Uyanamadım,
belki de uyumadığımdandır bu hallerim...
Mesela
gece kırk yıldız içinde Jüpiter'i tanıdım.
Güneşin gelişini gördüm,
ayın gidişini.
Vakitlerden hercai,
ayak direyen düşüncelerin ateşinde yanıyor ahali.
Kah
kaburgasından Havva yaratılan Adem'e dönüyor yüzünü güneş,
kah
bildiği bütün duaları yeryüzüne indiren meleklere,
Yar kokan mendiller taşırdım cebimde. Uyanmak istemeyen ayak izlerinde yiterdi tüm sevmelerim yine de kopmazdı yüreğimden içime işleyen yar gülüşleri. Olamadık be çocuk büyüyemedik işte sevmekten usanmayan yüreklerin kayıplarında büyüttük hasretin yoksulluklarını.
Tiner koklayan çocukların yürek sancılarına yanmadık, onları yaydığı kokulardan rahatsız olduk ve kaybettik insanlığa dair her şeyi. Bir ayakkabı izine, bir sorgusuz hesaba devrettik işte yapılmış tüm anlaşmaları.
Vakti geldiğinde büyüyecek bir gülümseyiş ise ruhumun yarası, derdine dermanı bulduysa yar yüreğinde, elbet bir gün ona ulaşacaktır ve dokunacaktır ve onunla kendisine çare arayan yitişlerine son verecektir.
Kırlangıç çığlıkları örtüyordu
sabahın kendi içine çekilen serinliğini.
Yıldızlar
sabah okunan ezana yetişmişti.
Ay
kocaman gövdesinde
Duyuyor musun?
düşen damlaların seslerini…
Hangi yöne dönse güneş,
ardında hasretlik bırakıyor,
uzayan gölgeler değildir
üşüten insanı,
seni kendime anlatmamla başladı
şimdi şiirleşti
gelecekte romanlaşacak
ve hiç bitmeden devam edeceğim
anlatmaya seni kendime
Erkek, dünyanın sahibi olan güç prensi. Yaratılan herşeyi kendisine ait gören, yaşayan tüm canlıları yok eden ve kendi cehennemini yaratan, tanrının sağ kolu olduğunu düşünen bencillik abidesi.
Hayata ambargo koyan ve bunun ardını getirmek için her türlü silahı kullanan düş kahramanı. İçinde SEVGİ taşıyan ve sevgisinde ÖLÜM’ü barındıran mutlak doğrunun sahibi ilahi güç, ERKEK….
Evet konumuz erkek ve erkek dünyasında var olmak. Kimi zaman baba, kimi zaman oğul, sevgili, eş, çalışan, ezilen, sömürülen ve sömüren Kral kişi. Dünyanın tanımını yapan özgüveni yüksek Ben yolculuğunun başlangıcı ve sonu olan dev yürekli insan, Erkek…
Bir vücut ki hem özü, hem nefesi, hem yüreği, hem aklı, hem fikri, hem de zikri taşır içinde. dayanmış, döşenmiş, insanlığa kuşanmış bir mabed haline gelivermiş. hakkı yaratmış sözünde, hakka teslim olmuş özünde, evreni varlık nedeni saymış gözünde.
Tüm kabeleri gömüvermiş yüce gönlüne, görmek isteyene derya oluvermiş, istemeyene bir et parçası. yaşamak isteyene alemlere nur, istemeyene yeryüzüne bir vücud oluvermiş. şu alemi cihanda varlığını hakka teslim etmiş, etmemiş tüm canlar, BİR olanın her bir parçasıdır.
Aşk ile
Herkes iç acılarının toplamı ile can kırıklıklarını bir denklemde eşitleme derdine düşüyor.
Kimsenin dış acılarının izdüşümlerinin yarattığı iç bükey sancılardan haberi yok.
Kusursuz işleyen evrenin trigonometrisinde varlığının eriştiği kenar uzunluğu ve onların tanrıya olan açısında, ışığın doksan derece açıyla düştüğü avuç içlerinde yaşıyor özlemleri.
Bu coğrafyadan mutluluğu çaldıkları günden beri
yitirdi çocuklar gülüşlerini,
analar duasını unuttu,
babalar omzundaki dağları yere bıraktı,
gelinlik kızlar ağlaya ağlaya büyüdü.
Sevginin tam ortasına dinamit koydular,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!