Suskunum,
Sohbetlere kapalı…
Günaydınlara suskunum.
Susuyorum ben,
Sana söyleyemediğim kelimeler,
İp oluyor, dolanıyor boynuma…
Gençlik,
Bir afet-i devran.
Alıyor aklını başından.
Harcıyorsun her şeyini,
Bol keseden….
Aklının,
Babanın,
İri kaba ellerini özlersin,
İç geçirirsin.
Şu an, şimdi de
Saçlarımda gezinseydi diye...
Annenin,
Mutluluk,
Sabahın kör vaktinde
Çelik tencere içerisinde
Tarhana çorbası pişirirken
Tencere içinde
Kaşıkla
Mevsimlerin ağır yükünü,
Atamadık sırtımızdan...
Kış kabuk değiştirirken,
İlkbahara,
Kapanmaz yaraları var...
Ağır geçen zamanlarda.
Toroslar’dan,
Geyik dağlarından çıkarsınız.
Bir ananın,
İkiz kızları,
Gökdere ve Gökçay…
Karaman’ı Ermenek’i geçer geçmez,
Silifke’de,
Akarsın daha bir ağır,
Çağır Göksu’m,
Sarı Keçili’lerini çağır.
Taşköprü’nün gölgesi
Düşer omzuna,
Leylaklar açmış!
Gördün mü?
Papatyaların boynu bükük!
Sevdin mi?
Çimenlerin kokusu yeşil!
Bir gün...
Bir akşam...
Karanlık çökmüş,
Ben yalın yapıldak,
Korkularla dolu bir yürekle,
Tata Dağı’ndan dönüyorum.
Ailesiz büyüyen çocukların
Duygusal yanlarında
Bir gedik oluyor mutlaka
Ve yüreklerinde
Sürekli kanayan
Dermansız yaralar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!