Bir resim daha gördüm.
Başı başına dayanmış.
Kahkanız hala orada duruyordu.
Eli omzuna dolanmış,
Senin gamzen ona gülüyordu.
Aynı renkti kıyafetiniz.
Aynı gökyüzünde, ayrı yıldızlara bakarken yakaladım bizi.
Benim yüzüm karanlık,
Senin imkansızlığın güneşe dönüktü.
Apaçık ortadaydı olamayışımız.
Koştuğunu sandığın yerde ,yürümüyordun bile.
Ben ayaklarımdaki prangayla gülmüştüm oysa sana.
Camda küçük bir parmak iziyle
Saatlerce bakıştık bu gece.
İçimde fırtına gibi dönüp dolaşan bir hasretle.
Gözyaşlarım inat etmiş gibi akmamaya.
Ağlayamıyorum.
Sırtımda büyük bir yük.
Birazcık sevilmek uğruna kendimden bile vazgeçtim çoğu zaman.
İçimdeki çocuğu kimin göğsünde uyutsam, Gözyaşlarında boğuldum ertesi gün.
Oysa her saç teli öpülebilir,
Tek tel kirpiğe aşık olunabilir bilirim.
Ateş olmadan da yanabilir insan ve kırıp dökmeden de durabilir bir kalpte.
Ama dedim ya birazcık sevilmek uğruna kör oldum çoğu zaman.
Çok şey kaybettim bu ara.
Dinlediğim şarkılar vardı mesela,
Görmek istediğim ne çok yer...
Bir şarkıda dans ederdim her defa,
Bir şiirde dalga geçerdim hayatla.
Aynaya baktığımda çok güzeldi gözlerim.
Hadi bakalım, kalk.
Vazgeçiyoruz yine.
Rüyanın en güzel yerindesin biliyorum.
Üstelik gün batımı.
Günün en sevdiğin saati.
Bir pazartesi.
Saat 18.40.
Herkes ait olduğu yerde.
Koskoca bir yalnızlık var tavanda.
Uzun zamandır bakıyorum karanlığa.
Tanıdık bir koku yok.
Yok tanıdık bir ses evin içinde .
Güneşe baksam, acıyor.
Bir yıldıza dalsam gecenin bir körü, acıyor.
Kimsesiz, ağlasam balkonun koynunda, acıyor.
Gözyaşım düşse soğuk betona,
Saçım takılsa paslı demire,
Ağustosun ortasında, kar ayazında
Ah benim sarı telaşım.
Ah benim en huzurlu yaşım.
Kirpiğindeki güneşi özledim, Sesindeki mavi denizi.
Ah benim kabuk bağlamış yanım .
Ah benim acıyan canım.
Ellerindeki beyazı özledim,
Bedenindeki yara izlerini merak ettim.
Sordum.
Anlattı.
Kalbindeki yara izlerini sordum, sustu.
Bedenimde sayısız yara izi vardı.
Merak etmedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!