ve
tarih öncesi çağlar kapandı
yeni tarih seninle başladı
tüm zamansızlıkları ve karanlıkları aşarak
güneş doğdu gülüşünle güne
ısındı yeryüzü kollarında
Ne güzel şeydir birinden SENİ SEVİYORUM diye iki sözcüğü arka arkaya duyabilmek. Ne güzeldir o sözcüklerin içinde karşılık beklememek, öylesine sevebilmek. Ne güzeldir Seni Seviyorum diyebilmek.
Seni Seviyorum… bu satırları okuyan yürek…
Kendisi SEVGİ olanın SEVGİYE ihtiyacı yoktur. Çünkü SEVGİ karşılık beklenerek verilen bir duygu değildir.
SEN SEVGİ isen tüm tohumlar büyür içinde. ADRES aramaya gerek yoktur, bazen bir kuş konar, bazen bir yaprak sarar düşlerini. SEVGİyi taşıyorsan içinde gözlerindeki ışığa düşer her türlü güzellik ki o saatten sonra hayat sana akmaya başlar ve fark edersin ki HAYATTA SENsin, SEVgi de Sen, Aşk’ta Sen… Geriye kalan Sen’in yansımAN ve SEN’de olAN…
Suskun bir güneşe verip yüzümü uyudum,
düşümde sendin,
aklıma düşende,
düşler ile gerçekler arasında kaldım.
Yol bitti
izi kaldı göz kapaklarımda,
Yarını olmayan sabahlara doğmuştuk
her şey yaşadığımız an içindi
Ne ondan öte
ne de ondan içeri
Bir basit seviydi yangını körükleyen
Hiç sana ait olmamış bir bedenin
Yarını olmayan sabahlara doğmuştuk
her şey yaşadığımız an içindi
Ne ondan öte
ne de ondan içeri
Bir basit seviydi yangını körükleyen
Hiç sana ait olmamış bir bedenin
Ben sana AŞK’tan bahsedeyim SEVGİLİ, sevmekten, sevip uzaklara gitmekten, sevip yanıp kül olmaktan bahsedeyim biraz.
Mesela, güneşi nasıl avuçlarına alacağını anlatayım, yada yıldızlardan nasıl gözlerine sürme çekeceğini anlatayım, yada gece karanlığı sessizliğe nasıl nota nota müzik ile dolacağını anlatayım.
Ben sana aşk’tan bahsedeyim SEVGİLİ, içim dışım bir terk edişlerimden haberdar edeyim mesela.
Sana mutlu hikayeler anlatmak istiyorum çocuk, Mesela, güzel ülkelerde, muhteşem fotoğraflar çekmek, Romada dilek havuzuna paralar atmak ve dilekler dileyerek ıslanmak fiskiyelerin çılgın kalabalığında.
Her AN bir düşü gerçekleştirmek için doğmalı güneş. Her AN seni bana anlatmalı tüm şehirlerdeki güvercinler.
Venedikte serenat yapmalıyım sana, gitarın tüm tellerini dile getirerek,
Londra da saat kulesinden öğrenmeliyiz zamanın ne kadar yavaş aktığını.
Saat 00:17
ne gelinir
ne gidilir bir coğrafyada
sancısını yüreğine eklemiş
bekler durur bir adam,
ya ahmaklığındandır kalmaları,
ah tırnaklarımı geçirdiğim tenim,
sanırmısın ki çektiğin acı gerçek acıdır.
Sen bir de yüreğimin acısını dinle
senin sAnCIn gül kokusu kalır
yanında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!