Yağmurun toprağa düşmek gibi bir telaşı vardı,
Buhar olacağını bile bile.
Sustun birden bire,
Gözlerin sustu.
Lal oldu dilin,
Sözlerin sustu.
Şimdi ben duyamadığım sözlerinin enkazıyım,
Yıkılırım...
Üstümüzde döne döne uçuyor kuştan zaman.
Ha yakaladım ha yakalayacağım kendimi.
Aynalarda karşılaştığım ihtiyar,
Bu yorgun,bu çilekeş ben değilim.
Biz evvelce çocuk ruhluyduk,
Gözlerin ki bir inci tanesi,
İstiridye kabuğunun gizeminde.
Gözlerin ki ahu deniz.
Gözlerin ki yakamozu kalbimin...
Seyyah idim dolaşırdım alemi.
Gönül evim virane mi kavi mi?
Nere gitsem bulamadım yerimi.
Can denilen tene sığmaz kuş imiş.
Meyil etme yalan dünya boş imiş.
Ben afili şiirler yazabilirdim,
Argoyu hatim ettirebilirdim puştluğuna.
Mavi kiremitleri raks ettirebilirdim,kalbimin tınısında.
Güneşi avuçlarınızda söndürebilirdim,okşayarak.
Yıldızları titretebilirdim bir alevin narında.
Namlı dizelerimi imgesellik örtebilirdi sayfa sayfa.
Yalnız bir adam geçti,
İstanbul sokaklarından.
Biraz siyah kedi gibi renksiz,
Biraz maviye çalan umutlarla.
Kaldırımlarda iz bırakmadan.
Siyah kedi gibi geçti,
Ve bu gece yalnızım yine.
Gökleri özlüyorum
Bir kuş kafesinde.
Uçarak özgürce
Yanına varmak istiyorum.
Göklere haber sal.
Ağlamasın bulutlar.
Toprağımı özlemiş olmalı yağmurlar.
İstanbul içinde Yalnız bir Adam var.
Kalabalık sokaklarını adımlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!