"Vatanım! " diye bağırıyordu adam.
İncinmiş miydi?
Neydi bu yakarış?
Cenneti mi çalınmıştı?
Erikleri mi?
Neydi durum?
Bir bilsen seni nasıl nasıl özledim,
Bir ağlayış kadar yakınım sana,
Bir ses kadar da uzak.
Ve viraneleşir gönül limanım
Ne uzak ne yakın.
Ölürüm ben sensiz,sessiz ölürüm.
Sizi hiçbir vakit mutluluğumla göremedim
Göremediler
Göremezlerdi
Görmezden geldiler
Geldik...
Kalamadığımızda ise
Sesini duymuyorum,çok uzakta olmalısın?
Şimdi seni kısacık anlatmama izin ver lütfen,
Seni anlatırken aslında ruhumun aynasını anlatacağımı unutma!
Gökyüzünde ay ve yıldızları hayal ediyorsun,
Sen karanlıkta ortaya çıkan bir notasın,
Bakışların yorgun değildi,
Alnındaki upuzun yollardan belliydi,
Ve gözlerinin altındaki torbalardan da,
Onlarla dünyayı gezmiştin bence...
Bir İlhan Berk, nasıl anlatılırdı bilmiyorum?
Sonuna ekle beni
Başlangıçları çoktan tükettim
Yolun ortasındayım
Zannederim sonbahar
Şimdi her şeyi sakinlikle görebilirsin
Yakından her şey daha güzeldir,bilirsin
Yanık sesi duyulurmu dersiniz?
Ülkeler ve o ülkelerin çocuk zihinleri,
Duyarmı çaresizliğimi?
Ben İranlı şair
Az ve öz konuşan,
Çocuk mürekkepi sunuyorum size;
Yalnız yanılmadığım beni de yalnız bırakmayan senli dakikalar var ya ömrüme aldığım
İşte onlarla "olmak.." diye bir şey oluyor.
Benim yüzüm fasihtir,
sanmaki karanlığa meyleder
Biliriz biz bu tecvidi
siz siz olun ki;
ayrılmayınız
aydın dilden.
Mutlu bir adam olsaydım;
Tüm kızlar benden kaçmazdı.
Şişman bir adamın mutlu olma şansı yüzde kaç?
Caddelerde sürekli elim cebimde dolaşıyorum,
Güzel kızları görüyorum,
Hepsi yakışıklı adamların yanında dolaşıyor.
kahırede buyumek hakkınde sorularım var ıznınızden