sevindim!
ağladım!
sustum!
yüzümde soluk
bazen bezgin
bazen küçük bir tebessümle...
durma sakın!
bugün yarın öbürgün
insanların arasına karışmak gerek.
klavuzluk etmek bildiklerin için
yol göstermek;
hayatın içinde alabildiğine koşarak
Yağmurlarda yıkandım karanlık gördüm.
Gözlerime bilinmez millerden sürdüm.
Ellerim kelepçeliyken senle hürdüm.
Senle hür yaşadım senle hünkar oldum.
Kârdan yanaydım zarara bilenmedim.
Karanlıklara karışıp gitmeden,
Sana yarım bir teselli bırakıyorum.
Sorguları yüreğimde taşıyarak,
Adını bilmediğim beyhudeliklere gidiyorum.
Uzaklara meyillenmişken yağmurlarla,
Yarama tuzlamışken resmini.
Hangi beklentinin yanında kaldı gündüz.
Yola baktığını söyle, ne korkuyorsun.
İçini saran matemle nereye kadar
Yaşayacaksın; söyle neden susuyorsun?
Dışarıda kar altında çocuklar oynuyor.
Nazlı yarim,
Hiçbir özlem hiçbir hasret yazıldığı kadar değil.
Sinsi ve melanet bir kasvet sanki.
Ve ömürden ömür götürüyor.
Sabahları sonu olmayan karanlıklarla
Uyanıyorsun hiç istemeyerek.
Bazen dağ yamaçlarında rastlıyorum size.
Kendi başınıza olmanıza imreniyorum.
Bazen bir yol ortasında yürüyorken damla damla,
Ceket yapıyorum üzerime sizi yağmurlar.
Bilmiyorum hangi gurbetten geliyorsunuz.
gördüğüm bir suretten ötesi.
gündüz değil, ne de gece.
üzerinde yalnızlığın soğuk nefesi;
her yer karanlık, karanlık sadece.
yalnızlık deme sakın!
yalnızlık en büyük işkence.
ben şimdi,
yalnız bir şarkıyım.
sessizce ikimize ağlıyorum.
gözümden dökülen sevgi yaşlarımı,
tüm hasretliğimle,
sana gönderiyorum.
Dışarıda güneş ortalığı kavuruyor.
Yaz sıcağı almış başını gidiyor.
Gölgeler bile isyan ediyor.
Ben zemheri halindeyim, üşüyorum.
Ne yokluk belli ne de varlık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!