Ne düşünüyordu hayat hakkımda bilemedim, bir yola çıktım yolcusu farklı idi, yola çıkaranı farklı. Yolun bittiği yere getireni farklıydı, götüreni de. Durdum, bekleyenimde farklı, bekletenimde. Şimdi nereye dönsem geldiğim kadar sessizlik, kaldığım kadar yalnızlık, düşlediğim kadar BENsizlik hakim zamANa...
zihnime zincir dolamışım,
yüreğim ayyaş,
bedenim berduşa devşirilmiş.
yollara düşmek vaktidir,
huzuru
tüm zaman dilimlerine pay edip...
Ben seni Karadeniz gibi sevmeyi öğrendim Sevgili
Bir yanım sert dalgalar ile dövülürken
diğer yanım dik yamaçlara tutundu.
Yeşil bir sevmeye adım atıyordu düşlerim
mavi bir tutkuya devriliyordu adımlarım
BEN beni bulmak için yola çıkmışken bende,
beni bende bulan benin bulduğu şey
yine bendim,
ben benim yansımam isem,
bende ben olmaya çalışan ben
neresindeyim ben'liğimin.
evrende karşılaşmak ve ortak amaç için mücadele etmek insanoğlunun doğasında var tabi arayış içinde olanları için geçerli bu durum. tüm savaşlar, isyanlar, dinler, tarikatlar ve devrimler aynı amaç ve düşünce peşinde koşan insanların bir araya gelmesi ile doğmuş, büyümüş ve gelişimiştir.
ortak amaçları gerçekleştirmek için çıktığımız yollarda aynı hedefe gittiğimizi farkettiğimiz insanlarla bir gün mutlaka karşılaşıp o yolda ilerlemeye başlarız. Tüm bu eylemsel durumların oluşabilmesi için DOĞUM olayının gerçekleşmesi gerekiyor, fikirlerin doğması, eylemlerin doğması ve asıl önemli olan bu eylemleri gerçekleştirecek İNSANların doğması gerekiyor. Bir gün diye başlayıp düştüğümüz yollarda tabelaların yönlendirmesiyle karşılaşmakla başlayan bir yolculuğumuz var henüz YOLDAŞlık seviyesinde değilsede bir kaç adımda sözlerin, kelimelerin, gülümseyişlerin ve fikirlerin eylemselliği olmuştur.
yaşamak herkes için bir ödüldür, bazıları için ödülle beraber kutlamadır, bazıları için araçtır, bazıları içinse amaç oysa hayat bir bütündür ve bu bütünlüğün içinde var olan tüm güzellikleri paylaşarak büyümek gerekiyor. Her payda birleştiğinde bütünü oluşturur ve bütünde BİRliği temsil eder.
Kafam duman duman oldu aşkı aklıma çektiğimden beri
Ben mi sarhoş halleri çarpıp koydum yanıma
yoksa sarhoşluk mu gelip çalıp çırptı beni
yersiz yurtsuz bıraktı kadehlerin orta yerinde bilemedim
Aklıma mukayet sevdaları sarıp çekiyordum ciğerlerime
göğüs kafesimde tutsak edilmiş yare dair sözcükleri
Aşk Anarşist Bir Duygudur
AŞK, anarşist bir duygudur beden için
ve tüm hücrelerin isyan eder zihnine.
AŞK, hesapsızdır.
Bu yüzden bakmaz işin sonunda ne kadar borca gireceğine ya da ne kadar kazanacağına.
AŞK, akılsız olmayı seçer.
şair sahneden inse de dostlar
şiir olanca hızıyla devam ediyor.
Aşk hak edilmez
çünkü boka konan arıya benzer
bazen aşk,
Deniz farkında olsaydı damla olduğunun büyüklüğü ile bu kadar böbürlenmezdi. Damla da bilseydi deniz olabileceğini bu kadar ezik davranmazdı kendine.
AŞK, denizin damladan, damlanın denizden olduğu bir var oluş halidir. AŞıK her zamAN AŞK'tan AŞK üretir ve AŞK'ı AŞK yapanda Aşığın yüreğindeki damladır.
Ola ki bilirsen damla olduğunu, denizi içinde taşıdığını anlarsın. Ola ki görürsen denizi, onun damla olduğunu bilir SUS'arsın.
Belkide sana sürgün vermeliydi yaşam ve belki de senin avuçlarında büyümeliydi adı aşk denen şu menem şey en çokta gözlerine vurgun olmalıydı adım
bilemedim bu kadar geç kalacağını zamanın ve hatıra defterlerinin arasına sığdırılan sevgi cümlelerinin etrafına çizilen kelebeklerin ve papatyaların ömürlerinin uzun olmayacağını
bu yüzden en çok evet en çok bu yüzden sevmenin sana benzeyen hallerini sevmeyi öğrenmek istiyorum şimdi ve sen yoksun...
uzak ülkelere demir atmış yolcu gemilerindeki yolcular gibisin. ülkesini özleyen sevdiklerini terk edip giden uzun yol yolcularının hizmetkarı sevmelerin ile bakıyorsun gittiğin ülkelerdeki aşıkların sevmelerine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!