Sustum, nihayetimin ayan olacak hüznüyle
Yutkundum durdum, hissiyatımı buğulayan hasretin şavkıyla
Gözlerim bıraktı, gam sinemi dağladı, hicran her daim kapımda sabırdı
Ne gecem ve dahi gün içinde neşem vardı, sürur sinem için pek çok uzaklarda kaldı
Ne vakit suskun kalsan
İçinden çıkılmaz devranıyla sessizce yol alsan
Zan içinde bulunsan ve düşünmeden yargırlasan
Koparsın ve kopartırsın umut çiçeğini
Ruhumdan nükseden sevgi selini
Ne sual etmeyi biliyorsun ve ne de merak ediyorsun
Önüme ne gelirse razıyım diyor ve yetiniyorsun, azmi ve cehdi nefeslenmiyorsun
Peki, nasıl bir gayeyle yol alıyorsun, taklit etmeyi mi hala bir marifet sayıyorsun
Farkı fark etmek için hiç çalışmıyorsun, aklına tevdi edileni neden önemsemiyorsun
Her insan farklı hissiyatların müntesibidir.
Her yazılan muhtelif değerlerde ki kimi meramlar, muhakkak ki bir şeyler anlatmak içindir.
Lakin telakkilerin açılımları o kadar değişkenliğe kapı aralamaktadır ki bu bakımdan da okuyan her insan, muhakkak ki yazanın mevcut halini mutlaka anlayacak diye bir şart bulunmamaktadır.
Kanıyor
Bu yüreğim nedense
Hiç onun adını anmak istemesem de
Kuytu
Ve derbeder zavallı olan
Henüz vicdanlar
Hala prangaya maruz kalıyor
Her çırpınışında, yalın bir kamçı enseye iniyor
Ve o an bir
Şaşkınlık sökün ediyor
Henüz dokuz yaşına girmiştim.
Masumluğun basamaklarından yavaş yavaş çıkıyordum, neyi ne kadar biliyordum.
Sadece önüme konan ve güven duyulan her ne olursa inanıyor ve itibar ediyordum.
Fakir bir ailenin tek oğluydum. İki ablam var ve onlarda hayli çilelerin insanlarıydı.
Annem evin otoritesi ve herkesin uymak zorunda kaldığı bir realiteydi, çare yoktu.
Bir gün kalbinden silip atacaksan
Dert içinde coşturup kaçacaksan
Hicranın sayfalarını artıracaksan,
Hazanın solmuşluğuna katacaksan…
Gözyaşlarımda tufanı hatırlatırsan,
Artık gelmeyeceksin gelemezsin
Aşkın seyrinde serinlenen hissin
Hakikat karşısında gizlenen izsin
Gelmeyecek gelmemi istemezsin
Gel diyemezsin sen gelemeyensin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!