Sonu olmayan bir yol
Uçsuz bucaksız
Her yokuşunda bir yol ayrımı
Ne tarafa gitsen
Daha beter ötekinden
Sen oraları unuttun belki
Taşı toprağı aklına gelmez
Çekip de gideli yıllar da oldu
Ama gönül bunu kabullenemez
Yıllar geçti hatıramda sen kaldın
Şu dünyada sana kıymet vereni
Bir çırpıda el saymak hiç olur mu
Sen ağlarken gözyaşını sileni
Görmemeyi göze almak olur mu
Elin tutup sana yoldaş olanı
Özlemek buymuş demek
Taşı toprağı seyretmek
İçine rüzgârın kokusunu
Çekip çekip üzülmek
Kaçtığımız bu yerlere
Ara sıra geri gelmek
Gönlüme bir hüzün çöktü yine bu akşam
Yine yalnız seni düşünüyorum
Uçsuz bucaksız tozlu yollardan
Hayalimle sana sesleniyorum
Dağ gibi kokuyor lalesi aşkın
Her köşe başında beklerdi geçsin
Ilık ılık estiğinde bu şehrin
İçinden sevdanın kokusu geçer
Gel sevdiğim zindanlarda har olsam
Düştüm yollara düştüm savruluyorum
Gidiyor gidiyor düşünüyorum
Bir yanım sessiz sedasız masum
Bir yanım dakika tutamıyorum
Ey kul sen de kendin söyle, kendini dinle
Sen gidince anladım
ne kadar yorulduğumu
bu hayatın içinde
ne kadar da yalnız olduğumu
sen gidince anladım
Sen miydin bu sebepsiz sandığım
Gözyaşımın katili
Sen miydin bu harabeye yol veren
Yalçın ve uzak
Berrak bir rüyanın hatırlattığı
Oysa sen yoktun yanımda değildin
Aynalarda gördüm ruhunu
Sessizliğini zamanın
Bakışlarına hapsolmuş yüreğim
Ve dudağımda sessiz bir fısıltı
Yalnızlığın dibine vurmuş her halim
Satırlarımda ararken seni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!