Bir şehri yoklar gibi yoklama beni,
Yok olan sokaklarımı,
Yok olan sahillerimi göremezsin.
Sadece varoşların kaldığını bilemezsin...
Uğultuluyum biraz,
Biraz da tren sesi var,
Yalan değil di,
sehrin sokakları seninle dolup
seninle boşalıyordu.
Geceleri ışıklar senin için yanıp sönüyordu.
Bundan senin haberin yoktu,
ben biliyordum.
Mektubunda "Senin şehrinde havalar nasıl?" diye sormuşsun,
Benim şehrim diye birşey yok artık,
bil istedim,
Eskidende yoktu,
Memleket kavramını geliştiremedim bir türlü,
Sorunca birileri "Memleket neresi?" diye,
Kıştı,
Evin arkası bir yokuşa bakıyordu,
Sen kahvaltı sonrası,
İşe gidiyordun.
Seni son kez pencereden izliyordum,
82'nin Ocak ayıydı,
Semayı dikmeye çalışırken gördüm,
İçinden yıldız yıldız gözlerin dökülüyordu.
Sonra karanlığım oluyordun,
Sonra birden aydınlanıyordu gökkubbe.
Terzisiydim umutların,
Yaraların her gece,
Nedir bu bendeki seni bulma,
Bendeki sen miktarını artırma çabası?
Mine Yılmaz Sevinç
24 Eylül 2024
20:25
Mum rüzgarın tersine eğdi ışığını,
Sesim eski bir gölgeden...
Gece konuşur dilsizliğime,
Ahrazlığıma yıldızlar...
Aysız kalınca neler neler oldu?
Yıl 2023
İlk uyandık mı?
Uyandık...
Elini kalbine götürücen arkadaş,
Götürücen lami cimi yok
Yok işte,
Ne uzun mektuplar yazabilirim,
Ne de uzun şiirler,
Ne laf kalabalığı ister gönül,
Ne kelime üstüne kelime,
Ne gitmeni aslında.
Sen gitme ben de yazmayayım.
Türkü türkü ararım,
Seni içimdeki,
Sazın tellerinde.
Ay ışığını beklerim,
En güzel nağmeler için.
Mine Yılmaz Sevinç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!