MÜCEVHERDEKİ LEKE
Hiçbir yüz öylece geçip gitmedi o kalabalık aynadan,
Ve bir şehir, sadece taş değildi, sızmıştı ruhumuza zamandan.
Gördüğün o yorgun camlar, o dilsiz mermer avlular;
Sanki içimizde biriken o gümüş sırtlı, o kırık aynalar.
Hatalar diyorum; o ruhun en mahcup, o kadife sızıları,
Aslında hayatın alnımıza vurduğu o en berrak, en derin yazıları.
Ezberlediğin o şarkı, o ses, o kehribar mırıltı;
Bir anlık duruş değil, bir ömürlük billur sarsıntı.
Gözden süzülen o yaş, sadece bir damla değil,
Kendi yatağını arayan o ince, o ipekten mağrur meyil.
Duyulan her sevgi, bir gölge gibi yerleşir tene;
Sızar durur sessizce, kalbin o sedef kakmalı, o en kuytu yerine.
Tesadüf mü? Belki sadece yaldızlı perdelerin aralanışı,
Işığın o eski yaraya, o tozlu yaraya tam vaktinde dokunuşu.
Çünkü her şey, bir anlamın o derin uykusunda uyur;
Vakti gelince uyanır, kendi mor sesini bulur.
İnan buna, hiçbir şey beyhude bir rüzgâr, bir esinti değil,
Her biri o büyük bütüne sığan birer fildişi inci.
Mutlaka bir karşılığı vardır bu yorgun, bu uzun geçidin;
Düğüm çözülür, dağılır gider hayatın o ağır, o derin uykusu.
Murat Ozan Avcı
Murat Avcı Ozan
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 11:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İnan buna, hiçbir şey beyhude bir rüzgâr, bir esinti değil, Her biri o büyük bütüne sığan birer fildişi inci. Mutlaka bir karşılığı vardır bu yorgun, bu uzun geçidin; Düğüm çözülür, dağılır gider hayatın o ağır, o derin uykusu.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!