Sararmadı daha dün kurduğum düş.
Eylüle bağlayıp denize attığım umut taze henüz.
Acı, pembe bir buluttan düştük birlikte.
Gözümü kapattım diye bilmedim sandı o da.
Yirmi saat önce vurmuş o serçeyi.
Belki de yanımdayken görmüş.
En çok eylül üşütür insanı..
Yere düşen, sararmış bir yaprak çarpar gözüne,
O yapraktan farksız olduğunu anlarsın..
Göçmen kuşlarda kimsesizliğini hatırlarsın..
En çok eylül üşütür insanı..
Sonra, her aşkı eylül sanırsın..
Şimdi gidiyorum, hoşçakal..
Eylül koşuyor, yetişmem lazım.
Mavilik uzaklaşıyor, akşam çöküyor..
Yıldızlar belki hiç çıkmayacak..
Nefesim yetene kadar koşmam lazım..
Adını taşımam lazım bahara...
Rüzgâra ses ver.
Ne söylemek istiyorsan söyle.
Ben duyarım.
Kulağım hep rüzgarda.
Kokunu getirir diye ,
Yüzüm dönük hep rüzgara.
Çünkü içimdeki bütün şarkılar sana söyleniyor.
Yeryüzündeki bütün şiirler sana yazılıyor.
Kime seslensem senin adın.
Kime baksam gördüğüm senin yüzün.
Sevgilim, yokluğunun gölgesi iyi olsa da
Varlığının güneşinde kavrulmaya razıyım.
Sıkışıp kaldım yine dermanla dert arasına..
Koşamıyorum eskisi gibi.
Belki de sürsem elimdeki merhemi yarasına,
Gidip birlikte baksak aynasına,
Acıtırım diye korkuyorum çocuk gibi.
Dilimin ucunda şifası belki,
Gidebilirsin.
Bağlayacak değilim.
Parmaklarını , parmaklarıma zorla kenetlyecek değilim.
Başkasını sevebilirsin.
Ağlayacak değilim.
Yoksun diye kokunu unutacak da değilim.
Bir gece yarısı,
Herkes uyurken yola düşmeli.
Boğazımdaki şu acıyı biraz dindirmeli.
Yutkunamadığım bir kaç günün acısını çıkarmalı.
Avucuma düşen son bir yıldız var.
Taşamayan her gözyaşımda boğdum umudumu.
Sabah karanlık bir esinti.
Günlerden en güzel düş.
Acıyı tatlıya bulamış,
Eridikçe kalbim yanıyor.
Yağmursuz bir nisan.
Deniz yokmuş kıyısında.
Duyuyorum.
Derin bir yara geliyor uzaktan.
İçimde bir fırtına öncesi sessizlik.
Rüzgar esiyor hafiften.
Kalbim yine hazırlamış bavulu.
Ama nasıl bir heyecan var.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!