Seni çok sevenden, sevmişim seni,
Adınla aziz ol, Muhammed Taha.
Nasıl anlattı ki, o sana beni,
Önümde açıldı, bir sonsuz saha.
İçin içimizden, daha şen olsun.
Sevgiyi yaşamayıp, aşk şarabı içmeden,
Sarhoşluğu tatmayan sarhoşu kınamasın.
Meyhanede mest olup kendisinden geçmeden,
Mey-keşleri zemmedip, sakiyi sınamasın.
Dudaktan dem dökülür, kulaklarla içilir,
Kandilsiz gecenin yedi katına,
Takanın kandili mübarek olsun.
İlahları yıkıp, Hakkın zatına,
Tapanın kandili mübarek olsun.
Benlik kalesinin yıkıp surunu,
Üç nefeslik dünyada, ne ola ki emelim?
Bu günlük rızkımız var, yarında Allah kerim.
Arı duru sevginin, mayasıyla temelim,
Hamurunda insanlık, harcında alın terim.
Pişirdi hayat bizi, mihnetin kucağında,
Can adımız Yunus olsun,
Adımızı bilmesinler.
Her yanımız aşkla dolsun,
Aramıza girmesinler.
Şu gönlümün ak gelini,
Mukallit efendi, papağan beyi,
Ömrünü geçirdin, üç beş laf ile.
Kendini kandırdın, müminim deyi,
Müslüman uğraşmaz, onca gaf ile.
Cem nedir bilmeden, cemaat derken,
Zor işler kolay,
Bayramlık olay.
Gönüller saray,
Neden olmasın?
Yer yüzü mâbet,
Yıllar yılı bir dost bulup gönlümü,
Açamadım, açılmıyor nedense?
Adamışım bir güzele ömrümü,
Kaçamadım, kaçılmıyor nedense?
Solum yangın, sağımdadır zemheri,
Yaralı biz derse, şirk mi? efendim.
Allah’ta biz diyor, Muhammed’de biz,
Dedi mi ki? yoktur eşim menendim,
Yanan yakılanla, mürekkep deniz,
Oksijen, hidrojen, birleşince su,
Bana ilham veren, burhanı ozan,
Ne yazık ki madde, arayı bozan,
Bağımız virandır, bahçemiz hozan,
-Şıra kaynatana sözüm yok benim.
-Bahçelerim bağım, üzüm yok benim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!