Hüznü Perişanlığım

Muhammed Emin Daştan
70

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Hüznü Perişanlığım

Hâl hatır sorma, iyi diyelim
Geçelim bu klişeleri
Kıskıvrak yakalayan sorular soralım
Kaçak bakışları birbirine mıhlayan
“Beni seviyor musun?” diyeyim sana
Kaçırdığın bakışları acı bir tebessümle doğrult bana
Yaksın canımı; sevgiyi aşka muhtaç kılan gözlerin

Sahi, kaç zaman üstüne geldik bir araya
Dört değil, kırk ayak olsa
Taşıyamaz içimdeki acıyı bu masa
Susma, ne olur susma
Konuş ki dikişlik yaralarıma çare ol

Uzaktan izleyip
Kaç kez ardınca yürüdüm evinin yolunda
Sen baba evine girerken
Ben can evimden el sallardım
Ah sevdiğim, anahtar senin elinde
Yedeği yoktur aşk dilinde
Dönüp ardına bir baksan
Ben hep bir iç çekiş kadar uzağındaydım
Beklerdim dibinde

Özlemle hasret kavga etmiş, kazanan acı olmuş
Sükût, hayallerinden davacı olmuş
Kaybeden mutluluk olmuşsa
Kazanan ayrılık olmuş
Sevdanın iftar sofrasında

Yüreğindeki beni tanıyan tek tanık
Soruyorum sana, aşk huzurunda bensem sanık
Bittiyse eğer bu duruşma
Gönlüm hâlâ sana niye yanık

İçimdeki deli sığmıyor ele avuca
Nereden öğrenmiş sevmeyi
Bir daha sevsin, göreceğim
Bir yerlerde çalsın şarkımız, kendimden geçeceğim
Başıma gelirse sevda yükü, sırf senden bileceğim

O sıra belki kopar yüreğimde yaygara
Tek başına geçecek bir ömür mü?
Senle gidilecek yol mu uzundu?
Her yokuşun bir düzlüğü yok muydu?
Sorarım sana, hüznü perişanlığım benim
Senin mendilin benim gözlerimden kurumuyor muydu?

Muhammed Emin Daştan
Kayıt Tarihi : 28.09.2021 13:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Var bir hikayesi

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!