Dönemem artık çıktığım yoldan
Yürüyorum, yarından korkmadan.
Bir farkı kalmadı baksana
Aynalardaki şaşkın bakışlarımın,
Kalabalıkları yarıp geçen
Mülteci bakışından..
Geç karşıma öylece bak bana,
Anlamlı anlamsız karışık duygularla
Tırnaklarımı kes, saçlarımı tara
Bakacaksan sevgiyle bak, Ama acıma
Şimdi sen geldin, hayatı sevdir bana
Sevgi yükle, kendinden bir şeyler kat,
Çat kapı gel bana
Baskın yapar gibi gir odama
Yıldırım düşer gibi düş gönlüme
Ansızın gel, vur! Kır! Gönül kapımı
Sök at çitlerimi, dikenli tellerimi
Tımar et, ek biç, gönül bahçemi
Gel berime, hele yaklaş
Çekeyim miski amber kokundan
Ciğerim, seninle dolsun
Az çekeyim, viran olur
Durayım artık, ayan olur
Gelemez isek göz göze ağlar gözlerim
Yolum sonu, sen değilsen istikametim
Vuslata eremeyiz, değemez isek diz dize
Taşımaz beni sana, kırılır tutunduğum dalım,
Bulamam derman, yürümez ayaklarım
Tutmaz bir daha ellerim, veremez isek el ele
Belki Kürşad geliyordur kırk çeriyle.
Belki de Alp Arslandır gelen kırk eriyle.
Belki de Mustafa Kemal’dir, kim bilir.
Sincan’dan, Malazgirt’ten, Çanakkale den,
Şen şakrak, dolu dizgin, nal sesleriyle
Korkuyorum ey zaman neyimi bekliyorsun
Dinsin acım gel sustur gölgemi
Nasıl sevdiğimi sen biliyorsun
Gel ey zaman, gel! bekletme beni.
Yılmadım yıllarca peşinden koştum
Gel gayrı gittiğin yerden
Garip koyma beni buralarda, bilirler.
Sen gittin diye, gereksiz görürler.
Ser sefil olur, Ölür bu derler,
Gel gayrı gittiğin yerden
Bekletmezler, sensiz de gömerler
Bahçede kuru bir dal,
Dalda yeni filiz var.
Aylardan Ocak
Gelmemiş kapıma daha bahar
Şenlenmiş ortalık,
Baharı erkenci eden var.
Yeter ağladığın gördüğün düş de bensem hayalin.
Uyanırsan açarsan gözlerini, hayra yor beni
Mahmur, mağrur ey gözleri sürmeli
Sabah gülen gözlerin ile gör beni.
Uzat elini, tut elimden yar deyi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!