Bir çocuktu;
Gözlerine gülücükleri hapsetmiş
-oyunlara doğmamış
Tıpkı senin gibi-benim gibi-
Haylaz çocukluğumuz gibi...
Bir çocuktu
Zihninin aydınlığına vur beni
İsa gibi çağmağa ger
Bir düş görürüm yıllardır
Söylüyorum ütopya diyorlar…
Tanrı yok
Dur gözlerinde rayında kokuyor yolculuk
Beni götürmemeye kararlısın anlaşılan
Bırak ardında duranları
Dönüşün olursa
Diye kalsın...
Durun söylemeyin bana
Ben gömemem onu
Ellerim titrer
Hem Aysel’e nasıl söyleyeceğiz
Duyunca yıkılır kadın
Nasıl söyleyeceğiz
Karanlığın içinde hıçkırık tuttu duvar saati
Biz onunla yalnızlık yarışına girdik…
Ben Yağmur’u daha tanımam
Vallah tanımam…
Tanımam…
Duydum yağmur yağıyormuş İstanbul’a
Rüzgâr esiyormuş…
Bululanmış gözlerin ağlıyormuşsun
Öldüm!
Canım yandı söylemdim
Duydum yağmur yağıyormuş İstanbul’a
Bir buket sevgi topluyorum.
Bulutlara tırmalıyorum,
Ihlamur saçlarını tarıyorsun sen
Onurlu suskunluğumla;
Ellerin değecek sanki gökyüzünü suluyorum ben
Seni düşünüyorum,
O yeşil fuları takma çocuk
Gece Tren’lerine binme kaybolursun
Gözlerinde tuz yeşili yalnızlığın
Yağmura bulaşmış be çocuk
Bana öyle telaşlı gözlerinle bakma
Dayanmaz benim yüreğim buna
Dört bayrak salamıyor güneş tapınağından
İkinci öğlen dersinde ''Dalay Lama,,
Turuncu çocukları önünde diz çökmüş
Shewa heykelleri canlı sanki üzerime geliyor
Yak sesleri zamanda kayboluyor
Bulutlar Himalaya’lara iyiden iyiye abanıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!