….(Yaşam Bilgisi 4) - Öfke Bilgisi….
siz
karanfili bile yersiniz
kedinize katık ederek!
Fatih Yavuz Çiçek Sordu, Naime Erlaçin Yanıtladı
1-Önce “6.Dekad’ı “Rüzgârın oğullarına” sonra Zerenze (Likurga Susları) ’nı “şiiri yol bilenlere” ithaf ederek yayımladınız. Rüzgârın oğulları ve şiiri yol bilenlere ifadeleriyle imgelemek istediğiniz neydi? Bir yaşama biçimi mi, yoksa şiirkürenizde var olanlara bir hakkın teslimi mi?
Bu iki kitapta, hem fiziksel hem de şiirsel anlamda, beynimdeki soyut iki mekâna gönderme yapmak istedim; Toroslar ve “Şiirküre”. Biliyorsunuz benim ana ocağım Adana -Çukurova olduğu kadar yaylalarını dizelerimde sıkça dile getirdiğim Toros Dağlarıdır da. Bu dağlarda özgürce dolaşan at sürülerine “rüzgârın oğulları” denir. Yunan mitolojisinde şiirsel ilham ile özdeşleştirilen Pegasus figüründen hareketle kendi öz kültürümüzden kaynaklanan “rüzgârın oğulları”nı neden kitabıma taşımayayım diye düşündüm. “6. DEKAD” böylece ithaf edildi. Bu atlar en az şairler kadar başına buyruk ve özgürdüler. Diğer bir deyişle onları şairlere benzetiyordum. Böyle bakıldığında kitap şairlere ithaf edilmiş oldu.
“Söktüğümüz sözcükler
Söylememiz gereken
Azalıyor günler gibi…”
- (Eugène GUILLEVIC)
şaşırtmasın
bunca velveleye karşın
kesiklerimizden fışkıran umut
hüznün kalemi kırık
elimizde ilkyazdan bir duruşma
çelikle tutukladılar suyu
barikat kurar gibi
hakikat adasına
başlangıç vuruşları
us’a ejderha
güneşten
yanılsama düşüyor güpegündüz
fırtına ev sahibesi
gördükçe
bildikçe
Yeni kitabım 'ŞİKÂYETNAME' çıkmıştır.
İlgilenenlere duyurulur.
HAYAL Yay. Şiir Dizisi:48
(25 Ağustos 2010)
TARTIŞMA MI, ORTAKLAŞA DÜŞÜNME Mİ?
NEREYE KADAR KISKANÇLIK?
Günümüzde kullanılan dil her ne ise, tartışmalarda kullanılan dil de onun benzeridir diye düşünüyorum. Öncelikle edebiyat dilini homojen bir sınıfta kategorize etmek yerine bir yelpazede değerlendiriyorum, çünkü edebiyatçı gibi okur profili de kendi içinde farklılıklar barındırıyor. Bilinçli, birikimden beslenen, ahlaklı, tarafsız, yaratıcı, eleştiriye saygılı bir dil kullanıldığı kadar dile yüklenen anlamların, genelde kültürel değerlerin erozyona uğramasıyla birlikte tartışmalar da giderek düzeyini yitirmiştir. Dil özünde nitelikli ise ve tartışma eşitler arasında yapılıyorsa, edebiyat ortamına elbette katkısı olur ama dil çölleşmişse, tartışma elemanları arasında bilgi açısından büyük farklar varsa mutlaka zarar verir. Zaten düşük ya da yüksek bilgi; bilinç ve yetkinlik düzeyi/düzeysizliği tartışma üslubundan hemen belli olur. Donanımlı kişi bunu yazım ve tartışma diline yansıtır. Yansıttığı anlaşılmıyorsa eğer, orada bir dengesizlik var demektir. Ya yanlış bir ortamda yazıyor/konuşuyor veya vasatın üstünde ve karmaşık bir dil kullanıyordur. Böyle sakıncalar söz konusu değilse eğer, büyük olasılıkla muhataplarının algılaması bozuktur. Demek ki süreçte bir iletişim bozukluğu mevcuttur. Bu durumda tartışmayı sağlıklı bir biçimde yürütme olanağı kalmamıştır
“Siyah sütünü içiyoruz sabahın akşam saatlerinde
onu içiyoruz öğle sabah demeden hep
onu geceleri içiyor, habire içiyoruz” – Paul Celan
(Çev: Gertrude Durusoy - Ahmet Necdet)
….(Yaşam Bilgisi 2) - Sokak Bilgisi….
bir çılgının spermiyle
döllendiğini sanıyor şair
hikâye
Beckettvari ironi




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi