Sen sevda sevda akarken yüreğime,
ayrılık acısıyla,
ben,
seni uğurlamanın şaşkınlığıyla,
kapanırken içime,
yüreğim vurgunlarda kalırken,
Parmaklarımı oynatabiliyorum…
Gözlerimde, beynimin coşkusuyla gelen, bayramyeri, oyuncak bahçesi gibi, sanki bez den yapılmış topla oynar gibi, salıncakta sallanırken, yukarıdan aşağıya düşüp, tekrar yukarı çıkıyormuşçasına bir şaşkınlık coşkusunda yüreğim…
Sanki yerinden fırlayacak. Hani kutuların içine saklarlar ya, altında yay olan palyaçonun el çırpması gibi, bir sevinçle, yerinden kopacakmış gibi…
Yüreğim koşmak istiyor…
Şifremi unuttum,
adımı unuttum, avucuma yazdım,
en sonunda, kendimi unuttum,
nereye yazayım bilemedim...
Ya! ! !
Bazen 'hoşça kal' deme şansımız bile elimizden alınır,
bazen de, vedalar sessiz olur,
acılarına bakılmaksızın,
bir umuttur yaşam, farkında bile olmadığımız...
Ve giden övünç yaşar,
Bir ben vardı bir de içimdeki diğer ben...
Bir sen vardı bir de içimdeki diğer sen...
Yıllarım vardı bir senli bir de ben içli...
Bir de diğer senli olan ben vardı ki perişan...
Bir ben şaşkın vardı senlili yaşama...
Biz eski masalların çocukları, şimdiki acıların, merhaba hayat derken bile, sıkılgan sakızlar yapışır sözcüklerin arasından düşlerimize...
Dokunmakla düşünmek arasındaki farkla düşlerimi gezdirirken, sadece şu cümleye takıldım.
Dokunsam sana geçmişe ve geleceğe ait tüm yaşam karelerim parmaklarımın uçlarından fırlar, beyin diplerimden yaşam olurdu...
Her karenin içine sığan yaşam, belki bir ömür çivilenirdi beynime. Ve uzardı bir ömrün yaşam karelerine...
Aslında her şey tek bir bakışın ardına gizlenirdi... Her yaşam karesinin başı ve sonu ardı tek bir bakışın içinde dalgalanırdı...
Bir seni sevdim aşkı tanıdım;
Bir dünya insan dikildi karşıma.
Korkmadım,
Ürkmedim.
Bir aşkı gördüm sende;
Bir de ihaneti.
Onlar da sevmişlerdi birbirlerini, belki de sevginin tutsaklığını denemek isteyip sevmişlerdi…
Hayatın çıkmazlarından kurtulup, yalnızlığın ıssızlığından kurtulmak istemişlerdi belki de…
…Hayatlarının, harman yerinde savrulup, elde kalanlarla, rüzgârla oyun oynama istemiydi.
Belki de, sevda özlemini tekrar yaşama suskunluğuydu…
Canlarımla bir yolculuğa çıktık bu gün,
Bir başka ülkeye.
Sıcak, rüzgarı olmayan,
Durgun bir deniz ve biz, Ecem, Egem ve. ve X…
Güneş yarı açık, gökyüzü öbek. öbek bulut yığını,
Göz alabildiğine mavi bir gelinlik giymiş deniz.
KARTAL YUVASINDA HAREKETSİZDİR.
Yanık yağ kokuları gibi nefes borusunu yakarak ciğerlerimin kuytularını sarsıyordu ayrılığın dumanları.
Yollara dökülmüş binlerce yeni yetme çiçek yaprağının mor sesleriydi kahır zinciri. Ve terk edilmekte olan kaderler, siyah bir ipte atlayarak, seke seke yürüyordu veda bulvarında.
YALNIZLAR GEÇİDİYDİ BU YÜRÜYÜŞÜN ORTASINDA KALAN,




-
Gülşen Öncel Bostancı
-
Fikri Küçükukur
-
Mustafa Yılmaz
Tüm Yorumlarçok çok güzeldi yine...
Duygular içten ve samimi,duygular yüreğin derinliklerinden süzülüp gelmiş ve özenle serpiştirilmiş mısralara..Beğeniyle okudum,kaleminizi kutluyorum..
m