Sevgi iki çeşittir: hakiki ve mecazi kişinin kendine olan sevgisi hakiki olduğu sürece diğer bütün sevgileri hatta yaratıcısını sevmesi bile mecazidir. Mesela Allahı seven ve bunu amellerine yansıtan kişi kendine şu soruyu sormalıdır;
Eğer Allah iyi amelleri cenetiyle, kötülükleri de cehennemiyle cezalandırmayacak olsaydı yine ona ibadet edermisin, Yani bilsenki ne cennet nede cehennem yok, yinede Onun sevdiğini hoşlandığını bildiğin işleri yapar sevmediği yasaklardan haramlardan kaçınırmıydın?
mecazi sevgiler zayıftır ve zevali yakındır. dünyada vazifemiz hakiki olan nefse sevgimizden geçip Allahı hakikaten sevmemiz..
başka bir açıdan sevgi iki çeşittir: fıtri ve kesbi kişinin çocuğunu sevmesi fıtridir ancak ana babasını sevmesi kesbidir. bu sebeple çocuğunu sevmek (tatbikten soyut) fazilet sayılmaz ama anayı sevmek fazilettir.
Allaha peygambere alimlere olan sevgimizde kesbidir. bu sebeple kimimizde çok kimimizde az kimimizdede hiç bulunmaz.
karşı cinse olan sevgide fıtridir tabiatıyla erkek kadını kadında erkeği sever. burda kadın ve erkek derken belirli bir şahsı değil cinsi kastediyorum.
aşk dayanılması zor bir acıdır. gül görüpde koku alamamakdır. gülün güzeligine aglamakdır. aşk muhabeti güzel bir baldır.
ferhatla dağları delmekdir. göklerde yıldız olup ermekdir. dılıyın sussup yüregini konuşmakdır. kaf dünyada kaf ahıretde sorf yapmakdır.
huzun keder derd sırtlanmakdır. elındekı yarım ekmegı paylaşmadır. deryalara turkuler şarkılar okumakdır. umutlara ulaşamamakdır. sevmek saymakdır. inçitmeden gönüllere gül kokusunu yaymakdır....ölmeden ölmek..kaf donmak kaf yanmakdır.............aslında aşk diye bir şiirimvardı ama ayrı bır şey yazayım dedim...görüşüm...saygılar.
Aşığın aşkı hem eza, hem de haz bakımından en mükemmelidir. Azap kelimesi iki anlamda da kullanıldığı için Âşık daima aşk azabı içerisindedir. Kâh bu azap mutluluk olup aşığın yanan yüreğine su serper, kâh bir od olup aşığın yürek sancısına sancı eker… Ama her sancının içinde muhakkak ki mutluluk gizlidir.
Âşık olmak aslında demirin kılıç olması gibidir arkadaşlar. Usta balyoz ile demire defalarca vurur… Yüreğine, zihniyetine, bedenine…
Demirin çığlıkları ne kadar kulakların aşinası olsa da, usta işini yapmaya devam eder, duymazlıktan gelir. Çünkü ustanın işi eğitmektir!
Defalarca inen balyozun akabinde, demir narda yanar. Tutuşur. Çığlığı âşıkların yüreğine kor düşürür. Ve tüm âşıklar o şekilde yanacağını düşünür. Bir müddet ateşin içerisine yandıktan sonra demir artık şikâyetçi olmaktan vazgeçer. Çünkü dayanma gücünün eskiye nazaran arttığını görür. Ve artık şekillenmeye başlar. Tekrar başa döner. Balyoza! İşlendikten sonra artık kılıç halini alır. Ve her zaman demir olmak ister, tekrar kılıç olabilmek için… Eğitiminin daha bir artması için, daha bir pişmesi için.
Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur, biz aşktan doğmuşuz' (Mevlana)
Sevgi iki çeşittir: hakiki ve mecazi
kişinin kendine olan sevgisi hakiki olduğu sürece diğer bütün sevgileri
hatta yaratıcısını sevmesi bile mecazidir. Mesela Allahı seven ve bunu amellerine yansıtan kişi kendine şu soruyu sormalıdır;
Eğer Allah iyi amelleri cenetiyle, kötülükleri de cehennemiyle cezalandırmayacak olsaydı yine ona ibadet edermisin, Yani bilsenki ne cennet nede cehennem yok, yinede Onun sevdiğini hoşlandığını bildiğin işleri yapar sevmediği yasaklardan haramlardan kaçınırmıydın?
mecazi sevgiler zayıftır ve zevali yakındır. dünyada vazifemiz hakiki olan nefse sevgimizden geçip Allahı hakikaten sevmemiz..
başka bir açıdan sevgi iki çeşittir: fıtri ve kesbi
kişinin çocuğunu sevmesi fıtridir ancak ana babasını sevmesi kesbidir. bu sebeple çocuğunu sevmek (tatbikten soyut) fazilet sayılmaz ama anayı sevmek fazilettir.
Allaha peygambere alimlere olan sevgimizde kesbidir. bu sebeple kimimizde çok kimimizde az kimimizdede hiç bulunmaz.
karşı cinse olan sevgide fıtridir tabiatıyla erkek kadını kadında erkeği sever. burda kadın ve erkek derken belirli bir şahsı değil cinsi kastediyorum.
o yanındayken onun varlığından başka hiç bir şey hissetmemek
Aşk tandırında pişmiş ayrılık aşı içtim
Can çekişen gönlüme hasretten kefen biçtim.
OL PERİ,BİRGÜN RÜYANA GİRECEĞİM DEDİ
O VAKİT BU VAKİTTİR GÖZÜME BİR AN UYKU GİRMEDİ...
Yârim Efendim..
Bakınız bir gönül adamı merhum Ahmed Remzi Dede Efendi Hazretlerine yazdığı bir yazıda,hissiyatını nasıl terennüm eylemiş:
'Aşk bazen beyan ve zeban oluyor.Bazan bî-savt-ü nevâ enîne inkılâb ediyor:
Gâh bir enîn-imüterennim.Gâh bir feryâd-ı ebkem.O'nun peşinde sürünüyor.O'nun tecelliyâtı hesaba sığmaz..
Aşk da her an bir libasa bürünüyor..'
İşte aşkın sükût hali Efendim..
Zenderûnem sad hâmûş-i hoşnefes
Dest ber mîzened yâni ki bes..
Ne mi diyor..? Hayal içre fehmediniz...
'İçimden sükut halinde bulunan güzel sözlü yüz kişi elini dudağına götürerek:sus! diyor..'
Sükutum Efendim Madem ki sus! diyor
..
Geçebilecek bir hoşlanmadır. Sevgiye dönüşürse daha güzel olur.
Aşk Dİe Bİr Şey YukTuR AsLınDa Var OlMaYaNı HaYel EttiĞiMizi SeWMeK OLduğu İçİn AşK:KenDi KeNdİnİ Yok EdEr....
SAYIYA GELMEZ ÖLÇÜYE SIĞMAZ SEVGİDİR.
Yokluk deryasıdır. Aklın ayağı orda kırıktır.
aşk bence büyük aptallıktır sevdigini sanarın ama sonra ondan nefret etmeye başladıgında aşk bitti diye kestirip atarsın dedim ya büyük aptallık işte
seni senden alır
duyguların felç olur
yaşamın başkası içindir
kimsin diye sorsalar
onun adını söylersin
o zaman sen aşıksın
'kainat üç harf beş nokta üzerine kuruludur: ا ش ق '
Kocaman bir hiçtir
Aşk
kul dermansız
gönül fermansız
aşk sevgisiz yaşayamaz
güller dikensiz
yıllar acımasız
aşk heyecansız yaşayamaz.
Aşk: iki kişilik bencilliktir
aşk dayanılması zor bir acıdır.
gül görüpde koku alamamakdır.
gülün güzeligine aglamakdır.
aşk muhabeti güzel bir baldır.
ferhatla dağları delmekdir.
göklerde yıldız olup ermekdir.
dılıyın sussup yüregini konuşmakdır.
kaf dünyada kaf ahıretde sorf yapmakdır.
huzun keder derd sırtlanmakdır.
elındekı yarım ekmegı paylaşmadır.
deryalara turkuler şarkılar okumakdır.
umutlara ulaşamamakdır.
sevmek saymakdır.
inçitmeden gönüllere gül kokusunu yaymakdır....ölmeden ölmek..kaf donmak kaf yanmakdır.............aslında aşk diye bir şiirimvardı ama ayrı bır şey yazayım dedim...görüşüm...saygılar.
aşk; bütün tercihlerini sevgiliden yana yapmaktır...
Aşk tek kişiliktir:paylaşılamaz..........Sevgiden ayrılan kısmı sevgi paylaşıldıkça coğalır ama aşk.....
yaşanılası bir duygu sağnagı
AŞK BİR ELMA ŞEKERİDİR. ŞEKERİ BİTİNCE KAZIĞI KALIR...!
evet biliyorum bu şarkıyı.. (:
' Aşk zehirli bir diken, sevgi sessiz bir matemdir.. En iyisi olmamak...' (;
evet biliyorum bu şarkıyı.. (:
' Aşk zehirli bir diken, sevgi ise sessiz bir matem.. En iyisi olmamak... '
aşk yürümeye üşenirken koşmaya doymamak..
aşk birinin gelip yarana dokunmasıdır..ya yaranı iyileştirmesi yada sürekli kanatıp durması..
AŞK
KALBİN AKLI,MANTIĞI YENME OLAYIDIR
Çooook güzel bir şey yahuuu....
psikolojik bir rahatsızlık :)
Aşk;
Duyguların en yücesi, hayatımı aydınlatan ışık ve canımın ötesi yarim...
Usta sizsiniz! Yüreğinizi eğitin...!
Aşığın aşkı hem eza, hem de haz bakımından en mükemmelidir. Azap kelimesi iki anlamda da kullanıldığı için Âşık daima aşk azabı içerisindedir. Kâh bu azap mutluluk olup aşığın yanan yüreğine su serper, kâh bir od olup aşığın yürek sancısına sancı eker…
Ama her sancının içinde muhakkak ki mutluluk gizlidir.
Âşık olmak aslında demirin kılıç olması gibidir arkadaşlar.
Usta balyoz ile demire defalarca vurur… Yüreğine, zihniyetine, bedenine…
Demirin çığlıkları ne kadar kulakların aşinası olsa da, usta işini yapmaya devam eder, duymazlıktan gelir. Çünkü ustanın işi eğitmektir!
Defalarca inen balyozun akabinde, demir narda yanar. Tutuşur. Çığlığı âşıkların yüreğine kor düşürür. Ve tüm âşıklar o şekilde yanacağını düşünür. Bir müddet ateşin içerisine yandıktan sonra demir artık şikâyetçi olmaktan vazgeçer. Çünkü dayanma gücünün eskiye nazaran arttığını görür. Ve artık şekillenmeye başlar. Tekrar başa döner. Balyoza!
İşlendikten sonra artık kılıç halini alır. Ve her zaman demir olmak ister, tekrar kılıç olabilmek için… Eğitiminin daha bir artması için, daha bir pişmesi için.