Ne desek, fayda etmez ki...
Gitti yedisi, geri gelmez ki
Altı, yedi derken, bugün sekizi
Diye diye, bitirdik iki bin on sekizi
Maşallah yolda yürüyene bak
duruyor, yerinde mihrap
Üstündekiler alelade hele bak
ayakkabıları olmuş harap
Nerde ve nasıl yaşandı
kimlerleydi hiç bilinmez bu harp
Bir kıvılcım idi.
Bir damla yağmur, beklediğim.
Gelirsin diye ümit edip,
Gün üstüne gün eklediğim.
Olmadımı; oldu elbet!
Bugünde idare edelim.
Bir birimizsiz.
Yarın gelirsen
Sarılır uyuruz sessiz sessiz.
Eksik oldumu birimiz.
Bu yatak kalır hissiz
Akka'da kasap Ahmet Paşaydık, Napolyona,
Preveze'de Barboros Hayrettin Paşa,
Yıldırım gibiydik Beyazıd ile Niğbolu'da
İşte O ,Tek gerçek bizdik, düşmana
Yıkamadılar mabedini İslamın
Sultan Abdülhamit ile Payiaht'ta
Çelik'ten zırh giymiş olup çıksan da uzaya
Grostonluk tenekeler yüklesende okyanuslara
Avutuyoruz işte kendimizi mal, makam ve oğulla
Ev, evren kainat bize ait değil, hepsi boşuna
Boş vermişim hayata zamana
Bilmiyorum geri dönmek gerek
Ömür bitiyor yetişiyor hasata
Bir sevgili elinden tutmak gerek
Uyan ey ülkem!
Uyan ey milletim!
Bugün Çanakkale'de toplanma günüdür.
17 Mart 18 marta döndüğünde
Gün şafağa vurduğunda,
Genç yaşlı, kadın kız demeden
İnsanoğlu nasıl da yalnız,
Kimsesiz değilim derken bile
İnsan, insan içinde
İnsan, kendi içinde
Yapayalnız..
Bu şehir sessiz, bu şehir harap
Bu nasıl bir elemdir, nasıl acıdır ya rap.
Tarifi yok, ceset üstünde ceset, yığınla
Binlerce nefes kesildi akşam karanlığında
Canlar verdi, ansızın! düzinelerce




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!