Mavilere yakıştırmışsın yine.
Suretin mevsimlerin en içli hali.
Garipsin vesselam bi o kadar sırlı.
İsmini arıyorum lügatlerde.
Lakin sana yakışacak kadar
Güzeli yok!
Yaşadım ne varsa bilinmeyeni.
Bazı yelkenli bazı kuş oldum.
Soluksuz tırmandım bitmez merdiveni,
Omzumda bin hayal bir tahta oturdum.
Gökyüzünün rengi sonsuz çiçek bahçesi.
Susadım.
Bir avuç su ver bana.
Çığlıkları yeri göğü inleten bu canıma.
Uslanmaz, kederli,
Bu talihsiz yangına,
Bir tas su dök hadi!
uzak!
çok uzak ve imkansız....
değil aslında ellerin.
sarmalara sarılmalara hasret belki.
ve o merhametsiz gülüşün,
kor yangınlara savurdu beni inan ki.
Anladım!
Vazgeçmeyi bilmek gerek.
Bu belkide verdiğim zor kararlardan biri, ama verilmesi gereken kararlardan biri; en iyisi için...
Dünyama girmiş değerli varlığı; SENİ,
Zavallı, eli kolu bağlı, yetim,
Çaresiz, kimsesiz, sebepsiz biriyim.
Gecelerin soğuk, ayazın en kavurucu,
Unutkanlığın kol gezdiği bir şehirdeyim.
Bu kıyıda ne yakamozlar yaşamıştım.
içimde yaşlanır bu ağaç,
sarmaşık misali kökler salar.
ne olur birileri elimden tutup,
şu yarayı söküp alsalar;
ben artık yağmura el açan,
kar öyle güzel yağıyorki şehrimde!
sahipsizdir diyebilsem,
yarim olacak.
yağdıkça kar üzerime,
sarıp sarmalayacak beni,
aşka salacak.
Bir nisan ikindisi.
İnceden ince yağmur yağıyordu.
Konuşmuyordum hiç.
Penceremden bakıyordum geçmişlere.
Küskündüm.
Gençliğimi ihtiyarlığıma dikiyordum.
artık kuşlar konmuyor pencereme.
ağaçlar da boyun büktü.
biliyor musun?
keşke dünya sen varmışsın gibi,
şimdi de biraz anlam ifade etse.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!