İnandığın ve uğruna savaştığın doğrular, doğru değilse...
Sana yanlış gelen şeyler, bir başkasının hakikati ve doğrusu ise.
ve her ikinizde kendi doğrunuz da ve yanlışınız da haklı iseniz
Yar...
O kadar kolay mıydı yar olmak,
yarenlik yapmak, yar diye gelene?
Yare giden yollar,
yardan gelenlerin çoğulluğu içinde kayboldu.
İşte bu yüzden
Aşk mı beni tutsak alandı, ben mi aşka tutsak olandım bilemedim...
Yoruldu Mısır firavunları, taş kesildi Çin ordusu, yıkıldı Babil Kulesi, yandı İskenderiye Kütüphanesi, battı Atlantis, bir tek AŞK başardı yaşamayı. AŞK'ı yüreğinde taşıyabilene ne mutlu ki dünya yıkılsa da onu sımsıkı tutuyor avuçlarında, gözlerinde, gülüşünde, yüreğinde, sözcüklerinde.
Tutsak bir sevgi değildir aşk ve özgürlüğü yoktur, sen özgür olmak istedikçe uzayacaktır yolları sevmelerin ve kabuk değiştirecektir. Fakat aşk kendi içinde bitmeyecek ve sonsuz olacaktır... Sen olmayacaksın belki o aşkın içinde o kadar fakat AŞK her daim var olacaktır mor sardunyaların kokusunda ve sevginin gülüşünde...
Yaşamda garip oyunlar tecelli etmekte,
Bilen Hak eden midir?
bilmeyen öğrenemez mi?
yoksa gerçekten her rolün bir adamı/kadını var mıdır?
hayat öğrenilesi bir yol gibi görünse de
gerçekten rollerimizi mi oynuyoruz sonuna kadar?
Sevgili, bu gece sel olduk akıyoruz geceye.
Geceler kıskansın bizi, yağmur ders almalı mesela ne kadar yağarsa yağsın biz kadar ıslatmayacak yüreğimizi.
Biz kadar değmeyecek ruhumuza.
Biz kadar yeşertmeyecek hayatı.
Bu gece kıskanmalı bizi yıldızlar, öykümüzü dinlemeli her biri kendi köşesine çekilip.
Bulutlar ardında bile olsalar merak edip dikkat kesilmeliler sözcüklerimize.
Doğrusu yok demişti bilge adam
ve yine doğrusu gittiğin yoldur diye de eklemişti
Onun nazarında
Yağmuru bekleyen bir gariptim yol kenarında
Hava kapalıydı ve yağmur yağmamak için bulutlara tutunuyordu
Kum olup parmak arasına doluşmuş olmak da
Yalnızlık bir şiir olsaydı,
kendine seslenmezdi belki,
ama her gece,
gökyüzünde eksik kalan bir yıldızın yerine
adını koyardı.
Yine aynı tanıdık sesle doluyor
hasretime sözcükler,
kaç sualim yanıtsız kaldı
gidilmemiş varılmamış coğrafyalarda,
oysa hep aynı tadı veriyor
sevmeleri yalnızlığın
Yak…
Köze düşüp buhar olan damlanın duasıyla başla,
sessizliği tutuştur önce,
çünkü en büyük yangınlar
dilsiz çığlıklardan doğar.
suskunluğum,
sessizliğim,
yokluğum,
varlığımın ortadan kayboluşundandır.
kelimeler
kendisini saran hecelerin ortasından geçen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!