Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Godot'yu Beklerken sizce ne demek, Godot'yu Beklerken size neyi çağrıştırıyor?

Godot'yu Beklerken terimi Ultimate tarafından tarihinde eklendi

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Zor bir soru Vezir Bey lakin aklıma Jean Jack Rousseau'nun bazı fikirleri geldi. ''Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip 'Burası benimdir!' diyen kişi uygar toplumların kurucusu olmuştur. Tabi bu aynı zamanda kavgaların, çekişmelerin, huzursuzlukların başlatıcısı da oldu. Hiyerarşiler, düzenler, işbölümleri, köşe kapmaca, mal yığma savaşı, organizasyonlar vs... hep bundan sonra oldu. Bundan sonra hiç dikiş tutturamadı insan. Utanmazlar da türedi tabi hali ile bu mücadele ortamı içerisinde.

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ** O zaman ilk utanmaz adamı utanmaz yapan
    nedenler nedir?

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Utanmaz adamı utanmaz adam yapanlar çevresindekilerdir. Bu utanmazlar başına geçtikleri kurumlarda her haltı yerler. Çevresindeki diğer utanmazlar bu utanmazın her türlü rezilliğine göz yumarlar. Utanmaz adam utanmaz olduğunu hiçbir şekilde anlayamaz. (Hüseyin Rahmi Gürpınar-Utanmaz Adam)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    İnsan kalabalıkların yanında yer almaya, onların inandığına sorgusuz sualsiz inanmaya meyillidir. Bunun sebebi onay alabilmektir. (Solomon Asch-Otoriteryen kişilik)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Geçmişi öğren, bugünü yaşa ve geleceğe bak! Bugünün hakkını vermeden geçmiş ve gelecekle iyi bağlar kurmak, sağlam bağlantılar oluşturmak mümkün değildir. Bugünün hakkını verin, bugünü iyi planlayın. 

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Adamın biri patikada yürümekte olan Mevlana’ya ‘’Şems’i gördüm Halep’te!’’ demiş. Mevlana önce bir çığlık atar. Ardından kaftanını çıkarıp adama verir sevincinden. Yanındaki dayanamayıp az sonra; ‘’Efendim. Bu adam yalan söylüyor. Kimseyi gördüğü yok. Sizden bir şeyler koparma derdindeydi.’’ der. Mevlana tebessüm ederek; ‘’Ben biliyorum onun yalan söylediğini. Zaten onun yalanına verdim kaftanı. Doğru söylese canımı verirdim.’’ diye karşılık verir. 

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    İskandinav mutsuzluğu sessizlikte büyür. Akdeniz mutsuzluğu ise gürültünün içinde kaybolur sanki! (Panait İstrati-Akdeniz)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Bir gün varlıklı birisi arkadaşına x tatil köyünde ne kadar balık avladığını, nasıl pişirdiğini, nasıl eğlendiğini falan anlatır. Arkadaşı da ‘’Madem orada bu kadar eğleniyorsan, bu kadar mutluysan neden oraya yerleşmiyorsun?’’ diye sorar. Adam da soruya: ‘’Ama balıklar beni alkışlamıyor ki!’’ diye cevap vermiş.
    (Başarı, ilgi ve haz odaklı yaşamın sonu)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Bazı Abbasi halifeleri kitap tercüme edenlere tercüme ettikleri kitap ağırlığınca altın verirlermiş. O dönem Ortadoğu’nun altın çağıydı. Şimdi ise maalesef virane bir yer Ortadoğu. Benzer bir hassasiyete sahip olsalar eminim yeniden güzel, zengin, renkli bir hayat yeşeriverir o topraklarda.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    1850 yılında İskoçya’da bir işçi çalıştığı fabrikadaki saatlerin sabahları ileri, akşamları ise geri alındığını yazmıştır bir mektubunda. İngiltere’deki bir işçi, mesai esnasında ustabaşına saati sormuştu. Ustabaşı da cevap vermiş, saatin kaç olduğunu kibarca söyleyivermişti. O an ustabaşının elindeki saat, iki müdür tarafından zorla elinden alınıvermişti. Bazı fabrikalarda ise sadece patronda saat olurdu. İşçilerin saat taşıması kesinlikle yasak olurdu. Saat taşıyanlar ağır şekilde cezalandırılırdı. Bazılarının maaşından kesilir, bazıları ise fazla mesaiye zorlanırdı. (Charles Dickens-Hayalet öyküleri)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Kalabalıkların düşünme süreçlerini aktive edebilmek, ayağa kalkmalarını sağlamak için bazen onların menfi duygularını tetiklemek gerekebiliyor. Bunu yapmak da entelektüel kesime düşer. Entelektüelin olmadığı, kendine entelektüel diyenlerin fildişi kulelerine çekildiği topraklarda aydınlanma mümkün değildir.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Her labirentin bir çıkışı vardır. Antik Yunan mitolojisinde Ariadne’nin ipi labirentten kurtulmasını sağlamıştır. Bugün de Minotaur ile yüzleşip kendi yolumuzu bulabilmek için bir rehbere ya da ipucuna ihtiyaç vardır. Bu bazen bir insan olur, bazen bir şarkı, bazen bir şiir, bazen bir kitap, bazen de sorudur. 

