Bir keskin çizgiyiidi hayat, nasırlı topukların da izi
Tadı hala dudaklarımdan dökülür, hüzzam makamında
Bir rastlantı değildir elbet gelişim bu dünyaya
Çatık kaşlı, uzun boylu, sevgililerin sevgilisi Mustafa adıyla
Bakışlarımı köle etmek istiyor, biliyorum.
Anlamış değilim,
Azrailin bizleri neden her gün öldürdüğünü
Güneşe adını kimin verdiğini
Geceye neden gece dendiğini
Dünyanın her gün durmaksızın döndüğünü
Ve ayın yıldızların neden orada durduğunu
Bir bendim yağan, sana her bir damlada
Düşerdim peşine, düşerdim tenine
Tenin kokardım mis gibi, buram buram
Anlardın sen! ben tutuşurdum yanardım.
Perçem yüzüne düşer, zülfün ıslanır,
Bir ben vardım yağan herbir damlada
Düşerdim peşine, düşerdim tenine
Tenin kokardım,buram buram
Anlardın sen! ben yanardım.
Perçemin yüZüne düşer, saçların ıslanır,
Hayallerimi biriktirdim,
Enkazı üzerimde yüklüce
Bir kırıntıdır yaptıklarım,
Ve üst üste yığınlar halinde
Keşkelerim, ahlarım, yapamadıklarım
Ne çok arardım seni
Diye bilirdim kendimi
Gece gündüz gibi
Ararmışım öyle kendimi
Türküler dertliydi, gözler yaşlı
Analar ağlıyordu, yürek yaslı
Dostlar bize dert kaldı
Aşığım dilinde söz ağlıyordu
Güneş bir başka doğuyor bugün
Bittim, tükendim.
Anladım ki;
Sensiz uzaklarda,
Hiç oğlu hiçim
Adın ile anılırsa ancak,
Aşık olur adım
seni serpeceğim
Ateşin üzerine su serper gibi
yanmasın derken
daha çok tüter gibi
seni vereceğim.
Sonra gir odama bak eşyalarıma
Yıllarca, kapalı kalan perdelerimi arala
Güneş sızar gibi gir, deler geçer gibi
Aydınlat beni, meydan oku karanlığıma
Yap yakıştır işte Sensizlikten yıllarca
Yıpranmış dökülmüş duygularıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!