Ağlamayı sevmediğim doğrudur
Ama otomatiğe bağlanmış gibi akıveren boncuk boncuk damlalara çare yok,
Acışmayıda hiç sevmem aslında,
İnsan insanın acısını anlar mı,
Anlamaz mı bilinmez?
Hep bir risk taşır acıyı ve
Ağlarken sokağın ışıkları ateş böceklerine,
Kim anlar ki senin göndermediğin mektuplardan,
Bir köşede ağlayan bir çocuk bıraktığından?
Çocukluğunun hangi oyununda bırakmıştın gülümsemeni?
Git oraya çocuk, git tut ellerinden!
Nerede bıraktıysan gülümsemeni al...
Sıcaktı, Ağustos böcekleri
Çıldırmış gibi çalıyordu sazını.
Öttürdüler tabiri caizse,
Öyle içli, öyle harika ezgilerle çalıyorladı,
Yüreğimin özlemlerini uyandırırcasına.
Bir kayısı ağacıydım,
Firuzenin dibine vurmuşum bir gözde,
İçim içime sığmaz olmuş koşar durur başaklar arasında,
Sıcakmış ,başıma güneş geçermiş umurunda mı?
Rüyanın bini bin para,
Gözümün önünü görmez olmuşum.
Kadınım ben.
Ağlarım,
Soğan gözümü yaktı derim.
Gülerim,
Bütün dünya güler.
Kan kusarım,
Portakal ağacında, bir akasya dalıyım sanki,
Durum o kadar vahim yani!
Nerdeyim, niçin burdayım?
Der gibiyim. ..
Dünyadan değilim sanki,
Aramızda göğün akti var,
Sendeleniriz her kaçmaya çalıştığımızda,
Birbirimize bağlayan birşey var,
Kopmayan...
Aramızda bunca yağmur damlasının,
Güneş'in,
Hayat akıyordu akşama,
akşam ise gözlerine
ve gözlerin gelmek bilmeyen
bir akşamdı sadece.
Mine Yılmaz Sevinç
Akşamı bölüşmem seninle
Paylaşmayı bilmediğin belli...
Ufukta acımasız bir kızıllık var
Onu sen yaptın biliyorum...
akşamlardan dökülen şiirler geziniyor tenhalarında,
busende, saçlarında.
balsı bir muhabbet konuyor ansızın penceremin pervazına,
dinlemeden olmaz, dilsizdir bütün yaralar,
ya
dinleyeni yoktur yahut söyleyeni...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!