Yarım bırakılmış bir imlanın gurbetindeyiz,
Kader; önümüze serilen o ilk, o ketum taslak...
Ne bir nokta bırakılmış sığınacak bir gölge gibi,
Ne de bir virgül nefes aldırmaya.
Kelimeler, o körpe göçmenler,
Kendi harflerinin ardında bir giz gibi saklı;
Belli ki usta bir elin sırrıyla ham bırakılmış ömrümüz,
Keşfedilmeyi bekleyen bir gurbetle başlıyor en derin sızımız.
İşte buradasın, elinde mürekkep ve bir parça cesaret.
İlk hamle kabacadır, kırık kemikleri doğrultur gibi:
Yanlış anlaşılan günleri düzeltmekle başlar insan.
Harfleri ait olduğu yere yerleştirdikçe,
Hayal meyal belirir sislerin arasından
O vahşi, o muazzam hayatın çehresi.
Sonra o amansız ayıklama vakti gelir:
Anlatım bozuklukları... yani ruhun fazlalıkları.
Bazen sırtındaki kambur bir kelimeyi silip atacaksın,
Bazen eksik kalmış bir sevinci kanınla tamamlayacaksın.
Ve yerini değiştireceksin kimi zaman anıların;
Ölümün kelimesini alıp, en arkaya,
Yarının kelimesini getirip en öne koyacaksın.
Çünkü bilirsin:
Cümle içinde yanlış yerde duran her sevda,
Bir anlatım bozukluğudur kalbin diziliminde.
Ve en nihayet, o en ince zanaat:
Noktalama işaretlerini serpiştirmek göğsün kafesine.
Kolay mıdır bir virgülün hakkını vermek?
Nerede duracağını bilmek, nerede soluklanacağını...
Hangi uçurumun kenarına ünlem çakacağını,
Hangi dipsiz kuyuya soru işaretleri sarkıtacağını bilmek.
Ve nihayet, o en büyük sır:
Doğru yerde, o kusursuz noktayı koyabilmek.
İşte o an öğrenirsin:
Doğru yerde susmanın asaletini,
Doğru yerde isyan etmenin o görkemli çığlığını.
Son nokta, teslimiyet değil;
Metni asıl sahibine, yani kendine iade etmektir.
İlk metin kaderdi, evet;
Mürekkebi mutlak, tasarımı yüce bir mecburiyet.
Ama aradaki o boşluklar, silgiler, kesikler...
O bizim kendi uçurumumuzdur.
İnsan, kendi ömrünün editörü olduğu müddetçe,
Kaderin sınır boylarında
Kendi tapınağını inşa eder.
Kayıt Tarihi : 3.07.2026 14:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!