Türküler dertliydi, gözler yaşlı
Analar ağlıyordu, yürek yaslı
Dostlar bize dert kaldı
Aşığım dilinde söz ağlıyordu
Güneş bir başka doğuyor bugün
Bittim, tükendim.
Anladım ki;
Sensiz uzaklarda,
Hiç oğlu hiçim
Adın ile anılırsa ancak,
Aşık olur adım
seni serpeceğim
Ateşin üzerine su serper gibi
yanmasın derken
daha çok tüter gibi
seni vereceğim.
Sonra gir odama bak eşyalarıma
Yıllarca, kapalı kalan perdelerimi arala
Güneş sızar gibi gir, deler geçer gibi
Aydınlat beni, meydan oku karanlığıma
Yap yakıştır işte Sensizlikten yıllarca
Yıpranmış dökülmüş duygularıma
Almışsın sazı eline
Dolamışsın sözü diline
Ne uğraşırsın el oğlu ile
Dost kusursuz olurmu be adam
Yaratmış yaradan özene bezene
Beş tellidir
Duvarda asılı kırık sazım
Bilmezler mi? Bilirler elbet!
Ben beş bin yılllık aşığım.
Yoksun mızrabım
İşte her zaman ki heves! Aynı yüz, aynı batılı
Ayasofya da görmekti çalarken çanı
Gerçekleştirmek için bin yıllık bir hülya ile
Toplandılar bir gayret! Dük'ü, Kont'u, Papazı
Anlamadılar! tepede Hilal i, gördükleri bir rüyaydı.
Nerde beylerim, paşalarım hanlarım,
Ciğer parem uzanmış yatıyor,
Yaralı Yüreğim, babam vakur anam ağlar.
Kan kırmızı tabutum, Ay Yıldız bayrağıma sarılı
O dağ gibi yıllara meydan okuyan
Boğazım da, nefesimi düğümleyen adam
Adı son kez zikredilirken minarelerde
Ta uzak denizlerden, diyarlardan
Onu son kez görmeye geldim
Daha dün gibi, baba ocağında,
Babam uzanmış boylu boyunca
Herkes toplanmış suskun,
Ah! Babam, canım, daha kırkında
Aldı götürdü seni felek, en güzel yaşında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!