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Umut her şeyin yolunda gideceğine dair bir inanç değil, yaptığımız eylemin anlamlı olduğuna dair bir inançtır. Sonuç ne olursa olsun!

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Kafka’dan öğrendim ki kurtuluş diye bir şey var ama bizim için değil. Yani kurtulmakla artık ilgilenmediğimiz an ancak kurtuluşa ereriz. Hani bazen olur ya ne pahasına olursa olsun bir yere gitmek isteriz. Sonra yürürken, yaşarken o yer aklımızdan uçup gider. Biri bize vardığımızı haber verince de omzumuzu silkeriz sanki mesele ile tamamen alakasızmışız gibi. (Giorgio Agamben- Gördüklerim, duyduklarım, öğrendiklerim) 

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Ezilenleri mahveden, onları yabancılaştıran, ezenlerin bakış açısını içselleştirme çabalarıdır. (Frantz Fanon-Yeryüzünün lanetlileri)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Her gün aynı elbise ile dışarı çıkmaktan utanan insanlar neden her gün aynı düşüncelerle sokağa çıkmaktan utanmazla ki? (Fahrian Berotti)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Toplumsal ve ahlaki sınırlar ne kadar da kırılgandır. İnsanların koyduğu o yasaklar ve kurallar tebeşir tozu kadar uçucudur. Bir rüzgar esince ne kural kalır ne ahlak ne de etik! (Emile Durkheim)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Harekete geçmeyi engelleyen irade eksikliğinden ziyade tetikleyici fazlalığıdır. İyi bir yaşam için davranış değişikliği şarttır. Davranış değişikliği için de birtakım basit önlemler gerekir. Günümüzde bu önlemlerin ilki sosyal medya bildirimlerini tümden kapatmaktır. (Marshall Goldsmith-Değişim Çarkı)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Kant soruyor: ''Aklın görevi sınır çizmek midir yoksa sınırları ihlal eden iddiaları ciddiye alıp incelemek midir? Yani düşünür aslında metafizik varlıkların var olup olmadığından ziyade insanın geçmişte neden bu tür şeylere inanma eğiliminde olduklarını merak etmektedir. İnsanın rüya, halüsinasyon, serap, kehanet gibi durumlara hakiki imişçesine meyletmesinin nedenini sorgular. Belli ki pek çoklarını bu noktalara iten, algılanamayan ya da var olmayan ile temas kurmaya götüren belirsizlik, çaresizlik, korku ve umuttur.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Modern insanın aktif olmak ya da mücadele etmek dediği şey, kaygıyı örtbas etme çabasından başka birşey değildir. (Heinz Kohut-Kendiliğin çözümlenmesi)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Aptal insan bedeniyle, bedeni ancak ağrı sinyali verince bağlantı kurmaya çalışır. (Rollo May-Yaratma cesareti)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Totaliter rejimler topluma sürekli nefret edilecek hedefler sunar aksi takdirde özgürlükleri ellerinden alınmış kalabalıklar bastırılmış öfkelerini devlete yöneltirler. Böyle topluluklar yıkıcı duyguları yapıcı enerjiye dönüştürecek mekanizmalardan yoksundur. (Theodor Adorno-Otoriteryen kişilik üzerine niteliksel ideoloji incelemeleri)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Bilgi arttıkça ve biz bu bilgiyi paylaştıkça daha eğitimli olduk. Daha kavrayış sahibi değil. (Bruce Hood-Evcilleşmiş beyin)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Orwell’in 1984 romanında hakikat bakanlığı vardır. Yani erki elinde bulunduranlar halkın güveneceği ve inanacağı bilgileri sürekli, tekrar tekrar yeniden üretir durur. Amaç muhalif düşünceyi imkansız hale getirmektir.