Duyduğumda adını, başka bir elde,
Yüreğimde bir sızı değil, bir bilgelikti.
"Elbet bitecek," dedim, "bu sahte beste,"
Senin doğan buydu; döneklik, geçicilikti.
Ben bilirim ki sen, elbet aldatır giderdin,
Yarı yolda bırakır, ardına bakmazdın sen.
Duyduk ki o ses, artık bize haram,
Gönlündeki umutlar söndü, gardaş.
Yıkıldı dağların, yoruldu meram,
Artık o sevenin dünyası döndü,
Seni seven öldü gardaş.
Duydum ki gönlünde mevsimler bahar,
Gülüşün dünyaya neşeler saçar.
Benim olmadığım her yer bahtiyar;
Söyle aşk bu bensizliğin neresindedir?
Şahidim, gözlerin sönmemiş uyan,
Edep hırkasını giyen bir kişi,
Dilini tartmadan kelam eylemez.
Hakk’a teslim eder her türlü işi,
Nefsinin ardında bayram eylemez.
Vefa bir borç imiş, ödenmez malla,
Denizin ortasına pisleyen kargadan bencil
Türlü şaklabanlıklarla kendisini ediyor rezil
Her türlü sahtekarlıkda bizzat kendisi fail
Utanma duygusundan utanır oldu edepsiz...
Haydutu hırsızı kendine edinmiş rehber
Karanlık gecede bir şimşek çaktı,
Bakışı alevdi, yüreği yaktı,
Coşkunun seliyle her yana aktı,
Pistin tüm tozunu yuttu bu ritim.
Müzik başladı mı yerinde durmaz,
Eğer sevgili senden uzak olmayı murad ediyorsa,
yakınlık talep etme,
çünkü
senin zannettiğin yakınlık
onun murad ettiği uzaklıktan daha uzaktır.
Eğilip bükülürken ömrün ince beli,
Ah, bilseydim çok ağırdır bu yükün bedeli.
Oysa taş sandım ben omuzumdaki dağı,
Bir nefes vermezdim, bilseydim cesaret hayatın tuzağı.
Gözlerimde erken çöken sis, saçlarımda ak,
Alevisi sünnisi inandığı gibi yaşasa herkes,
Ya Muhammed ya Ali diyerek tüketse nefes,
Birlikten çekinse fitne, kesilse şer ses,
Eğilmeyen dik başım beladır bana.
Diz çöktüğün nefsin cezadır sana...
Yüzyılları aşan soylu bir duruş,
Eğilmeyen başın adı Türk’tür.
Zulme karşı her an çelik bir vuruş,
Mazluma kanadın tadı Türk’tür.
Umutsuzluk sarsa yol bulur akıl,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!