Mürşidi cananım olunca şahit,
Tevhit dergâhıdır, cismimle canım.
Gönül semasında, parladı Nahit,
Cevrine konaktır, safadır han’ım.
Ervahı âlemde, vermişim ahit,
Bir gönülün adı varda, kendi nasıl, nerede?
Rütbesi yok nişanı yok, O nişandan biline.
İkametgâh adresleri, saymak ile bitmiyor,
Yerde gökte mekânı yok, O mekândan biline.
Beynimin kıvrımları, beni sana bağlayan,
Dimağımdan alıyor, azalarım emir’i,
Aralıksız her mevsim, yüreğimde çağlayan,
Lavların şelalesi, damarlarım nehir’i.
Turu-Sina dağında, görmek ile oluşup,
Bu güne tek türlü yolda,
Dolandıysam ne oldu ki?
Yiyip içip sağda solda,
Sulandıysam ne oldu ki?
Ateş hava, toprak, suya,
Bütün zamanlarda,bir an’da bile,
Nefsimle baş başa bırakma ya RAB..!
Varlıkta,yoklukta,virânda bile,
Nefsimle baş başa bırakma yâ RAB..!
Azabı cehlimi kaldır aradan,
Şu âleme bakmak değil,
Görebilmek ne güzel şey.
Bir gönülü yıkmak değil,
Örebilmek ne güzel şey.
Okuruna yazarına,
Bilen varsa dostlar, lütfen söylesin,
Bir kâmil mürşidi, nerde bulayım?
Allah’ın aşkına gönlüm eğlesin,
Çareyse, çaresiz derde bulayım.
Rütbesi nişanı izi ne ola?
Rüzgâr gibi geçen ömrün,
Dolmasına ne kaldı ki?
Hazan vurup sarı gülün,
Solmasına ne kaldı ki?
Çökerterek çatımızı,
Gönül atım şaha kalktı,
Dizgini yok, “nal”da ne ki?
Artık dosta gitme vaktı,
Aba, hırka, “şal”da ne ki?
“Kalk gel” diye emir aldım,
Bana hayat verir, içteki mezar,
Mermerle katlısı öldürür beni.
Dışına çıkarsam menzilim uzar,
Yolların çatlısı öldürür beni.
Tabipler kalbimi şoklasa bile




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!