Ay tutulsa güneş yansa
Gök kararsa yer bulansa
Seviyorsa gelir cansa
Gelmiyorsa kendi bilir
Kendi bilir kendi bilir
Bilsen nasıl acıyorum
Baktıkça kendi kendime
Bir meçhule sel hızıyla
Aktıkça kendi kendime
Ayrışarak süzüm süzüm
Gülüşlerim esir düştü ellere
Keşkeleri sayar sayar giderim
En çelimsiz poyrazlara yellere
Keşkeleri yayar yayar giderim
Hiç gonca açar mı solmuş yanıyla
Kıymetini bilemedik yılların
Biz her derde müstehakız Kibarım
Gitmeyen biz suçu yokki yolların
Biz her şerre müstehakız Kibarım
Kardeş olduk canımızı alanla
Sevdanın şerbeti gönül ovama
Dolsa da kendime içiremedim
Sen benim gözümde bir hiçtin ama
Kalbime sözümü geçiremedim
Bu da gelecekmiş başıma bu da
Gelecek neleri saklıyor bizden, kim bilir
Zamanı geldiğinde arz etmek için,
Hangi acıları, hangi kayıpları
Hangi görmemişlikleri, hangi depremleri
Hangi feryatları, hangi karanlıkları
Gün ortasında..
Hasret kazanında ciğerim haşlı
Kara renk babında yüreğim taşlı
Olsa ne yazar ki gözlerim yaşlı
Ellerimden tutup gül desen yeter
Taşkınlık neyime tecel neyime
Bazen ateşim bazen tencerenin dipliyi
Bazen sabır taşıyım bazen pamuk ipliyi
Arasam ne yazar ki tipsiz veya tipliyi
Nasılsa kahpe felek bildiğini okuyor
Kim demiş herkesedir hakikatte barika
Ağız tadı ile meşke ermeden
Sevda güllerini sayıp dermeden
Koşup eylenmeye fırsat vermeden
Kahrolası zaman ne çabuk geçtin
Anında sönüyor bir ışık yaksam
Her aklıma gelişinde nefretim arşa çıkar
Efkârım hırs ateşinde dünyayı yakar, yıkar
Sanma gönül bir gün seni lanetlemekten bıkar
Seni küle çevirmeden bıkarsam kahrolayım
Kayar gibi hiç durmadan kel başta şimşir tarak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!