Ve Aşk çıkar gelir birgün.
Olmaz dediğinde,
Umut bittiğinde,
Lalelerin, zambakların,güllerin kuruduğunda...
Nefesin tükendiğinde.
Ve Aşk çıkar gelir birden.
Yaş otuz.
Büyümek yerine küçüldü içim.
Üstelik artık kocaman bir şehirim.
Neşeli bir de şiirim.
Yaş otuz.
Eskisi gibi evde de yokuz.
Biraz dalga sesi,
Biraz deniz kokusu...
Elimde bin hayatlık umut, yetmiyor ne yapsam.
Ondaki bir hayatlık unut, seviyor ne yapsam.
Uzak, sıcak bir geceden gelmiş.
Biraz yorgun, çokça bezgin.
Derin bir kağıt kesiği tutmuş yakamı.
Bağırsam kuşlar korkacak içimde.
Yere damlamasın diye gölgemin kanı,
Susuyorum en konuşkan yanımla.
Kanadım var da uçamıyorum gibi bir his.
Yolumdaki iki çukur da zehir.
Yük ağır.
Bir o kadar da gerekli.
Saat hecenin üçü.
Sadece iki hece.
Ayna buğulu.
Az önce su sıcak akmış.
Sesin uzaklaştı git gide.
Oysa kanepede karşımdaydın.
Bana bakıyor beni görmüyordun.
Siyah bir martı kondu bulutuma.
Gökyüzünün rengi kül rengiydi o gece.
Şeffaf değildi hiç bir masumiyet.
Ölümcül bir yalnızlık.
Soframda bir bardak zehir, bir tabak zemberek.
Sağ elim sol elime bile tahammül edemiyor.
Tutulmak için hamle bile yapmıyor.
Kan kusuyorsam, şerbetle falan alakası yok.
Yalnızlıktan ölmemiş kimse, kabul.
Pencere yarım aralanmış.
Gözyaşlarım yere düşene kadar donuyor.
Biraz da başım dönüyor.
Rüzgara tutunmaya çalışırken nefesim,
Kendine bile yetmiyor.
Bir uğultu gibi içimdeki acı.
Sevda denince aklına iki yudum rakı gelen bir insan benim.
Unutur içerim,
Sevdalanır içerim,
Içince sevdalanırım.
Sevda rakının beyazından geçer.
Beyaz umuttur, beyaz temizdir.
Saat gecenin üçü.
Aklımda bir deli rüzgar.
Esmer bir adam yürüyor caddemin tam ortasında.
O yürüdükçe bir bir aydınlanıyor sokaklarım.
Yıldızlar yağıyor gökten.
Tutuyorum elini, tüm şemsiyeleri çöpe atıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!