Ya Mevlana gibi oturduğun yerde bekleyeceksin Aşk’ı, yada Aşk’ın için yollara düşeceksin Şems gibi.
Aşk, kanatarak girer yüreğe.
Acıtarak, yakarak, tarumar ederek çıkar gider.
Gidişinde kocaman bir enkaz bırakır geride, en iyi ustanın bile onaramayacağı.
Onarsa bile, bir daha asla eskisinin yerini alamayacak
Hiç olmamalıydı belki de AŞK denilen şu ateşe sarılı nefes. Ne Adem düşerdi dünyaya ne de Havva varırdı doğum ile ölümün farkına…
Kuru bir teslimiyet içinde yol alırdı insan denen canlı. Ne cennetinden olurdu nede cehennemi yarattırırdı yaradana. Herşey aşk içindi, ilk ölüm bile aşk için oldu.
Tüm ölümler ve doğumlar aşk için olmakta.
Özüne döndüğünde bütün felsefelerin gereksiz olduğunu görürsün.
Orada tek BIR gerçek vardır,
AŞK…
AŞK’ın olgunluğu yoktur. Yaşanmışlığın olgunluğu olabilir. Lakin Aşk’ta asla olgunluk olmaz. O hep aynı şekilde yanar, büyür, kül olur, ateşe döner. Tekrar büyür, yanar ve köz olur. Bu bir döngüdür, devam eder ve insan o ateşte her zamAN yanar.
AŞK böyle birşeydir. Aşk evrim geçirmez, onun kanunu ve sıradanlığı yoktur, sınırları ve tanımlarıda yoktur. AŞK, sadece O OL’maktır. AŞK, HİÇ’liktir. AŞK her zaman küçük bir çocuk gibidir, şefkat, ilgi, korunma ve teslimiyet ister, bu yüzden Aşk büyüyen bedenlere çok ağır gelen bir yüktür.
AŞK, yaşadığını fark etmektir. Farkındalığında yitmektir, AŞK… Kimi zaman BEN’i bulmaktır, kimi zaman da O olmaktır.
Al düşlerimi vur göğsüne
benden sana kalan tenimden düşen bir damla olsun.
Damlada gökler oluştur ve mavi bir umut ile süsle onu.
Aylardan temmuz günlerden gelmek olsun.
Toprak koksun nefesim,
parmakların köklerimi kazısın
Ateş-i AŞK... Ey Ömrümün Bedelsiz Karşılığı
Yangınıyla dişimin kovuğuna dolan ağrıların sancısında çekivermekteyim seni ey aşk, ne sözüm var tarife seni, nede dilim var anlatmaya,
bütün evliyaların, dervişlerin, erenlerin gördüğü anlatamadığı haddedir bu yangını aşkın,
ömrümden gün bileyeyim an be an, biten çağların içinde çıkarak
Ben
ATEŞ’in içindeki AŞK’ım,
AŞK’ın içindeki KÖZ’üm,
KÖZ’ün içinde ki ÖZ’üm,
Ben yandıkça
tüm suskunluklarım kendimedir bu kentte
yalnızlığma öyküler besteliyorum, yıldız seslerinden
karanlığımdan güneş doğurmaya çalışmaktayım, gecenin en olunmaz vaktinde
gündüzün o yakıcı sıcağında
binbir türlü terk edilmişliğiyle sokaklar eşlik ediyor
Ol’duğumdan değil yazdığımdan tam görünürüm.
Oysa senden daha çok eksiğim bile olabilir.
Sadece kendinde olanı gör ve ona elini uzat.
Sana istediğin cevabı verecektir, içinde olan SEN.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!