Kesik kesik soluyan neyin sesiydi
Kuşatılmış cepeçevre silinen değişen
Saydam bir gece görüşmesi
Her ne diyorsa gecenin ağırlığını taşıyan
O senmisin yoksa belirtimi inleyen
Aktı pencerenin öbür yanına
Gidersen şayet bir ışık bırak
Bu şuursuz bilinmezlik yıpratıyor beni
Uzakta bile yanında olurum ışığınla
Bana bir teselli bırak
Avunacağım terk etmedi diye
Umutlarımı alıp götürme
dedim ki anneme
göl kenarına gidiyorum
dedi ki neden içine girmiyorsun
yol boyu düşündüm
sözünü dinlemeyip
dağa yöneldim
Ne kadar hızlı olsam tutamadım
Sinir ettin beni lan karasinek
Vurdum masaya elim kıramadım
Nasılda kaçtın yine karasinek.
Yamacın altında yemyeşil çayırlık
Şurada bir bahçe, ötede elma ağaçları, daha ötede cevizler
Kavaklar dere boyunca
Ve keçilerin tırmandığı kayabaşı
inan farkımız yok aslında
eşit şartlarda doğsaydık
bir beyaz, bir sarı, birde kara
azdan çok, çoktan az olmasaydı
ayrırmıydı bizi hiç para
ayrı renkte olsaydık
günlerin zamana aktığı yerden
geçtim tutkunun türlü renginden
bir seyyaha rastladım çok gezmiş
cihanı dolaşmış hasbihal etmiş
oda benim gibi bir vefasız sevmiş
bekleme boş yere gezgin ol dedi
kaybolmuştum gecenin ıssızlığında
tek bir ışık yoktu hayattan yana
her şey canlanıyordu sağımda, solumda
yolumu arıyorken yıldızlara baka,baka
çıkıp gitmişim dünyadan
hangi diyar, hangi bilinmeze
Ben zayıf bir ağacım
Fırtınalar esiyor üstümde
Dallarım duraksız savrulmakta
Yakındır artık ayrılık vakti
Yıkılırım kökümden ölmesene.
Temsilde hata olmaz diyerekten
Sözüm meclisten dışarıdır dostlar
İnsanlık size ömür hakikaten
Ne olduysa bu çağda oldu dostlar.
Ki denizin en küçük damlasıyım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!