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Zenginler ve güçlüler basit ve gösterişsiz bir yaşam sürmeyi neredeyse ölümden beter görürler. Bunun temel nedeni sempati mekanizması ile alakalıdır. İnsanlar kederlerimizden ve acılarımızdan çok sevinç ve mutluluğumuza sempati duyma eğilimindedir. Yani insan başkalarının kendine hayran olmasını, gıpta etmesini ister. Zenginliği ve gücü sergileme isteği acıları ve fakirliği sergileme, merhamet dilenme isteğinden çok daha yoğundur. Yani zenginlikle dikkat çekerek hayran kazanma isteğimiz, fakirlikle dikkat çekerek merhamet dilenme isteğimizden daha üstündür. Fakirlik utançla saklanır. Tüm dünyanın didinmesinin, çalışmasının arkasındaki temel itici güç budur. Eğer kimsenin sempati duymayacağını bilseydi insan, o zaman zenginlik, mal, mülk, şöhret, konfor kimsenin umurunda olmazdı. (Adam Smith-Ahlaki duygular kuramı)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Hayatın absürtlüğü ile baş etmenin tek yolu gevşemektir. (Samuel Beckett-Godot’yu beklerken)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Bizi üzen insanlara müteşekkir olmalıyız. Onlara minnet duymalıyız. Çünkü onlar kalbimizi paramparça edip, toprağımızı eşeleyip yeni tohumların filizlenmesini mümkün kılarlar. (Marcel Proust-Kederin geçici yararları)

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Entüisyonistler(Sezgiciler) subjektiviteye çok açıktır yani onlar ahlakın sezgisel olarak bilinebileceğini varsaymışlardır. Bu, Mill ve Bentham’ın yani utilitaryanistlerin hiç istemediği bir durumdur. Mill ve Bentham ahlak alanında nesnelliği yakalamaya çalışmışlardır. Bu ikiliye göre insan eylemleri gözlendiğinde karşımıza tek bir saik çıkmaktadır. Bu da hazdır. O halde hazzın merkeze yerleşmesi gerektiğini savunmuşlardır. İnsan başta olmak üzere duygulu varlıkların tamamı hazza yönelip acıdan kaçar. Ahlaki fail haz konusunda kendine özel bir önem atfetmemelidir. Kişi herkesi kendisi ile eşit kabul etmelidir ve ne kadar çok insan hazdan yararlanırsa toplum için o kadar iyi olur.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Her bilgi, algı ile başlar ama algıdan akla geçişte hatalar olur. İşte tam burada düşüncelerimizin doğruluğunu ölçmek için zihinsel bir cetvele ihtiyacımız olduğunu fark ederiz. Bu cetvelin ilk bölümü önermelerdir. Bir önerme şeylerin nasıl olduğunu iddia eder. ‘’Bu masa kahverengidir.’’ gibi. Ama tabi ki bu iddialardan daha fazlasına ihtiyacımız vardır.

  • Kapı Duvar
    Kapı Duvar

    Felsefenin ödevi varlığın özünü kavramaktır. Felsefede kavramak dışarıdan geleni, duyumların getirdiğini kavramak değildir. Kavramak, kavramın kendi içindeki etkinliğidir. Kendi başına işlemesidir. (Hegel-Tinin fenomenolojisi)