Tutkularımı boş kovan gibi ardımda bıraktım.
Çıkmaz sokak tenhalığı yüreğim şimdilerde.
Kafamın içinde çözemediğim sayısız soru var.
Aramadığım samanlık kalmadı.
Bulamadım cevaplar nerede?
Hâl hatır sorma iyi diyelim
Geçelim bu klişeleri
Kıskıvrak yakalayan sorular soralım
Kaçak bakışları birbirine mıhlayan
Beni seviyormusun? Diyeyim sana
Kaçırdığın bakışları acı bir tebessümle doğrult bana
Mum aydınlattığı oda kadar ısıtır mı?
Bir ölüyü, üzerine atılan onca toprak boğar mı?
Bir bebek sancısız doğar mı?
Birbirini seven çift son kez birbirine sarılıp
Gözyaşı dökmeden ayrılır mı?
Ismarlama aşklara yer yok lügatımda.
Doldurdum içimdeki boşlukları.
Yılların bana bıraktıkları sancılı oldu;
Ağırlığınca yükten geri kalan
Nasırlı düşlerim
Ve kabuk bağlamış yüreğim oldu.
Aşk bekledim yağan yağmurlardan
Fırtınası sonradan kopan
Dudaklarımın kenarında aşk saklanbacı
Boynundan ıslak bir öpücük
Sen içimde büyüttüğüm
Sarılınca hani çözülürdü bu kördüğüm
Her saat dilimi eksik kalır.
Ansızın apansız vurur aklıma tebessümün,
Ruhumdan bir pencere aralanır.
Odaları senle dolar, taşar biçare gönlümün.
Uzağına yakınım, yakınına uzak.
Gözüm görse, dilim bilmez;
İşitsem sesini, ruhum sağır mı kesilir?
Attığım adım,
Verdiğim sözlerden bir adım öteye gitmez.
Kara kışın rengi hep mi beyaz sandın?
Kaçarak kurtulamazsın
Çünkü gittiğin yere kendini de götüreceksin
Derdi elemi koymasan da bavulava
Ah be sevdiğim, gönlünde sanki beni misafir etmeyecek misin
Çok denedim ben de
Kaç cephedeyim, yoruldum artık.
Dize çökmeye, üzülmeye vakitten var mı artık?
Gülen gözler ardında saklı bahçem,
Kadere elpençe durdum; yok artık eski neşem.
Gençlik denen rüzgâr esti geçti.
Nara atar gözyaşlarımın izleri,
Dudaklarıma tuzdan önce acı gelir.
Tadı kaçmasa yalana oruçlu gözlerimin,
İzi sürülür müydü yoksa
Elmacıklarımda hüznün, kederin?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!