Sen hala buradamısın ey hasret
Yıllarca çektirdiğin yetmedimi
Az kaldı tükettin beni ha gayret
Elbet bir gün bulamazsın yerimi.
Karanlık çökerken ufkun ağır perdeleriyle
Yıldızlar, tanrının titreyen gözleri gibi bakar
Gökdelenler yükselir mağrur halleriyle
Aşağıda ise bir halk, ekmeği için ağıt yakar.
Ey insan! Nedir bu sendeki dinmeyen gurur
çarşıya varınca hemşeriye rastladım
dedim ki ne var ne yok memlekette
dediki sığırlar yatmıyor gayrı eylekte
ne demek istedi meramını anladım
insanlık güzel şeydi oysa geçmişte
Tanrı kullarına birçok şans verdi lakin
Eline yüzüne bulaştırır müşteki çirkin
Feraset var ama kendine gelmez pek
Çoğulcu sütten çıkmış ak kaşık gibi sakin.
Günümüz dünyası zamzeme, husule,
Ey yolcu, köyüme yolun düşerse
Nasıldır oralar bir haber yolla
Ansızın bir yanık ses yükselirse
Ordadır hayalim ne olur anla.
Bir zamanlar kapağı atınca şehre
Her işin yoluna girecek sanmıştık
Yenen içilen dökülünce denize
Belkide şehirli oluruz sanmıştık
Gecelere sığmayan o büyük rüya
Bu yalan dünyanın falına baktım
Ne olacak haller sor dedi bana
Olup bitenleri bir, bir anlattım
Geçmiş geleceği gör dedi bana.
Gelirken masumdur, giderken suçlu
Başlangıçlar ve bitişler arasında
Sen gök gürlüyor de ben yuvarlanır
Çelik, çomak çağında
Yaşadığımıza inanacağız
Enlemler ve boylar arasında
Sadece bir yokluğa çıkacağız.
Dünyanın her yeri aynı aslında
Dere, tepe, biraz dağlar farklıdır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!