Şehrin yüksek duvarları vardı,
içinde milyonlarca hayat besleyen
Sokakları
kaldırımları sökülmüş yalnızlık tarlası gibi
Sarışın bir travestinin gözyaşı değiyor
kırmızı ruj lekeli sigaranın üzerine
Tanığıydım hayatımın
Beş duyum ve ruhum ile ilk suça teşebbüs ettiğinde
sokak ortasında vuruldu düşlerim
Yardan gayri sevmek mümkün mü? diye sesleniyordu
radyodan ajans sunan spiker
Bitlis'e beş minare dikiyordu şarkılar
ben
kendi öykümde yalnızlıktım
sen
tanrı olarak bende tarifsiz kalabalıklardın
ben
sende zerre idim
tarifi mümkün olmayan şeylerin toplamına AŞK diyoruz,
aşkta tarifsiz kalıyor içimizde
ve aşkı tanımlamaya çalışıyoruz.
dünyanın bütün dillerinde aşk başka başka anlatılsa da
aslında tüm yüreklerde aynı şekilde yanmaktadır
ve dile gelmek istemektedir.
Susuyorum,
Beklercesine güzellikleri.
bu arada unutmamak gerek
aradaki uçurum yüklü sessizlikleri
ve deşerek her şeyi ortaya çıkan binlerce soruları.
en iyisi mi gitmek,
.....
Bir uçurum düşlüyorum
düşüncelerim kadar derin
açık denizler kadar yalnız
ve martılar gibi çığlık çığlığa
Tarih,
öyle cümlelerle bahsetmeli ki benden,
hiç doğmamışım gibi
tozlu raflarında yer almalıyım kitaplıkların,
İskenderiye de yakılan,
engizisyon mahkemelerinde aforoz edilen,
senin dile getiremediğin sözleri dile getirdiler,
kaç türküye paydaş oldu sözleri,
kaç şiirin omurgasına destek oldu bilinmez.
Hatırlayamayacağın kadar çok insan mücadele etti senin için,
kaç ihanete düştü geceler,
kaç ölüme savruldu yaşamlar.
ey derin sessizliğin kralı ve kraliçesi,
uykudan uyanma zamanı gelmedi mi artık,
sözlerimi kapattığımda gözlerim,
gözlerimi kapattığımda sözlerim kayboluyor içimde.
içe süzülen yaşların bilmem kaçıncı damlasıdır sesimi titreten.
vakit geldi artık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!