Bir insan neden tükürdüğünü yalar bilir misin?
Çaresizlikten değil, sevgisi ağır bastığı için.
Bir baba evladına ettiği beylik sözler üzerine,
Onu çaresiz kılan bir şey olmadığı halde,
Neden yalar tükürdüğünü bilir misin?
Öksendeyim, hele tut götür;
Söz toplamam köşe bucak.
Hemen gelirim, olsam da yalınayak.
Hiç de fena değilsin bunca
Yapmacık, satılık et pazarında.
Ruhum girdabın dönmeçleri kadar yalın.
Köşesiz, sivri dilsiz, sade bir dil takınmış.
Esen rüzgâra yol sorar,
Karanlıktaki tek ışık hüzmesine ayan beyan gider olmuş.
Parmak ucu tedirginliği,
Kağıt önümde, kalem elimde
Vesikalığın düşlerimde
Yazsam kağıt yetmez
Yazmasam ömür geçmez
Göğsüm daralıyor, inşirah suresi sanki bana iniyor
Yokluğunda seni varlığındakinden fazla yaşadım
Çaresizliği içimin en derinin de yaşadım
Adını canım yandığında
Anne kelimesinden fazla sayıkladım
Bir kuru selama bir can adanır mı?
Söyle rabbim
Kelebeğin kanadına yüklesen, hissetmeyeceği dertler edinmişsin
Hörgüncündeki suyla çöller aşana, seraplar göstemişsin
Hissizlik var tabanlarımda,
Yürüdüğüm karanlıklardan değil de,
Gördüğüm akarsuya bir türlü varamayışımdan
Sıvasız duvarlar ahengini bozmaz soğuğun.
Ortamı ısıtan; zemheriye kafa tutan sıcacık sohbettir
Kar, kış, boran vardır dostlukta.
Hele bu yiğitler için yazılan kelamdır.
Kalsın hele bir, öncelikle akılda:
Sırrın sır olduğu, adamlığın konuşulmaya hacet olmadığı
“O zaman konuşmayalım,” dedi.
Yıkıldı dünya; tozu, dumanı, enkazı
Terletti beni.
Sonra bulduk arayı,
Zor kurtardı gönlüm paçayı.
Ya bir gülüşü var;
Sokağından geçiyorum;tan yeri ağarmış
İçimde tınısı sızısından sonra gelen bir melodi
Ruhum bedenimden bir kaç adım önden yürüyor sanki
Kavuştuğumuz anın hayalini kuruyorum niceleri
Ondandır ferman geçiremeyip
Gönlüme kendimi kapında bulmam
Ah Benim Bitmeyen Sözüm
Ah Benim Son Mısram
Kilometrelerce Yakınım Sana Lakin
Yelkovanın Akrebe Küskünlüğü Kadar Da Uzak,
Sen Üzüm Ol Ben Sana Salkım
Söylemeyelim Bağını; Hep Bizde Gizli Kalsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!