Dünya sırat köprüsüdür,
Doğum ölüm arasında,
Zaman ömür törpüsüdür,
Doğum ölüm arasında.
Erkek dişi seçeneksiz.
Size doksan dokuz,bize bir yeter.
Çoğunuzdan çoktur, azımız bizim.
Yere ne ekersen,ondan o biter,
Gül ekip,gül dermek hazzımız bizim.
Bize şan ve şeref,kullukta kalmak,
Garip geldim şu cihana,
Dönüşüm de garip ola.
Akkor idim aşktan yana,
Sönüşüm de garip ola.
Gönlümdeki aşkı sevdâ,
Herkesten sakladım,Ya Rabb-i senden,
Hiç bir günâhımı saklayamadım.
Zikrini bir lâhza ayırma benden,
Şu kirli kalbimi aklayamadım.
Kime baksam:hepsi benden uyanık,
Yüreğim yanıyor, yine mihnetten,
Kaçarken, mülevves lağıma düştüm.
Huzur bulamadı gönül, kasvetten,
Nefsi emmârenin ağına düştüm.
Nefes aldırmıyor bin türlü keder.
Öyle bulut bulut bakışın varki,
Gözünde şimşekler çakacak gibi.
O kızıl dudaklar bir alev sanki,
Öptükçe ruhumu yakacak gibi.
Kolların boynumu sardığı o an,
Bir varmış,bir yokmuş,canlar,cisimler.
İbretle bakınca,bak neler bomboş.
Bir an gibi geçer yıllar,mevsimler,
Zerreler,nüveler,habbeler bomboş.
Bir damla etmeyen varlık selinde,
Gel ey gönül Hakkı bulayım dersen,
Arifler sırrına ermeye çalış.
Her iki cihanda güleyim dersen,
Hakikat yüzünü görmeye çalış.
Sırat-ı müstakim ararsan; özde,
Söylediğin sözü önce sen hazmet,
Sonra başkasına vermeye çalış.
Kalleşliği bırak,erliğe azmet,
Yiğitsen mertliğe ermeye çalış.
Kuru laflar ile yüzmez bu gemi,
Ben her şeyi dinlerim, her şeyi;
Ateşi, toprağı, havayı, suyu,
Eşyanın sükutunu,
Hayvanların sesini, bitkilerin süsünü
Ve varlıkların tümünü.
Ne duyabiliyorsa altıncı hissim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!