Şimdi çok uzaklardasın.
Adını anınca gecem susuyor.
Sokaklara karanlık çökerken,
İçimden sert rüzgârlar geçiyor.
Ellerim soğuktan donuyor.
Anılar sessizce üşüyor.
Sen gözyaşı döktüğüme bakma!
Zayıf olduğumu mu sanıyorsun?
Her zaman olduğu gibi,
Yine çok yanılıyorsun.
Sadece biraz hüzünlendim.
Siyah hep kötü bilinir.
Sanırsın acıyı hissettirir.
Ölümü, matemi anımsatır.
Sanki insanın içini karartır.
Beyaz hep iyi bilinir.
Tüm dünyanın ağır yükünü.
Sanki küçük omuzların yüklenir.
Her önüne gelen seni hor görür.
Çünkü sen sokak çocuğusun.
Bazen çöpte bulduğunu alırsın.
Gökyüzü kararırken sessizce,
Serin bir hüzün düşer yapraklara.
Güneş kaybolur, gölgeler uzar.
Ayrılık uzun sürer sabaha kadar.
Rüzgar yavaşça dokunur dallara.
Güzel insanlar peş peşe gittiler.
Sessizce evlerini terk ettiler.
Albümde kurumuş bir yaprak gibi,
Geride kalan bir kaç mektup,
Bir de duvara asılı resimleri,
Sanki uzaklardan yankılanıyor sesleri.
Mevsimler çok çabuk geçti.
Doyasıya bir bahar yaşayamadım.
Yaşadığım tüm baharlar,
Tozlu albümde unutulmuş,
Renksiz birer resim gibiydi.
Koca bir ömür böyle tükendi.
Sana son kez yazıyorum.
Haykırarak söylüyorum.
Artık geriye dönüşüm yok.
Seni terk ediyorum.
İşte bu son mektubum.
Söylemiştim sana,
Bir daha sevdalanma.
Yine ağlarsın sonunda.
Bir kez daha yüreğin yanar aşkınla.
Söylemiştim sana,
Ah Süreyya ah, bu genç yaşında.
Gül gibi soldun baharında.
İki öksüz kaldı arkanda.
Yüreğimizi dağlayıp gittin Süreyya.
Gün yüzü görmedin bu dünyada.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!