@SERHAT GAZİ:
Dışarıda ömrün uğultusu, içimde tek kişilik sesler,
Bir gölge geçti penceremden, rüzgâr mıydı yoksa kader mi?
Dilsiz duvarda bir gölge, kırılan daldan kalan yas,
Hangi sokağın çıkmazından sızıp gidin böyle sessizce?
Ateşi yakan kendi külüne yabancıymış meğer,
Aynada kırılan yüzler saklar hüznün gerçeğini.
Umut dedikleri bir iplikmiş, çekildikçe incelen,
Giden gitti de, bıraktığı boşluk niye bu kadar ağır?
Gözlerini yumduğunda başlayan o kimsesiz akşamda,
Bir avuç toprak gibidir insanın kendi kalbi;
Kendi hüznünü ağırlar da tek bir harf diyemez:
Sükûtu evim bildim, yüreğimdeki en ağır misafir senmişsin.
Mihman
Zamanı sarmış bir duman, odada eksilmeyen gölgeler,
Bir hayat biriktirdim; yarısı eyvah, yarısı keşkeler.
Yollara bakıp durmaktan yoruldu penceredeki gözüm,
Bunca kalabalık içinde kime yetti ki bir tek sözüm?
Bir ömrü devirdik de ne kaldı geriye kalan tortudan?
Hangi kapıyı çaldıysam yankısıyla döndüm sonsuzdan.
Taş yorulur, yol biter, insanın yükü bitmezmiş hiç,
Acıyı göğsünde saklayanlar bağırıp çağıramazmış hiç.
Gece iner, herkes kendi karanlığına çekilir yavaşça,
Bitti sandığın yerde başlar o devasa yalnızlık;
Kapımı çalan olmadı hiç, ben kendi yaramın konuğuymuşum.
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 14:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!