Aşka her zaman sevmenin ustaları sahip çıkar. Onların sahip çıkmasına rağmen aşk her zaman öksüz bırakır kendisini böyle değerli kılanları. Bu yüzden aşk sanatı da ölmeye yüz tutmuştur... Kimse aşka çırak olmak istemez çünkü daha hızlı tüketilen sevgiler vardır kendini aşka benzeten. Emeksiz ve bencilce yaşanan fast food tadında...
Sevmek, hiç susmadan konuşmaktı. Aşk lal olmak..
Sevmek, ayakta tedavi görmek gibiydi. AŞK ise karantinaya alınmak...
Sevmek, her yerde her canlıya dokunmak, bir olmak ve teslimiyettir... Aşk, dokunmanın içinde yoksa eğer yaşanan şey aldatmadır...
Çocuk,
biliyorum ki hiç büyümeyeceksin,
kah sevmenin acemisi olacaksın,
kah aşkın
Kimi zaman
Aşk, Seviyorum dediğinde yüreğindeki titreşimin dudaklarından çıkan sözcüklerle dans etmesidir.
BEN’i bilmeden benliği, benliği bilmeden de AŞK’ı anlayamazsınız…
Ya Mevlana gibi oturduğun yerde bekleyeceksin Aşk’ı, yada Aşk’ın için yollara düşeceksin Şems gibi.
Aşk, kanatarak girer yüreğe.
Acıtarak, yakarak, tarumar ederek çıkar gider.
Gidişinde kocaman bir enkaz bırakır geride, en iyi ustanın bile onaramayacağı.
Onarsa bile, bir daha asla eskisinin yerini alamayacak
Hiç olmamalıydı belki de AŞK denilen şu ateşe sarılı nefes. Ne Adem düşerdi dünyaya ne de Havva varırdı doğum ile ölümün farkına…
Kuru bir teslimiyet içinde yol alırdı insan denen canlı. Ne cennetinden olurdu nede cehennemi yarattırırdı yaradana. Herşey aşk içindi, ilk ölüm bile aşk için oldu.
Tüm ölümler ve doğumlar aşk için olmakta.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!