Çatlamış dudakların ab-ı hayat istiyor
Tevhidin kaynağından alınmış tat istiyor
Fatıma olmak için can vermeli maşuka
Maşuk, Ali gibi er, Düldülden at istiyor
Bir akşam Körfezi'nde şarkılar söylemeli
Meltemli bir havâda ey güzel İzmir senin
Ah bu yaralı gönlü bilmem ki n'eylemeli
Göz nemli temâşâda ey güzel İzmir senin
Maviler gökte bugün denizden daha koyu
İşitin ey yarenler kabağın sahibi var
Bire iki diyenler kabağın sahibi var
Kepeneğe aldanma altındaki ere bak
Gördüğün gerçek sanma kabağın sahibi var
Biçare zâir-i dünyâ
Uyan her gördüğün rüyâ
Ziyaret et de kabrini
Bil nereye geldiğini
Kaçan kendinden kaçar kaçanlar da kendisi
Kendisine kaçanlar kendinin efendisi
İki gözümün nuru, bu telaş neyin nesi
Bu sağ yahut sol deme gözüm ikiyi bir et
Varlık hemen Hak durur aldatır seni suret...
Kadehe değince leb sözlere beste değer
Heceler nota olur aşka güldeste değer
Sordukça la'lin sırrın akıtır ab-ı hayat
Tenhada şarab-ı nâb dökülür meste değer
Elestte "beli" diyen yine der bunda beli
Diridir ölü değil yahu safta kalanlar
Her an dirilikte ol aşk sofrasından beslen
Tarihi geçer gider bil ki rafta kalanlar
Kalem damladı: Nokta
Göründü bin bir çokta
Birden başka yok yokta
Var olan hemen kendi
Yâr olan hemen kendi
Kim demiş günah diye kadeh vurmayı haşa
Harabatta demlenip mey içmeyi baş başa
Biz ezelden mest geldik âşıkız bir güzele
Sanır mısın sevdamız ela göz kara kaşa
Kisvede dâl gerektir
Dudakta bal gerektir
Ben oldum demek olmaz
Gönülde hal gerektir
Paslıdır demir, olmaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!