Cebimdeki beş lirayla
Anca seni Karşıyaka’dan alırım
Sanki şavkı denize vurmuş
İki yıldız gibi dolaşırız
Üçüncü sınıf bir çay bahçesinde otururuz
Çaya sevgi katık ederiz…
Ali’m
Yoldaşın Ali
Sen haki yeşili bir ceket giyinmiş yirmi yaşında
Göğsünden çıkarıp yüreğini atmışsın masanın ortasına
Gözlerindeki yaşla bırakmışsın ardında bir ana
Akrostiş
A nayasayı savunmak kabahati
H ukuk devletini yaşatmak derdi
M aruzu bütün saldırıların fevri
E llerindeki
Kemik öldüren yokuşundan
Sallandık bir akşam
Ama ne akşam, ne akşam
Sarılmışsız gece sarmaşığı gibi
Kokun andırırdı hanımelini
Aklımdan geçiyor
12.Haziran.2005
Evet, yaşandı bu olay
Umuma müşkülât vermeyen bir alan
Üzerinde yok üniforma
Bozyaka’lı bir komisermiş
Şehir hatları vapurunda bir yabancı
Kimse tanımaz onu
Sakin suskun yorgun tedirgin mutlu telaşlı
Anlamsız yüz hatları
Tahta bir sandalyeyi zimmetine geçirmiş usulsüz bir yolla
Damıtıp huzurunu denizin keşmekeş buğusuna
Gelirsem eğer şehrine, açık tut pencerelerini
Yağmur olup düşeceğim çatlak dudaklarına
Bir mutluluk filizi boy atıp gözlerinden
İşte o an seveceğim seni yeniden…
Üç kişiydiler
Biri Hüseyin
Arkadaşlarının yanında şehri pehlivan
Tek başınayken sesi çıkmaz özeğine basan
Diğeri Mithat…
Hani şu köse olan
İndi eşkıya dağdan şehre de
Bey oldu padişah
Bulaştırdı kirini cümle âleme
Bir sen mi kaldın tertemiz aynada
Ne işin var
İndin Naté Damé’mın çan kulesinden de
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!