
Seyfi Karaca………..Aralik / 24
…
KAPIŞ KAPIŞA YIKILIR GİDERKEN SURİYE
….
Suriye kapış kapış
Taksitli taksitsiz ve tümden toptan zırt pırt
Hususi çağrıldığı esaretin ölüsüne çullanmış çapulculuğa tapu ve zinciri sahibi Rusyanın
Satıyorum
Satıyorum
Saaaaat…..tım !
Zımbır gümbürtüsünü dünyanın her yerinden toplanmış herkesin duyup işitleneceği şekilde tokmaklayarak
Kalkışmış toplu intiharlara bezirgan,
İsrail noterciliğinin zulüm hükümlü savaşları, sömürüleri ve saldırıları makul münasip görüp
Her türlü cellatlıktan notercilik ettiği ve yön verdiğinin
Kapıp kaçanlara resmen damgalı mühürlü pazar kurduğu açık artırmayla suriye param parça ve kapış kapış
Acısı sefaleti zulmü sürgünleri katliamları ve azap öyküleri hiç dinmeyen silsile kıyamette ötekilerden akıbetli Suriye
Despot kuklaların özel keyfiyetine kul kurban kan gövdeyi götürmelerine heba edilerek
Dünyanın her yerinden suikastçı sabıkalı yığma toplamaları
Bundan evvelcelerden mezuniyet sahibi olmuş
Ve kiralık tecrübelerle vekaletlendiği siparişler faturasının her gereğini her provadan yeterince ispatlamış bilenmişlerini
Pekaka ile karşılıklı paslaşmalarda ganimetten mal kırışıyor, iskambil karıyor, kumar desteliyor, oyun nöbetleşiyor
Define bölüşüyor
Tarım toprak aşiret devlet ve insanlık ölüsü bölüşüyor, suriyedeki acılar içinde kapış kapış kıtlık kabus kıvranarak
Yerlerde sürüklenen hayatın aklına her türlü lanet ve linç işliyor, durmaksızın kan ve gözyaşı akıyor
Ezilmiş bozulmuş kırpılıp kesilmelerin kenarına itilmiş dünyasına ve ayaz kalbine sonsuz evrenin
Ardında vahşetin dehşetin acımasızlığın kıran kırane ve kıyasıya cinnet cinayetlerini bıraktığı insanlık dışı moloz viranesinden
Sevrden sonraki sevre
Says pikodan sonraki says pikoya, fransız çin japon yuroamerikan geri planlı patron tanrılar kurgusundaki
Bop Eşbaşkanlığı derme çatmasından kaynaklı yapım çevrim çark ve ekseniyle
Koptukça azıp kuduran kızılca kıyamet
Seyfi Karaca….. Aralık/24