Ağaçlarda budak gibi
Öpülmemiş dudak gibi
Yanıyorum ocak gibi
Bir yudum su verenim yok
Çekilmeyen yük sırtımda
Zavallı ömrümün şu haline bak
Yine susuz yine kurak yine çöl
Bir türlü dolmuyor boşalan bardak
Yine hasret yine gurbet yine yol
Geri geleceğim diye
Söz vemiştin hani bana
Yıllar geçti sen gelmedin
Temel mi attın oraya
Yalnızlık canıma yetti
Bitip tükenmeyen şu geceleri
Neyleyim elimde yoksa yar eli
Aha masam, aha rakım, aha ben
Vur şu kadehime vur seher yeli
Bak işte birazdan güneş doğacak
Anlıyorum bu gidişle
Yollarımız ayrılacak
Gönül bağımda bülbüller
Güllerden ayrı kalacak
Sen bir yana ben bir yana
Gezdirme peşinden nafile beni
Yaktırma yıktırma bana alemi
Benim kadar kimse sevemez seni
Ya benimsin,ya benimsin,ya benim
Eyvallahım olmaz bir başkasına
Çökmüşüz hepimiz şu araziye
Kanıp inanmışız boş faraziye
Eskiyle yeniyi bir teraziye
Bindirsen indirsen yine olmuyor
İlk günden bu güne yapıp bozanı
Sahara dağının, kar’ı bembeyaz
Boranda kalmışım, yakıyor ayaz
Gelse neya yarar, o yarsız bir yaz
Ben böyle biçare, kaldıktan sonra
Dağın yamaçları, orman’mı orman
Kulak ver sözüme, divane gönlüm
Dönüşü olmayan, yola gidilmez
Murada ermeden, yakalar olüm
Gurbet acı vatan, seyri bilinmez
Süründükçe gözün arkanda kalır
Kendi diyarımı, ben terk eyledim
Kurulmuş yuvamı, yar yad eyledim
Gül açan bağımı, dost dağ eyledim
Kız seni göreli, seni seveli
İnsan aleminden, uzak olmayı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!